Biz pahalı fiyatlara isyan ederken, esnafların ahlaksızlarını eleştirirken para karşılığı bu işletmelerin reklamını yapan, ücretsiz yemek yiyip üzerine bir de ödeme alan bu influencerleri eleştirmeyi unuttuk.Adam Kapalıçarşı'da 3 bin TL'ye et döner yiyor ve bunu da ucuz bir şey mi gibi tanıtımını yapıyor.Abi siz ne ahlaksız, ne eşek adamlarsınız. Ulan orada o fiyata isyan edeceğinize oturup yiyip bir de üç kuruş para alacaksınız diye normalleştirip tanıtımını yapıyorsunuz ve bu durum o kadar uzun zamandır aktif bir şekilde devam ediyor ki bunlar yüzünden de insanların fiyat algısı bozuldu.Esnafların da hepsi, yemek tanıtımı yapan bu denyolar yüzünden kafalarına göre belirledikleri fiyatları normalleştirdiler.Çünkü kimse ne bu insanlara ne de pahalı fiyatlara tepki gösterdi…
İHO HAKLI NEDEN İSTİFA ETSİN?
Bana bir tane mantıklı sebep söyleyin!
- Mesela Üsküdar Belediyesi'de ki akrabalarını liyakat gözetmeksizin TFF'ye doldurduğu için mi istifa etmesi gerekiyor?
- Galatasaray başkanını canlı yayında tehtit etti diye istifa etmesi mı gerekiyor?
- "Osmanlı torunuyum yabancı hakem getirmem" dedikten 3 ay sonra Feberbahçe derbi maçta yabancı hakem isteyince 3 gün içinde yabancı hakem ayarlayan ama diğer kulüpler böyle bir talep ile geldiğinde zahmet edip cevap dahi vermeyecek kadar standart uygulayan bir TFF başkanı olduğu için mi istifa etmesi gerekiyor?
- Hakan Safi'nin Kerem Aktürkoğlu transferinde yaptığı usulsüzlüğe bırakın ceza vermeyi UEFA'nın ceza verdiği bu usulsüzlüğü canlı yayında kendi davasıymış gibi savunduğu için mi istifa etmesi gerekiyor?
- Merkez Hakem Kurulunu baskı altına alarak sırf hemşericilik yapıp daha bir sezon önce hayatımızda olmayan ve üst düzey hakemlik yapamaz raporu olan Yasin Kol'a bütün derbileri yönettirdiği için mi istifa etmesi gerekiyor?
- Sadece çocukluk aşkı Fenerbahçe'den gelen taleplere cevap verip diğer kulüplerin tüm taleplerine kulaklarını tıkadığı için mi istifa etmesi gerekiyor?
- Doğal yaşam alanına yapacakları binlerce villanın ruhsatını alabilmek için A Milli takımı kullanıp onlara hediye edeceğim deyip bu işe alet ettiği için mi istifa etmesi gerekiyor?
- Fenerbahçe seçimlerinde Hakan Safi'nin milli takım kaptanlarını seçim malzemesi olarak kullanmasını görmezden geldiği için mi istifa etmesi gerekiyor?
- Dünya Kupasına giderken en kötü kamp yerini seçip sonra sıcaktan şikayet ettiği için mi istifa etmesi gerekiyor?
- Dünya kupasına giderken takım Psikologlarını Riva'da bırakıp eşi dostu o kontenjandan Dünya Kupası'na götürdüğü için mi istifa etmesi gerekiyor? Takım psikologlarını götürmediği turnuvada takım psikolojik olarak çok yıprandı diye açıklama yaptığı için mi istifa etmesi gerekiyor?
- Kampta mafyatik tavırları ile A Milli takımının huzurunu bozduğu için mi istifa etmesi gerekiyor.
- Taraftarı tehtit ettiği için mi istifa etmesi gerekiyor?
- En az çeyrek final oynayacak kalitedeki oyuncular ile gittiği turnuvadan gol atamadan elendiği için mi istifa etmesi gerekiyor.
Sahi İbrahim Hacıosmanoğlu denen arkadaşın neden istifa etmesi gerekiyor bence herşey gayet normal!
