Bakın, bu videoda gördüğünüz cennet yer, "Milli Takım oyuncularına villa hediye ediyoruz" bahanesiyle katledilmek istenen bölgedir. Burası, yıllardır birinci derece sit alanı olarak korunan, nesli tükenmekte olan binlerce canlıya ev sahipliği yapan ve antik kent dokusuna sahip muhteşem bir doğa harikasıdır. Bizim uyanık Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, futbolcular üzerinden bu cennet yerin reklamını yaptırarak, bugüne kadar korunması için alınmış tüm mahkeme kararlarını hiçe sayıyor. Sit alanı olan bu bölge için yeniden mahkemeye başvurup onay çıkartarak, imara açılan bu yere tam 4 bin adet villa inşa edecek…Hiçbir futbolcumuz bu evleri istemezken "Zorla bu çocuklara evlerini vereceğim" diyerek haber ve basında algı oluşturup, arka tarafında 9.7 milyon metrekarelik devasa doğayı katledecekler.
Dr Hüsam aylar sonra avukatıyla görüştürüldü.
Oğlunun dün yaptığı açıklamaya göre Dr Hüsam ve diğer esirler, her gün işkencelerle birlikte “ölüm dozu” alıyor. Oğlu, o işkencelerin ne olduğunu anlatamadı.
Dr Hüsam, dünyanın kendisiyle dayanışma içinde olduğunu öğrenince şükran duygularını iletmiş. Bizi asla unutmayın, kurtulmamız için bir şeyler yapın demiş.
#FreeDrHusamEbuSafiya
5 yaşındaki Hamza'nın, köpeklerin saldırısı sonucu yaşamdan koparıldığına ilişkin yaptığım paylaşımlar nedeniyle hesabım şikayet ediliyor ve kilitleniyor.
Destek lütfen‼️
Başıboş köpek sürüsü;
İlk olarak evinin önündeki 4,5-5 yaşındaki Hamza’yı alıp götürmüş, parçalamış ve yemişler…
Yetmemiş…
Geri dönmüşler okuldan dönen 9 yaşındaki Ayaz’a saldırmışlar…
Parçalarken babası yetişmiş kurtarılmış…
Yahu biz neyi tartışıyoruz…
Ne bekliyoruz…
Bu yazdıklarım yenilir, yutulur, sindirilir şeyler mi!!!
Sizin merhametiniz batsın, sizin rantınız batsın, sizin can dostunuz batsın, batın ya…
Batın…
2026 yılı, sokakta başıboş köpek olmayacak diyen kanun çıkalı 2 yıl olmuş kaçıncı çocuk bu…
Bu nasıl bir iradeyi teslimdir, bu nedir Allah aşkına…
Utanmadan yarın çıkıp sokaklarda “Can dostlarımız” diye slogan atacaklar…
Utanmadan yarın çıkıp “can dostlarımız güvende, bir kap mama” diyecekler…
Utanmadan bu çocukları da yok sayacaklar…
Bir aya kalmaz tüm sokakları temizlerdim, neyin tereddütü bu…
Bu çocukların canı pahasına neyin pazarlığı bu…
Nedir çocuk canı pahasına kaybetmeyi göze alamadığınız…
Hiç mi Allah’tan korkmazsınız, hiç mi vicdanınız sızlamaz…
5 yaşındaki evlat Hamza’yı başıboş köpekler avlanıp YEDİ…
Çektiği acıyı düşünmeniz dahi İMKANSIZ…
Oğlumuz Umut, Osman Yüksel Serdengeçti İmam Hatip Ortaokulu'nda yaşadığı bıçaklama olayı sonrası sesimizi duyurmak ve adaleti sağlamak için buradayız. Okul ve ders saatleri içerisinde, sınıf içinde gerçekleşen bu korkunç olayda oğlum sol bacağından ağır yaralandı.
Bu olay sonucunda oğlumuzun gülüşü solabilir, yaşama sevinci elinden alınabilir; belki de biz ona sarılmak yerine toprağına sarılıyor olabilirdik.
