2019-2024 dönemi Kadıköy Belediye Başkanımız @serdildara'yı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'müzde misafir ettik. Gündemimizdeki konular hakkında istişarelerde bulunduk. Nazik ziyaretleri için teşekkür ederim.
Bugün, düşünce dünyamızın en cesur kalemlerinden birini kaybettik.
Yalçın Küçük, yalnızca bir yazar değil; sorgulayan, eleştiren ve düşündüren bir akıldı.
Ardında bıraktığı fikirler, tartışmalar ve eserler uzun yıllar yaşamaya devam edecek.
Ailesine başsağlığı diliyorum.
Bir dosya sadece kâğıt değildir; bir hayatın ve adalet arayışının yükünü taşır.
Biz avukatlar yalnızca yasaları değil, umutları ve susturulan sesleri savunuruz.
Adalet için verilen mücadelenin günü…
Tüm meslektaşlarımın Avukatlar Günü kutlu olsun.
Babamın ölüm yıldönümünde neden hep aynı fotoğrafı paylaştığımı soranlar oluyor.
Cevap çok basit.
Başka fotoğrafımız yok.
Çünkü bizim hayatımız, sıradan bir baba oğul hikâyesi değildi. Bu ülkenin yakın tarihinde yaşananların bir parçasıydı. 1980 darbesinden sonra ailemiz, yıllarca cezaevi kapılarıyla, görüş günleriyle ve yasaklarla sınandı.
Ben çocukluğumu parklarda değil, cezaevi kapısında, koridorlarında geçirdim.
Ya babam içerideydi ya da ağabeylerimden biri. Özgürlük, bizim için hep ertelenmiş bir kelime oldu.
Bu yüzden birlikte çekilmiş fotoğraflarımız yok.
Çünkü birlikte yaşayabildiğimiz hayat, yarım bırakıldı.
O tek fotoğraf; bir babayla bir çocuğun hatırasından çok daha fazlası.
Bir dönemin, bir kırılmanın, bir adaletsizliğin sessiz tanığı.
Babamı 16 yaşımda kaybettim.
Bugün de aynı fotoğrafı paylaşıyorum.
Çünkü başka fotoğrafım yok.
Çünkü bu ülkede bazı hikâyelerin yazılmasına bazı fotoğrafların çoğalmasına izin verilmedi.
Babamın ölüm yıldönümünde neden hep aynı fotoğrafı paylaştığımı soranlar oluyor.
Cevap çok basit.
Başka fotoğrafımız yok.
Çünkü bizim hayatımız, sıradan bir baba oğul hikâyesi değildi. Bu ülkenin yakın tarihinde yaşananların bir parçasıydı. 1980 darbesinden sonra ailemiz, yıllarca cezaevi kapılarıyla, görüş günleriyle ve yasaklarla sınandı.
Ben çocukluğumu parklarda değil, cezaevi kapısında, koridorlarında geçirdim.
Ya babam içerideydi ya da ağabeylerimden biri. Özgürlük, bizim için hep ertelenmiş bir kelime oldu.
Bu yüzden birlikte çekilmiş fotoğraflarımız yok.
Çünkü birlikte yaşayabildiğimiz hayat, yarım bırakıldı.
O tek fotoğraf; bir babayla bir çocuğun hatırasından çok daha fazlası.
Bir dönemin, bir kırılmanın, bir adaletsizliğin sessiz tanığı.
Babamı 16 yaşımda kaybettim.
Bugün de aynı fotoğrafı paylaşıyorum.
Çünkü başka fotoğrafım yok.
Çünkü bu ülkede bazı hikâyelerin yazılmasına bazı fotoğrafların çoğalmasına izin verilmedi.
Bazı insanlar öldüğünde yalnızca bir insan gitmez.
Bir hafıza eksilir, bir şehir susar, bir dağ yerinden kopar.
Fahrettin Kayhan öyle insanlardandı.
Kadıköy onu bilirdi.
Sokakların, kahvelerin, uzun siyaset sohbetlerinin içinde memleket meselelerini dert eden adamlardandı.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde yalnızca bir isim değildi;yılların biriktirdiği hikayeler, mücadeleleri, kırılmaları ve umutları hafızasında taşıyan yaşayan bir bellekti.
Ama onu anlatan yalnızca siyaset değildi.
Onu anlatan şey yüreğiydi.
İnancıydı.
İnsanlara duyduğu o derin, sahici sevgiydi.
Arguvan’ı severdi.
Memleketin rüzgarını, toprağın kokusunu, dost meclislerini severdi.
Bir Arguvan türküsü gibi ağır, derin ve içliydi hatırası.
Kadıköy’de Şahkulu, Karacaahmet. Arguvanda ki köyü Ermişlide Ali Baba ve İmam Cafer türbeleri onun için yalnızca ziyaret edilen yerler değildi.
Bir bağlılığın, bir inancın ve bir vefanın emaneti gibiydi.
O emanete sahip çıkmak için elinden geleni yaptı, sessizce, gösterişsizce, ama yürekten.