48 ülkenin katıldığı turrnuvaya gitti diye sizinle gurur falan duymuyorum valla ben asıl gururu sahada yarısı sakat haldeyken oynayıp bacağını,dizini sahada bırakıp gözyaşlarıyla formanın ağırlığı için kazanan filenin sultanlarıyla duyuyorum
Dün İstanbul Havalimanı’nda uçaktan terminale otobüsle giderken, önümde duran orta yaşlı bir adam, önce ablası sonra da yeğeni olduğunu düşündüğüm birileriyle telefonda şu konuşmayı yaptı:
“Maşallah, subhanallah, Allah muvaffak etsin, barekallah.. Sen yazılıdan puanı al, mülakat bende Allah’ın izniyle, ya Hakimsin ya Savcı canım kızım”
Zerre haya, edep, kul hakkına riayet kalmamış belli ki, o kadar da rahat Allah’ı aracı kılıyor ki!
“Senin gibi oç bir dayısı olmayanların gözü yaşlı kaldı!”demek isterdim yüzüne karşı, buradan söylemekle yetiniyorum..
Adamlar 250 bin dolar piyasa değeri olan 40 yaşındaki eski Giresunspor oyuncusuyla filan içimizden geçtiler.
Eski Türkiye’de dindar sporcu yokmuş gibi 25 yıldır her başarıyı namaza bağlayarak ülkenin aslına döndüğü palavrasından prim kasan din işportacısı sahtekar trollere ekmek çıkmadı. Her maç tekbir işareti çekip bikinili sevgilisiyle tatil yapan oyuncumuzun gusül abdestinde kusur arayacakları tweetlerini bekliyoruz artık.
Ha gayret bakalım!..
Kötü oynadıkları için haklı olarak Barış Alper Yılmaz ve Orkun Kökçü oyundan alınabiliyor ama ne hikmetse maçın en kötü adamı olan Kerem Aktürkoğlu oyundan alınamıyor. Bu herifin bu torpili nerden geliyor?
ONLY IN TURKEY...
Milli takımı yolcu ederken, bilmem kaç yüz tane TOGG tutup, "Cımbışkınımızıntilimıtlırıylı" notu düşerek klipler çektirip, bilmem kaç yüz kişilik (milletin kesesinden) kafilelerle ta ABD'ye seyahatler düzenleyip...
Sonra da "Valla paramız olsa biz de 4K yayınlardık maçları ama... Maliyet işte..." diye yavşaklık etmek!
Türk Telekom , Türkcell , Vodafone .. Bunlar da fahiş fiyat ve anlaşmalı fiyatları yukarı çekme yok değil mi. İnternet paketlerini kötüye kullanma, müşteri sorunlarını çözmeme, oldu bitti ile sürekli geçirme.. Tavukçulardan 10 kat daha kötü.
Kayyum atayacaksanız,
Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom gibi dünyanın en kötü hizmetini Fahiş fiyatlara satan 3 yamyama atayın.
Biz 120₺ den tavuk almaya razıyız.
Ege Kökenli:
"Dedemi kaybettim, düğünümdeki fotoğrafımızı paylaştım. Altına 'Ey para, sen nelere kadirsin, yaşlı adamların koynunda' yazmışlar.
Yanlış anlaşılmasın, özellikle belirtiyorum; bunu yazan da kapalı bir kadın. Senin inandığın dinin ilk emri 'oku'. Bir paragraf 'canım dedem' yazmışım, onu okusana."
Doğu'da tam on yıl çalıştım. Köy okulu, yatılı bölge ortaokulu, taşımalı eğitim veren okul ve ilçe merkez okulu... Kısacası tipik bir Doğu kırsalında karşılaşılabilecek hemen her okul türünde görev yaptım.
Bu süreçte öyle şeyler gördüm ki bugün bazı tartışmaları izlerken şaşırmakta zorlanıyorum.
Mesela uzak bir köy okuluna atanıp o okulun yolunu bile görmeden merkeze on dakika uzaklıktaki bir okula görevlendirilen meslektaşlarım oldu. Hatta hiç gitmediği okuldan eş durumu tayiniyle merkeze kadrosunu almakla kalmayıp bir de yolluk ödeneği alanlar gördüm.
Ben de ilk atandığımda ilginç bir durumla karşılaştım. Göreve başlamadan önce atandığım okulu aradım. Okulun kapandığını ve norm fazlası olduğumu öğrendim.
