Bazı insanları hiç tanımasan da kanın ısınır… Sebepsiz değildir.
Dünya Kupasının en dikkat çeken isimlerinden biriydi
Cucurella…
Bu videoyu izledikten sonra ona olan sevgim daha da arttı..
Cucurella:
Otizmli bir oğlum var, keşke hiç param olmasaydı da oğlum sağlıklı olsaydı.
Saçlarımı o sevdiği için uzatıyorum; bir de bir an beni unutursa tanıyabilsin diye…”
Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın'ın muhterem babası Selahattin Yalçın rahmet-i Rahman'a kavuşmuş. Mekânı cennet, menzili mübarek, makamı âli olsun.
15 TEMMUZ’DA VATAN VE MİLLET DÜŞMANLARINA İZİN VERMEDİK, VERMEYECEĞİZ
15 Temmuz 2016 tarihi, bin yıldır millet varlığımızı imha etmeyi başaramayan derin emperyalist yapıların, içerideki işbirlikçi uşakları olan Fetullahçı Terör Örgütü’nü (FETÖ) harekete geçirerek bir darbe girişimiyle başlattıkları hain saldırıların, milletimizin canı pahasına ortaya koyduğu destansı bir direnişle bozguna uğratıldığı zorlu ama istiklalimiz ve istikbalimiz adına o kadar şanlı, şerefli bir direnişin tarihe altın harflerle yazıldığı gündür.
Eğitim-Bir-Sen olarak, temsil ettiğimiz asli mesuliyetimizin gereği, zorbalığın karşısına sadece sosyal medyada değil, alanlara, sokaklara inerek fiilen karşı çıktık. Söz konusu vatan olunca hiçbirimiz bir saniye bile tereddüt etmedik; sağımıza solumuza bakınmadık, bahane üretmedik, tereddüt etmedik, ihanetin üzerine üzerine yürüdük.
Ses beklemedik, ses olduk.
Yol aramadık, yol olduk.
Topyekûn vatan savunmasında her üyemiz yüksek bir heyecan ve hareket kararlılığı ile özgürlüğün, inancın aşılmaz cephe hattını oluşturdu.
Ulaşabildiğimiz tüm medya imkanlarını ve sosyal iletişim ağlarını hızlı, etkin, kararlı kullanarak Anadolu’nun her karışını direniş hattına dönüştürdük. Fedakar, imanlı milletimizle birlikte zulmün ve zalimlerin karşısına Anadolu’nun aşılmaz sıradağları gibi dikildik.
O gece meydanlardaydık.
Bugün de aynı inanç ve kararlılıkla milletimizin hizmetinde devletimizin yanındayız.
Açıklamamızı okumak için: https://t.co/e0RJIhajeu
#15Temmuz
#MilliBirlikGünü
Srebrenitsa...
31 yıl önce Avrupa'nın tam ortasında yalnızca insanlar katledilmedi; insan hakları nutukları, medeniyet iddiaları, uluslararası hukuk ve Batı'nın vicdanı da Bosna'nın toprağına gömüldü.
Bugün kirli bir ikiyüzlülükle insanlığa ahlâk dersi vermeye çalışan Batılı karar vericiler, o gün 8 binden fazla masumun katledilmesinin suç ortaklarıdır.
Srebrenitsa'nın sessiz seyircileri, bugün Gazze'nin de suskun ortaklarıdır. Dün Bosna'da akan kana gözlerini kapatanlar, bugün Siyonist İsrail'in Filistin'de sürdürdüğü soykırım karşısındaki suskunluklarıyla yalnızca suç ortaklıklarını değil, medeniyet ve insan hakları iddialarının da bir aldatmacadan ibaret olduğunu bir kez daha bütün dünyaya ilan etmektedir.
Srebrenitsa hafızamıza kazılı. Üzeri ne kadar örtülmeye çalışılırsa çalışılsın unutmayacak, unutturmayacağız.
Unutursak hesap soramayız. Hesabı sorulmayan her katliam, yeni zalimlere cesaret verir; yeni katliamların önünü açar.
Şehit edilen Boşnak kardeşlerimizi rahmetle yâd ediyor; zulmün ve zulme sessiz kalanların er ya da geç ilahî ve beşerî adalet önünde mutlaka hesap vereceği güne olan inancımızı muhafaza ediyoruz.
