İzmir'e Geliş | Karar Anı #4 – 2. Bölüm
10-12 Eylül 1922
📚 Kaynakça: Bölümde yararlandığımız kaynaklara aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:
https://t.co/FyK7LTgOcm
Mail: [email protected]
PKK ve APO’cu DEM, AKP ve MHP'lilerin dikkatine!…
Bahçeli! Özellikle de senin dikkatine!
“Yıl 1987 Gatadan 1987/5 siciliyle mezun oldum. Tayin yerimizi kura ile çektik, elime tüküreyim, bi çektim Erzincan. "aileme çok uzak" diye haritaya bakıp bakıp höykürerek ağlıyorum. Bi baktım Nevin yanımda, o da ağlıyor. Nevin de Erzincan’ı çekmiş. Neyse ki en samimi arkadaşımla gidiyorum diye hafiften teselli buldum.
Biz Nevin’le el ele tutuşup gittik. İkimiz de yeni nişanlanmıştık. Nevinin nişanlısı Mehmet, öğretmen ve Ankara’da, benim nişanlım Murat üsteğmen, o da Ankara’da. Yolda plan yapıyoruz; Erzincan Asker Hastanesine katılış yaparız, en fazla 15 gün sonra dönüp düğün yapar Eş tayininde en fazla 1 ay içinde Ankara’ya döneriz.
Erzincan Asker Hastanesi 200 yataklı ufak, iş de azdır, en azından GATA gibi olmaz diyoruz.
Erzincan’a indik herkes bize yeni gelen hemşireler filan diyor valizi taşıyor, çok mutlular...
Neyse, başta bizi inanılmaz coşkuyla karşıladılar. Biz de nasıl seviniyoruz herkes çok cana yakın diye.
Meğer hastanede 6 hemşire varmış bizimle birlikte 8 olmuşuz. Ee olsun iş çok az ki bu kadar hemşire var diye iyimser olmaya çalışıyoruz.
Baş tabip bize "hastanenin üst katında hemşireler kalır, mutfak var istediğinizi pişirebilirsiniz ama çarşıya giderken benden izin alacaksınız, size araç tahsis edeceğim" dedi . Amanın biz bi sevindik özel araçla filan gezecegiz diye. Ertesi gün mesai bitince gidip alış veriş yapmamız lazım. Bizim ‘özel araç’ geldi. Arkası branda askerî jeep. Arkada iki koruma ellerinde G3, Nevin’le öne bindik hoplaya zıplaya alış veriş yapıp döndük. Yine iyimseriz, yine gülüyoruz filan. Akşam yatma vakti kıdemli hemşire abla bize dedi ki" üniformalarınızı yatağın ayak ucunda giymeye hazır bulundurun.
Acil durumda hızla giyinip acile ve ameliyathaneye gitmek gerekebilir". Ne sıklıkta acil durum olabilirdi ki?
Uykuya geçtik geçmedik kapı gümbür gümbür vuruldu. Nöbetçi subay bağırmaya başladı.
"Pülümür Karakolu vuruldu"
Fırlayıp giyindik, asansör filan beklemeden koşarak indik. Ambulanslar gelmeye başladı. Biz yaralıları indirdirip müdahale edeceğiz.
Bir yüzbaşı jeepten atlayıp kucağıma bir şey tutuşturdu; “şunu tut ve sahibini bul" diye verdigi şeye önce dört elle sarıldım. O kadar panik içindeyim ki algılayamadım önce, bana ne verdi, sahibi kim? Galiba aşırı terliyorum, tüm göğsüm ıslandı diye düşündüm.
Tuttuğum şeye baktım. Kalçaya yakın hizadan kopmuş bir bacak.
Sonrasını hatırlamıyorum kısa süreliğine bayılmışım.
Kendime geldiğimde yerdeyim ve hala kopmuş bacaga sıkı sıkıya sarılmışım. Göğsüm ter degil kan içindeydi.
O gece biz 30 şehit verdik!Ambulansta gelen Mehmetciklerden sadece bir yaralı çıktı. Diğerleri zaten olay anında şehit olmuşlardı.
