Sorgu ve Savunma Hakkı
Sorgu bir haktır, sanık lehine birkaç istisna hariç sorgusuz karar ve hüküm verilemez, mahkumiyet hükmü de kurulamaz (CMK m.193/2).
Susma hakkını kullanan sanık suçu inkar etmiş sayılır. Ceza muhakemesinde sükut inkar anlamına gelir. Sanık sorguda susma hakkını kullanmışsa, suçlamaları reddetmiş ve sorguda kendisini susarak savunmuş sayılır (CMK m.147/1-e, m.191/3-c).
İddia eden iddiasını, hukuka uygun yol ve yöntemlerle elde edilmiş delillerle kanıtlamak zorundadır (CMK m.223/5). Hukuka aykırı deliller sanık aleyhine kullanılamaz (Anayasa m.38/6, CMK m.206/2-a, m.217/2, m.230/1-b, m.289/1-i).
Ceza sorumluluğu şahsi kusura dayanır (TCK m.20/1) ve şüphe de sanık lehinedir (CMK m.223/2-e). Bu nedenle, sanığın suçsuzluk/masumiyet karinesi kabul edilmiştir (Anayasa m.38/4).
Sanığın susma hakkını kullanması savunma hakkından vazgeçtiği anlamına gelmez. Sorguda susarak savunma yapan sanık; ortaya koyulan deliller hakkında konuşabilir, bir delilin ortaya koyulmasını isteyebilir, dosyaya gelen raporlar ve belgeler hakkında konuşabilir ve delilleri tartışabilir (CMK m.177, m.206, m.207, m.215, m.216).
“Sorgu” ve “delillerin ortaya koyulması” iki farklı muhakeme işlemidir.
Sanık açıkça susma hakkını kullanmadıkça; mahkeme başkanı veya hakimi, sanığın susma hakkını kullandığını kabul edemez (CMK m.191/3-c,d).
Sanığın sorgu ve savunma hakkı kısıtlanamaz. Sanık ve müdafii; “iddia ve savunma dokunulmazlığı” adlı hukuka uygunluk sebebinin sınırlarını aşmamak kaydıyla (TCK m.128), iddianameye ve suçlamalara karşı savunma yapma hakkına sahiptir.
Duruşmanın düzenini ve disiplinini mahkeme başkanı veya hakimi sağlar (TCK m.203 ila m.206). Sanığın sorgu ve savunma hakkı ile duruşmanın düzeni ve disiplini karşıt kavramlar değildir. Duruşmanın düzeni ve disiplini hükümleri; sanığı ve müdafiini sınırlayıcı değil, aksine sorgu ve savunma hakkını koruyucu bir yöntem olup, sorgu ve savunma hakkına sınırlama getirilmesi amacıyla da kullanılamaz.
Mahkeme; sanığın yüzüne karşı suç ortaklarından birisinin veya bir tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişesini tespit ederse, sorgu ve dinleme sırasında veya davranışları nedeniyle duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokan sanığı duruşma salonundan çıkarır. Sanık tekrar duruşmaya alındığında, kendisine tutanaklar okunur ve yokluğunda yapılan işlemler açıklanır (CMK m.200, m.204).
Sanığın dışarı çıkarılması, sorgu ve savunma hakkını bertaraf etmez. Mahkeme başkanı veya hakim; duruşmanın düzenini bozan kişinin, savunma hakkının kullanılmasını engellememek kaydıyla salondan çıkarılmasını emreder (CMK m.203/2).
Esas olan; maddi gerçeğe ve adalete ulaşmaktır, duruşma yapılmasının maksadı da budur. Sanığın yokluğunda yapılmış soruşturmadan ve hazırlanmış iddianameden hareketle ceza tayini yoluna gidilemez. Sanık için; mahkemesi ve hakimi önünde duruşmaya katılmak, suçlamalara cevap vermek, savunma yapmak ve delilleri tartışmak bir haktır. Tüm bunlar, kovuşturma evresinde terki mümkün olmayan önemli usuli güvencelerdir.
Yargısız ve sorgusuz infaz yasaktır; aksine bir usul itham sisteminin özünü zedeleyeceği gibi, suçsuzluk/masumiyet karinesi ile hakkaniyetli bir yargılama yapılma hakkını içinde barındıran sanığın dürüst yargılanma hakkının açık ihlaline yol açar (Anayasa m.36/1, m.38/4, İHAS m.6).
Sanığın savunma hakkının kısıtlanması, hukuka kesin aykırılık sebebidir (CMK m.289/1-h).
Duruşma bir tanedir, celse sayısı birden fazla olabilir. Duruşmanın yapılıp kapatıldığı her gün bir celse kabul edilir (CMK m.190/1).
