🔴MAZLUMDER Genel Başkanı Kaya Kartal, bir gün önce Cumhurbaşkanı Başdanışmanı’nın, bir cemaat lideri olan Alparslan Kuytul Hoca’yı X üzerinden gözaltına aldırmakla tehdit etmesi ve sonrasında yaşananları değerlendirdi;
“Furkan Vakfı operasyonu hakkında…
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ünvanını kullanan Oktay Saral’ın, hemen her satırında müstağnilik kokan “devletten büyük güç yoktur” içerikli ve “Senin de suyun yeterince ısındı Kuytul! Akıllanmamışsın, sıra sana da gelecek!" vurgulu paylaşımından sonra Furkan Vakfına operasyon yapıldı, Kuytul ailesi ve onlarca kişi gözaltına alındı.
Yürütmenin yargıya açık müdahalesi niteliğinde olan bu paylaşım, silinmiş de olsa yargıyı etkilemeye yöneliktir.
Yargının böyle bir tehdit sonrası 24 saat geçmeden harekete geçtiği bir ülkede kimse kişi özgürlüğü ve güvenliğinden bahsedemez.
Yazık…”
@puppu7710 Ben ilk defa böyle su içen koyun görüyorum aynı köpekler gibi diliyle su içiyor sanki bu video yapay gibi ben koyunların böyle su içtiğini ilk defa görüyorum
@MeshurSabir Arkadaşlar niye şaşırıyorsunuz zamanında Hindistanlı Pakistanlı Müslümanların topladığı yardımlar nereye gitti Nerede o yardımlar Yani bunların ideolleri örnek aldıkları babamız dedikleri kişiler de aynı hareketi yaptı Yani bunların yaptıklarına niye şaşırıyorsunuz
*Kırılan Kapılar, Yıkılan Batılın Habercisidir*
Bugün kırılan kapılar, Allah'ın izniyle yarın birçok şerrin yıkılmasına vesile olacaktır. Müminler bilir ki zalimlerin gücü geçicidir; hak ise er ya da geç galip gelir. Baskılar, tehditler ve zulümler hakkın nurunu söndüremez
Olacak olanı söyleyeyim: Birçok insan mahkemeye çıkacak ve tutuklanacak. Daha sonra büyük kısmı ilk duruşmada, kalanı da ikinci duruşmada serbest bırakılacak.
Ancak geriye; bu insanların kapılarının kırıldığı, ev sahiplerinin onları evden çıkardığı, işlerinin ve ortaklıklarının bozulduğu, kadınların ve çocukların korkutulduğu bir tablo ile devasa bir nefret kalacak.
Niçin peki? Sadece episteinci, çocuk kanıyla beslenen bir iki kâfir memnun olsun diye.
#NatoyaKurbanAranıyor
Ankara’da kurulacak NATO masası öncesinde, bu toprakların asil evlatlarına yönelik koordineli bir gözaltı ve dijital sansür operasyonu başlatıldı.
Anadolu Ajansı’nın bizzat itiraf ettiği üzere; Müslümanların kapılarının kırılma, mescitlerinin mühürlenme ve hesaplarının kapatılma gerekçesi; "Ülkede Allah’ın hükmünün uygulanmadığını ve İslami bir yönetim olmadığını" beyan etmeleridir.
Komünistin, LGBT’nin, mafyanın, faizcinin ve Siyonist’in kendine serbestçe yer bulduğu bu nizamda, sadece Allah'ın şeriatını ve tevhid inancını açıkça ilan edenlerin "suçlu" ilan edilmesi apaçık bir ikiyüzlülük vesikasıdır.
Küresel katil NATO zirvesi öncesinde Batılı efendilere sunulan bu kelepçeli sadakat raporunu ifşa etmek, sistemin kendi resmi diliyle yaptığı "İslam dışılık" itirafını halkın yüzüne vurmak ve Müslümanların sesini kısarak küresel tağutlara yaranmaya çalışanların maskesini düşürmek asil bir görevdir.
