@akademi_kadro Birden kendimi, fen ve sosyal bilimler ile modernizmin savunucusu olarak buldum. Şaşırmıştım, kamera şakası olsa en mantıklisi olabilecek bir ortam oluşmustu. Ama değildi. Sonraki dersleri arkadan ve sessizce takip ettim
@akademi_kadro YL.'a mezuniyetimden 15 yıl sonra başladım, ilk derslerimden biri, alanında tanınan, prof.bir hoca ileydi, heyecanlıydım, akademide,piyasadan farklı, nitelikli bir tartişma ortamı olacağini sanıyordum. Heyecanlıydım, hocanın yakınına oturmustum.
nasıl yapıcaz mesela? deprem dayanıklı yeni bir eve çıkmak demek kadıköy'de en az 70 bin lira kira demek. bunu kim verebilir? bununla ilgili en ufak bir devlet desteği yok. mecbur en az 50 yıllık evimizde oturup depremde ölmemek için dua edicez. gerçi ölsek iyi...
Teyitli bilgi: Deprem bekleyen bir şehirde kıyısal Dolgu alan hiç bir biçimde yapılaşmaya açılamaz...
Ayrıca bir dini tesis siyasi ve ekonomik ranta slet edilemez...Bu hem doğaya ve kente hem de dini mekân mimarisi ve ruhuna aykırı hareket etmektir...Ayıp ve günahtır...
Hatırlayınız:
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi, tüm Türkiye'de derin izler bıraktı ancak Kocaeli'nin Gölcük ilçesine bağlı Değirmendere beldesi, bu felaketi en sıra dışı ve yıkıcı şekilde yaşayan yerlerden biri oldu.
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde Gölcük’e bağlı Değirmendere dolgu sahil şeridinin ana karadan koparak Marmara Denizi’ne gömülmesi, dünya deprem tarihinde eşine az rastlanır bir coğrafi kırılmaya yol açmıştır. Karadaki yıkımın izleri kentsel dönüşüm ve yeni binalarla zamanla silinirken, denizin altı o meşum geceyi ilk günkü sarsıcılığıyla muhafaza eden hüzünlü bir su altı müzesine dönüşmüştür.
Değirmendere Su Altı Batıkları ve Derinlikleri
Değirmendere sahilindeki batık alan, kıyıdan sadece birkaç metre uzakta, 12 metreden başlayıp yaklaşık 50-55 metre derinliğe kadar uzanan dik bir su altı yamacına yayılmıştır. Dünya üzerinde kent merkezinde bu kadar büyük bir yapısal çöküşün doğrudan su altında gözlemlenebildiği başka bir benzer örnek bulunmamaktadır.
Dalgıçların ve su altı belgeselcilerinin raporlarına göre suyun altında yer alan başlıca kalıntılar şunlardır:
Çınar Otel ve İş Makineleri (25 Metre): Dönemin simge yapılarından olan 3 katlı Çınar Otel’in betonarme gövdesi, duvarlarındaki fayanslar ve oda kalıntıları bu derinlikte net bir şekilde seçilebilmektedir. Otelin hemen yanında, o dönem sahilde çalışan bir iş makinesi de yan yatmış halde durmaktadır.
Çınar Ağaçları (24 Metre): Çınarlık Meydanı’na adını veren çınar ağaçları, kökleriyle birlikte suyun altındadır. Günümüzde bu ağaçların dallarında balıkçı ağlarının parçaları asılı durmaktadır.
Koruk Restoran ve Vapur İskelesi (22 Metre): Sahilde insanların vakit geçirdiği restoranın kalıntıları, sandalyeler, kameriyeler ve eski vapur iskelesinin beton blokları bu seviyede yer alır.
Kişisel Eşyalar ve Altyapı: Evlerin kapı zilleri, apartman tabelaları, araçlar, saksılar ve o geceye ait yüzlerce kişisel eşya, deniz tabanında zamanı durdurmuş gibidir.
Depremin hemen ardından bölgeye giden su altı fotoğrafçısı Tahsin Ceylan ve arama-kurtarma ekipleri, ilk günlerde göçük altında kalan vatandaşları çıkarma amacıyla zorlu dalışlar gerçekleştirmişlerdir. Aradan geçen yıllarda bu trajik enkaz alanları doğal bir adaptasyon sürecine girmiştir. Suya gömülen beton yapılar ve ağaçlar, İzmit Körfezi’ndeki deniz canlıları için yapay bir resif işlevi görmeye başlamıştır. Günümüzde burası çok sayıda balık türüne, mikroorganizmaya ve midye kolonilerine ev sahipliği yapmaktadır. Bu sıra dışı su altı peyzajı, yerli dalgıçların yanı sıra dünyanın dört bir yanından gelen yabancı su altı tarihçileri ve teknik dalgıçlar için de trajik bir çekim merkezi (batık turizmi) haline gelmiştir.