Mahkeme; sanığın tahliye talebini ve tutukluluk durumunu her celse sonunda incelemek zorundadır, çünkü tutuksuz yargılanmak esastır (CMK m.101, m.108/3, m.109).
İstanbul’da ulaşım bilgisi fazla dağınık. 🚌🚇⛴️
Otobüs başka yerde, metro başka yerde, vapur başka yerde. 🤔
Hepsini tek haritada daha anlaşılır görmek için küçük bir uygulama yaptım. 🙌
Açık/resmi ulaşım verileriyle çalışan sade bir İstanbul haritası. ✅
👇
https://t.co/lGubFeplrU 🌉
#İstanbul #Ulaşım #TopluTaşıma
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Viran olmuş şehrin zar zor ayakta duran binalarında kendi evlatlarının girmeye çekindiği yerlerde çıkamayanları canlarını hiçe sayarak Hızır gibi yetişip çıkaran bizim çocuklar. Benim için dünyanın en özel birlikleri bu çocuklardır.
Evvelce gidenlerin asil ruhları şad olsun!
🚨 Son dönemde restoranlarda patlak veren o "%0 KDV" kurnazlığı, sadece basit bir vergi kaçırma değil; hem işletme hem de vatandaş için tam bir saatli bomba.
‼️ Bedri Usta operasyonuyla gördük: İş artık "cezayı öder geçerim" noktasını çoktan aştı. İşte kimsenin yüksek sesle söylemediği o büyük tehlikeler ve sizin yapmanız gerekenler:
İşletmeler İçin Yolun Sonu:
1️⃣ Hapis Riski: Bu işlem sadece usulsüzlük değil, doğrudan "VUK 359 (Kaçakçılık)" suçuna giriyor. 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası kapıda.
2️⃣ Kapatma ve El Koyma: Seri usulsüzlük saptandığında POS cihazlarına el konulmasına ve işletme lisansının iptaline kadar gidiyor.
3️⃣ Geriye Dönük İnceleme: Maliye son 5 yılı mercek altına alıyor. O "kâr" dedikleri paranın 10 katı ceza olarak geri alınıyor.
Vatandaş İçin Tehlike:
- Hizmet Güvencesi: Aldığınız fişte KDV %0 veya "Muaf" görünüyorsa, o hizmeti resmiyette almamış sayılırsınız. Bir zehirlenme veya şikayet durumunda elinizdeki fiş hukuken sizi korumayabilir.
- Toplumsal Gasp: Ödediğiniz vergi kamuya değil, doğrudan şahıs kasasına giriyor.
Fark Edince Ne Yapmalısınız? (3 Adımda İhbar):
1️⃣ İtiraz Edin: POS fişini görür görmez "KDV neden %0, ben gıda hizmeti aldım" diyerek fişin düzeltilmesini isteyin.
2️⃣ WhatsApp Hattı: Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 0552 189 0 189 numaralı "VİMER Vergi İhbar" hattına fişin fotoğrafını gönderin.
3️⃣ Dijital İhbar: "GİB Mobil" uygulamasını indirin, "Hangi Fiş" veya "Vergi İhbar" kısmından konumunuzla birlikte bildirim yapın.
Bir işletme size %0 KDV'li fiş veriyorsa; mutfağından, personelinden ve devletinden "çalıyor" demektir. Bu suça sessiz kalarak ortak olmayın.
📌 Kaydedin, lazım olur.
🧐 Gittiğiniz yerlerde bu ara size de bu tarz fişler kesildi mi? Sonuçları yorumlarda paylaşın.
Kendini bilmez bir işletmeci müşterilere hakaret ediyor. Tepki görünce de içindeki Türk düşmanlığını kusuyor. Bu olaylar şunu gösteriyor: Farkında olmadan bölücü zihniyeti fonluyor olabilir miyiz?
Yemek yediğiniz restoranların sahipleri bölücü olabilir. Yazın konakladığınız otellerin sahipleri bölücü olabilir. Yayınlarını takip ettiğiniz youtuberlar bölücü olabilir. Hatta konserine gittiğiniz şarkıcının yapımcısı bölücü olabilir.
Nerede yediğimize, nerede konakladığımıza, kimi izlediğimize, kimi izlemeye gittiğimize çok dikkat etmemiz gerekiyor.
Yoksa enayi ve budala durumuna düşüyoruz.
@sokakkedisitv Yani; titrine, emeğine saygı duyuyoruz eyvallah da, bi yaştan sonra insanların düşünce yapısı, davranış ve ifade ediş biçimleri sağlıklı olmaktan uzaklaşmaya başlıyor. Hani deprem değil bina öldürüyordu. Buralarda usulüne uygun yapılmış yapılar dahil hepsi çöp mü yani!?