Tarım işçileri, çiftçiler, köylüler ve bilcümle tarımdan emeğiyle geçinenlerin sorunlarını ve arayışlarını konuşacağımız "Tarım Emekçilerinin Gündemi" programımız başlıyor.
İlk yayınımızda fındık üreticilerinin sorunlarını ve çıkış yollarını, geçtiğimiz hafta Sakarya Kocaali'de düzenlenen eylemlerini, Kocaali'den üretici Şerif Sarı ile konuşacağız.
Sendikamız sosyal medya ve YouTube hesaplarından izleyebilirsiniz.
📣Sakarya'da fındık üreticilerinden traktörlü protesto: 'Emeğimizin karşılığını istiyoruz'
📌Kocaali'de yüzlerce fındık üreticisi düşük fiyatlara, artan maliyetlere ve TMO’nun alım politikalarına karşı yollara çıktı
https://t.co/Cb34Q2RZod
FINDIK ÜRETİCİSİ AYAKTA!
Sakarya Kocaali'de toplanan fındık üreticileri, düşük fiyat politikaları ve holdingci uygulamalara karşı traktör konvoyuyla Akçakoca'ya yürüdü.
Ferrerocu politikalara karşı, daha fazla traktör, daha fazla eylem, daha fazla çiftçiyle kazanalım!
Fındık üreticileri Sakarya’nın Kocaali ilçesinde buluşarak Düzce Akçakoca ilçesine doğru traktör konvoyuyla eylem yaptı.
“Çiftçiyiz, haklıyız, kazanacağız” sloganları atan fındık üreticileri, devleti göreve çağırarak fındık fiyat mekanizmasının denetlenmesini ve fındığın az sayıdaki holdingin çıkarlarına teslim edilmemesini talep etti.
2026 yılı için açıklanan 255TL fındık fiyatı taban fiyat değil refernas fiyat olma özelliği taşıyor. Üreticilerin büyük çoğunluğu, piyasada 150 TL’ye kadar düşen fındık fiyatlarından ürünlerini satmak zorunda kalıyor. Fındık ihracatının en güçlü aktörü olan Ferrero ile bir kaç alıcı holdingin belirlediği fındık piyasasında kazanan holdingler, kaybedense küçük üreticiler, mevsimlik tarım işçileri ve fındıkla geçinen tüm emekçilerdir.
Kocaali’de ayağa kalkarak emeğine, ürününe, onuruna sahip çıkan üreticileri selamlıyoruz. Daha fazla eylem, daha fazla çiftçi, daha fazla traktör, daha fazla dayanışma ile kazanacağız!
https://t.co/RS0WXP85QF
📍DÜZCE-AKÇAKOCA
Fındık üreticilerimizin sesi olmak, sorunlarına dikkat çekmek amacıyla düzenlenen Traktörlerle Fındık Fiyatı Boykot Eylemi'ne katıldık.
Timur Soykan "Mal varlığı üzerindeki tedbiri kaldırmak için Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili 300 bin dolar rüşvet alıyor. Telefon kayıtlarında, mesajlarda bunu doğrulayan dijital veriler elde ediliyor.
Yargının halini görüyor musunuz? Parası olanı kurtaran ama belediye başkanlarını, seçilmiş insanları hapseden bir yargı düzeninden bahsediyoruz."
Boğaziçi’ni bölüm birincisi olarak bitiriyorsun. Bölümün yüksek lisansa kabul ediyor, adını ilan ediyor. Sonra anayasal hakkını kullanıp protestoya katıldığın gerekçesiyle tek imzayla kabulün iptal ediliyor. Eğitim hakkın, TÜBİTAK bursun ve akademik geleceğin elinden alınıyor.
Partimiz, açık ve ağır bir siyasallaşmış yargı müdahalesiyle karşı karşıyadır. Bu müdahale yalnızca parti içi dengeleri değil, demokratik teamüllerin bütününü hedef almakta; TBMM çalışmaları dahil olmak üzere siyasal alanın normal işleyişlerini tahrip etmektedir. Siyasallaşmış yargı kararlarıyla yapısal bir nitelik kazanan bu demokrasi krizi, atanmış pozisyon sahipleri tarafından kurultay sürecinin çıkmaza sürüklenmesi üzerinden kalıcılaştırılmaya çalışılmaktadır.
Böylesi bir zeminde, seçilmiş parti yönetimi üzerinde yargı eliyle oluşturulmaya çalışılan siyasal pozisyonların, Türkiye’nin birinci partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin söylem ve eylemlerini belirleme ya da şekillendirme yetkisi yok hükmündedir. İktidarın sembolik ve tarihsel tahayyüllerine referansla kendilerine CHP içinde meşruiyet üretmeye çalışanlar, partimizin siyasal geçmişiyle, toplumsal gerçekliğiyle ve Cumhuriyet değerleriyle ciddi bir kopuş ve savrulma içindedir.
Parti içinde ve tabanda karşılığı olmayan bu tür söylemler üzerinden iktidar blokundan onay alma arayışı açıkça göstermektedir ki partimiz siyasal yönünü içeriden değil, dışarıdan belirlenen bir bağımlılık ilişkisine zorlanmaktadır. Bu, parti tarihimizde örneği olmayan bir durumdur ve siyasal açıdan kabul edilemez bir tabloyu ifade etmektedir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin temel hattı açıktır: Türkiye’nin gerçek gücü, kendisine bölgesel ölçekte biçilen rollere angaje olmakta değil; demokratikleşmesini derinleştirmesinde, yargı bağımsızlığını tesis etmesinde ve toplumsal eşitsizlikleri gidermesinde yatar. Bu çerçeveyi terk edip siyasallaşmış yargı üzerinden kurulan güç ilişkilerine eklemlenerek pozisyon alanların ve partimize kurumsal bir pozisyon belirlemeye çalışanların bu gerçeği görmesi zorunludur.
Cumhuriyet de, Cumhuriyet Halk Partisi de sahipsiz değildir. Biz varız.
Türkiye Kömür İşletmeleri, büyük hissedarı olduğu Yeni Anadolu AŞ ye ait SOMAIşıklar Maden Ocağı’nı kendi ukdesinde olan rödövans sözleşmesi iptalini gerekçe göstererek 2000 işçiyi işten çıkardı
Kahrolsun sarı Sendikacılık
Kahrolsun kamuyu yağmalayanlar!
TÜM HALKIMIZI PERŞEMBE GÜNÜ SAAT 12.00'DE YILDIZLAR SSS HOLDİNG ÖNÜNE ÇAĞIRIYORUZ.
Başaran Aksu:
"Kapitalist devlet holdinge dokunamaz, devletin sahibi holding patronlarıdır. Madenci itilir kakılır, holding patronları önünde ön iliklenir.
Madenci hak arayınca kamu düzeni bozuluyor, bozulsun böyle düzen. Bu düzenin bozulması için mücadele ediyoruz. Madenci yurttaş olmaktan çıkartılmış, çocuğunun karşısında saygısını kaybetmekten korkuyor.
Devlet devletmiş gibi yapacaksa, gücüne kuvvetine güveniyorsa perşembeye kadar bu işi çözsün. Bu polis barikatlarının önünde yatacağız. Perşembe saat 12.00'de bu iş bitsin diye her türlü suçu işleyeceğiz."
#MadencilerAyakta
@ismailsaymaz aynı belediye başkanı on yıl önce de belediye başkanıydı daha önce de SHP belediye başkanlıklarını kazandı. Cumhuriyet Halk Partisi ilk kez Akçakoca’da belediye başkanlığı kazanmadı