I am pleased to be a member of the organisation committee for AMBIANCES2024! (5th International Congress on Ambiances)
This congress was held in Lisbon and Brazil.
Furthermore, I had a presentation at the congress regarding multi-disciplinary contributions to the atmosphere.
@vay_ki_genctim Umarim bilimsel calismalarinizi da kendinizi hakli cikarmak icin bu denli yanli bir yerden kurmuyorsunuzdur. Yuzlerce kaliteli SCI, SSCI derginin yaninda birkac saibeli dergiye isaret edip hepsini ayni yere cekmeyin. Cogu dergi sadece open access yapmak isterseniz odeme aliyor.
@hmelisaacar benzer bir sekilde COST projelerinin ciktis olan konferanslara da bakilabilir. genelde projeden katilimcilarin seyahat ve konaklamalarini karsilamak uzere bir butce ayriliyor
İnsanları reddederken bile cesaretlendirmek gerekir.
Yeni çalışmamı Philosophy & Public Affairs isimli alanın amiral gemisi dergiye gönderdim. Kabul oranı dünya çapında %5. Profesörler bile kapıda bekliyor, öyle diyeyim. Yani oldukça meşgul bir çalışma prensipleri var.
Bana uzun bir mektup yazmışlar.
“Sayın Acar, çalışmanız çok iyi, sadece bizim derginin yayın yaptığı konuların dışında kalıyor. İçinde şu şu kavramlarla, bizim dergimizin temasıyla bağlantılar olsa da ana başlık tam dergimize uygun değil.
Ancak inanıyoruz ki bu çalışmanız, uygun dergiye gittiği takdirde, alanda gerçekten büyük ve güçlü bir katkıya yol açacaktır. Öyle ki, bu çalışmanızı bize de okutma şansı verdiğiniz için teşekkür ederiz. Size başarılar diliyoruz.”
Şu dile bakar mısınız? Editör direkt red haberi vermiyor. Çalışmayı tüm incelikleriyle okuyor, içinde dergiyle ilişkili noktaları tek tek çıkarıyor, hakeme göndermeme sebebini en ince ayrıntılarıyla açıklıyor, çalışmamı takdir ediyor ve alana uygun dergiye yönlendirmem konusunda beni cesaretlendiriyor.
Ki, sorunu kendimde ya da çalışmamda hissedip eksiklik duygularına düşmeyeyim.
Bugünlerde sosyal medyada hep övülen “hayır” deme furyası ile “doğru hayır” demenin farkı bu.
Kendime şöyle dedim: ileride ben de öğrencilerime ve meslektaşlarıma böyle yaklaşmalıyım. Çünkü kendini sorgulamak, eksikliklerini görmek, bir konuyu zihninde en doğru noktaya yerleştirmek için gerektiğinde geri çekilmeyi tercih etmek bir zayıflık değil, gelişmenin parçası.
Hatasız olmayabiliriz ama ısrar etmediğimiz her olumsuz deneyim bizi daha iyi versiyonumuza yaklaştırır. Olumlu deneyimler de bize örnek olur.
Kısacası ben Philosophy & Public Affairs editöründen böyle olumlu bir örneklik yaşadım. Güzel olanı yaymak için sizlerle de paylaşmak istedim.
Doktora tezimi yazdığım sürede öğrendiğim şey şu oldu...
Önceleri ben de senin gibi başladım
Veritabanlarına dalayım, bol kaynak indireyim. İndirilenler klasörüm dolu görünsün
İndirdiğim her makaleyi okuyayım, altını çize çize
Literatürü iyice bitireyim
Kafamdakiler netleştikten sonra yazıya dökerim
Yöntem mi? Nasılsa hallederim bi şekilde
Tabi bu arada aylar geçti...
Herkese de "tez yazıyorum" demiş bulundum. Haliyle millet sormaya başladı
"Nasıl gidiyor?"
Utana sıkıla "İyi ya fena değil.." diyip konuyu kapatırdım
Çünkü süreç hiç de tahminim gibi olmadı. Tezime aylarca çivi bile çakamadım
Konu zihnimde dönüp duruyor ama bir türlü kağıda dökülmüyordu
Ve ne öğrendim biliyor musun?
Tez yazmak akademik bir mesele değil aslında
Bir psikoloji meselesi. Bir stratejik karar yönetim süreci
Ben işin psikolojisine hazırlık yapmadan ve körün değneğini bellediği gibi ezbere iş yapmaya çalıştığımdan çuvalladım
Şu makaleye ulaş diyorlardı, ulaşıyordum
Bu kitabı kesin oku diyorlardı, alıp okuyordum
Filanca hocayla bunu görüş diyorlardı, kapısında bitiyordum
Bunların hepsi tamamdı
Ama bir şey eksikti: Strateji
Yani
"Tüm bunları niye yapıyordum? Tezimin hangi noktasını dolduruyordu bunca şey?"
