Vefailiğin Alevilik ve Bektaşilik ile ilgisi yok. Ebu'l Vefa Sünni bir Şeyh ve Vefailik de Sünni bir tarikat...
Yesevilik-Babailik-Bektaşilik bağını etkisizleştirmek için planlanmış bir operasyon Vefailik meselesi.
İnanana geçmiş olsun...
✨ Aleviler Bu Bayramı Neden Kutluyor? Gadir-i Hum'da Ne Oldu? ✨
Alevi toplumu, özellikle Arap Alevileri, her yıl zilhicce ayında, Hz. Ali'nin Hz. Muhammed tarafından halife ilan edildiği gün olan Gadir-i Hum Bayramı'nı büyük bir bağlılıkla kutluyor. 🕊️
İşte bu tarihi ve kutsal günün adım tüm detayları:
📜 Büyük Çağrı ve Veda Haccı
🕋 İlahi Davet: İslam peygamberi Hz. Muhammed, Mekke'den Medine'ye hicretinden sonra hiç hacca gitmemişti. Hicretin 10. yılında "İnsanlara hac ibadetini duyur..." (Hac/27) ayeti inince tüm İslam coğrafyası hacca davet edildi.
🤝 Büyük Buluşma: O sırada Yemen'de olan Hz. Ali de peygamberin çağrısıyla Mekke'ye geldi. Muazzam bir katılımla Müslümanlar Veda Haccı'nı gerçekleştirdi.
📍 Gadir-i Hum Mevkiinde Bekleyiş
🐪 Yolların Ayrım Noktası: Mekke'ye birkaç kilometre uzaklıkta, Cuhfe yakınlarındaki Gadir-i Hum denilen, o dönem küçük bir nehrin aktığı çöl bölgesinde konaklandı. Burası Müslümanların memleketlerine dağılacağı son ortaktı.
⏳ İki Günlük Bekleyiş: Hz. Muhammed, (bazı kaynaklara göre) 120 bin kişilik dev hac kafilesinin burada toplanmasını istedi. Önden gidenler geri çağrıldı, arkada kalanlar beklendi.
📖 Tebliğ Ayeti Geldi: Herkes toplandığı sırada şu ilahi emir indi: "Ey peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan O'nun mesajını iletmemiş olursun..." (Maide/67)
👑 Hz. Ali'nin Velayeti ve İki Ağır Emanet
🗓️ Tarih: Hicretin 10. yılı, Zilhicce ayının 18. günü (Perşembe). O gün Hz. Fatıma babasının emriyle en güzel, renkli elbiselerini giymişti.
🐫 Deve Havutlarından Minber: Hz. Muhammed herkesin kendisini görebilmesi için deve palanlarından (havut) yüksek bir yer hazırlattı ve üzerine çıktı.
💼 İki Ağır Emanet: Peygamberimiz uzun konuşmasında kendisinden sonra ümmetine iki ağır emanet bıraktığını söyledi: Kur'an-ı Kerim ve Ehlibeyt!
🤝 "Ben kimin mevlası isem..." Daha sonra Hz. Ali'yi yanına çağırıp elini havaya kaldırdı. Kendisinden sonra müminlerin emirinin, halifesinin ve mevlasının Hz. Ali olduğunu, bunun kendi isteğiyle değil Allah'ın emriyle olduğunu duyurdu.
🌟 Din Tamamlandı: Konuşma biter bitmez Maide suresinin 3. ayeti nazil oldu: "... Bugün dininizi size kâmil kıldım ve nimetimi size tamamladım..."
🤝 Resmi Biat ve İlk Musahiplik
👏 Kutlamalar ve Biat: Başta Halife Ömer olmak üzere ("Mutlu olsun sana ey Ebâ-Tâliboğlu... her inananın mevlâsı oldun" diyerek) tüm kalabalık Hz. Ali'yi tebrik etti. Kadınlar ve erkekler iki gün süren resmi biat merasimiyle Hz. Ali'ye bağlılık bildirdi.
🧑 🤝 🧑 Yol Kardeşliği: Aleviliğin yazılı kaynağı olan Buyruk kitaplarına göre; Musahiplik (ahret kardeşliği) kurumu ilk kez burada ihdas edildi. Hz. Muhammed ile Hz. Ali burada ahret kardeşi oldular.
