Sokakta topa vururken sergen sergen diye sayıklayan çocuklardık. 1994'te İzmir'e gelmişti, canlı izledik. Gözlerimiz kamaştı. Türkiye'nin Maradona'sı... 40 yaş üstü her Beşiktaşlı için bu böyledir... Çekip gittiğinde de öyle, geri gelip 100. yılda şampiyon yaptığında da... Sonra hoca oldu, bizim kuşağın çocukları, ilk (ve son) şampiyonluğu onunla gördü.
Onu demiş, bunu yapmış, kendine bakmamış, sporcu disiplini, takibi eksik, evet ama onlar ayrı konular. Ne fethullahçı oldu, ne din iman mafya kullandı, ne milli takımda gruplaşıp ben abiyim havası bastı, ne devrecilik yaptı, ne bir kulüp başkanına yalvardı, ne bir hükümete yamandı... Kendi çaldı, kendi oynadı, kendi kaybetti ya da kazandı. Egosu vardır, bildiğini okur ama yaptıklarının onda birini yapamayanların havasından geçilmezken, o kadar da hakkı olur. O bizim şımarık çocuğumuz; bazen güleriz bazen saçmalar kızarız, yapamaz eleştiririz ama severiz. Kardeşini, tabutuna Beşiktaş bayrağı sarıp uğurlamış efsanemiz, 10 numaramız....