İlçeye gidip göreve başladığımda ilgili şube müdürü bana okul tercihinde bulunmamı söyledi. Ben de boş kadrosu olan merkezdeki bir okulu tercih ettim. İki haftalık eylül seminerini burada tamamladım. Okullar açılınca da ilk haftayı bu okulda haftalık 30 saat dersle geçirdim.
Fakat kararnamem bir türlü gelmiyordu.
Bir gün çarşıda şube müdürüne rastladım ve durumu sordum. Bana, ilçedeki bir köy okulunda fen bilgisi öğretmeni olmadığı için okul hem matematikten hem de fenden mağdur olmasın diye ilin beni oraya uygun gördüğünü söyledi.
Tabi kadromun verildiği okulda, başka bir okulda çalışan fen öğretmeni görevlendirilmiş dersler için.
Sonunda ne oldu?
Haftanın üç günü kendi köy okulumda, iki günü ise merkezdeki o okulda ders verdim.
Peki merkez okulda açıkta kalan matematik derslerine kim girdi dersiniz?
Kaymakamlıkta memur olarak çalışan, (lise) matematik öğretmenliği mezunu fetöcü bir şahıs.
O dönem o derslere hangi yetkiyle girdi, ek ders ödemeleri hangi mevzuata göre yapıldı, doğrusu bugün bile bilmiyorum.
Bir başka anım da askerlik tecil işlemleriyle ilgili.
Saat öğleden sonra üç gibi okuldan çıktım. Doğrudan ilçe millî eğitim müdürlüğüne giderek gerekli evrakları teslim etmek istedim.
İlgili memur bana öyle bir çıkıştı ki görmeniz lazım.
"Neden bu saatte geldin? Neden daha erken gelmedin?" diye söylenip duruyor.
Meğer mesai bitmeden çıkıp köydeki hayvanlarını beslemeye gidecekmiş.
"Dersten çıktım geldim." dedim.
"Müdürünle gönderseydin." cevabını verdi.
Sanki okulun müdürü varmış gibi...
O sırada okul müdürlüğü işlerine aylardır beden eğitimi öğretmeni zoraki vekâlet ediyordu.
Neyse, sinirlendim. Evrakları alıp doğruca şube müdürünün odasına çıktım. Dosyayı masasına bıraktım ve:
"Ben askere gidiyorum." dedim.
Bir süre yüzüme baktı.
Sonra sakin bir şekilde:
"Ben göndermiyorum." dedi.
Ben de:
"Öyleyse memurunuza söyleyin adam gibi iş yapsın." karşılığını verdim.
Bir anda hava değişti.
"Buyurun hocam, oturun hocam, sakin olun hocam..." cümleleri havada uçuşmaya başladı.
Şube müdürü memuru aradı ve oldukça yumuşak bir dille:
"Beni öğretmenlerime karşı neden mahcup ediyorsunuz?" gibi şeyler söyledi.
Sonra bana dönüp:
"Hocam siz gidin, işlemleri biz hallederiz." dedi.
Daha sonra öğrendim ki o anda odada sessizce oturan bir kişi vardı, o kişi müfettişmiş.
Şube müdürünün o gün olağanüstü anlayışlı davranmasının sebebi de biraz buymuş.
Bunları niye anlatıyorum?
Çünkü taşrada işler çoğu zaman dışarıdan göründüğü gibi yürümez.
Özellikle köy okullarına yerel öğretmenler ve tecrübeli idareciler gitmek istemezler. Yeni atanmış öğretmenler daha ilk aylarında müdür vekili yapılır. Yolunu bulan merkeze yaklaşır. Köylerde oluşan boşluklar ise ücretli öğretmenlerle, geçici görevlendirmelerle veya sürekli değişen kadrolarla doldurulur.
Bedelini ise öğrenciler öder.
Bir gün, ilkokulunu köyde “birleştirilmiş sınıf”ta okumuş olan beşinci sınıf öğrencilerimden birine ilkokul öğretmeninin adını sordum.
Bir öğretmen söyledi.
Sonra bir tane daha...
Sonra bir tane daha...
Toplam yedi öğretmen ismi saydı.
Dört yılda yedi öğretmen.
Bazı köy çocukları gömlekten çok öğretmen değiştirerek büyüyor.
Bunları neden anlatıyorum?