Ancak maalesef bu olayın üstü kapatıldı, gerçekler gizlendi ve gizlenmeye de devam ediyor. Çünkü yaşadığımız olayda gereken yerlerde gereken tanıdıklarımızın olmaması nedeniyle adaleti sağlayamadık. Bu haksızlığın üzerinin örtülmesine izin vermeyeceğiz.
Bizler bu olayın görmezden gelinmemesini, olayda bulunan veya bulunmaya cesaret göstermiş sorumluların tespit edilip gereken cezaları alması için destek bekliyoruz. Adalet herkesin hakkı ama bu tarz olaylara göz yummak vicdan meselesidir. Bu olayın unutulup üstünün kapatılmasına izin vermeyelim.
Sesimizi duyurmak, sorumluların ortaya çıkmasını, olayın yeniden incelenmesini ve adaletin duvardaki bir yazıdan ibaret olmadığını görmek istiyoruz. Okulda taşkınlık yapan çocuklar değil, geleceğe umut olan evlatlar görmek istiyoruz.
Bu sadece bizim çocuğumuzun canı değil; hepinizin çocuğunun, nice umutların canıdır. Kimsenin acısı sessiz kalmasın diye adalet istiyoruz.
#Adaletİstiyoruz #ÇocuklarımızaDokunma #umuticinadalet @YMinguzzi78568 @adalet_bakanlik
https://t.co/768T0VMwxL
Hatırlarsanız bir polis memurumuz, saldırgan köpeğe ateş etmek zorunda kalmış ve hem yargılama süreci hem de radikal köpekçi linci yüzünden çok sıkıntılı günler geçirmişti.
İşte bu yargılama sonucunda İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKESİNCE DEĞERLİ BİR EMSAL KARAR VERİLDİĞİNİ DUYURMAK İSTİYORUM.
“Doberman cinsi köpeğin sanığa doğru saldırıya geçtiği, bu saldırıyı defetmek için ateş ettiği ve olayda bir hukuka uygunluk nedeni bulunduğu için beraatine karar verilmesi gerektiği”
Ayrıca, “köpek sahibinin ise; KÖPEĞİNİ AĞIZLIKSIZ VE BAĞLAMAKSIZIN ORTAMDA BULUNDURMASI NEDENİYLE HEM TAKSİRLE YARALAMADAN HEM DE m.177’ye muhalefetten YARGILANMASI GEREKTİĞİNE” KARAR VERİLMİŞTİR.
BU KARARIN KÖPEK SALDIRISI TEHDİDİNE YÖNELİK MEŞRU MÜDAFAA konusunda ve ayrıca KÖPEĞİNİ TEHLİKE YARATACAK ŞEKİLDE BIRAKAN KİŞİNİN SUÇUNUN TESPİTİ AÇISINDAN ÖRNEK KARAR OLDUĞU AÇIKTIR.
Karar memnuniyet verici olsa da polisimizin görev başında ve zorunlu olan bir müdahalesi yüzünden yargılanmış olması çok üzücüdür.
@EmniyetIzmir@izmirvaliligi@TC_icisleri
O SIRADA ANNE VE BABASI: Seni anlıyoruz prensim, bu silahla vermek istediğin mesajın farkındayız. Lütfen kendine zarar vermeden şuradan üç beş tane arkadaşa birer kurşun sık da kafan rahatlasın. Şarjör bitince tekrar konuşalım.
O SIRADA PSİKOLOGLAR: Seni anlıyoruz, sen bir bireysin, kendini ifade etmek istiyorsun. Ahhhh, bacağım!
O SIRADA YETKİLİLER: Çocuk bu, suça sürüklenmiş çocuk.
O SIRADA OLMASI GEREKEN: FALAKA, TOPLUM HİZMETİ CEZASI, FALAKA, UMUMİ TUVALET TEMİZLEME CEZASI, FALAKA...
Bu tweetin altına gelip "İğritmini bik, şidditi iviyir." yazmayın, o büzük ağzınızı bir de ben büzerim. Kimse sizin şımarık çipleriniz katletsin diye emek vermiyor çocuğuna.
Kahramanmaraş Valisi Sayın Mükerrem Ünlüer Valim… @TCkahramanmaras
Her zaman olduğu gibi sorumluluğu yine gariban memurun üzerine yıkmışsınız...
