İç savaşa en müsait rejim, anokrasidir: ne tam diktatörlük ne tam demokrasi. Diktatörlük bastırır, gerçek demokrasi soğurur; kırılma en çok aradaki rejimde olur.
Benzerini Plutorchus “Gevezelik Üzerine” metninde okumuştum. Galatlara karşı yenilgiden sonra Seleukos tacını çıkarıp çok az adamla kaçıyor. Aç ve perişan halde bir çiftliğe sığınıyor ; çiftlik sahibi ona ekmek su verip misafir ediyor. Sonra adam, konuğunun tavırlarından onun kim olduğunu anlıyor ama susuyor.Kralın ayrılacağı gün veda ederken kulağına “Hoşça kal, Kral Seleukos” diye fısıldıyor. Bunun üzerine Seleukos, adama şefkatle sarılıyor ve çaktırmadan muhafızına adamın gırtlağını kesmesini işaret ediyor.
Padişahlar tebdil gezdiği sırada onları tanıyıp yanaşmak hoş karşılanmazdı. Bir seferinde mazul Çorum Alaybeyi Feyzullah, III. Mustafa'yı tanımış ve "Ya ekmeğimi ver, ya beni katleyle" diye padişahı sıkıştırmıştır ardından III. Mustafa da bu ricayı geri çevirmeyip katlettirmiştir
Kürtçe qeşmer (soytarı) xweş mer (“hoş adam”) gelmiş olması... Buna en yakın örnek İngilizcedeki nice: bugün “hoş” demek, ama kökü Latince nescius, yani “cahil, budala.” İngilizcede de nice kelimesi uzun süre bu tür aşağılayıcı anlamlar taşımıştı.
@busrakti Türk düşmanı olmasından daha kalleşçe olan, Türk çevirmenlerin uzun yıllar "Karamazov Kardeşler" eserini Türklerin balkanlarda yaptığı kıyımı anlatıyor diye o meşhur bölümü kesip biçerek çevirmeleri.
6/
İbnü’l Karih bu alimlerle olan sohbetlerinin sonunda da her defasında uzun bir iç çekecek ve tiksintiyle alışık olduğumuz cümlesini tekrar söyleyecektir: “Vallahi senin cennette olman bir skandaldır.”
1/
“Vallahi senin cennette olman bir skandaldır.”
Bu kitap neden bu kadar az biliniyor? Dante’nin İlahi Komedya’sının bu eserden esinlenerek yazıldığı söyleniyor. Kitap bir İslam aliminin ölümünden sonra cennet ve cehennemde yaptığı hayal kırıklıkları ile dolu geziler hakkında.
5/
Ama onlar da her seferinde nasıl da az daha günahları yüzünden cehennemi boylayacakken üstün hitabetleri ve keskin zekaları ile sorgucu melekleri manipüle ettiklerini en ince ayrıntısına kadar zevkle anlatacaktırlar.
4/4
Crassus’un yanlış varsayımı yalnızca bir savaşı kaybettirmedi; ölümüne ve Roma’daki güç dengesinin (Sezar, Pompey, Crassus) sarsılmasına giden yolu da açtı. Bazen belirleyici olan güç farkı değil, yanlış varsayımlar da oluyor.
1/4
Trump-Crassus benzetmesi yabancı Twitter’da çok yapılıyor. Ama iki figür arasındaki asıl benzerlik servet değil. Daha ilginç olan, Crassus’un Harran muharebesinde yaptığı o kritik varsayım: karşı tarafın ateş gücünün bir noktada tükeneceği hesabı.
3/4
Pers ordusuna komuta eden Surena, yaklaşık 1000 develik bir ikmal hattıyla ok tedarikini sürdürüyordu. Roma ordusu karşısındaki süvariyi görüyordu ama onu ayakta tutan lojistiği göremiyordu. Ok yağmuru dinmeyince düzen bozuldu, moral çöktü, ordu dağıldı.
İranî dillerde “adam” ile “ölüm” kelimelerinin aynı kökten gelmesi dikkat çekici: Farsçada mard/marg, Kürtçede mêr/mırin. İnsanı insan yapan şey onun ölümlü oluşu, yani ölümlülük bilincidir. Hal böyleyken Batı’nın savaşı yalnızca ölüm bilançosu üzerinden okuması ne kadar doğru?