Elitsiz Toplum Ne Üretir?
Bir toplum elitlerini kaybettiğinde kısa vadede büyük bir kriz yaşamaz gibi görünür. Fakat uzun vadede şu sonuçlar ortaya çıkar:
Kurumsal kalite düşer,
Devlet kapasitesi zayıflar,
Bilim ve teknoloji geriler,
Hukuk siyasallaşır,
Propaganda uzmanlığın yerini alır,
Mediokrasi (vasatlık) yükselir.
"Vasatların iktidarı", modern toplumların en büyük tehlikelerinden biridir.
Çünkü nitelikli insanların çekildiği yerde boşluk kalmaz; o boşluğu çoğu zaman daha yüksek sesli ama daha düşük kapasiteli kişiler doldurur.
Çözüm Mümkün mü?
Evet, fakat yalnızca ekonomik reformlarla değil.
Bir ülkenin elitlerini geri çağırabilmesi için üç şeye ihtiyacı vardır:
1. Hukuk Güvencesi
İnsanlar fikirlerinden dolayı cezalandırılmayacaklarına inanmalıdır.
2. Kurumsal Liyakat
Başarı, bağlantıyla (tanışıklıklat ve yakınlıklarla) değil, yetkinlikle mümkün olmalıdır.
3. Kamusal Saygınlık
Bilgi, uzmanlık ve entelektüel emek yeniden değer kazanmalıdır.
Bir toplum öğretmenine, bilim insanına, hâkimine ve sanatçısına nasıl davrandığıyla geleceğini belirler.
Sonuç: Elit Krizi Aslında Bir Gelecek Krizidir
Türkiye’de yaşanan mesele yalnızca ekonomik kriz, siyasal kutuplaşma veya beyin göçü değildir. Bunların hepsi daha büyük bir problemin belirtileridir:
Kamusal aklın aşınması.
Bir toplumun en eğitimli, en deneyimli ve en üretken insanları konuşmaktan korkuyorsa ya da susmayı tercih ediyorsa, orada yalnızca elitler değil, geleceğin kendisi de geri çekiliyor demektir.
Çünkü medeniyetler yalnızca yollar, köprüler ve binalarla ayakta kalmaz. Onları ayakta tutan şey; yaratıcı, eleştirebilen zihinler, bağımsız kurumlar ve kamusal sorumluluk taşıyan insanlardır.
Elitlerin çekildiği toplumlarda ortada yalnızca gürültü ve belirsizlik kalır.
Kıymetli meslektaşlarım,
Bu yazım biraz gazete köşe yazısı gibi olacak ama çok önemli. Sektör dinamiklerini anlamanız için yazıyorum… Eskiden bakanlar bizi avutur ama hiçbir şey değişmez idi. Şimdi icraat var ama kendisini pek de iyi ifade edemeyen bir bakanlıkla karşı karşıyayız.
Öncelikle şunu bilin. Kimseye bir minnet borcum yok. Her zaman olanları olduğu gibi paylaşıyorum.
3 gündür Ankarada görüşmeler içindeyiz. Tarım bakanımız ve ekibi ile birçok görüşme gerçekleştirdim. Et, süt ve domates, karpuz, biber gibi konuları konuştuk ve alınacak tedbirler hakkında stratejiler üzerine müzakerelerde bulunduk. Burada siziler ile bunları paylaşacağım.
TUSEDAD yönetimi sektörün dertlerine çözüm bulmak adına sıkıntıları ve çözüm önerilerini en üst mertebelere taşımaya devam ediyor.
Tarım bakanlığımız, Ticaret bakanlığımız, sektör temsilcilerimiz, sanayici kesimi ve zincir market temsilcilerinin bir araya geldiği toplantı sonuçlarını gerek bakanalık, gerek sivil toplum kuruluşları açıkladılar. Tekrar yazmayacağım.
Sonuçlar sevindirici ama bir o kadar da utanç verici.
*Fiyatlar geriye dönük düşürülemeyecek.
Biz mesela temmuz ayında üretimini yapıp sattığımız sütü, sanayici bir ay sonra geriye dönük fiyatı düşürüyorum diyebiliyordu. Ancak fiyat artışlarında 15 gün bazen 1 ay rafa fiyat artışını yansıma süresini bekleyin diyordu.
Bu iş buraya nasıl geldi. Böyle bir duruma sektör nasıl evrildi?
Tarım bakanlığı, ticaret bakanlığının desteği ile bu saçmalığa, adaletsizliğe sert bir dur dedi.
Evet, tarımsal üretimde sorun yaşadığımız ürünleri ithal etmek zorunda kaldığımız kesin. Şu ara hayvancılıkta ta kriz yaşıyoruz.
Ancak hala bu toprakların tarımsal üretimde güzel işler de oluyor.
Üreten Türkiye, Güçlü Türkiye 🇹🇷💪🌱
10 ineği olan bir köylünün günlük süt verimi 20 kiloyu geçmiyor. En çok süt verimi olan Holstein inekler maksimum 35 litre süt veriyorlar. Hatta ölçülmüş rekor günlük 63 litre.
Türkiye'nin süt fiyatını ucuzlatabilmesi için şu teknolojileri geliştirmesi & ona yatırımı gerekiyor.
Arka koltukta oturup kemer bağlamayan, Mercedes Vito'larda arkaya kurulup kemer taktığınızda karizmanız çizilecek diye düşünen üstün zekalılar aşağıdaki video sizin için. Soldaki kadının kemeri bağlı değildi. Sağdaki kadının da hayatını tehlikeye attı. Ölüyor ve öldürüyorsunuz.
Kaç gündür dinleyip duruyorum bu muazzam performansı. 15 yaşında, mide felçli bir çocuk olan Emma Kok'un hayali şarkıcı olmakmış ama o artık bir dünya yıldızı.