2 gün sonra, gece 4 gibi bağırışlar,
"Alp karakolu basıldı"
Ve bu böyle devam etti. Biz aylarca bırakın gidip düğün yapmayı çarşıya yiyecek bile almaya gidemedik.
Ben ve benim tüm meslektaşlarımın böyle binlerce, anı diyemeyeceğim çünkü anılar güzeldir, travması var.
Yıllarca böyle çalıştık, sonra sanki normal insanlarmış gibi akşamları evimize gidip yemek pişirdik çocuklarımıza anne babalık yapmaya çalıştık. Benim çocuklarım ne zaman düşüp bir yerini incitse normal bir anne gibi üzülemedim. Çünkü biz başka annelerin öpmeye kıyamadığı evlatlarının kollarını bacaklarını topladık. Unutamıyorum. Bazılarının üzerinden kanlı aile fotoğrafları çıkardı. Bugün bile ben o fotoğrafları hatırlıyorum.
Bazen o kadar çok ağlardık ki bizim göz yaşlarımız Onların kanıyla karışırdı. Yıllarca eşim beni uykumdan uyandırırdı. “Zeyno uyan kabus görüyorsun sürekli çığlık atıyorsun ne gördün?" diye sorardı. Hep kopmuş kollar, parçalanmış kafalar, üzerime bulaşan beyin parçaları"
Ben bana bu dünyada cehennemi yaşatan hic kimseyi affetmiyorum. Kimseyle de barışmıyorum.”
Zeynep Uğur Cincioğlu.
Arada bana sallayanlar falan oluyor ama öyle güzel bir takipçi kitlem var ki, Allah razı olsun. Bak direkt yanıtım bu: Allah onlardan da razı olsun.
Çünkü; Prim kasmak isteyen herkese ağzının payını veriyorlar. Bana bırakmıyorlar bile.
Siz de 1000 tane ücretsiz youtube videosu yapın ya da yapanlara saygı duyun krallar.
@burcbtc Sen+Profun yurdum insanına benim kadar faydam olmamistir merak etme. 1000 tane ucretsiz videom seni tokat manyagi yapar.
Profun pandemide millete ev sattirirken biz aldiriyorduk. Bu isler proflukla olmuyor. Sen gtune don al. Sonra beni elestirirsin.
"Ah Mustafa Kemal, Mustafa Kemal..."
9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtuluşu o sırada işgal altındaki İstanbul’da da büyük bir coşku yarattı. İstanbul’un yurtsever basını, İzmir’in kurtuluşunu manşetlerinden okurlarına duyurdu. O sırada İstanbul’da Akşam gazetesini çıkaran Falih Rıfkı (Atay) anlatıyor:
“Akşam’ın ilk sayfası için koskoca bir klişe hazırlamıştık: ‘Elhamdülillah İzmir’e
kavuştuk’. Kapıları açmanın imkânı var mı? Gazeteyi pencereden atıyorduk. Alan yüzüne gözüne sürüyordu. Yunan ordusunu yok etmişiz ve İzmir’e iniyormuşuz… Ne olmuştuk biliyormusunuz? Kurtulmuştuk… Ah Mustafa Kemal, Mustafa Kemal sana ölünceye kadar o günün sevincini ödeyebilmekten başka bir şey düşünmeyeceğm…” (Falih Rıfkı Atay, Çankaya, s.363)
Beni destekleyen tek yer vatandaş. Bu da bana yeter. Bunun dışında dikkat ederseniz Sözcü TV, Halk TV gibi kanallar özellikle hiçbir zaman benim adımı vermez. Vize konusunda da vermediler.
Sahillerle ilgili örneğin muhalif partilerin belediye başkanları da işin içindeydi. Bir tanesi konuştu mu? Hayır. Karşı taraftakiler de susuyor. Bunlar da susuyor.
Bunların hepsi aynı. Sadece biri diğerinden daha az güce sahip. Youtube’da canlı yayın açıp yorum yapanlar gazeteci diyor kendisine işte. Allah’a şükür sizin dışınızda kimseye ihtiyacım yok hiç de olmadı.