#SrebrenitsaSoykırımı #Srebrenitsa #11Temmuz
YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ HAK VE ÖZGÜRLÜKLERDEN YEDİ TEPE UZAKTA
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde bir öğrencinin taşıdığı “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” yazılı ayet mealine yönelik müdahale, inanç ve ifade özgürlüğü açısından son derece vahimdir.
Kısa süre önce Yeditepe Üniversitesinde öğrencilerin Gazze’ye destek eylemlerinin engellendiğine, ibadet imkanlarının kısıtlandığına, mescit taleplerinin görmezden gelindiğine, Ramazan ayında iftar programlarına zorluk çıkarıldığına, haklı taleplerini dile getirdiklerinde disiplin soruşturmalarıyla tehdit edildiklerine dair iddialara dikkati çekmiş, üniversite yönetimini şeffaf, tatmin edici ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet etmiştik.
O gün bu iddiaları reddetmekle yetinenlerin, bugün doğruluğu emreden bir Kur’an ayetinin hukuk fakültesinin mezuniyet töreninde mesaj olarak paylaşılmasına dahi tahammül edilmemesi ve öğretim üyelerinin bu tahammülsüzlüğü “İşte Yeditepe Üniversitesi ruhu” sözleriyle yüceltmesi karşısında atacakları adımı görmek istiyoruz.
Aynı sahnede siyasi içerikli dövizlere alan açılırken, bir ayetin engellenmeye çalışılması tam anlamıyla şuursuzluktur. Bu tablo, her defasında özgürlük söyleminin arkasına saklanmaya çalışan yasakçı, tek tipçi ve İslamofobik zihniyeti bir kez daha deşifre etmiştir.
Hukuk fakültesi öğrencilerinin mezuniyet töreninde hukukun, özgürlüğün ve insan onurunun ayaklar altına alınması göstermektedir ki bu üniversite, hak ve özgürlüklerden yedi tepe uzaktadır.
Yeditepe Üniversitesi yönetiminin olayla ilgili inceleme başlattığını duyurması yetmez. Zira kamuoyuna yansıyan iddialar ve mükerrer hadiseler göstermektedir ki mesele münferit bir taşkınlık değil, kampüs içinde dindar öğrencilere yönelen sistematik bir tahammülsüzlük iklimidir. Yeditepe Üniversitesi yönetimini üniversite içinde dindar öğrencilere dönük baskı ortamını sonlandırmaya, çağ dışı İslamofobik eylemlere karşı açık ve net tavır alarak ağır yaptırımlar getirmeye ve mağdur edilen öğrenciden ve kamuoyundan özür dilemeye davet ediyoruz.
YÖK’ün konuya ilişkin soruşturma başlatmasını önemli buluyor, soruşturmanın ivedilikle, titizlikle ve şeffaf biçimde sonuçlandırılmasını, sonucunun da kamuoyuyla paylaşılmasını bekliyoruz.
Bu hadisenin üzerinin kapatılmasına, “münferit” denilerek geçiştirilmesine ve geride bıraktığımız 28 Şubat’ın karanlık dehlizlerinin yeni örneklerinin sergilenmesine ve İslamofobik dayatmaların normalleştirilmesine müsaade etmeyeceğiz.
İnancına, değerlerine ve ifade özgürlüğüne sahip çıkan her bir gencimizin yanındayız.
Başbağlar: Unutmadık, Unutturmayacağız
Tarihimizin en acı günlerinden biri olan Başbağlar Katliamı’nın üzerinden yıllar geçse de yüreğimizdeki acı ilk günkü tazeliğini koruyor. 5 Temmuz 1993’te Erzincan’ın Başbağlar köyünde bölücü terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirilen hain saldırıda 33 masum vatandaşımız şehit edilmiş, köy yakılıp yıkılarak milletimizin vicdanında silinmeyecek izler bırakılmıştır.
Bu katliam, 2 Temmuz’da Sivas’ta yaşanan Madımak Faciası’nın hemen ardından, toplumsal barışımızı ve kardeşliğimizi hedef alan karanlık bir sürecin en acı halkalarından biri olarak hafızalara kazınmıştır.
Terörün hedefi; milletimizin birliği, ortak geleceği ve kardeşlik hukukudur. Ancak acılar üzerinden ayrışmayı değil, dayanışmayı büyüten aziz milletimiz, dün olduğu gibi bugün de bu kirli hesaplara teslim olmamıştır.