📚 Sünni Kaynaklarında Gadir-i Hum
Bu tarihi olay sadece Alevi/Şii kaynaklarında değil, İslam dünyasının en saygın Sünni kaynaklarında da tevatür (şüphe götürmez kesinlik) derecesinde yer alır:
🕌 Hadis Alimleri: Kütüb-i Sitte'den İbni Mâce, Tirmizî, Nesâî ve Hanbeli mezhebinin kurucusu Ahmed b. Hanbel dahil 30'dan fazla hadisçi,
✍️ Müfessirler: Sa'lebî, Fahr-i Râzî, Kurtubî dahil 14'ten fazla tefsir alimi,
📜 Tarihçiler: Taberî, İbni Esîr, Süyûtî, Belâzürî dahil 24 büyük tarihçi,
💭 Kelamcılar: Teftâzânî, Seyyid Şerîf-i Cürcânî dahil 27 kelamcı bu olayı aktarmıştır.
👥 Şahitler: Hadis, sahabeden 110, tabiinden ise 84 kişi tarafından rivayet edilerek günümüze eksiksiz ulaşmıştır.
❤️ Özetle; özellikle Arap Alevi toplumu her yıl bu günlerde, Hz. Muhammed'in Hz. Ali'yi halife ve veli tayin ettiği bu kutlu ilan gününü Gadir-i Hum Bayramı olarak coşkuyla, sevgiyle ve sessiz bir bağlılıkla selamlıyor!
🟩 #GadirIHum #Alevilik #HzAli #Ehlibeyt #VedaHaccı #GadirIHumBayramı
Kaynak: https://t.co/oBP2B8kiUT
ALEVİLİKTEKİ DÜŞKÜNLÜK KURUMUNUN KAYNAĞI KUR'AN-I KERİM VE PEYGAMBER EFENDİMİZİN SÜNNETİDİR.
DÜŞKÜNLÜK kavramı bir süredir gündemde. Bu kurumun İslam'da olmadığından tutun da Hıristiyanlıktaki aforozdan etkilendiğine dair bir sürü laf sosyal medyada dolaşıyor.
Net şekilde ifade edelim:
Düşkünlük kurumunun dayanağı Kur'an-ı Kerim ve aziz Peygamberimiz'in (s) sünnetidir.
Alevi inancında düşkünlük kurumunun kökeni, Hz. Muhammed’in Tebük seferinde hayata geçirdiği bir uygulamaya dayanır.
Kaynaklara göre Bizans ordusunun İslam ülkesine yürüdüğünü haber alan Hz. Muhammed, bir ordu hazırlamak ister. Bunun için dört yana haber salar. Ancak bazı kesimler, bu orduya katılmaktan geri dururlar.
Sefer tamamlanıp Bizans tehdidi bertaraf edildikten sonra genel seferberlik emrine uymayan ve pişmanlık da bildirmeyenler, Hz. Muhammed ve diğer Müslümanlar tarafından dışlanırlar.
Bu kişilerle sosyal ilişkiler dondurulur. Bu kişiler nihayet pişmanlık bildirerek tövbe ederler. Böylece dondurulan ilişkiler yeniden normale döner.
Bu olay üzerine Tövbe/Tevbe suresinin 118.ayeti nazil olur:
“Allah geriye bırakılan (savaşa katılmayan) üç kişinin de tövbesini kabul etti. Sonunda, bütün genişliğine rağmen yeryüzü onlara dar gelmeye başlamış, vicdanları kendilerini sıkıştırmış ve Allah’a karşı O’ndan başka sığınılacak kimse olmadığını anlamışlardı. Bunun üzerine O da eski durumlarına dönmeleri için onlara tövbe nasip etti. Şüphesiz Allah, tövbeleri kabul edendir, merhametlidir.”
Konuyla ilgili tefsir kitaplarında malumat var ama ben sadece Diyanet İşleri Başkanlığı'nın resmi sitesinde yer verilen bilgiyi aktarmakla yetiniyorum.
Son olarak şunu ifade edeyim ki, Alevilikteki her inanışın muhakkak ayetten ve hadisten bir dayanağı vardır. Bu dayanaklar ya Sünni ya da Şii (yahut ikisinde birlikte) kaynaklarında yer alır.
Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan:
"Ehl-i Sünnet, İslâm’ın özsuyudur. Şiilik dahil, Ehl-i Sünnet’in dışındaki bütün oluşumlar, icattır, bidattır, sonradan zuhûr etmiş oluşumlardır.
