Buradan böyle sıyrılamazsınız.
Siz 6 Şubat`ta dünya başımıza çökmüş, yüzbinlerce insanımız enkaz altında can çekişirken, onlara ulaşacak suyu, ekmeği, kan`ı, çadırı, konteyniri bölüp sabıkalı bir dolandırıcıya teslim edilmesi için ekranlarda kendinizi paraladınız!
Bir insanlık suçu işlediniz.
Bakın şunu anlamalısınız;
Siyaseten isim tercihlerinizde yanılırsınız, olabilir. Çok emin bulmasanızda vatandaşdan filanca kişiye oy vermesini istersiniz bu da olabilir. Hatta bunu tercihinize güvenmekten çok yalnızca karşıtlık adına, inadına da yapabilirsiniz, bu da olabilir!
FAKAT bir afet anında, yani dünya başımıza yıkılmış ve onbinlerce insan ölmüş, yüzbinlercesi yaralı ve milyonlarca insan kendilerine ulaşacak yardımlara muhtaç bekliyorken kamuoyunu yanlış yönlendirmenin, hayati kaynakları yanlış adreslere teslim etmenin vebali büyüktür.
Bu insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur.
Büyük günaha bulaştınız.
İnsani, vicdani, ahlaki ve hukuki suçlusunuz.
Elbette çoğunun 15 Temmuz gecesine dair kendi hikayeleri, yaşanmışlıkları var ve bunu yad etmelerinden daha normal ve anlamlı bir şeyde olamaz.
FAKAT!
✔️O gece ortadan kaybolmuş, bir yerlerde saklanmış birileri şimdi herkesi uyur, kendini uyanık sanıp bu anlatımlarda işi ‘Avcı Hikayeleri’ne dökerlerse bunu kimse kabul etmez.
✔️Tarihsel okumaları bir hakikat arayışından çıkarıp eksik hikaye eder, kafanıza ya da kişisel ajandalarınıza göre yontarsanız mesela o gece işgalden ilk kurtarılmışlardan TRT yapımı bir anlatımda bile özellikle birilerini buharlaştırırsanız olmaz.
Yapmayın bunları...
Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.
Geçmiş dönem İl Genel Meclisi Başkanımız, meslek hayatımda üzerimde büyük emeği bulunan, avukatlığı kendisinden öğrendiğim kıymetli büyüğüm Av. Mehmet İşcan’ın Hakk’ın rahmetine kavuştuğunu derin bir üzüntüyle öğrendim.
Kıymetli büyüğüme Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum.
Cenazesi yarın öğle namazını müteakip Orta Camii’nden kaldırılacaktır.
Mekânı cennet, makamı âli olsun.
📍İrade Bizim Zafer Bizim
15 temmuz sadece küresel emperyalizmin aparatlarının kahraman milletimiz tarafından bertaraf edildiği bir tarih değil aynı zamanda milli devletin inşâ döneminin başladığı bir tarihtir.
Bu dönem Sn Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın liderliğinde milli devleti kurumlarıyla,kurallarıyla,milli değerleriyle ve idealleriyle inşâ etme dönemidir.
Cumhur ittifakı bu dönemin taşıyıcısı, “Türkiye yüzyılı” ise bu dönemin vizyon belgesidir.
#ZaferBizim 🇹🇷
O gece, İşgalciler, darbeciler, şeytanın çocukları bir tarafta; Vatandaş, millet, vatan, din, hak ve hakikat sevdalıları, demokrasi yanlıları diğer tarafta.
O gece millet dedi ki: “Ey Emperyaller! asırlardır kendini bilmez bir hukuksuzlukla varlığımıza kast ediyorsunuz fakat buraya kadar! Biz artık sizin boyunduruğunuza razı gelmeyiz”
📌Soylu AHBAP’ı görmüş, Yerlikaya bir şey bulamamış!
🔴Haluk Levent’in İçişleri eski Bakan Yardımcısı ile fotoğrafı gündem oldu...
https://t.co/xKg6M4Cjz7
“Bu vatan; tepeden tırnağa tek vücut olup sokağa, caddeye, meydana dolup bayrağı uğruna gül gibi solup asım şuuruna erenlerindir.”
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün 10. yıl dönümünde, milletimizin demokrasiye ve bağımsızlığına sahip çıkmak uğruna ortaya koyduğu eşsiz mücadeleyi saygıyla anıyor; aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle yâd ediyoruz.