Memur-Sen olarak, şehit edilen vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, terörün her türünü lanetliyoruz.
Birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi hedef alan hiçbir saldırının amacına ulaşmasına izin vermeyeceğiz.
#BaşbağlarKatliamı
https://t.co/VD7IbVJgSw
RESMİ GAZETE, REKOR ÜYE SAYIMIZI TESCİLLEDİ
Yayımlanan tebliğ ile rekor üye sayımız ve Türkiye’nin en büyük sendikası olduğumuz bir kez daha tescillendi.
“4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu Gereğince Kamu Görevlileri Sendikaları ile Konfederasyonların Üye Sayılarına İlişkin 2026 Temmuz İstatistikleri Hakkında Tebliğ” Resmi Gazete’de yayımlandı.
444 bin 429 üyeye ulaşarak ülkemizin sendikacılık tarihinde kırdığımız rekor, tebliğ ile tescillenmiş; sendikal mücadelemizin zirvedeki yeri bir kez daha resmiyet kazanmıştır.
Eğitim-Bir-Sen olarak eğitim, öğretim ve bilim hizmet kolunda bir kez daha “Genel Yetkili Sendika” olma başarısını gösterirken aynı zamanda “Türkiye’nin en büyük sendikası” ünvanımızı perçinledik.
Sendikamıza üye olan yaklaşık 16 bin eğitim ve bilim çalışanının teveccühü, soylu mücadelemizin sahadaki güçlü karşılığını ortaya koymaktadır.
Konfederasyonumuz Memur-Sen de 1 milyon 130 bin 8 üye sayısıyla Türkiye’nin en büyük konfederasyonu olma ünvanını sürdürmektedir.
Eğitim-Bir-Sen’i yalnızca genel yetkiye taşımakla kalmayıp Türkiye’nin en büyük sivil toplum hareketi yapan, akıl ve alın teriyle bu başarıya omuz veren fedakar teşkilatımıza ve üyelerimize teşekkür ediyoruz.
#TürkiyeninEnBüyükSendikası #EğitimBirSen #RekorumuzResmiGazetede
KOORDİNATÖR ÖĞRETMENİMİZE YAPILAN SALDIRIYI NEFRETLE KINIYORUZ!
Ankara Pursaklar'da bir işletmede koordinatörlük görevini icra eden öğretmen üyemiz Y.K.'nın karşılaştığı usulsüzlüğe boyun eğmediği için darbedilmesini şiddetle kınıyoruz. Eğitim-Bir-Sen olarak, kamu görevini yürüten üyemize saldıran vandalların hak ettikleri cezayı almaları için üyemize adli süreçlerde hukuki destek vereceğiz.
Eğitim çalışanlarının can güvenliğini ve itibarını hedef alan şiddet olaylarına maalesef bir yenisi daha eklenmiştir.
Pursaklar Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bünyesinde, Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) öğrencisinin koordinatörlük görevini yürüten terörle mücadele gazisi öğretmenimiz Y.K., sahada kanuni sorumluluğunu yerine getirirken işletme sahipleri tarafından darbedilmiştir.
Denetim amacıyla ilgili iş yerine giden üyemiz, okul idaresinin bilgisi ve onayı dışında öğrencisinin işletmeyle ilişiğinin kesildiğini tespit etmiş ve yapılan uygulamanın mevzuata aykırı olduğunu belirtmesi üzerine, işletme sahipleri tarafından öğrencinin "izinli” yazılması dayatmasıyla karşı karşıya bırakılmıştır.
İşletmenin bu talebinin hukuksuz olduğunu ifade eden öğretmenimiz, çevre esnafının gözü önünde ağır hakaretlere maruz kalmış ve işletme sahipleri tarafından darbedilmiştir.
Eğitim-Bir-Sen olarak, görevini ifa eden ve daha ağır sonuçlar doğurabilecek bir yanlış uygulamanın önüne geçmeye çalışan koordinatör öğretmenimize saldıran, iş ahlakından bihaber vandalların hak ettikleri cezayı almaları için üyemize adli süreçlerde hukuki destek vereceğiz.
