Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu'nun tutuklanmasının ardından sosyal medyada gündeme gelen iddiaları inceledik.
❌ Uyuşturucu kullanıma dair güncel olduğu iddia edilen ifadesi güncel değil. Sosyal medyada paylaşılan tutanak incelendiğinde, söz konusu ifadenin 11 Haziran 2014 tarihine ait olduğu görülüyor. Paylaşımların belediyeye yönelik son soruşturma süreciyle eş zamanlı yapılması, ifadenin güncel olduğu yönünde yanıltıcı bir algı yaratıyor. 2014 yılındaki ifade, o dönem birçok haber kuruluşu tarafından kamuoyuna duyurulmuş, eski bir tutanaktan.
📢 "Behzat Ç." dizisi için belediyeden kaynak aktarıldığı iddiası da Beşikçioğlu tarafından daha önce yalanlanmıştı. Beşikçioğlu güncel ifadesinde, yapım şirketinin belediyeye ödeme yaptığını, çekimlerin ilçenin tanıtımına büyük katkı sağladığını ve belediyenin herhangi bir zarara uğratılmadığını vurgulamış.
⚠️ Erdal Beşikçioğlu bu konudaki tutumunu daha önce de ifade etmişti. 23 Eylül 2025 tarihinde düzenlenen 2’nci Uluslararası Kent Tiyatro Festivali tanıtımında yaptığı açıklamada, “Milyon dolar harcasaydık eğer biz Etimesgut’un reklamını dünya çapında yapamazdık. Üstelik bu arkadaşlar üstüne para vererek Etimesgut’un reklamını yaptılar” diyerek çekimlerin belediyeye maliyet değil, katkı sağladığını belirtmişti.
Detaylar https://t.co/nAgxWCYaWo’ta.🔎
Kemal Kılıçdaroğlu'nun okuduğu bilinen BirGün gazetesinde yayımlanan açık mektuplara şair Şükrü Erbaş da katıldı.
"Kaymakla dibi bulmak arasında uzun mesafe yoktur. Siz dibi buldunuz ama yine de kulağınızda olsun istedim.
Size birileri 3000 yıl sonra Truva Atı görevi verdi. Bu hile 3000 yıl önce zekiceydi ama bugün Truva Atı'nın içinde yalnızca siz varsınız ve bu çok zavallı bir hile.
Kaldı ki siz bu zeki hileye bile itibar etmeden akıl almaz bir kaba şiddetle 'evinize' girmeye çalıştınız! Ne büyük utanç!
13 yıl boyunca arkanızda 100 yıllık bir büyük yapı varken yapamadığınız ne var da şimdi yanınızda üç muhteristen başka kimse yokken yapacaksınız?
Benim ve çocuklarımın geleceğini siz nasıl hırslarınız için, bir başka kötülük örgütlenmesine peşkeş çekmeye cüret edebiliyorsunuz?
Toplum ve partinizin tabanı sizi istemedi. Hepsi bu. Bunda anlaşılmayacak ne var?
İçinde büyüdüğünüz o olağanüstü kültürün dünyaya öğrettiği en yüce erdem utanma duygusu iken siz nasıl böyle düşkün birisi oldunuz?
Bir başka basit soru, ölümü hiç düşünüyor musunuz?
Siz, yaşınız gereği '68 kuşağı'ndan sayılırsınız. Zerre kadar fikretseydiniz, bugün yaptığınızın Deniz-Yusuf-Hüseyin'i bir daha asmak olduğunu görürdünüz. Bu nasıl bir kör bilinç!
Bir başka tuhaflık da siyasi hayatınız boyunca sizi aşağılayan herkes şimdi alkışlıyor. Nasıl olur da bunu size verilmiş bir değer sanırsınız?
İnebileceğiniz çukurları düşündükçe bu kayıtsızlık ürküntü veriyor.
Sizinle hiçbir sorunum, ilişkim yok, olamaz.
Sorun, ülkenin temel demokrasi-özgürlük-adalet ve insan hakları sütunlarına baltayla saldıranlarla sizin de saldırmaya başlamanızdır.
Siz 'koçbaşı' olmaya talip oldunuz ama bu çok acıklı bir seçim.
Hem gücünüz yok, hem yıkacağınız sur çok sağlam, hem de o surun içinde oturarak bu yapılamaz.
Koçbaşıyla dışarıdan içeriye saldırılır değil mi?
Sizin durumunuz için siyasi ölü kavramı kullanılır bilirsiniz.
Ölümünüz hayırlı olsun!"
(BirGün)
Dün sosyal medyada bir tüketici tarafından paylaşılan bu görüntüler Türkiye’nin en zengin işadamının sahibi olduğu Şok marketlere ait...
Daha önce birçok farklı skandalı gözler önüne serdiğimiz bu marketlerde şu ana kadar dişe dokunur tek bir denetim bile yapılmadığı gibi, yıllardır Ticaret Bakanı’nın yakın dostu olan bu işadamının firmalarına tüm bu görüntülere rağmen tek kuruş bile ceza kesilmiyor. Hal böyle olunca da rahat rahat işlerini yürüten bu işadamlarının sahibi olduğu marketlerde her gün başka bir rezalet ortaya çıkıyor!