Bir polis başmüfettişi, oğluyla birlikte poligona gelip atış yapmak isteyecek; poligon görevlisi polis memuru ise buna izin vermeyecek…
Böyle bir tabloda o memurun başına ne geleceğini hepimiz çok iyi biliyoruz. 34. madde kapsamında başka bir ile gönderilir, altındaki tüm evraklarda da sizin imzanız olurdu...
Birbirimizi kandırmanın bir manası yok…
Valilik olarak, böyle hukuk dışı bir durumda müdahale eden memurun arkasında duracağınıza dair personele bugüne kadar bir teminat verdiniz mi?
Kusura bakmayın ama gariban memuru görevden uzaklaştırmak kolay… Asıl mesele, hukuksuzluğun karşısında durabilmektir...
Eğer bu olayda gerçekten bir sorumlu alınacaksa, önce siz görevden affınızı talep etmelisiniz...
Bu sebeple haksız ve hakkaniyet ilkelerine aykırı olduğu ortada olan bu görevden uzaklaştırma işlemine ivedilikle son vermenizi bekliyoruz...
Saygılarımızla... KOLLUK-DER @KollukDer @KollukDerHukuk
12 yıl zorunlu eğitim diyorsun.
Peki şu soruya cevap ver:
Sorunlu çocuğu okuldan çıkarabiliyor musun?
Hayır.
Ne oluyor o zaman?
Sınıfta kalıyor.
Ama sadece kalmıyor…
Başka çocukların hayatına giriyor.
Bazı çocuklar gerçekten zor durumda.
Öfke problemi var.
Sınır yok.
Evde ilgi yok.
Kontrol yok.
Sistem ne yapıyor?
“Herkes aynı sınıfta, aynı sırada, aynı müfredatta devam.”
Sonra ne oluyor?
Bir çocuk öğrenmeye geliyor.
Diğeri hayatta kalmaya çalışıyor.
Bir çocuk kitap açıyor.
Diğeri onun hayatını dar ediyor.
Bir çocuk sessizce zarar görüyor.
Diğeri sistemin boşluğunda zorbaya dönüşüyor.
Kimse açık açık söylemiyor ama gerçek şu:
Sorunlu çocuğu atamıyorsan,
onun yükünü diğer çocuklara yüklüyorsun.
Sonra klasik cümle geliyor:
“Sokakta it kopuk olacağına okulda olsun.”
İyi de o “olsun” dediğin yerde
başka bir çocuğun psikolojisi çöküyor.
Bu ne eğitim, ne çözüm.
Bu sadece şunu yapıyor:
Sorunu çözemeyen sistem,
sorunu sınıfın içine yayıyor.
#ZorunluEğitimeHayır
🔴Aşağıdaki metin bir iddiadır ve ne yazık ki bir çoğu karşılaştığımız durumlardır.
Bir Bebeğin Başına Gelenler:
Evlenecek kişilere sahte genetik test yaparak, sağlıklı anne ve baba olacak kişilere hasta teşhisi koyup tüp bebeğe yönlendirirler. Tüp bebek, dış müdahale ve ilaçlarla hayata yenilmiş olarak başlar.
Hamile kadına ikili tarama testi yaparak sağlıklı bebeğe hasta teşhisi koyup, bebeği anne karnında öldürürler.
Hamile kadına sentetik kimyasal olan folik asit verip, bebeği hasta ve sakat ederler.
Hamile kadına şeker yüklemesi yalanı ile saf glikoz verip, bebeği ve anneyi Tip 1 diyabet yaparlar.
Hamile kadına 5 doza kadar tetanoz aşısı yapıp anne karnındaki bebeği düşürürler; düşmezse erken doğuma alırlar. Normal doğuracak kadın, tetanoz aşısı yüzünden sezaryene alınır.
Sezaryende keserler, biçerler, kimyasalları verirler; anne ve bebek zehir bombardımanına uğrar.
Ciğer geliştirici yalanı ile kortizon iğnesi yapıp bebeği hasta ederler veya öldürürler.
Yenidoğan, onlar için en kârlı iştir. Bebeğin eşi olan plasentasını almak için göbek bağını hemen keserler. Oysa plasentadaki kan, bebek için en değerli rızıktır. O çalınan plasenta ve kanı nerede kullanılıyor, o da sizin takdiriniz.