#ZaferBizim
Haluk Levent soruşturma kapsamında kendisine yönelik suçlamalara, para trafiğiyle ilgili sorulara cevap vermek yerine o dönem Süleyman Soylu beni tehdit ettilere filan girmeye kalkınca sorgulamayı yürüten savcı konudan sapmaması konusunda uyarıyor kendisini. Soruşturmayı sulandırıp manipüle etmesine müsaade etmiyor.
Olay bundan ibaret.
TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı Süleyman Soylu, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin değerlendirmede bulundu
➖ Türkiye, Gezi Olayları'nda çok büyük bir hasar alsaydı 15 Temmuz'u mağlup edemezdi
➖ Türkiye, Batı istihbaratlarının aparatı olmayı reddetmiştir
➖ Türkiye, bugün bu istihbarat tekeline teslim olmamak konusunda bir mücadele sergilemektedir
➖ FETÖ aynı zamanda bir istihbarat örgütüdür
➖ FETÖ veya dışarıdan oluşacak vekil güçlere karşı Türkiye çok büyük bir savunma mekanizması oluşturdu
https://t.co/64bbg6JRyM
BUNU DA BİR NOT OLARAK DÜŞÜYORUM
Süleyman Soylu depremin orta yerinde Haluk Levent`i Hatay`ın Hassa ilçesine çağırarak "Dikkat edin" dedi, "Ben bu organize kurnazlıkları, kendinizi devletle eşitlendirip kamuoyunu, bağışları farklı yönlendirmelerinizi, bütün o kontrolsüzlüklerinizi görüyorum. Bunun gereğini yaparım sonra."
Yaptı da..
Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, afet çalışmaları ilk rutine binip de bölgeden döndükten hemen sonra bu derneklerin tamamının denetlenmesi yönünde talimat verdi.
Fakat ömrü yetmedi. 2023 seçimleri geldi ve sonrasında Soylu kabinede değildi, içişleri bakanı değişti.
Sonrasında nasıl ilerledi süreç yada niçin ilerlemedi bilmiyorum.
Yine o dönem çok konuşulduğu için biliyorum; şüpheli ve usulsüz faaliyetlerin odağında olmasına rağmen gözden kaçan İBB`ye bağlı İstanbul Vakfı da vardı. O nasıl paçayı kurtardı, niçin denetlenmedi, üstüne gidilmedi? Bilmiyorum.
Herkes muhalif mahalleyi konuşuyor ya bu tarafta Ahbapgiller familyasına yol açmış, methiyeler dizmiş, birlikte iş tutmuşlar?
Hep aynı sahneleri yaşıyoruz.
Fettullahçı çete bir yerde belasını buldu, tamam ama ya yıllar boyunca Fettullah güzellemeleri yaparak, toplumu FETÖ'ye yönlendirmişler?
6 Şubat sürecinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve dönemin içişleri bakanı Süleyman Soylu, AHBAP ve benzerlerinin devletle eş koşulmasına itiraz ettiklerinde etmedik laf bırakmadınız, bırakmadılar.
Ne başlık attılar? "Bahçeli'nin ardından Soylu da AHBAP'ı tehdit etti!"
Sonuç? Sonuç ortada.
Paranız bahislere gitmiş, paranızla alemlere akılmış.
Maalesef son yıllar hep böyle geçti; dönüp dolaşıp sonunda dediklerine gelinsede birileri o arada hep ilk lafı etmenin bedelini ödemişliğiyle, yediği dayakla kaldı.
15 Şubat 2023:
Devlet Bahçeli: "Devletin yetişemediği ne vardır da ahbapçılar ve babalacılar akbaba gibi kanat çırpmaktadır? Bu sahtekarların artık TV'lerde yer almaması lazımdır. Devleti acz içinde gösterircesine sosyal medyaya üşüşenler bindikleri dalı kestiklerini ne zaman anlayacaklardır? Yardım ve desteklerin AFAD aracılığıyla yapılması en doğru yoldur"
Süleyman Soylu: "Yardım kampanyası AFAD tarafından gerçekleştiriliyor, onun için toplanan bağışlarla ilgili ne harcandı, ne kadar harcandı, bunun tamamen geçmiş dönemlerde olduğu gibi bu dönemde de aynı istikamette olacağını söylemek isterim. Bu konuda kimse kendini devletle eş koşmaya çalışmasın, varsa da gereği yerine getirilecektir"
Bugün Ahbap yarın başkası patlar. Sonuç itibarıyla FETÖ de yardım derneklerinden büyüdü, geldi.