İslâm’ın düşmanları Şia ile ittifak yaparak İslâm’ın önünü tıkamaya çalışıyorlar."
Hiçbir boktan anlamayan kişisel gelişimci tayfanın amacı; kadını kocasına, kocasını karısına, ana-babayı evladına, evladını da ana-babasına düşman edip saygı ve sevgisini yok etmek.
🧐 "HACE" Mİ, "HACI" MI? BİR KAVRAM KAYMASI ÜZERİNE ZORUNLU AÇIKLAMA
Son dönemde popüler bir söylem haline gelen, Hünkâr Hacı Bektaş Veli’ye “Hace” denilmesi gerektiği, “Hacı” unvanının ise sonradan uydurulduğu iddiası, tarihsel gerçeklerle ve Alevi-Bektaşî literatürüyle taban tabana zıttır.
🚩 İddia Nedir?
Bazı çevreler; "Aleviler hacca gitmez, öyleyse Hünkâr'a Hacı denilemez. 'Hace' hoca, ulu, efendi demektir; aslı budur, Hacı ismi bir tahrifattır" tezini savunmaktadır.
📚 Gerçekler Ne Diyor?
1. Tarihsel Kayıtlarda "Hace" Kaydı Yoktur
Hünkâr’ın yaşadığı dönemden ve hemen sonrasından kalan hiçbir vakfiye, icazetname veya resmi belgede "Hace" ibaresi geçmez. Aksine;
1295 tarihli Şeyh Süleyman Veli Vakfiyesi'nde,
1297 tarihli başka bir vakfiyede (El Hacı Bektaş),
1306 tarihli Ahi Evran Vakfiyesi'nde,
1358 tarihli Ahmet Eflâki’nin "Ariflerin Menkıbeleri" eserinde isim hep “Hacı Bektaş” olarak geçer.
2. Velayetnâme ve Keramet Motifi
Aleviliğin ve Bektaşiliğin önemli metni olan Velayetnâme’de Ahmet Yesevi için "Hace" unvanı kullanılırken, Bektaş Veli için ısrarla “Hacı” denir. Buradaki hacılık, sadece fiziksel bir ibadeti değil, aynı zamanda "Lokman Perende" menkıbesinde olduğu gibi bir keramet ve batın nişanesi olarak da ön plana çıkar.
3. Hak Âşıklarının Dili
Yüzyıllardır bu yolu süren ulu ozanlar ve pirler, Hünkâr’ı hep aynı isimle çağırmıştır:
Pir Sultan Abdal: "Doksan bin Horasan eri / Başı Hacı Bektaş Veli"
Seyyid Ali Sultan: "Âlemin ümidi sensin Hacı Bektaş-ı Veli"
Kalender Çelebi: "Hünkâr Hacı Bektaş Veli’yi gördüm"
Bu ozanları "kavramı bilmemekle" itham etmek, Alevi süzgecine ve hafızasına hakarettir.
4. "Hacı" Unvanı Sadece Ona Has Değildir
Alevi ocakları ve uluları arasında "Hacı" adını taşıyan çok sayıda ocak vardır:
Koluaçık Hacım Sultan,
Hacı Murad-ı Veli,
Hacı Kureyş
bunlardan bazılarıdır. "Hacı" unvanına karşı çıkmak, bu ocakların ve uluların isimlerini de inkar etmek anlamına gelir.
5. Batınî Anlam ve Munzur Baba Örneği
Alevi geleneğinde "Hacı" motifi; Munzur Baba efsanesinde olduğu gibi, mekan ve zamanı aşan bir ermişlik makamıdır. Bunu sadece zahiri bir ibadete indirgeyip reddetmek, yolun zahiri gerçekliği yanında batınî derinliğini de kavramamaktır.
💡 Sonuç
Bilimsel ve tarihsel hiçbir kanıtı olmayan "Hace" kullanımı, tarihsel bir gerçeği onarmak değil, yapay bir kimlik inşa etme çabasıdır. Hünkâr, kendi döneminden bugüne kadar tüm belgelerde, şiirlerde ve gönüllerde Hacı Bektaş Veli'dir.
#Alevilik #HacıBektaşVeli #Bektaşilik #Tarih #Kültür #Hünkâr
Kaynak: Ali Rıza Özdemir, Hünkar: Hacı Bektaş Veli.