Bebek doğar doğmaz, üzerini giydireceğiz yalanı ile gizlice sentetik zehir olan K vitamini yaparlar; arkasına Hepatit B aşısı yaparlar. Bir de topuk kanı alırlar.
K vitamini sarılığa; Hepatit B aşısı solunum sıkıntısına, CRP yüksekliğine, hastalık, sakatlık ve ölüme sebep olur.
Aşılarla zehirledikleri bebeği, hasta yalanı ile yoğun bakıma yani küvöze alırlar. Küvöz çok kârlı bir iştir. Bebeği anneye vermezler; haftalarca bebek küvözde tutulur, 10-20 yerinden damar yolu açıp vücudunu mosmor ederler. Anne sütü yerine sentetik zehir olan mamaları ve zehir olan antibiyotikleri verirler. Bebek burada ya sakatlanır ya da ölür. Ölmezse hayatı mahvedilmiş olarak annesine teslim edilir.
Görme testi yalanı ile gözüne zehir damlatılır; bebek görme sorunlu veya kör edilir.
Yenidoğan bebeği bağırta bağırta, ayağını sıka sıka topuk kanı alırlar. Bebeğe gizlice yaptıkları aşıların hasarını veya sahte hastalık testi ile hastalık teşhisi koyarlar. Bebek, sahte topuk kanı testi ve teşhisi ile hayata ilaç bağımlısı olarak başlar.
Hele bir de sahte PCR testi ile SMA teşhisi koyarlarsa, öncelikle bebekten BOS denilen beyin omurilik sıvısı alırlar. Bu sıvıyı almak bebeği felç eder veya öldürür. BOS sıvısı kimin işine yarar, o da sizin takdiriniz.
Topuk kanı ile sahte SMA teşhisi koyulan sağlıklı bebeğin beline Spinraza denen zehri enjekte ederler. Zehir bebeği felç eder; “Bebeğiniz SMA, gidin ilaç dilenin.” derler. 100 milyonluk, hiçbir işe yaramayan kimyasal zehir olan, çok ucuza üretilen SMA ilacının parası dilendirilir. 100 milyonluk SMA ilacını alan bebek de zehirlenir ve ölür.
Yoğun bakımdan sağ kurtulan bebeğin peşini bırakmazlar. İzlem yalanı ile iki aylık bebeğe tam 8 doz aşıyı aynı anda yaparlar. Biri altılı karma aşı, diğeri zatürre ve verem aşısıdır.
İlk ay sağ kurtulan bebekler, bu aşılardan sonra hasta olur, sakatlanır veya ölür.
8 aşı sonrası da bebek ölmezse, daha onu bekleyen toplamda 50 doz aşı vardır.
Tüm aşıları yapılan, hâlâ ölmeyen bebekler ve çocuklar; otizm, SMA, MS, kanser, diyabet, organ yetmezliği, fiziki ve zihinsel gerilik gibi yüzlerce hastalık ve sakatlığa tutulur.
Böylece dünyada kurulu olan sağlık sisteminin daimi müşterisi yapılır.
Bedava kanser testleri, kemoterapiler, HPV aşıları, 13 yaş aşıları, hac ve umre aşıları, askerlik aşıları ve daha nice müdahalelere rağmen sağ kurtulan bebekler ve çocuklar, büyük bir savaşın kahraman gazisidir.
Dünyaya gelen bir bebeğin başına gelenlerden çok az bir kesiti okudunuz.
Bu bebek nerede yaşıyor, ona da siz karar verin. Vesselam.
Leonardo DiCaprio adlı yamyam “70 kilodan fazla çocuk eti yemiş”
Garip olan şey: Bunca haberin sadece basit bir şeymiş gibi yayınlanıp geçilmesi değil mi?
Çocukları yenilmiş bir insanlıktan ziyade Allah muhafaza sanki “tüh biz kaçırmışız” diyen bir insanlık havası var gibi hiç bir ülkede hiç bir halk hareketi yok
“Epstein'ın yeni dosyaları, Leonardo DiCaprio'nun yamyamlık diyeti kapsamında 70 kilodan fazla "çocuk eti" yediğini ortaya koyuyor.
