100 yıl önce 9 cephede savaşırken bir de Hicaz’a giden Mehmetçiklerin haince katledildikten sonra devrilen ve hâlâ kaldırılmayıp “Türkleri burada katlettik” mesajıyla turistlere sergilenen treni.
Evet, Araplar bizi sırtımızdan vurdu.
Yılmaz Özdil: “Bu memlekette artık sadece Türk olmak suç.
AYM, ‘Biji Serok Apo’ sloganını ifade özgürlüğü olarak değerlendirdi ve devletin tazminat ödemesine hükmetti.
Teğmenlerin ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ demesi suç, ‘Biji Serok Apo’ diye bağırmak fikir özgürlüğü.”
🔻Seyyid Ahmet:
“Cumhuriyet’i kuran Atatürk’ün ruhu şad olsun.
Laik, sosyal, hukuk devleti kötüyse neden Afgan’ı, Iraklısı benim ülkeme geliyor?
Ey gençler, sakın tarikatlara katılmayın, kendinize Atatürk’ü örnek alın.”
Ernesto Che Guevara, bir çobanın yetkililere yerini ihbar etmesi üzerine saklandığı yerde tutuklandı.
O sırada bir subay çobana:
➖Hayatının tamamını sizin haklarınız ve özgürlüğünüz için mücadeleye adamış bu adamı neden ihbar ettiniz, diye sordu.
Çoban:
➖Çünkü savaş koyunlarımı ürkütüyor, diye cevap verdi.
Ve birkaç yüzyıl önce Mısır'da Muhammed Karim adında bir asker, General Napolyon Bonapart önderliğindeki Fransız işgaline karşı direnişe önderlik etmişti.
Karim esir düştüğünde Napolyon onu ölüme mahkûm etti. Yanına çağırdı ve ona şöyle dedi:
➖Ülkesi için senin gibi cesur bir adamın ölmesini görmek beni çok üzüyor. Tarihin beni ülkelerini savunan cesur adamların katili olarak hatırlamasını istemiyorum. Bu yüzden seni affedeceğim ama kaybettiğim askerlerin tazminatı olarak bana 10 bin altın para vermen gerekiyor.
Muhammed Karim gülümsedi ve ona şöyle dedi:
➖Benim yeterli param yok ama kasabamdaki tüccarlar bana 100 binden fazla altın borçlu.
Böylece Napolyon, Karim'e ödeme yapması için kısa bir süre verdi ve onu zincirleyip Fransız askerleri eşliğinde kasabasına gönderdi. Çünkü uğruna fedakarlık yaptığı kişilerin onu hayal kırıklığına uğratmayacağı umuduyla doluydu ancak hiçbiri ona borcunu ödemedi, bunun yerine hepsi onu ülkeyi ve İskenderiye ekonomisini mahvetmekle suçladı.
Muhammed Karim, Napolyon'a kalbi kırık bir şekilde geri döndü.
Napolyon eli boş dönen Karim'e şöyle dedi:
➖Fransa'ya karşı savaştığın için seni idam etmeyeceğim ancak hayatını para kazanmakla meşgul olan ve ülkelerine karşı görevlerini unutan korkaklara feda ettiğin için seni idam edeceğim.
📌Uğruna fedakârlık yaptığınız insanlarda bir karşılığınız yoksa; cesaret, boşluğa atlamaktır.
✔️Tarihçi Muhammed Raşid Reda şöyle diyor;
"Cahil bir topluma isyan eden kişi, körlerin yolunu aydınlatmak için kendini yakan kişiye benzer!"
Esat zulmünden kaçtıkları, dönerlerse Esatın zulmüne maruz kalacakları söyleniyordu. Esat gitti, milyonlarcası burada kaldı.
Sokaklarda Türk kadınlarını ve kızlarını rahatsız etmeye devam ediyorlar. Nasıl bir yüz buldularsa da yaptıkları edepsizliği videoya çekip utanmadan, korkusuzca yayınlıyorlar.