Dipçe: Emojiler yapay zeka tarafından eklenmiş ve metin sosyal medya paylaşımına uygun olarak kısaltılmıştır.
"Şah İsmail, Türk oğlu Türk'tür. Uzun Hasan'ın torunudur ve Akkoyunlular soyundan gelir. Ana dili Türkçedir. Azerbaycan Türklerinin bir numaralı hükümdarıdır." -Prof. Dr. Tufan Gündüz
Evet, ben ikna oldum;
Türk olmak için Pir-i Türk olarak anılmak yetmez,
Ananızın babanızın Türkmen olması yetmez,
Türkçe konuşmak, yazmak yetmez,
Türkmenlerin akın akın etrafınızda toplanıp ‘Gurban olduğum Şahım’ diye nara atması yetmez,
Kurucu unsur olan Kızılbaşların tamamına yakının (99,9’unun) Türkmen olması yetmez,
Yazdığınız nefeslerin tamamında Türk hars ve medeniyetinin unsurlarını kullanmanız yetmez,
Kurduğunuz devletin bütün kurumlarının Türk medeniyetini yansıtması yetmez,
Sarayınızda Türkçe konuşulması yetmez,
Yazdığınız nefeslerin ayin-i cemlerde muhakkak suretle okunması gerekliliği yetmez,
falan filan…
ŞAH İSMAİL TÜRK'TÜR
1358’de kaleme alınmış Safvetü’s-Safa isimli eserin kopyalarının bir kısmında Şah İsmail’in atalarından birinin isminin Firuz (Piruz) el-Kürdî olduğu iddia edilir. Şah İsmail'in Kürd olduğu iddiası da bu esere dayanır. Ancak eserin müellif nüshası elimizde yoktur. En erken tarihli nüsha 1491 tarihlidir. Elimizdeki nüshaların tamamında bu ifade yoktur. Eserde bahsi geçen bu şecere tamamen Safevileri Seyyidliğe dayandırmak isteyen bir şecere olup, tartışmalıdır.
Safevi kaynaklarının hemen hemen hepsi Safvetü’s-Safa’ya dayanır ancak hiçbiri el-Kürdi nisbesini tekrarlamaz. Aksine doğrudan veya dolaylı Türk kimliğine işaret ederler. Ayrıca aynı eser Şah İsmail'in atası Safiyüddin-i Erdebilî’ye ‘Pir-i Türk’, Türk'ün piri diyerek Türklüğünü söyler. Alem-ârâ-yı Şah İsmail isimli eserde ise aile Türk olarak gösterilir.
Şah İsmail’in annesi Oğuzların Bayındır boyundan Akkoyunlu Uzun Hasan’ın kızı Alemşah Begüm, Babaannesi Halime Begüm ise Uzun Hasan’ın kızkardeşidir. Şah İsmail Türk’tür. Teferruatlı bilgi için Tufan Gündüz'ün akademik kaynaklara dayanan 'Şah İsmail' isimli kitabına bakılabilir.
Şah İsmail’in şiirlerine bakınca Türkçe'ye hakimiyetinden Türk olduğu açıkça görülür:
Şahın bahçesinde men garip bülbül
Efkârım artmakta halim pek müşkül
Koparmadım asla koklamadım bir gül
Kâfir oldum ise imana geldim
@saki552003 1988 yılında Ankara'da evimde misafir ettiğim ünlü Uygur dütar sanatçısı dostum Abdürrahim Heyit'e, anamın köyümüzde (Yozgat) kavurup getirdiği kavurgadan ikram ederek "siz ne diyorsunuz buna?" diye sormuştum da, hiç düşünmeden "kavurga" demişti...
Arkadaşlar aranızda ilk görev yerinde mutsuz olup, ikinci görev yerinde mesleki tatmin yaşayan, liyakatli insanlarla karşılaşan var mı? Nolur var diyin? Yoksa zor günler geride kaldı artık sırada daha zor günler var mı diyeceğiz?
Şener Üşümezsoy bize ne mi söylüyor ? Ölmekten korktuğunuz kadar, ölüm korkunuzu kimin niçin tahrik ettiğini ve bunu nasıl istismar ettiğini de düşünün ! Türk milletine olan gönülden bağlılığı ve bilimin hakkını verişi sebebiyle kendisini âcizane tebrik ederim, varolsun…