@Tartismalar Böyle böyle bitti Türk futbolu…Siz iyi niyetli olsanızda / olmasanızda fark etmiyor işte… zaten sonunda gelinen yer belli acayip yerlerdeyiz….
, futbola da kurallara da bakış ince ince dizayn edildi… en bileni bile hadi yanlış demeyelim de bizden gayrısı ile uyuşamıyor…
@Tartismalar Ben FB’liyim penaltı da olmasın umrumda değil. Orta sahada , saha içinde orada burada adamın hazır olda kafa topuna çıkmasını bekleyen kural kitabı var! Geçtim aynı pozisyonlar bir penaltı, bir değil. Bir var müdahale edebiliyor bir gri oluyor. Neyin ne olduğu belli değil!
@Tartismalar Net penaltı. Hakem eskileri buysa…eğiyor büküyorsunuz, öyleydi böyleydi adam topa kafa vurmuş senin eline çarpmış yönü değişmiş. Ya hiç olmasın ya hep olsun niyet okumalar, doğal konum/değiller ya kural yanlış ya bizde Arap saçı bu işler. Yeter topundan kuralından soğuttunuz.
El kapalı/açık anlarım, doğal konum değil anlayamıyorum. Topçunun kafa topuna dimdik hazır olda çıkmasını bekleyen kural kitabıyla futbol yorumluyoruz; oynayan herkes götüyle gülüyor. Yahu kardeşim o zaman diyin ki aga bu nedir böyle kural mı olur. Ama yok işinize geliyor…
@Tartismalar Doğal konumda olmayan ve bariyer oluşturan… yoruma açık… var müdahelesi yanlış… var neye müdahale eder neye etmez şunu bir program yapsalar anlatsalarda bizde anlasak… ne var mış ya ne var kurallarıymış ya!!!
Çayırhan’da yine maden kazası, yine ölüm.
💬Maden Mühendisleri Odası 16 ay önce açıkça uyarmıştı: “Sahanın bu şekilde devredilmesi benzer kazaların meydana gelmesine neden olacaktır.”
Uyarı dinlenmedi.
https://t.co/sNnNP6tvlr
Lise 2'deyken İlber Hoca'nın cep telefonunu internette bulmuş, bir söyleşiye çağırmıştım. Hiçbir detay sormadan kabul etmişti. Heyecandan iki cümleyi bir araya getirmekte zorlanan bir çocuk sesini ciddiye almasına inanamamıştım.
Dört sene sonra üniversitede hocam oldu.
Hiç unutmuyorum, ilk derste "Hz İsa'nın konuştuğu dil neydi?" diye sordu, doğru cevaplamam üzerine beni lisede düzenlediğimiz o söyleşiden hatırladığını söylemişti. İkinci şoku da o zaman yaşamıştım.
Sonra yakından gözlemledikçe, tanıdıkça bu şoku yavaş yavaş atlattım.
İlber Hoca herkesle konuşuyor, herkesin telefonunu açıyor, kimseyi unutmuyor, içinde bulunduğu anı doruğuna kadar yaşıyordu. Birikimi, makamı, şöhreti; onu hayattan koparmamış, aksine çok daha sıkıca tutundurmuştu. Daha önce böyle çok az kişi gördüm.
İlber Hoca'nın kitapları, makaleleri, söyleşileri, tavsiyeleri, dersleri, bildiği dil sayısı, kütüphanesi etkileyiciydi, zihin açıcıydı. Ama farklı görüşten, kimlikten herkesin bir noktada kulak verdiği bir isim olmasının tek sebebi akademik derinliği değildi.
İlber Hoca, bilgiyi insanlara aktarmayı bilen ve seven yaşayan ve hayatın içinde bir entellektüeldi.
Her dönem gençlere seslenmeyi bilen, zamanın ruhunu inanılmaz iyi yakalayan; her ne kadar üstten anlatıyormuş gibi gözükse de aslında göz hizasına geçerek bildiklerini aktaran, popüler kültürü belki küçümse de bilgiyi popülerleştiren biriydi.
Hangi ülkede bir tarih profesörü gençler arasında popüler bir figüre dönüşebilir, sözleri, şakaları sosyal medyada trend olabilirdi ki? Abuk subuk kişilerin gündeme geldiği bir dönemde bunun yaşanması bile acayip ve İlber Hoca'ya özgü bir şeydi bence.
Hoca'nın çalan telefonunu her yerde, her yayında açmasının da sebebi buydu; herkesle konuşan, herkesle angaje olan, herkesi dinleyen ve herkesle paylaşan biriydi. "Ulaşılamayan" "telefonlara çıkmayan" insanların dünyasında, çok rahatlıkla kendisini kapatabileceği "fil dişi kulesine" çıkmayı reddetmişti bence.