Dosyalar, DiCaprio'nun Woody Allen ile e-posta yazışmaları yaptığını ve tam anlamıyla bir yamyam olmakla övündüğünü ortaya koyuyor.”
🔴 15 yaşındaki kardeşim Fatih Acacı, akranı olan bir cani tarafından 12 kez bıçaklanarak katledildi.
Olay günü Fatih, arkadaşıyla birlikte yıllardır gittiği, bildiğimiz ve güvendiğimiz bir PC kafedeydi. Karşısındaki parka, akranı olan cani tarafından “konuşacağız” denilerek çağrıldı.
Kafe sahibine, “Abicim oyunumuzu kapatma, 5 dakika arkadaşımızla konuşup geleceğiz” dedi. Telefonunu ve cüzdanını orada bıraktı.
Çünkü çocuğumun aklının ucundan bile geçmiyordu böyle bir vahşetle karşılaşacağı.
Fail, yaz günü olmasına rağmen uzun kollu bir hırka giymiş, bıçağı kolunda saklamıştı. Fatih’i parkta kameraların görmediği, ağaçların arasındaki bir alana götürdü ve orada 12 kez bıçakladı.
Bu darbeler karnından, kaburgalarından, belinden, kolundan, bacağından, kalçasından, sırtından ve böbrek bölgesinden aldı.
Bunların tamamı otopsi raporlarında yer alan resmi bulgulardır.
Çocuğumun sağlam tek bir organı bile kalmamıştı
Ortada planlı, bilinçli ve bile isteye işlenmiş bir cinayet var.
Lütfen buraya kadar okuduysanız, Fatih’in sesi olmak için bu yazıya etkileşim verin ve paylaşın. Çünkü kamuoyu desteği olmadan bu mücadele yürümüyor.
Fail, “SSÇ” adı altında çok düşük bir cezayla yargılanıyor. En üst sınırdan verilecek ceza bile yetersizken, daha da düşürülmesi düşüncesine yüreğim, kalbim dayanmıyor.
📍 2. Duruşma
🗓 28 Ocak
⏰ 14.30
🏛 Ankara Adliyesi – Söğütözü Ek Hizmet Binası
Gelebilecek olan herkesi desteğe bekliyorum.
Gelemeyecek olanlardan ise sosyal medya üzerinden destek olmalarını rica ediyorum🙏🏻🙏🏻
Fatih unutulmasın.
Bu dava eksik kalmasın.
#Fatihacaciicinadalet
#FatihEmsalOlsun
#Adalet
İki hafta önce sınavları bitirdik. Geçen hafta notları sisteme girdik. Sınavlar bitince öğrenciler gelmemeye başladı. Derslerin çoğu işlenmedi. Bu hafta 500 kişilik okulda 40 öğrenci geldi okula. Bugün karne vereceğiz.
Yani 1. Dönemde 2 hafta boşa gitti. 2. Dönemde de böyle olacak. Yani 1 eğitim öğretim yılında tam 4 hafta boşa gidiyor.
Bunun çözümü:
- her iki dönemde de son hafta sınav haftası olacak,
- sınav haftasına kadar ders işlenecek,
karne olmayacak,
- tatil olduktan sonra 1 hafta içinde bütün notlar sisteme girilecek.
Not girmek ve karne vermek için eğitim öğretimin zamanı boşa harcanmayacak.
Bunu dile getiren bir tane sendika ya da sendika yöneticisi gördünüz mü? ( her karne döneminde yazıyorum)
Asıl mesele bu. Ama ideolojik tartışmalar daha kolay.
Bu meslektaşımız aptal vergi politikaları sebebiyle öldü. 700.000 liralık otomobilleri 2 milyon TL’ye almamıza sebep olmasaydınız bu meslektaşımız da hiçbir güvenlik özelliği bulunmayan 30 yaşındaki Broadway’le seyahat etmek zorunda kalmazdı.
Adam gibi güvenlikli bir arabayla seyahat etmek hayati bir hak. Toplatın şu Doğan, Şahin Broadway, Toros gibi hurdaları piyasadan. Düşürün vergileri. Millet ölüyor yollarda.