⛸️50 yıl sonra olimpiyatta yapılan ilk geri takla, Surya Bonaly’yi yeniden gündeme taşıdı.
Ilia Malinin ise dörtlü axel’leriyle sporun kurallarını zorluyor
https://t.co/GZiMoAWG2U
Üzgünüm. Kırgınım. Öfkeliyim.
Hastaya işitme cihazı önerdim. “Şimdilik idare ediyorum” dedi. Önyargılı olduğunu düşünüp, cihaz aslında gözlükle aynı işi yapıyor, biri görmek, diğeri duymak için filan diye anlatırken, gözleri doldu, sözümü kesti.
“Ondan değil hocam. Emekliyim. 25 yıl çalıştım. Ama demek ki az çalışmışım, emekli maaşım düşük. Buraya gelirken bir yere sordum. Devletin ödediği 4-5 bin liraymış. Üstüne en az 25 bin lira istiyorlar. O kadar param yok” dedi.
Dondum kaldım. Benim yardımcı olmamı ister misiniz, dedim. “Sağolun, çocuklar da söylüyor ama şimdilik idare ediyorum” dedi.
Kişi başı milli gelir 17 bin dolar. Emekliye düşen sağır dolaşmak.
Bu ülkede yaşamaktan başka bir imtihana ihtiyacımız yok bizim.
Mevzular Açık Mikrofon'un 'doktorlar' bölümüne konuk olan genç:
"İktidara gelmeyi vaat eden partilerin vekillerisiniz. Aranızda hiç Çapa'ya, Cerrahpaşa'ya giden oldu mu?
Buna yol açan 25 yıllık zihniyetin temsilcileri geldi, muhalefetten kimse gelmedi."
Biz ne zaman bu hale geldik?
Çürümüşlük damarlarımızın en derinine işlemiş. Her yer kokuşmuş, her yer kararmış…
Çocukların gözleri önünde bir babaya tokat atmak da ne demek? O babanın onurunu ayaklar altına almak, küçücük kalpleri paramparça etmek…
O gözler, o sahneyi ömür boyu unutmayacak. Babasının acizliğini, çaresizliğini, tokadın şiddetini içlerinde kanayan bir yara gibi taşıyacak. Biz ise susarak, görmezden gelerek o tokadı yalnızca babaya değil, çocukların geleceğine de vurmuş oluyoruz.
Zaten yolsuzluk yapanlar bu çocukların geleceğine yıllardır tecavüz ediyor; yetmezmiş gibi alın teriyle dimdik duran babaların onurunu da tokatlıyorlar.
Babaya atılan tokat aslında hepimize atıldı. O sahneyi izlerken kalbim öyle sıkıştı ki, sanki insanlığımız bir tokatla yere serildi.
Adalet olmazsa, toplum çürür. Adalet olmazsa, insanlık yok olur, ahlaksızlık ise her yerde kol gezer.
Sitede oturan bir vatandaş yaşadıklarını anlattı:
“Bir aile var, 5 küçük çocukları var. Ellerine bisküvi verip sabahtan bırakıyorlar sitenin içine. Çocuklar kimi zaman asansöre, kimi zaman başka yerlere idrar ve dışkılarını yapıyor.
Bir komşumuz şikâyete gidiyor, ‘Sen çocuğumuzu şikâyet edemezsin’ diyerek bir anda 100 kişi olup saldırmaya çalışıyorlar.
Bu çocukların hiçbir suçu yok, çocuk çünkü. Ama onlarla ilgilenmeyenler yüzünden 12-13 yaşlarına geldiklerinde belki de suça karışacaklar.
Biz çocuğumuzu ‘Aman dikkatli ol, kimseyi kırma, vatanına sahip çık’ diye yetiştirmeye çalışırken kimileri böyle büyütüyor.
İşte böyle aileleri cezalandırmak lazım, hatta böyle tiplerin evlenmelerine müsaade etmemek lazım.”
📹 Devrim Derviş
Bu meyve fiyatları gerçek olamaz.
Millet bu fiyatlarla nasıl meyve tüketecek?
Vatandaş, artık pazar alışverişi yapabilmek için kredi çekmek zorunda kalacak.
Tarlada kilosu 20 TL olan kivi, markette 200 TL’ye satılıyor.
Bu, serbest piyasa değil; serbest soygundur.
@aykiricomtr Aradaki fiyat farkını sadece vergiye bağlamak fazla iyimserce. Ülkede kökten çözülmesi gereken bir ahlak problemi var. Zamanında saygıdeğer bir öğretim görevlisi sosyal çürümeden bahsetmişti. Bunlar da o çürümenin sonuçları.