🔴 Gazeteci Murat Ağırel’den kritik açıklamalar:
“Alışveriş merkezlerinde çalışan Türkler, en lüks mağazalardan Hülya hanımın (Melih Gölçek’in gelini) en lüks mağazalardan aldığı çantaların resimlerini gönderdiler bana.
Ahmet Gökçek’in yaptığı harcamaların resimlerini gönderdiler bana.
Oradaki Türklerin hepsi biliyor yaşadıkları hayatı.
Onların gün içinde harcadığı parayı, bu ülkede 1 yılda kazanan insanlar var.
Evde şirket kurmuş eski bakanın kızı, Melih Gökçek’in komşusu, 20 küsür tane ihale almış Anka Park’tan.
Bu Melih Gökçek yargılanmadığı sürece adaletin yüzde yüz eşit davranıldığı konusunda kimse hemfikir olmayacak.”
SAHİL HAKKINIZ GASP EDİLİYOR.
TÜRKİYE’DEKİ SAHİL KUMLARI ÇALINIYOR.
ÖZEL İŞLETMELER SAHİLLERE ÇÖKÜYOR.
HİÇBİR YETKİLİ İSE BUNA DUR DEMİYOR.
SAHİL HAKKINIZIN GASP EDİLMESİNE SESSİZ KALMAYIN. BİR 10 SENE SONRA BU SENE GİRDİĞİNİZ SAHİLLERİ SE BULAMAYACAKSINIZ.
İspanya ve Türkiye'nin sahil bölgelerinde çektiğim görüntülere bakın:
• 1. görüntü Türkiye - İzmir 🇹🇷
• 2. görüntü İspanya - Mallorca 🇪🇸
İspanyol hükümeti ve belediyeleri, hiçbir sahil alanının işgaline İZİN VERMEMİŞ. VATANDAŞIN HAKKINI KORUMUŞ.
Türkiye'de ise milyonlarca insan dar halk plajlarına sıkıştırılmış.
İki görüntüyü de ben çektim. Herkesin gözü önünde bu milletin hakkına giriliyor.
🇪🇸 İspanya'da dünyanın en güzel sahillerine 0 TL vererek giriyorsunuz.
🇹🇷Türkiye'de ise kapatılan sahillerde ya otel müşterisi olmak zorundasınız ya da oralara çökenlere en az 3 bin TL ödemek zorundasınız.
Türkiye'de vatandaşlar ağır vergiler öderken sahil hakkı bir grup şahsın eline verilmiş.
Ne bakanlık ne de belediyeler adım atıyor. Hiçbir partiden kişi bununla ilgili adım atmıyor.
Bu hak sizin hakkınız bunu normalleştirmeyin en azından hangi partiye oy verdiyseniz onun yetkililerine hesap sorun. Bu iş böyle giderse hiçbir noktadan denize giremeyeceksiniz.
Bu belediyeler siyasiler birbirini yemekten başka işe yaramıyorlar. Bunlara hesap sorması gereken sizlersiniz. O deniz ve sahiller hepinizin.
@izmirbld@csbgovtr@cesmebld@Akparti@herkesicinCHP@yenipartiyiz
Terör örgütüne yönelik Operasyona çıkarken duyduğum heyecan içindeyim, içim kıpır kıpır. Hiç bir umutsuzluğum yok, korkmuyorum, mücadele azmim tavan yapmış durumda.
106 yıl önce bugün imzalanan Sevri başkomutan Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde Türk Milleti nasıl yırtıp attıysa yine bugün imzalanarak Sevre giden yolun kapısını açması hedeflenen yasayı da öyle yırtıp atacağından zerre şüphem yok.
Bu süreci bize dayatan emperyal güçler “Bugün nasıl olsa bir Atatürk yok” diye gevşek gevşek gülüyor olsa da onun izinden giden milyonlar olduğunu hesaba katmıyor.
Bağımsızlık benim karakterimdir diyen
Geldikleri gibi gidecekler diyen
Kurtarıcı beklemeyin kurtarıcı kendiniz olun diyen
Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur diyen
Atatürk’ün rehberliğinde bugün de biz başaracağız.