Farkındalık ve Anma Dalışları
Her yıl 17 Ağustos’un yıl dönümünde, Değirmendere sahilinde çok anlamlı etkinlikler düzenlenmektedir. Bölgede afet bilinci aşılamak ve acil durum dalgıçları yetiştirmek amacıyla 2005 yılında kurulan Değirmendere Sualtı Ekibi her yıl dönümünde ortaklaşa "Farkındalık ve Anma Genellikle depremin meydana geldiği saat olan 03.02'de meşalelerle saygı duruşunda bulunulur. Gündüz saatlerinde ise profesyonel dalgıçlar batık şehre inerek su altındaki enkazların üzerine anma çelenkleri bırakır veya dev Türk bayrakları açarlar.
Amacı: Bu dalışların temel amacı sadece kayıpları anmak değildir; karada yaşayan ve deprem gerçeğini çabuk unutan insanlara, denizin altındaki bu el değmemiş hafızayı göstererek yapı stoğunun güvenliği, afet bilinci ve doğayla savaşmak yerine onunla uyumlu yaşamak gerektiği mesajını güçlü bir şekilde hatırlatmaktır.
@mkaydogmus@insaatdoktoru Bunun güzel örnekleri 60-70'ler binalarında, bildiğim Kadıköy'de ve yeldegirmeninde var mesela, ama yeni binalardaki altın boşaltılması konusu bununla ilgili değil de, daha çok, Hmax elverdiği için ve bina giriş holü vs.den dolayı dairelein küçülmesinden kaçınmakla ilgilidir.
@LaCulturel@Afralice Kadıköy'de oturuduk, ilkokuldaydim, okulda yaşadığımız kadikoyun İstanbul'da olduğunu ögrenirdik, sonra annem babam yılda bir iki kez alışveriş vb. işleri için karşıya geçtiklerinde, İstanbula'a gittiler, dendiğini duyunca, beynim istop ederdi:)
@yalinalpay sonunu bulucam, "neden, ama Uzay sonsuz ki" diyor adam, çünkü diyorsunuz, sonsuz Allah olduğuna göre, bu cepteyse yani , Uzay sonsuz olamaz, ben de bunu bulmak istiyorum. Öyle işte aklımda kalmış, zeka İle ilgili bir konu olduğunda da bu hikayeyi anlatirdim
@yalinalpay Ben bu programa zamanında denk gelmiştim, sonra yakın yıllarda sizin o olduğunuz anlayınca, saşirtici oldu yani, çünkü o röp.da, şu kısmı unutmadım nedense, bak ne akılı çocuk diye:), işte size soruyor, büyüyünce ne olacaksın, siz de diyorsunuz ki, astronot olucam uzayın
Cioran doğru bir okuma ile insanı hayata bağlayabilecek bir yazar bence. İnsanlar Cioran'ı aforizmalarıyla attığı dayaklar ile hatırlıyor sadece (haksız da değiller, amaçlarından biri neticede), daha farklı bir okumalar yapmaya çok müsait halbuki
@avuntusaati Pek öyle olmuyor, zihniyle meşgul kişi, işiyle meşgul olamıyor, ne üretken ne de çözüm odaklı olabiliyor malesef, aksine bir umutsuzluk sarmalına giriyor
Kolon kesmeyi geçin, kolonları yapmamış: 103 kişi öldü, müteahhit serbest, yetkililer görevde!
Antakya'daki Kule Apartmanı davasında skandallar zinciri:
* Depremden 2 yıl önce Çevre ve Şehircilik binayı inceliyor. Statik projedeki 3 kolonun hiç olmadığını tespit ediyor. Belediyi de suçluyor.
* Belediye raporu gizliyor. Yıkılması gereken binaya dokunmuyor.
* Bina ilk saniyelerde yıkılıyor. Açılan davada statik proje isteniyor. Belediye gönderiyor.
* Mahkeme KTÜ'den inceleme istiyor. Ve skandal ortaya çıkıyor: Belediyenin gönderdiği proje başka binaya ait!
* Sahtekarlığı açığa çıkan belediye bu sefer de 'belgeler enkazda kaldı' diyor.
Televizyondan dehşetle izlediğimiz ilk katliam. 13 yaşındaydım, bağlama çalıyordum, Alevi olduğum için o gençlerden biri olabileceğim gerçeğini kalbimin içinde hissetmiştim. O sızı hiç geçmedi, Suruç'ta, Ankara'da şiddetlendi. Bu ülkenin potansiyel ölüleriydik, hala da öyleyiz
#kadikoybelediyesi bu uyarıyı yazıp buraya yerleştiren, muhtemelen sizin adiniza calişan işçi arkadaşa bence ödül vermelisiniz. Aylardır Söğütlü çeşme Marmaray metrobüs yaya geçis hattında, kamu adına önemli bir uyarı yapmiş