Sarayda kuru fasülye pilav mı yiyeceklerdi diyen yandaş yazara karşı,”CHP’nin 1977 zaferi öncesi, Rahşan ve Bülent Ecevit’le birlikte YENİ CHP PROGRAMINI yazarken, acıkınca kuru fasulye pilav yemeğe giderdik” diyen sayın Emre Kongar’a selam olsun.
@emrkongar
YENİ Parti’yi millet kurdu, adını millet koydu, bütçesini millet oluşturdu.
Şimdi partimizin kapılarını tüm vatandaşlarımıza açıyoruz.
Üyelik sistemimiz açılmıştır. Herkesi YENİ Parti’ye üye olmaya davet ediyoruz.
YENİ Parti’de ilçe başkanını da il başkanını da Genel Başkanı da üyelerimiz seçecek.
Gelin, söz ve karar sahibi olun.
#Yenibaşlangıç
https://t.co/jBqtZJ9Xjo
Yeni parti üyelik sürecimiz online olarak başlamıştır. Aşağıda ileteceğim bağlantıya tıklayıp aşamaları teker teker doldurduktan sonra başarılı bir şekilde üyelik işleminizi gerçekleştirebilirsiniz. Şimdiden üye olan herkese teşekkürler.
https://t.co/cvms2NbF0r
KİME MİLLİLİK, KİME LÜKS? ENGELLİNİN ANAYASAL HAKKI LÜTFUNUZ DEĞİLDİR!
Bakanlık koltuklarında oturup, sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle kameralara gülümseyerek "erişilebilirlik ve kapsayıcılık" bültenleri yayımlamak, sahada yaşanan büyük hak gaspının üzerini örtmeye yetmiyor. Engelli vatandaşlarımızın en temel haklarından biri olan ulaşım ve seyahat özgürlüğü, son yasal düzenlemelerle adeta ellerinden gasp edilmiştir.
Soruyoruz:
Engellinin istediği araç modeline getirilen %40 yerlilik şartı hangi vicdana sığmaktadır?
Aracın el değiştirme ve satış kısıtlamasını 10 yıla çıkararak kimin hakkını koruyorsunuz?
Bu ülkenin anayasasında engelli vatandaşların hakları "pozitif ayrımcılık" ve "sosyal devlet" güvencesi altındadır. Yani bu haklar, bir bakanlığın ya da bürokrasinin lütfu değil; engelli bireyin anayasal hakkıdır!
İşin en trajikomik ve can acıtan tarafı ise "yerli ve milli" söyleminin turnusol kağıdıdır. Bu ülkede gerçekten yerlilik ve millilik aranıyorsa; önce milyarlık yabancı makam araçlarına binen Bakanlara, Bakan Yardımcılarına, Genel Müdürlere ve Belediye Başkanlarına "YERLİLİK ŞARTI" getirin!
Cumhurbaşkanından Meclis Başkanına, en üst düzey bürokrattan en alt kademeye kadar lüks yabancı araç saltanatı sürerken, tasarrufun ve milliliğin faturasını engelli vatandaşın tekerlekli sandalyesini sığdırmaya çalıştığı arabaya kesmek adaletsizliktir, samimiyetsizliktir.
Yeni yönetmeliklerle getirilen kısıtlayıcı rapor süreçleri ve uzman değerlendirmesi adı altındaki bürokratik engeller, engelliyi desteklemek için değil, sistemin dışına itmek için tasarlanmıştır. Bu halkla ilişkiler çalışmalarını bırakın ve engellinin elinden aldığınız hakları iade edin. Yazıklar olsun sizin çifte standartlı millilik anlayışınıza!
@MahinurOzdemir@metinsenturk@tcailesosyal @DevVakfi @wdfworld1
#LütufDeğilAnayasalHak
#ÖTVMuafiyeti
#KimeMillilikKimeLüks
Kamuoyuna yansıyan ve Veysi Ateş’in doğum günü olduğu belirtilen bir fotoğrafta; adı uyuşturucu soruşturmasıyla anılan ve kamuoyunda ciddi iddialarla gündeme gelen Rezan Epözdemir’in yanında yer alan kişinin, Manisa’da eğitim alanında karar verici bir konumda bulunması kamuoyunda haklı soru işaretleri yaratmaktadır.
Çocukların eğitimi, güvenliği ve okulların kamusal itibarı üzerinde yetki sahibi olan bir pozisyondan söz ediyoruz. Bu nedenle ortaya çıkan tablo, eğitimden sorumlu makamların taşıması gereken ciddiyetle bağdaşmamaktadır.
16 Ocak karne gününde, bu konumda bulunan kişinin okullarda öğrenciler ve velilerle yüz yüze gelerek karne dağıtacağı bilinmektedir. Kamuoyunda bu kadar ciddi soru işaretleri varken, bu temasın gerçekleşmesine yönelik kaygı son derece meşru ve haklıdır; görmezden gelinemez.
Altını özellikle çiziyorum: Bu bir suç isnadı değildir. Bu açıklama, çocuklarla doğrudan temas eden kamu görevlilerinin taşıması gereken etik sorumluluğun sorgulanmasıdır. Çocukların güvenliği ve kamusal eğitimin itibarı, tartışmasız biçimde en hassas ve en korunması gereken alanlardandır.
@barisyarkadas Sıkıntı yandaş yayın organlarına demeç vermek değildir, yandaş yayın organlarına partisini kötülemek, kurultayın arifesinde negatif demeç vermektir. Barış bey siz neyin ne olduğunu çok iyi biliyorsunuz ancak algı yaratmaya çalışıyorsunuz.
Yalnızca bir kurucu, asker veya siyaset adamı değildi.
Bir devrin yükünü sırtlanmış, bir başka yüzyılın aklıyla yürüyen bir düşünceydi.
Adına yas tutmaktan, anmaktan çok anlamaya ihtiyacımız var.
Ruhun şâd olsun büyük Atatürk…