Çünkü Irmak Öğretmen meselesini anlamak için biraz da kırsalı tanımak gerekiyor.
Köy okullarının nasıl ayakta kaldığını, görevlendirme sisteminin nasıl işlediğini, öğretmen sirkülasyonunun öğrenciler üzerinde nasıl bir etki bıraktığını görmeden yapılan yorumlar eksik kalıyor.
Taşra uzaktan bakınca başka, içinde yaşayınca bambaşka bir yer.
Bu sabah liseye giden oğlum okula gitmedi. Neden gitmiyorsun? dedim “sınavlar bitti, dersler boş geçiyor” dedi.
Dün akşam okul müdürü bir arkadaşım da “fiilen okullar bugün-yarın kapanır, yoklama alınmaz, çocuklar da gelmez” dedi.
Peki resmi olarak okullar ne zaman kapanıyor? 26 Haziran’da. Daha 2 haftadan çok var.
Peki o zaman neden 26 Haziranda kapanıyor? Madem öyle şimdiden kapansa, fiili durum ile hukuki durum örtüşse olmaz mı? Okul, gidilse de gidilmese de olacak bir yer midir?
Milli Eğitim Bakanının bu yaptığı sadece okula olan saygıyı azaltan bir durum değildir. Bu durum aynı zamanda çocukların/gençlerin hukuk kurallarına bakışını olumsuz etkileyen ve onları kurallara uymamanın normal bir şey olduğuna inandıran bir uygulamadır. Çok büyük bir hatadır. Okul süresi ile başlayan bu “kural tanımazlık” zamanla suç işemenin de, hak yemenin de normal olduğuna inanmanın tohumu olmaktadır.
Yani kısaca bu uygulama “adaletin köküne kibrit suyudur”! Lütfen bu saçmalık düzeltilsin.
İtalya vizesi randevusu alamadığımız için, dünya çapında Codementum sınavında derece elde eden 9 yaşındaki oğlumun Roma'daki uluslararası finallere katılma hakkını kaybetme riskiyle karşı karşıyayız.
Oğlum ilkokul 3. sınıf öğrencisi.
Çoğunlukla ortaokul ve lise öğrencilerinin katıldığı uluslararası Codementum sınavında dünya 23'üncüsü olarak İtalya'nın Roma kentinde düzenlenecek Grand Final'e katılmaya hak kazandı.
Bu başarı sonucunda resmi davet aldı.
Final organizasyonu için kayıt işlemlerimizi tamamladık.
Uçak biletlerimizi aldık.
Konaklama rezervasyonlarımızı yaptık.
Sınav ve organizasyon ücretlerini ödedik.
Bugüne kadar yaklaşık 10.000 Euro tutarında harcama gerçekleştirdik.
Ancak bugün itibarıyla hâlâ vize başvurusu yapabilmek için gerekli randevuyu alamıyoruz.
Açılan Randevular birkaç dakika içinde tükeniyor.
Defalarca denememize rağmen sonuç alamadık.
Profesyonel vize danışmanlık şirketleri aracılığıyla da denedik, onlar da randevu oluşturamadı.
Telefonlarımıza yanıt verilmiyor.
E-postalarımıza dönüş yapılmıyor.
Konsoloslukla doğrudan görüşmek istediğimizde içeri alınmıyoruz. idata hiç bir şekilde bilgi vermiyor.
Buradaki sorun vizenin reddedilmesi değil.
Sorun, dünya finallerine davet edilmiş bir öğrencinin başvurusunu yapabileceği bir randevuya dahi erişememesi.
Bir çocuğun uluslararası akademik başarısının bürokratik erişim sorunları nedeniyle karşılıksız kalmaması gerektiğine inanıyorum.
Yetkililerin sesimizi duymasını ve oğlumun hak ettiği bu final sinavina erişebilmesi için destek olmasını rica ediyorum.
@ItalyinTurkey
@idataTurkey @ItalyinTurkiye
#Codementum #STEM #İtalyaVizesi
Fenerbahçe’nin forma lansmanına katılanlar efsane olarak kabul ettiği eski futbolcuları. Bakın 3 numarada kim var, kendini Trabzonspor efsanesi olarak gösterip sezon başında Galatasaray’a transfer oldu diye Uğurcan Çakır’ı linçleten Ogün Temizkanoğlu @OgnTemizkanoglu :) kestane.