Şimdi onu kaybettik.
Bazen insan bir dostunu kaybetmez sadece.
Arkasında duran bir dağı kaybeder.
Ben bugün o dağlardan birini kaybettim.
Ama bazı insanlar toprağa sığmaz.
Adları bir kentin sokaklarında kalır,
hatıraları dostlarının omuzlarında yürür,
sözleri bir mücadelenin içinde yaşamaya devam eder.
Şimdi Kadıköy biraz daha eksik.
Arguvan’ın rüzgarı biraz daha hüzünlü.
Sanki uzaklardan bir uzun hava yükseliyor şimdi.
Ama biliyorum ki bazı insanlar gerçekten ölmez.
Onlar bir kentin hafızasına yazılır.
Bir halkın vicdanında yaşamaya devam eder.
Fahrettin Kayhan artık yeni bir yolda.
Menzili ışık olsun.
Biliyorum, Şimdi Ali Baba karşılamış, İmam Cafer yanına almıştır Fahrettin Abi’yi.
Ne diyeyim; Işık olsun, su olsun Aşk olsun.
Yol arkadaşım, yoldaşım, ağabeyim Fahrettin Kayhan’ı kaybettik. Çok üzgünüm.
Fahrettin Abi; Dosttu, yoldaştı, dağdı ardımda.
Bundan böyle bütün dağların önü de ardı da Fahrettin Kayhan benim için.
Başımız sağ olsun.
Cenazesi 12 Mart Perşembe günü (yarın) saat 15.00'te İçerenköy Pir Sultan Abdal Cemevi'nden kaldırılarak Küçükyalı Mezarlığı'nda sırlanacak.
Almanya’da bir eyaletin başbakanlığına seçilen, Türkiye’den Almanya’ya göç etmiş bir ailenin evladı olan Cem Özdemir’i tebrik ediyorum.
Göçle başlayan bir hayat hikâyesinin demokratik siyaset içinde en üst yönetim sorumluluklarından birine ulaşması; çoğulculuğun, fırsat eşitliğinin ve kapsayıcı demokrasinin ne kadar güçlü bir değer olduğunu bir kez daha göstermektedir.
Çevreyi koruyan, özgürlükleri güçlendiren ve farklı kimliklerin birlikte yaşayabildiği bir siyasetin temsilcisi olarak üstlendiği bu görevin; demokrasi, sürdürülebilirlik ve insan hakları adına önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.
Eşitlik hâlâ tam sağlanmadıysa, emek hâlâ görünmez kılınıyorsa, kadınlar hâlâ şiddet ve ayrımcılıkla karşı karşıya kalıyorsa; mücadele de hâlâ devam ediyor demektir.
Bu yüzden 8 Mart; susmayanların, vazgeçmeyenlerin ve emeğiyle dünyayı değiştirenlerin günüdür.
Hayalleri kısıtlanmamış, sınırları zorlayan ve dünyayı değiştiren tüm kadınlar için.
Tüm emekçi kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.
Önceki dönem Kadıköy Belediye Başkanımız Sn. Şerdil Dara Odabaşı @serdildara, İlçe Başkanımız Sn. @canersaritaschp'ı ilçe başkanlığımızda ziyaret etti.
Nazik ziyaretleri için teşekkür ediyor, dayanışmayı büyütmeye devam ediyoruz.
6 Şubat Depremi’nde kaybettiğimiz canların acısı hâlâ yüreğimizde, ilk günkü gibi taze…
O zor günlerde Kadıköy Belediyesi emekçileri ve Kadıköylüler olarak deprem bölgesinde yürüttüğümüz dayanışmayı anlatan, yüz binlerce izleyiciye ulaşan “1146 KM: Bir Dayanışma Belgeseli”ni izlemenizi yürekten tavsiye ediyorum.
6 Şubat Depremi’nin ardından, aylar boyunca deprem bölgesindeki yurttaşlarımızla çok güçlü, çok onurlu bir dayanışma kurduk. Bu süreçte emeğini, zamanını ve yüreğini ortaya koyan tüm Kadıköy Belediyesi emekçilerine ve Kadıköylülere bir kez daha gönülden teşekkür ediyorum.
Bu yolu sizlerle birlikte yürümüş olmanın gururunu yaşıyorum.
Bir daha benzer acıların yaşanmaması umuduyla…
Bir insanın özgürlüğü,
bir kentin vicdanına dokundu bugün.
Ve Adana bir kez daha hatırlattı:
adalet, Adana güneşi gibi açık ve net olmak zorundadır.
Hoşgeldin abi. @ZeydanKaralar01
Dimdik bir adamı, iyi bir dostu, ağabeyi, iyi bir Kadıköylü ve Fenerbahçeli Ahmet Çelebi’yi kaybettik bugün.
Yokluğunu, yoldaşlığını unutmayacağım.
Merhuma Allah’tan rahmet; kederli ailesine, sevenlerine ve camiamıza sabır ve başsağlığı diliyorum.
