Altın son birkaç gündür yeniden yükselişe geçti. Bunun en önemli nedenleri; ABD’de faiz indirim beklentilerinin güçlenmesi, doların zayıflaması ve küresel belirsizliklerin artması.
Şahsi görüşüm; bu şartlar devam ettiği sürece altının orta ve uzun vadede yükseliş potansiyeli korunuyor. Ancak kısa vadede açıklanacak ABD enflasyon ve istihdam verileri yönü belirleyecek. Ben altındaki hikâyenin henüz bitmediğini düşünüyorum.
Fas’tan İspanya’ya yönelik düzensiz göç dalgası artık Avrupa’nın en önemli güvenlik ve siyaset başlıklarından biri hâline geldi.
Bana göre bu tablo, yıllardır ertelenen sınır güvenliği politikalarının, insan kaçakçılığıyla mücadeledeki eksikliklerin ve yanlış göç yönetiminin bir sonucu. Sorun büyüdükçe sadece İspanya değil, tüm Avrupa bunun siyasi ve ekonomik etkilerini daha fazla hissedecek gibi görünüyor.
FED faizi sabit tuttu ama asıl hikâye şimdi başlıyor.
Piyasaların gözü artık Eylül toplantısında olacak. Enflasyon yüksek kalır ve petrol fiyatları yükselmeye devam ederse, FED’in faiz artırımı masada kalmayı sürdürecek. Bu da kısa vadede borsalarda dalgalanma, altında ise baskı anlamına gelebilir.
Ancak enflasyonda yavaşlama görülürse, piyasalar rahat bir nefes alır; borsa ve altın yeniden yükseliş trendine girebilir.
Önümüzdeki 6-7 haftada piyasaların yönünü veriler belirleyecek. Eylül toplantısı yılın en kritik dönüm noktalarından biri olabilir.
Son günlerde bana en çok sorulan konulardan biri altın ve borsa…
Açıkçası ben olaya biraz farklı bakıyorum.
Piyasalar bugünü değil, birkaç ay sonrasını fiyatlıyor. Faizlerin yüksek seyretmesi, yatırımcının temkinli olması ve belirsizlikler hem borsa hem de altın üzerinde baskı oluşturuyor.
Ben kendi adıma, faizlerde düşüş süreci başladığında ve güven ortamı güçlendiğinde önce borsanın, ardından da altının yeniden yükselişe geçeceğini düşünüyorum.
Kısa vadede iniş çıkışlar olabilir ama uzun vadede sabırlı olanın kazanma ihtimalinin daha yüksek olduğuna inanıyorum.
Bu sadece benim kişisel değerlendirmem. Siz ne düşünüyorsunuz?
Kadir İnanır’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum. Türk sinemasına unutulmaz eserler kazandıran büyük bir sanatçının yanı sıra; barışı, demokrasiyi, kardeşliği ve toplumsal dayanışmayı savunan duruşuyla da hafızalarda yer edindi. Ardında sadece filmler değil, örnek bir duruş da bıraktı. Mekânı cennet olsun. Başta ailesi ve sevenleri olmak üzere tüm sanat camiasına başsağlığı diliyorum.
@MSTanrikulu@eczozgurozel Demokrasiye, kardeşliğe ve dayanışmaya verilen bu destek umut verici.”
Çoşkulu karşılama, halkın değişim ve umut isteğinin en güzel göstergelerinden biri.”
Türkiye’nin her köşesinde birlik, beraberlik ve demokrasi kazanacak.”
@MSTanrikulu@eczozgurozel Özgürlük, barış ve kardeşlik için atılan her adım değerlidir. Diyarbakır’dan verilecek birlik mesajının ülkemize umut olmasını diliyorum.
@MSTanrikulu Türkiye’nin her köşesini dinleyen, herkesin sesine kulak veren bir siyaset anlayışı değerlidir. Diyarbakır buluşmasının hayırlı olmasını diliyorum.
@gurseltekin34 Meğer “İstanbul tek yürek” buluşmasıymış.
Bu kadar çağrı, bu kadar övgü, bu kadar organizasyon olunca insanın aklına tek şey geliyor:
Miting galiba arkadaşlar
Siyaset elbette önemlidir. Ancak günün sonunda vatandaşın asıl gündemi mutfağı, kirası, evi ve geleceğidir.
Bir süredir siyasi tartışmaları izliyoruz. Biraz da ekonomiyi konuşalım…
Faizler ne zaman makul seviyelere gelecek? Gençler ne zaman ev sahibi olabilecek? Orta gelirli vatandaş ne zaman rahatça konut ve araç kredisi kullanabilecek?
Türkiye’nin en önemli gündemlerinden biri artık bu sorular olmalıdır.
@Ebru1010kl “Kim seçti acaba? CHP üyeleri mi, delegeler mi, yoksa milyonların iradesi mi? Halkın ve örgütün bugün kimi görmek istediğini de konuşalım. Nokta.”
@ChpBatuhanGvn@kilicdarogluk Yanlış yapıyorsunuz. Özgür Özel’i ve halkın iradesini dışlayarak, kapalı kapılar ardında yapılan toplantıların CHP tabanında hiçbir karşılığı yoktur. Bu yol yanlış yoldur. Bir an önce kurultay tarihi açıklanmalı ve karar delegelerin, üyelerin ve halkın iradesine bırakılmalıdır.
Bir fıkra ya da mizah unsuru olarak anlatılmış olsa bile, bir topluluğu veya kadınları kimlikleri üzerinden hedef alan ifadeler toplumda ayrıştırıcı bir etki yaratır. Özellikle “Kürt kadını” vurgusuyla yapılan genellemeler, birçok insanı rahatsız etmekte haklıdır.
Mizahın da bir sorumluluğu vardır. Toplumsal barışa katkı sunması gereken kişilerden, kimlikler üzerinden değil insanlar üzerinden konuşmalarını bekliyoruz. Bu yaklaşımı doğru bulmuyor ve kınıyorum.
@hikmetdurgun “Özür talep etmek kolay, aynı hassasiyeti herkes için göstermek zor. Toplumu ayrıştıran değil, birleştiren bir dil kullanmak herkesin sorumluluğudur.”
@gurseltekin34 Bugün CHP’de tartışılan şey kişiler değil, tabanın iradesidir. Milyonların sahiplendiği bir değişim hareketi varsa, buna kulak vermek gerekir. Siyasette koltuklar geçici, halkın verdiği mesaj ise kalıcıdır.