@turksatkablo internetim sürekli kopuyor diye arıyorum müşteri hizmetleri teknik bir arıza nedeni ile ekranım acılmıyor ilerleyen saatlerde arayın diyor kablo net tam bir kabus sürekli arıza var ancak ücretler tam alınıyor. vatandaşı sizin insafiniza bırakanlar utansın
Türkiye'de sendika yöneticileri arasında 2 milyon maaş alan da var, üzerine kendisinin ve ailesinin bütün harcamalarını sendikaya ödeten de.
Başaran Aksu OlmakLar serisinin 6. bölümünde sendikacı olmayı anlattı.
https://t.co/ajzZiRRCrY
Mizah, ciddi bir iştir…
Şakaya gelmez!
Korkuyu küçültür…
Dokunulmazlık hissini kırar…
Tabuları sorgulatır…
Hayata dair endişe duyduğun ne varsa kahkahalarla sıradanlaştırır.
Güldüklerine eskisi kadar korkuyla bakamazsın.
En zor zamanlarda, psikolojik dirençtir…
Cesaretin sesidir…
Keskin bir limon kolonyası gibidir mizah…
Nefes aldırır, ferahlatır.
İnsan güldüğünde, gülenlerin sayısı arttığında korkunun etkisi azalır.
Evet, gülmek devrimci bir eylemdir…
Güldürmek de öyle…
Deniz Göktaş da bunu çok ama çok iyi başarıyor…
Gösteriyi çok beğendim.
Emeğine, aklına sağlık👏👏
Yaşasın mizah, yaşasın limon kolonyası!
🗣️ Ümit Zileli, bir yazısında konu aldığı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisini arayıp düzeltme yapmak istediğini anlattı:
• Bay Kemal, o günkü yazımla ilgili arıyordu. Kısaca anımsatayım. “Makul Adam Bay Kemal” başlıklı yazımda, ağırlıklı olarak 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday gösterilen Ekmeleddin İhsanoğlu konusunu ve değerli diplomat, eski CHP milletvekili Onur Öymen’in; WikiLeaks belgeleri ile CIA raporlarına dayanarak ortaya koyduğu “Kılıçdaroğlu’nun, Deniz Baykal komplosu sonrasında CHP’ye nasıl genel başkan olduğu” iddialarını anlatmıştım.
• Yazımın girişinde ise şöyle demiştim: “13 yıllık genel başkanlığı döneminde 13 kez seçim kaybeden Bay Kemal’in, bu yıllar içinde yaptıkları ve yapmadıkları; partiden kimleri uzaklaştırdığı, kimleri doldurduğu, partiyi ‘kurucu’ çizgisinden nasıl uzaklaştırdığı, seçtiği danışmanlar ve ABD büyükelçileriyle yaptığı görüşmeler ciltler dolusu kitaba konu olur.”
• Bay Kemal yazıma itiraz etmek için aramıştı. Yazdığım konular arasından yalnızca birine takılmıştı. Onu da şöyle açıkladı: “Ben ABD büyükelçileriyle asla otel odalarında görüşmedim!”
•Bay Kemal’in bu itirazı beni hem çok şaşırtmış hem de gülümsetmişti.
• Gerçekten böylesine medyanın diline düşmüş bir görüşmeyi unutmuş olabilir miydi? Yanıt verdim: “Eski ABD’nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone ile Ankara Sheraton Oteli’nin gözden uzak bir köşesinde, yalnızca bir tercüman eşliğinde 2,5 saat görüştünüz Kemal Bey. Telefonda tarihi hatırlayamamıştım ama onu da şimdi vereyim: 24 Ekim 2013.”
• Atanmış genel başkan, “Bir parti liderinin büyükelçilerle görüşmesi, birlikte yemek yemesi normal değil mi?” sorusuyla yanıt verince devam ettim:
“Tabii ki normal. Ama gözden uzak köşelerde baş başa değil. Sizin makamınızda, kurmaylarınızla birlikte ya da ABD Büyükelçiliği’nde yine kurmaylarınızla görüşebilirsiniz. Ancak böyle bir görüşme doğal olarak çok dikkat çeker ve çekti de.”
Necdet Saraç abi, geçmiş aylarda hangi televizyon kanalına çıksan iktidar medyasının ve yargının CHP üyelerine yönelik haksız uygulamalarını sert şekilde eleştirdin, her türlü hukuksuzluğa karşı durdun ve tepki verdin.
Ancak bugün senin de içinde yer aldığın atama ile gelen CHP MYK'sı, yetkisi olmadığı halde, hukuksuz bir karar alarak 9 CHP milletvekilini tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk etti.
@necdetsarac abi, şimdi sana sormak istiyorum:
-Atama ile göreve gelmiş bir yönetimin böyle bir karar almasını doğru buluyor musun?
-MYK'nın böyle bir yetkisi var mı?
-CHP'yi bölünme sürecine götürebilecek bu kararı doğru buluyor musun?
-Sizin de içinde bulunduğunuz MYK'nın bu kararından sonra, disipline sevk edilen bu milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılıp içeri tıkılırlarsa halka ne söyleyeceksiniz?
-MYK toplantısında bu karara evet dediniz mi?
-Bu kararın ardından MYK üyeliğinden istifa etmeyi düşünüyor musunuz?
Diğer MYK üyelerine aynı soruları yöneltme gereği duymuyorum. Çünkü onların bu konudaki düşüncelerini biliyoruz.
Sizden bu sorulara açık ve net cevap vermenizi bekliyoruz.
Kemal Bey üstüne alınmasın lütfen, bu kişisel bir mesele değil.
BirGün koltuk sevdalılarıyla, siyaset esnaflarıyla, rant müptelalarıyla, kurnaz işbirlikçilerle, medet umduğu kapılar yüzüne kapandıktan sonra kendi ikbali için ağız değiştiren hokkabazlarla eskiden beri hiç iyi anlaşamıyor.
Dün küfür yedikleriyle bugün kol kola girenleri, seçilemediği yere atanmayı içine sindirenleri, kendi evine hırsız gibi girenleri, zalimle kavga etmek yerine onu alt edenlere saldıracak kadar gözü dönen riyakâr muhalifleri hiç ama hiç sevemedi bu gazete...
BirGün tüm pirüpaklığıyla, güvenilirliğiyle ve tutarlılığıyla her zaman halkın onurlu mücadelesinin yanında oldu. Bu yüzden de sevildi, benimsendi. Patronsuz olmasına rağmen asla sahipsiz kalmadı.
Huyu kurusun, böyle bir gazete işte.
O nedenle Kemal Bey ve butlancı şürekâsı TGRT-TV 100’den gözünü ayırmasın. F. Uğur’u ve C. Küçük’ü pusula gibi takip etsin. Nasıl olsa “derin üzüntü” duyulacak tek şeyin kendi acıklı hikâyeleri olduğunu idrak edebilecek noktayı çoktan geçmişler.
Siyaset bir zenginleşme aracı olmayacak dedim.
Ortaya isim vermeden bir cümle bıraktık, üzerine alınanların kuyruğu oluştu.
Demek ki bazıları için temiz siyaset, en büyük tehditmiş.