Ahmet abi, seni çok özleyeceğiz.
İyi ki vardın, hep bizimle kalacaksın.
Geride bıraktığımız yıllar hepimiz için kolay olmadı. Kayıplar yaşadık, adaletsizliklere tanık olduk, acıların ve belirsizliklerin gölgesinde kaldığımız zamanlar oldu. Kimi zaman umutlarımız sınandı, kimi zaman dayanma gücümüz…
2026’ya girerken, yaşadıklarımızı unutmadan ama onlara mahkûm da olmadan yeni bir sayfa açmayı diliyorum. Geçmişte can yakan ne varsa tekrar etmemesini; ayrışmanın, şiddetin, haksızlığın yerini sağduyuya, dayanışmaya ve vicdana bırakmasını temenni ediyorum.
Bu yeni yıl; kaybettiklerimizi sevgiyle andığımız, yaralarımızı birlikte sardığımız, umudu yeniden cesaretle kurduğumuz bir yıl olsun. Sessiz kalanların ses bulduğu bir yıl…
İl yönetim kurulunda birlikte yol yürüdüğümüz; yoldaşım, ağabeyim ve dostum Mehmet Sevim’in beklenmedik kaybı hepimizi derinden sarstı.
Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve tüm yol arkadaşlarımıza sabır diliyorum.
Hepimizin başı sağ olsun.
Güle güle yoldaş…
Partimizin 39. Olağan Kurultayı’nda tekrar Genel Başkanımız seçilen Özgür Özel’i ve Parti Meclisimize seçilen arkadaşlarımızı kutluyor, başarılar diliyorum.
Öğretmenler Günü kutlu olsun.
Bizlere sadece bilgiyi değil; düşünmeyi, sorgulamayı, üretmeyi ve daha iyi bir insan olmayı öğreten tüm öğretmenlerimize sonsuz teşekkürler.
Öğretmenler! Yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır.
Mustafa Kemal Atatürk
Geleceği aydınlatan, bir ülkenin kaderini şekillendiren tüm öğretmenlerimizin günü kutlu olsun.
Kritik bir virajdayız. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarını tamamlama aşamasına yaklaşıyor. Bu süreçte tüm siyasi aktörlerin olduğu gibi CHP’nin de topluma ilkesel, tutarlı ve barıştan yana bir çizgi önermesi önem taşıyor.
CHP bugüne kadar bu meselede farklı zamanlarda farklı tonlarda açıklamalar yapmış olsa da bu çeşitlilik kamuoyunda yer yer belirsizlik algısına yol açabiliyor. Oysa Türkiye’nin ihtiyacı, daha açık ve öngörülebilir politik bir yaklaşım. Bu noktada CHP’nin kendi tarihi sorumluluğunu hatırlayarak, gelecek vizyonunu daha net şekilde ortaya koyması hem kendi tabanı hem de geniş toplum kesimleri açısından güven verici olacaktır.
Bu mesele, günübirlik tartışmalarla ele alınamayacak kadar stratejik ve hassas bir başlıktır. Türkiye'nin demokratikleşmesini derinleştiren bir perspektifle ele alınması gereken böylesi bir süreçte, bütün partilerin —özellikle de cumhuriyeti kuran ve şimdi demokratikleşmesini yapmaya talip ana muhalefet partisinin — ilkelerini net biçimde tanımlaması demokratik siyasetin kalitesi açısından hayati önem taşır. Zira Türkiye’de yeni bir sayfa açılırken; şiddetin siyasal araç olmaktan çıkması, demokratik müzakere kanallarının güçlenmesi ve yerel yönetimlerin iradesine saygı gösterilmesi ortak bir toplumsal talep haline gelmiştir.
CHP, tarihsel birikimiyle, devlet deneyimiyle ve geniş halk kesimlerinin desteğiyle bu sürece yön verme kabiliyetine sahiptir. Bu kabiliyetin gereği; başkasının ne diyeceğini beklemek değil, kendi ilkelerini açıklıkla ortaya koyarak demokratik çözüm yollarına cesaretle işaret etmektir. Devlet aklı, başkalarının ne diyeceğine göre şekillenmez. Devlet aklının kendine ait ilkeleri, kendine ait değerlendirmeleri ve kendine ait vizyonu olur. Ana muhalefet partisinden de beklenen tam olarak budur.
Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren böylesine kritik kararların, anlık politik dengeler yerine toplumsal barış ve eşit yurttaşlık anlayışı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bugün Kürt meselesi başta olmak üzere tüm kimliklerin eşit yurttaşlık temelinde buluştuğu, demokratikleşmenin güçlendiği bir Türkiye’ye duyulan ihtiyaç her zamankinden büyüktür. Bu süreçte ana muhalefet partisinin tavırsız kalma lüksü yoktur; çünkü toplum yeni bir dil, yeni bir yaklaşım ve yeni bir umut arıyor.
Bu umut, ortak akılla, diyalogla ve barışı önceleyen cesur bir siyasetle mümkündür. Aksi durum siyasetsizliktir.