Aşağıdaki yazımı -iyilik işlerinde sağlıklı ve sürdürülebilir bir kültür oluşturmak adına- son 10 yılda defalarca yayınladım:
"....Aman ha! Kurban, hayır, bağış işlerimizde, iyilik işlerimizde ülkemizin resmi kurumlarından şaşmayalım. Bağışlarımızı bu kurumlar üzerinden yaparak hem en doğru adrese, en emin şekilde ulaşmalarını sağlamış oluyoruz hem bu kurumların organizasyon, operasyon güçlerini hem de devletin kendisini güçlendirmiş oluyoruz.
Hani diyoruz ya ‘Güçlü Devlet’?
İşte böyle oluyor o..
Unutmayın; her kötü günümüzde yanıbaşımızda olan bu kurumlar. Asrın felaketinde de gördük; Herkes bir var bir yoktu ama devlet hep orada idi. KIZILAY, AFAD hep orada idi. Dünyanın en büyük afeti sonrası dünyanın en hızlı iyileştirme operasyonuna TOKİ imza attı.
Evet, geçmişte bir çoğumuz farklı kurumlar üzerinden gördük hayır işlerimizi, farklı organizasyonlar üzerinden yaptık iyilik işlerimizi. Niçin? Çünkü o dönemler devletin bu kurumlarına genel ve büyük ölçüde haklı bir güvensizlik vardı. Ancak o günler çok geride kaldı ve artık huzurda dünyanın en operasyonel yardım kuruluşu, bir dünya markası olmuş KIZILAY var, AFAD var.
Diğer yandan; yardımların tek merkezden, tek elden organize edildiğinde verimliliğinin artıp çok daha adil ve organize bir dağıtımın sağlandığı da teknik bir realite.
Yardım ve iyilik faaliyetlerinde devlet kurumları üzerinden yürümek, şeffaflık, denetlenebilirlik ve kaynakların gerçek ihtiyaç sahiplerine en doğru şekilde ulaşması açısından en güvenilir yöntemdir.
Son bir nokta;
Yakın tarihimizde çok acı tecrübelerimiz var. Nice büyük yardım dernekleri darbeci-hain yada dolandırıcı çıktı. Sizin tamamıyla iyi niyetle destekleyip güçlendirdiklerinizin yarın nasıl bir yola sapacağı hiç belli olmuyor. İşte, iyilik dernekleri diye el bebek gül bebek büyütülen FETÖ daha dün gibi.
Artık hayır, iyilik, zekat, kurban gibi insaniyet işlerimizi, dini vecibelerimizi merdiven altlarından, yan sokaklardan çıkarıp devletle görelim. Görelim ki çocuklarımıza afet, ilk yardım, arama kurtarma gibi alanlarda dev ve sorunsuz bir yapı bırakalım..."
Sadece ama sadece iktidar karşıtlığından; Dünyanın en büyük afeti sonrası dünyanın en hızlı iyileştirme operasyonuna imza atan TOKİ, AFAD, KIZILAY gibi kuruluşlara karşı sabıkalı bir dolandırıcıya para akıttı SALAKLAR.
Maalesef bizim ülkemiz böyle; bir dolandırıcı, bir sahtekar, bir proje profil farkedilene kadar seneler geçebiliyor. Bunda iç politikada kutuplaşmanın, ideolojik veya kimliksel yakınlıkların etkisi büyük. Biraz sol romantizm ya da diger tarafta dinsel motiflerle süsleyip birazda siyaseten soslayarak servis ettiniz mi yürüyüp gidiyorlar.
Bunları ilk anda farkedip kaygı ve endişelerini dile getirdiğinizde "karşı tarafın propagandası" olarak yaftalanabiliyor ve bu da maskelerin düşmesini geciktiriyor.
15 Temmuz 2016’da siyasal gerici ve faşist Fetö çetesinin yaptığı darbe girişiminin onuncu yıldönümü yaklaşıyor.
Fetö çetesinin aşağılık ihanetine rağmen büyük bir gaflet içine düşerek Fetö çetesi mensuplarına yönelik hoşgörü siyaseti peşinde koşanlar var. Hatta bazıları çok çirkin hesaplar yaparak Fetö çetesine “hukuki himmet” arayışına giriyor. Bunlara asla prim vermemek gerekir.
Fetö çetesinin geçmişten bugüne bir ihanet ve casusluk şebekesi olduğunu ve bugün nasıl bir rol oynadığını hiç göz ardı etmemek aksine daha da uyanık olmak şarttır. Tam da buna dikkat çekmek için iki ay önce yayınladığımız analizi bir kez daha bilginize sunuyoruz.