@sadfda24661@tcdefence Mış mış muş muş. Bilmediğin hayatlara ne kolay iftira atıyorsun, hiç mi acaba demiyorsun, vicdanın sızlamıyor?Bozulmadı cezaları hala cezaevindeler, örgütten de ceza almadılar. Kına yakabilirsin ne diyeyim. Fetönün darbenin tüm günahını 20 yaşındaki öğrencilere yıktı abilerin.
@andnowsabrey@tcdefence Yalova kampında teçhizatlı gece tatbikatı olağan bir durum. Otobüse bin emrinden, fetöcü bir cuntanın darbe yaptığını nasıl anlayacaklar? Sorgulasalar ne değişecek, 20 yaşında öğrenci yahu! Otobüse bindikten sonra yapabilecekleri hiçbir şey yoktu. Ölürsen hain, yaşarsan müebbet.
@sadfda24661@tcdefence Orhanlı dosyasını incelersen üzerlerinde telefon olmadığını, tatbikat yalanı ile götürülüp çatışmanın ortasına bırakıldıklarını görürsün. Buna rağmen Orhanlı’daki öğrencilerin tamamı 20 yaşında darbeye teşebbüsten müebbet aldı. Fetullahçılar ve yargı el ele hayatlarını kararttı.
@sadfda24661@tcdefence 1- Öğrenciler Yalova’da kamptaydı. Kampta tuşlu telefon dahil hiçbir iletişim aleti kullanılmaz. Kamp dış dünyadan izoledir. Otobüse bindirildiklerinde yanlarında hiçbir haberleşme aracı yoktu.
2- Dolaplarından fetullah kitabı çıkmadı tabi ki de sadfda bunu nerden uydurdun
Fetö davaları kapsamındaki Askeri öğrenciler dosyası hukuk adına utanç verici ülkemizin kanayan yaralarından biridir. Askeri öğrenci statüsü yetki bakımından emir komuta zincirinde erlerle birlikte en alt sıradadır. Esamesi okunmaz bile. Hal böyleyken 15 Temmuz 2016 darbe girişiminde yirmili yaşlarının henüz başlarında olan yüzlerce gencimiz ağır müeebbetlere çarptırıldı. Şüheda Sena Öğütalan o gençlerimizden sadece biri, dokuz yıldır cezaevinde adalet bekliyor, masumiyetine rağmen müebbet hapse mahkûm edilmesinin yarattığı derin adaletsizliği anlattığı mektubuna kulak vermemiz lazım. Yargı sürecinde hiçbir somut delil olmadan suçlu ilan edildiğini, benzer konumdaki öğrencilerle eşit muamele görmediğini, Yargıtay kararlarında dahi çelişkiler bulunduğunu vurguluyor. Hukukun işlemediği bir düzende yalnızca kendilerinin değil, toplumun tamamının tehlikede olduğunu belirten Öğütalan, merhamet değil, sadece adalet talep ediyor; ülkesine hizmet etmek isterken hayallerinden, özgürlüğünden ve gençliğinden mahrum bırakılmanın derin acısını dile getiriyor.
Bu ülkenin hukuk rayına oturması için toplum olarak hepimizin hukuk talebinde bulunmamız gerekiyor. Hem de güçlü bir şekilde..
#askeriöğrenciler #adaletbakanlığı #AdaletYeriniBulsun #HukukDevleti
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde verdiği ifade:
▪️ “Kent Uzlaşısı” soruşturmasında İmamoğlu’na, “Akrabanız ya da yakınınız terör örgütlerinde aktif mi?” diye soruldu.
İmamoğlu’nun cevabı:
◼️“Türkiye Cumhuriyet Devleti ve Milleti aşığı bir kişiyim. Öyle bir ailede doğdum büyüdüm, ben hiç kimse ile vatan sevgisi konusunda yarışmam. Bu soruyu de yukarıdaki soru gibi ahlaksız ve kasıtlı olduğunu düşünüyorum”
Ayrıca:
▪️ “CHP’nin siyasi geçmişinde ve kurumsal yapısında bir parti ile ilişki kurma konusunda dışarıdan bir kimsenin aracılığına ihtiyacı yoktur. Gizli tanık uygulamasını da beyanlarını da kabul etmiyorum. Uydurma kumpas içerikli ve yalan ifadelerdir”
Vatandaşlara bir hatırlatma daha yapayım. 1998 yılında Tayyip Erdoğan İBB başkanıyken hakkında soruşturma açıldı. Soruşturma sırasında Erdoğan görevinden uzaklaştırılmadı. Soruşturma dava oldu, dava cezayla sonuçlandı. Ceza kesinleşti, Danıştay Erdoğan’ın belediye başkanlığının düşürülmesine karar verdi. Bu zamana kadar Erdoğan görevinin başındaydı.
Belediye başkanlığı düşürüldükten sonra, 28 Şubat dönemi dediğimiz dönem olmasına rağmen dönemin İstanbul Valisi, Erdoğan’ın belediye başkan vekili Ali Müfit Gürtuna’yı Erdoğan’ın yerine atayıp 6 gün sonra belediye meclisini yeniden seçim yapılması için toplantıya çağırdı. Bu belediye meclisinde dönemin Fazilet Partisi çoğunluk değildi, ona rağmen diğer partiler destek verdiler ve Erdoğan’ın vekili Ali Müfit Gürtuna’yı İBB başkanı seçtiler.
Hukuksuzluk bulaşıcıdır. Bir kesime olur ve tepki görmez, normalleştirilirse diğer kesimlere de sıçrar. Şu an bu semptomları yaşıyoruz. Anayasaya aykırı işlere hiç kimse için evet denilmemeliydi. İlk düğme o zaman yanlış iliklendi.
AYM gibi yüksek mahkeme üyelerinin bile yargıç bağımsızlıklarının güvence altında olmadığının güzel bir nişanesi olmuş...
Hukukun tamamen gömüldüğü gün olarak kayda geçsin...