Hiçbir iş yeri kimsenin sponsoru, bakıcısı ya da hayat kalitesini yükseltmekle görevli bir hayır kurumu değildir. İş ilişkisinin temel mantığı saf bir çıkar ilişkisidir. Sen emeğini koyarsın, karşılığında piyasa koşullarına göre belirlenmiş bedeli alırsın. Kimse kimseye çocuğunu büyütmesi, sınıf atlaması veya eğlence masraflarını karşılaması için fazladan bir ödeme yapmaz, yapması da beklenemez.
Bir kadının, işe yeni başlayacağı bir yerde hamile olma ihtimalinin bulunması veya hemen ardından hamile kalması durumunda işverenin onu tercih etmemesi kadar doğal bir şey olamaz. Yıllardır emek verdiği kurumda doğum iznine ayrılan çalışana saygı duyulur; ancak daha işi bile öğrenmeden, sisteme katkı sunmadan "doğum izni" potansiyeliyle kapıdan giren birini işe almak ticari bir intihardır, mantıksızlıktır.
Kendi kurumumda yaşadığım örnekle durumun vahametini özetleyeyim. Nitelikli bir personel emekli oldu, onun boşluğunu doldurmak için yerine alınan kadın çalışan, daha işi ve kurumu tanıma evresindeyken, yani verimlilik aşamasına geçemeden üçüncü ayında hamile kaldı. Hastalıklar, raporlar ve aksamalarla geçen 7-8 ayın ardından doğum iznine ayrıldı. Kurum, işler yürüsün diye o doğum izninde olacağı süre boyunca yerine geçici birini daha almak zorunda kaldı.
Sonuç ne oldu? Kurum, işe hiçbir katkı yapmamış bu kadını ve çocuğunu beslemek için resmen sponsorluk yaptı. İşler aksadı, profesyonellik yerle bir oldu, yerine alınan kişi tam işi öğrenmişken bir de geri dönüp işi devralacak, hem ikame olan kişi işten çıkıp mağdur olacak hem sistem yeniden karışacak. Nihayetinde üç-beş yıllık bir iş kaybı ve huzursuzluk yaşandı. Bu durum işveren açısından açık bir haksızlıktır. Hiç kimse, kendini ispat etmemiş, emek vermemiş birinin özel hayat planlamasının maliyetine katlanmak zorunda değildir.
İşte bu yüzden iş gücü piyasasında nitelikli erkekler her zaman öncelikli tercihtir. Bu bir cinsiyetçilik değil, hayatın doğal ve rasyonel akışıdır. Erkek çalışan, işine genelde istikrarlı bir şekilde devam eder ve verimlilik süreklidir. Modern dünyanın uydurma safsatalarına takılmanın alemi yok; her cinsiyetin mizacı ve kapasitesi bellidir. Gerçekçi, adil ve doğal olan budur. Salt eşitlik anlayışı çoğu zaman herkes için zulümden başka bir şey değildir...
“Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz.”
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun!
Şanlıurfa Siverek’te bir liseye elini kolunu sallayarak giren silahlı bir şahsın 16 kişiyi yaraladıktan sonra intihar etmesi, ve bugün de Maraş’ta bir okulda da yine silahlı saldırı sonrası 20 yaralı ve 4 can kaybının olması; meselenin anlık bir asayiş sorunu değil, sistemdeki derin çürümüşlüğün en acı kanıtıdır.
Okullarımız eğitim yuvası olmaktan çıkmış; öğretmen ve öğrencilerimizin can güvenliği kalmamıştır.
Buradan Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’e sesleniyorum:
Eğitimin dağ gibi birikmiş sorunlarını çözmek ve sahipsiz bırakılan öğretmenlerimizin feryadını duymak yerine, makamınızı içi boş ve ideolojik gündemlerle meşgul ediyorsunuz.
Siz kendi hayal dünyanızdaki lüzumsuz polemiklerle siyasi şov yaparken, evlatlarımız ve öğretmenlerimiz okullarda can pazarı yaşıyor.
Asli göreviniz kamuoyunu oyalamak değil; o okulların kapısından giren her bir canın, burnu dahi kanamadan evine dönmesini sağlamaktır!
Suni gündemlerinizi bir kenara bırakın da biraz gerçeklerle, eğitimcilerin kanayan yaralarıyla ilgilenin.
Zafer Partisi olarak iktidarı uyarıyoruz: Okullarımızdaki bu zafiyete derhal son verilmeli, tüm okullarda profesyonel güvenlik görevlisi istihdamı zorunlu hale getirilerek giriş-çıkış denetimleri tavizsiz uygulanmalıdır.
Türk öğretmeninin ve Türk gencinin sahipsiz bırakılmasına asla müsaade etmeyeceğiz.
Her iki saldırıda da yaralananlara acil şifalar, hayatını kaybeden değerli öğretmen ve öğrenci yavrularımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Başta yakınları olmak üzere Türk Milleti’nin başı sağ olsun.
Olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasının ve ihmali olan herkesten hesap sorulmasının sonuna kadar takipçisi olacağımızı ilan ediyorum.
103 yıl önce bugün | Yalnızca bir askerî zafer değil; aynı zamanda halkın özgürlük iradesinin ve bağımsızlık kararlılığının sembolü olan bu günde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygı ve özlemle anıyoruz.
Yeğenim doğacak diye geçen sene Jason Derulo konserini kaçırmıştım, bu sene de hanımefendinin doğum günü partisi için JLo konserini kaçırıyorum. Ulan velet ilerde gittiğin her konsere beni de götürmezsen döverim seni..
Ekrem İmamoğlu’nun mahkemedeki savunmasından bir ses kaydı yayıldı: “Ben bu cennet vatanda sadece bir kişi için tehdit oluşturuyorum. Sandıkta dört kez yendim, beşinci kez yeneceğim için buradayım. Kararlılığım tahmin edemeyeceğiniz bir noktadadır.”