İşte bunun cevabı bende yoktu
Ve stratejim olmadığı için yaptığım her şey üstüme yeni bir yük bindiriyor
yeni bir sorumluluğun sıkışmışlığını yaşıyordum
Bir labirentte kaybolmuş gibiydim
Sanki biri ruhumu ve bedenimi mengenede eziyordu
Ve bunca hengame arasında o Word sayfasının hala bomboş durması iyice canımı sıkıyordu.
Sonra bişeyi fark ettim
Beni bu noktaya getiren her şeye evet demem olmuştu
Her tavsiyeyi doğru bellemem
Her şeye yetişmeye çalışmam
Ama bütün bu "evetler" arasında bir bağ kuramamaktı mesele
Ve hayır demeyi öğrendim
Hangi makale okunmaya değer, karar ver
Kimle görüşmelisin, karar ver
O kitabı hemen sipariş etme, inceleyip öyle karar ver
Üstümdeki yükleri bir bir elimine ettim
Faydalılar-faydasızlar diye hayatımdaki her şeyi ayırdım, arındırdım
Siyaset, spor, magazin.. Hepsini konuşmayı bıraktım ve bu son altı senedir böyle
Hayatımı sadeleştirdim, gürültüyü azalttım
Fazla cümle yazdıysam sildim
Gereksiz bölümleri de
Sırf referanslar dolu görünsün diye eklediğim kaynaklara elveda dedim
Sadece tezimi değil genel olarak hayatımı minimalize ettim
Ve fark yaratan şey işte bu tavrım oldu
Tezimi adım adım, sistemli biçimde yazıp paşalar gibi de savundum ve mezun oldum.
Minimalizmi hala sürdürüyorum
TV yok
Bilgisayar oyunları yok
Sosyal medyada saatlerce video kaydırmak yok
Tam 5 büyük koli kitabımı satıp kitaplığımı da rahatlattım
Evimi bile şehrin en sakin mahallesine taşıdım :)
İç enerjimi yeniledim
Dinginleştim
Özetle;
Tez yazmak yaşamının her noktasına dokunan
ve her noktasıyla sürekli bağlantıda olan bir aktivite
Ve bu yüzden tez sadece akademik bir metin değil
Nasıl yaşadığının bir çıktısı..
#akademikoc
Tarih: 22 Şubat 2026 Pazar
Saat: 13.00
Yer: Eskişehir Atatürk Kültür, Sanat ve Kongre Merkezi
Ayrıca, sergi 28 Şubat'a kadar ziyarete açık (pazartesi hariç).
FLSF (Felsefe ve Sosyal Bilimler Dergisi)’nin 'Yeni Ontolojiler' Başlıklı Özel Sayısı (#41) yayınlanmıştır. Aşağıdaki linkten makalelere ulaşabilirsiniz.
https://t.co/G2TZQPMqaS
New Book Chapter:
I am delighted to share that the book "Architecture in Opera and Ballet" is now available from YEM Yayın. This volume elucidates the dialogues between architecture and the performing arts, exploring the constitutive role and aesthetic potential of space. I am honored to be a contributor with my chapter, "Opera and Atmosphere: Bluebeard's Castle - Béla Bartók"
Thanks to our editors: @ErdoganNevnihal & @hikmettemel & Leyla Gafarova
@YEMKitabevi
A week of brainstorming and exchanging ideas on "Ambiances" with research colleagues to advance the understanding and integration of lived sensory experiences in the design and management of architectural and urban spaces!
We had an intense workshop led by John Levack Drever, together with Carmen Rosas Pérez & Mattia Cobianchi, in Lisbon. The workshop focused on Defining Architectural and Urban Ambiances. (on June 30 – July 2, 2025)
Jean-Paul Thibaud shared his insights on the notion of Ambiance, and Mohammed Boubezari inspired us with his views on the dynamics of perception.
Following that, our inaugural CitySenZ conference was held at the Universidade Lusófona in Lisbon. (on July 3–4, 2025)
New Book: "Architecture in Philosophy"
The book also includes our two chapters on Juhani Pallasmaa and Jean-François Lyotard!
1) "Sensation of Space and Perception of Architectural Atmosphere: Juhani Pallasmaa"
2) "The Evolving Nature of Knowledge, Language Games and Spatial Considerations: Jean-François Lyotard"
Link for the book: https://t.co/um9ibEQ6zC
@YEMKitabevi