Gelelim bu yeni skandala... Çocuğu için Şok marketlerin fırın bölümünden patatesli börek alan bir anne, çocuğunun böreği yemeye başlamasıyla – marketin adına yakışır şekilde tam bir şok yaşıyor! Öyle ki, böreğin içinden çıkan yeşil madde ilk bakışta ıspanak gibi anlaşılsa da, birkaç saniye içinde bunun küf olduğunu idrak ediyoruz! Anne tabi bu şokun ardından soluğu Şok markette alıyor ve işte bu görüntüleri çekiyor....
Şimdi yetkililere sormak gerekiyor. Sırf dostunuz diye, geçmişinizde ideolojik ve ticari bağlarınız var diye göz yumduğunuz bu işadamlarının marketlerinde yaşanan bu rezilliklere daha ne kadar sessiz kalacaksınız? Bu çocuğa bir şey olsaydı, bunun sorumluluğunu kim alacaktı? Bu marketlerde satılan ürünlerin yarın bir başka çocuğu zehirlemeyeceğinin garantisini kim verecek?
Kemal Kılıçdaroğlu'nun okuduğu bilinen BirGün gazetesinde yayımlanan açık mektuplara şair Şükrü Erbaş da katıldı.
"Kaymakla dibi bulmak arasında uzun mesafe yoktur. Siz dibi buldunuz ama yine de kulağınızda olsun istedim.
Size birileri 3000 yıl sonra Truva Atı görevi verdi. Bu hile 3000 yıl önce zekiceydi ama bugün Truva Atı'nın içinde yalnızca siz varsınız ve bu çok zavallı bir hile.
Kaldı ki siz bu zeki hileye bile itibar etmeden akıl almaz bir kaba şiddetle 'evinize' girmeye çalıştınız! Ne büyük utanç!
13 yıl boyunca arkanızda 100 yıllık bir büyük yapı varken yapamadığınız ne var da şimdi yanınızda üç muhteristen başka kimse yokken yapacaksınız?
Benim ve çocuklarımın geleceğini siz nasıl hırslarınız için, bir başka kötülük örgütlenmesine peşkeş çekmeye cüret edebiliyorsunuz?
Toplum ve partinizin tabanı sizi istemedi. Hepsi bu. Bunda anlaşılmayacak ne var?
İçinde büyüdüğünüz o olağanüstü kültürün dünyaya öğrettiği en yüce erdem utanma duygusu iken siz nasıl böyle düşkün birisi oldunuz?
Bir başka basit soru, ölümü hiç düşünüyor musunuz?
Siz, yaşınız gereği '68 kuşağı'ndan sayılırsınız. Zerre kadar fikretseydiniz, bugün yaptığınızın Deniz-Yusuf-Hüseyin'i bir daha asmak olduğunu görürdünüz. Bu nasıl bir kör bilinç!
Bir başka tuhaflık da siyasi hayatınız boyunca sizi aşağılayan herkes şimdi alkışlıyor. Nasıl olur da bunu size verilmiş bir değer sanırsınız?
İnebileceğiniz çukurları düşündükçe bu kayıtsızlık ürküntü veriyor.
Sizinle hiçbir sorunum, ilişkim yok, olamaz.
Sorun, ülkenin temel demokrasi-özgürlük-adalet ve insan hakları sütunlarına baltayla saldıranlarla sizin de saldırmaya başlamanızdır.
Siz 'koçbaşı' olmaya talip oldunuz ama bu çok acıklı bir seçim.
Hem gücünüz yok, hem yıkacağınız sur çok sağlam, hem de o surun içinde oturarak bu yapılamaz.
Koçbaşıyla dışarıdan içeriye saldırılır değil mi?
Sizin durumunuz için siyasi ölü kavramı kullanılır bilirsiniz.
Ölümünüz hayırlı olsun!"
(BirGün)
➕ ABD; dünyanın en gelişmiş silahları, devasa bütçesi ve teknolojik üstünlüğüyle Vietnam ormanlarına girdiğinde her şeyin çok kolay olacağını düşünüyordu.
▪️ Karşılarında ise sadece basit tüfekleri olan köylüler vardı.
▪️ Ancak hesaba katmadıkları bir şey vardı: Gündüz köylü, gece ise birer ölümcül savaşçıya dönüşen hayalet bir ordu: Vietkong.
▪️ 1954'te Cenevre'de bir masada çizilen çizginin, milyonların hayatını karartan kanlı bir trajediye nasıl adım adım dönüştüğünü hatırlayalım.
Sen bize gazetecilik dersi vermeye kalkacak son kişisin Fuat Uğur!
Eğer gerçekten gazeteciysen, belge sorarsın, belgeli konuşursun!
Onur ve ahlaktan bahsederken şu videoda olduğu gibi dönüp de önce aynadaki geçmişine bak!