#NatoyaKurbanAranıyor
Selefilik veya tekfircilik neden inanç ve ifade hürriyeti bağlamında kabul görülmüyor.
Bu İnsanlar hayatları boyunca hep tutuklanma endişesi ile mi yaşayacaklar.
🔴 ÖZEL | Yalova’da muhacir çocuklara yönelik işkence ve baskı iddiaları!
Olay silsilesi, hafta sonları bir Kur'an kursunda dini eğitim alan Özbek ve Çeçen muhacir çocukların, "kursta darp edildikleri" yönündeki asılsız bir ihbarla şikayet edilmesiyle başladı.
Güvenlik güçleri tarafından ailelerinden alınan çocuklar, kimsesizlermiş gibi çocuk esirgeme yurduna yerleştirildi.
Çocuklarının akıbetini öğrenmek için emniyete giden anne N.K, polis merkezinde kötü muamelede bulunulduğu ve yetkililer tarafından "Seni deport (sınır dışı) etmek lazım" denilerek psikolojik baskı kurulduğunu öne sürdü.
Çocukların evde oynadıkları oyuncak silahlar dosyaya suç delili olarak konuldu ve "Bu çocuklar savaşa hazırlanıyor" şeklinde raporlar tutularak mahkemeye sunuldu.
Çocukların güvenliğinden sorumlu olan yurtlarda ise durumun içler acısı olduğu belirtildi. Anne N.K'nin ifadelerine göre;
- Kurumda kalan muhacir çocuklar, yaşça büyük diğer çocukların ve bazı güvenlik görevlilerinin fiziksel şiddetine maruz kalıyor
- Şiddet olayları sonucunda bir çocuğun kolunun kırıldığı, başka çocukların ise kafasında ve kulağında ciddi kanamalı yaralar oluştuğu ifade edildi.
Çocukların namaz kılmalarının veya kendi dillerini konuşmalarının engellendiği, kurum psikologlarının çocukları yönlendirici sorularla (manipülasyon) yalan beyan vermeye zorladığı öne sürüldü.
Anneler, kurum yetkilileri ve görevli avukatlar tarafından açıkça tehdit edildiklerini ifade etti. Annelerin, "Eğer bu olayları basına verir veya gündem yaparsanız çocuklarınızı bir daha asla göremezsiniz" denilerek susturulmaya çalışıldığı belirtildi.
Anneler ise çaresiz bir şekilde çocuklarını geri almak için mücadele vermeye devam ediyor.
İslami sohbet halkalarına katılmak, teravih namazı kılmak, itikafa girmek ya da davet çalışmaları yapmak hiçbir şekilde suç unsuru olarak değerlendirilemez.
Somut bir delil ortaya konulmaksızın 56 masum insanın tutuklanması hangi “hukuk!” ilkeleriyle bağdaşmaktadır?
Teravih kıldıkları, İslami ders yaptıkları ve İslam için bir araya geldikleri için insanlar tutuklandı. Aralarında bebekli anneler var.
Türkiye'de hangi İslami yapı bunları yapmıyor ki? Tüm cemaatler, kendilerini bitirecek gerekçeleri susarak meşrulaştırıyorlar. Bu sessizliğin bedeli, benzer bir zulme uğramak olacak!
@tevhidekip_ Vahşi canavarlara acıyıp ana kuzularına acımayan onları vahşi köpeklere yem eden bir avuç azgın azınlığın baskısıyla toplumun geldiği yere bakın insafınız kurusun
Beşeri sistem, kendi kanunlarını, köpek lobilerinin baskısı karşısında uygulayamayacak kadar aciz! Bu çaresizliğin faturası 5 yaşındaki çocuğa ödetiliyor.
Bir sistem düşünün ki; lobilerin rızası, bir ailenin feryadından, bir çocuğun hayata tutunma hakkından daha ağır basıyor.
@Abdullatif_Dai@SennAbdulkadir Azılı İslam düşmanı münafık selül ailesi bunlar yeryüzünde bunlardan daha ikiyüzlü bir toplum yoktur çünkü dinlerinin temelini takiye üzere kurmuşlar