Bu yüzden farklı kesimlerle temas kurdu, herkesle konuştu, her yerde konuştu.
Bulunduğu ortamdan, akan hayattan kopuk değildi.
Kitaplarını ortaokulda okumaya başladım, kendisini lisede tanıdım, derslerini üniversitede dinledim. Ama ondan öğrendiğim en büyük şey asla sadece kendisinden ders alma şansına resmen erişmiş küçük bir sınıfın "hocası" olmaması, herkesin hocası olmasıydı.
Büyük ihtimalle bu denli hayatla iç içe, kamusal alanın akışından kopmayan, herkesle diyalog halinde bir aydın, hocayla karşılaşmamız zor olacak.
Çok şey öğrendik, ama benim nezdimde aldığım en büyük ders buydu: Bilginin, makamların ışıltısına kapılıp hayattan azade fildişi kulelerine kapanmamak. Akıştan vazgeçmemek.
Mekanın cennet olsun İlber Hocam.
Allah rahmet eylesin.
İlber Ortaylı'nın geçtiğimiz ay yaptığı açıklama:
"Pazar gecesi aniden fenalaştım. Hemşireler beni kurtarmak için seferber oldular.
Zaman makinesine binebilsem Gazi Paşa'ya telgraf çekeceğim; ‘Paşam, dört Türk kadını ihtiyar moruk profesörü kurtardı. İnkılaplar hedefine varmıştır.'"
gs maçlarında gs lehine var uygulamaları örneği olmuş. Tff ile mhk değerlendirsin. Az da olsa gs aleyhine çıkan yanlış! kararların önüne geçilmesi için eğitim videosu olabilecek nadide bir parça niteliğinde…
SÖZDE “YERLİ VE MİLLİ”, ÖZDE İTHALATA DAYALI MADENCİLİK VE ENERJİ POLİTİKALARI İFLAS ETMİŞTİR!
Geçtiğimiz yıllarda birçok santral, maden sahaları ve işletmeler şirketlere devredilerek özelleştirilmiş, kamu kurumları ise üretimden neredeyse tamamen çekilmiştir. Gelinen noktada; özelleştirilen maden sahalarını ve santralleri işleten birçok işletmeci, işletmecilik faaliyetlerinin yeterince kârlı olmadığını veya ithalatın kendileri için daha avantajlı olduğunu gerekçe göstererek üretimden çekilmeye başlamıştır.
Soma-B Termik Santrali’nin kömür ihtiyacını yıllardır karşılayan Türkiye Kömür İşletmeleri’nin santral işletmecisinden 450 milyon dolar alacağını tahsil edemediği ve santral işletmecisinin iflas aşamasına geldiği kamuoyuna yansımıştır. 2015 yılındaki özelleştirme sonrasında santrali devralan firma bugün santrali işletemeyecek duruma düşmüştür. Santral, 2015 yılı öncesinde EÜAŞ tarafından işletilirken; özelleştirme sonrası, santral işletmeciliği konusunda uzman personel farklı kurumlara dağıtılmış ve santral bir tarım kooperatifine ait firmaya bırakılmıştır. Bugün ise santral işçileri işten çıkarılmakta ve mağdur edilmektedir.
.....
Basın açıklamasının tamamına web sitemiz üzerinden ulaşabilirsiniz.
https://t.co/JCVK84xL7D
#TMMOB #MadenMühendisleriOdası #BasınAçıklaması
@Tartismalar İlk defa bu hesaptan yapılan yoruma çöm şaşırdım. Bakış açısıdır; hissedince kendini bıraktı denebilir, pozisyon farklı gelişse ayağını takıyor denebilir ama topçu dönerken tam da ayağını mecburen olması gereken yere koyuyor diye kendisi sebep oluyor ilginç! Talihsiz bir yorum :/
Hakem Cüneyt Çakır ve golü atan FB , şartları sağlanmadığı için jeneriklik gol olmuş 2. Attığı ;) ula ne polemiklik pozisyonlar yaratıp hep FB aleyhine sonuçlandırdınız yıllarca be, bu haftaki hakemde Cüneyt’in yolunda çaktırmadan yapıyor sürekli…
Garip geliyor değil mi? Belki başka takımda oynuyorlar ama Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu kutluyorlar. Aslında hiç garip değil çünkü onlar da Fenerbahçe formasıyla Şampiyon olmayı haketmişlerdi, emeklerini çaldınız.