Güneş ufuktan yine doğar, yürüyelim arkadaşlar
Yeni Parti seçmeni olarak tanıdığım dostlarımdan ve kendisini Yeni Partili olarak tanıtan kişilerden Çerçeve yasaya destek veren hiç kimseye denk gelmedim. Hata bazı il/ilçe görevlileri seslerini Ankara’ya duyurmak için mücadele veriyor. İmza atmayın diyorlar.
Benim sahadan gördüklerimi Sayın @eczozgurozel in bilgisine sunarım. Kendisine bu konuda gelen bilgiyi merak ediyorum.
@yenipartiyiz
Subay yemini okuyanMustafa Kemal askerleri affedilmedi ancak Türkiye Cumhuriyetini yıkmaya yeminli Öcalan’ın teröristleri affediliyor. @zaferpartisi@zpgencresmi
Abdullah Öcalan ile çerçeve yasa istişare edilirken, bacağını kaybettiği için protez kullanan gazilerimiz Güvenpark’ta adalet için eylem yapıyor! Ve bu olay ulusal medyada hiç gündem olmuyor! Gazilerimizin sessiz çığlığını elden ele iktidara duyuralım! #GazileriminYanındayım
Muhalif parti Belediyelerine operasyonlar hız kesmiyor. Bir kısmı da korkusundan Akp ye geçiyor
Sadece muhalif belediyeler suçlu, iktidar belediyeleri ise sütten çıkmış AK kaşık tablosuna halk inanıyor mu?
Bu durumun Akp nin oylarını arttırıracağını sanmıyorum ama topluma muhteşem bir GÜÇ GÖSTERİSİ yapılıyor.
Güç Bende, Kork Benden diyor….!
Görünen o ki; Milletin iradesi siyasetçilerin umrunda değil, böyle olması da milletin pek umrunda görünmüyor .
Kimse bana sıra gelmez demesin… gelir
Not: Bu bir çaresizlik anlatımı değil. Durum tespitidir. Tabii ki çaresi var.
Terör örgütü silahlı eylemlerle ulaşamadığı hedefine Siyasetçilerimiz sayesinde silahsız olarak ulaşmayı hedeflemiş.
Sürece destek veren siyasetçiler de sonra utanmadan “bak hiç şehit verilmedi” diye alkışlamamızı isteyecekler.
Ama bu hayallerin sahiplerini de yeneceğiz. Amaçlarına ulaşamayacaklar.
Mecliste Çerçeve ancak Mustafa Kemal’in resmi için kullanılır. Teröristin istediği yasa için değil…..
Napacaksın?
Çorum il sınırında mı bekleyeceksin Manifest kızlarını?
Diyelim Çorum'a leblebi yemeye geldiler.
Almıyorum sınırdan mı diyeceksin?
Belediye başkanı artık il sınırından insan almayabiliyor mu?
Var mı böyle bir hakkı?
Bu halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek değil mi?
Sinem Dedetaş'ı Şehir Hatları genel müdürlüğü sırasında tanıdım. AKP döneminde zarar üstüne zarar eden, kendi vapurlarının bakımını Haliç Tersanesi'ne sahip olmasına rağmen özel tersanelerde yaptıran şirketi tekrar kâra geçirdi. Deniz taksileri tasarladı ve Haliç Tersanesi'nde üretti. Atıl haldeki dünyanın en eski tersanesini gemilerin ve teknelerin bakım için kapısında sıra beklediği bir duruma getirdi. Sonra AKP'nin kalesi denilen Üsküdar'ın belediye başkanı oldu. Sorun tanıdığınız Üsküdarlılar'a. Memnunlar mı değiller mi hizmetlerinden. Yakından tanıdığım için en ufak bir yolsuzluğa bulaşmadığına kefil olabileceğim bir isimdir Sinem Dedetaş.
Ama mesele bu değil elbette.
Tek bir CHP'li veya Yeni Partili belediye başkanı kalmayıncaya kadar devam edecekler.
Bu arada AKP'li belediyelerde hiç bir şey olmuyor, her şey pırıl pırıl.
Varsa yoksa muhalif belediyeler.
Sorsan "millet iradesi" derler.
@sdedetas@uskudarbld