ÖĞRETMENLİĞİN BİR VAKARI, MESLEĞİN BİR AĞIRLIĞI VAR
Sosyal medyaya yansıyan bazı münferit mezuniyet programı görüntüleri, ömrünü öğrencisine adayan öğretmenlerimizin mesleki hassasiyetini ve fedakarlığını gölgelememelidir.
Sosyal medyaya yansıyan bazı görüntüler, “fenomen öğretmenlik” adı altında eğitim ortamlarının sosyal medya performansına dönüşme riskini işaret ediyor. Öğretmenlik mesleğinin vakarı ve öğrencinin üstün yararı bakımından konuya ciddiyetle yaklaşmak gerekir.
Her insanın hayatında bir kahraman vardır. Bu kahraman; hayatına dokunan, fikri olgunluğuna katkı sunan, herkes unutulsa da asla unutulmayan kişidir. Ve hayatımızın kahramanı genellikle öğretmenimizdir.
Öğretmenin attığı her adımın merkezinde öğrencisi vardır. Yaptığı her etkinliğin, mesleğinin ağırlığına ve vakarına yakışıp yakışmayacağını bilir Öğretmen.
Elbette sosyal medya çağındayız. Her şey gibi öğretmenlik de bu çağın imkanlarından ve risklerinden etkileniyor.
Öğrencilerimizi korumaya çalıştığımız dijital dünyanın karanlık dehlizlerinde, çocuklarımızın mahremiyetini izlenme kaygısına; öğretmenlik mesleği saygınlığını da popülerlik yarışına feda edemeyiz. Mesleğimizin onuruna gölge düşürülmesine ise hiç tahammül edemeyiz.
Bakanlığa, idareye vb. yerlere "şöyle olmalı, böyle olmalı", "şu yapılmalı, bu yapılmalı" demeye, laf söylemeye ve topu taca atmaya gerek yok.
Meslektaşlarıma söylüyorum: Kendimizin ve mesleğimizin saygınlığını koruyalım.
Lütfen dikkat ⚠️
Ortada apaçık bir mağduriyet var. MEB’in yapması gereken yeni adaletsizlikler üretmek değil, öğretmenlerin aile bütünlüğünü ve haklarını korumaktır.
#2023EylülAtamasıAileBirligi
Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girecek tüm gençlerimize başarılar diliyoruz.
Uzun ve yoğun bir hazırlık sürecinin ardından hayallerine bir adım daha yaklaşmak için sınav sıralarına oturacak öğrencilerimizin emeklerinin karşılığını almasını temenni ediyoruz.
Geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin bilgi, azim ve gayretle çıktıkları bu yolculukta başarılı sonuçlar elde etmelerini diliyor; sınava katılacak tüm öğrencilerimize zihin açıklığı, gönül ferahlığı ve kolaylıklar temenni ediyoruz.
Cenab-ı Allah emeklerini bereketlendirsin, yollarını ve bahtlarını açık eylesin.
#YKS2026 #Başarılar
@BahcelievlerBel Çünkü kibir çoğu zaman özür dilemez; kendini haklı göstermeye çalışır. Oysa gerçek büyüklük, gücünü göstermekte değil, kırdığı gönlü onarmakta saklıdır.
@BahcelievlerBel Makamlar, halka yukarıdan bakmak için değil, halkın derdine daha yakından eğilmek için vardır. Bir esnafın onurunu inciten sözlerin ardından yapılan açıklama ise hatayı telafi etmekten çok, onu gerekçelendirme çabası izlenimi bırakmaktadır.
@DrHakanBahadir Makamın yüksekliği, insana tepeden bakma hakkı vermez; çünkü en yüksek dağların bile eteğinde mazlumların duası yankılanır.
Kibirle yükseldiğini sananlar bilmez ki; halkın gönlünden düşen, makamın zirvesinde de olsa aslında en derindedir.
“İmam hatip okullarımız, milletimizin kendi eliyle var ettiği ve gözü gibi koruduğu kendi talebiyle, kendi imkânlarıyla ve kendi alın teriyle yükselmiştir.
Buradan yetişen gençlerimiz hem secdeye varmayı hem de sorumluluk almayı, hem gönül dünyasını imar etmeyi hem de aklıyla çağına söz söylemeyi öğrenir.
28 Şubat’ın karanlık günlerini Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, evlatlarımızın önündeki bütün bu engelleri tek tek kaldırdı.”
📍Uluslararası Anadolu İmam Hatip Liseleri Kültür ve Sanat Festivali