Türk kızlarını rahatsız eden bu yaratığı bulun ve sınır dışı edin.
@TC_icisleri@EmniyetGM
🔻Nasuh Mahruki:
"Türkiye’yi Türkler yönetmeden bu cehennem çukurundan, derin yoksulluktan, bölünmüşlükten, aşağılanmaktan ve her gün bedel ödemekten kurtulamayacağız."
AÇ VE SUSUZ KALMIŞ TÜRK ASKERLERİ, SOPALAR EŞLİĞİNDE FIRAT NEHRİNDEN SU İÇİYOR / DİN KARDEŞLERİMİZ İSE ELİ SOPALI İNGİLİZİN YANINDA!
İzleyeceğiniz görüntüler yabancı arşivlerden alınmıştır ve tamamen gerçektir.
1. Dünya savaşında Arap yarımadasında/güney cephelerde yokluk içinde cansiper savaşmış, sırtından hançerlenircesine gördüğü ihanetler yüzünden İngilizlere ve onların kışkırttığı Araplara esir düşmüş Türk Askerlerini göstermektedir.
Günlerce aç, susuz, yaralı ve hasta yürütülen Türk Askerleri uzak ülkelerdeki ölüm kamplarına götürülmektedir.
Tarih konusunda uzman ve akademik kariyere sahip değerli hocalarımızın hoşgörüsüne sığınarak yerli ve yabancı kaynak kitaplardan edindiğim bazı bilgileri siz dostlar ile paylaşmak istedim.
1. Dünya savaşı başladığı günde (Cihad-ı Mukaddes ilanı 14 Kasım 1914) Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı güne kadar 2.850.000 asker mevcudunun 941.480 ölü, 990.000 yaralı ve hasta, 358.520 esir ve kayıp olmak üzere 2.290.000 kişi savaş dışı kalmıştı.
Tarihçilerin ortak fikir ve tespitine göre, kayıt ve arşiv yetersizliğinden dolayı esirlerin net sayısı bilinmemekle beraber, kayıplar dikkate alınmadığında, sadece esir kamplarında fiilen yaşayan/bulunan Türk Askerlerinin sayısı kesinlikle 200.000 üzerindedir.
Türk Askerleri en çok güney cephesinde (Arap yarımadasında) İngilizlere ve onların işbirlikçilerine (Avustralya, Hindistan ve Araplar vs.) esir düşmüşlerdir. Belgelere gore, Osmanlı devletinin elinde, itilaf devletlerinden toplam 21.506 asker esir bulunmaktaydı.
Güney Cephelerde (Irak, Sina, Filistin, Hicaz, Yemen vs.) Esir düşen Türk Askerleri, çok farklı sayıda kamplara götürülmüştür. Bunlar, Hindistan Kampları (Superpur Kampı, Ahmet Nagar Kampı, Belgaum Kampı, Bellary Kampı, Kalküta İstasyon kampı, Kataphar Kampı, Tongnung Kampı, Thatmyo Kampı, Schwebo Nekahet Kampı, Meiktila Kampı, Rangoon Karantina Kampı) Mısır Esir Kampları (Heliopolis Kampı, Abbassiah Hastanesi/Kampı, Maadi Kampı, Mısır Hilal-i Ahmer Hastanesi/Kampı, Kahire Kalesi Kampı, Ras-el-tin Kampı, Seydibeşir Kampı, Bilbeis Kampı, Kasrı Nil Kışlası/Kampı), Kıbrıs Adası Esir Kampları, Malta Adası Esir Kampı, Man Adası Esir Kampı, Yunanistan Esir Kampları, Irak Esir Kampları (Basra, Bağdat-Geçici Toplanma Kampları) ve Burma Esir Kamplarıdır. (Kızılhaç Arşivleri)
(Doğu Cephesinde esir olan Türk Askerleri ise Rusların denetiminde olan Erzurum, Kars gibi toplanma yerlerinden sonra, Tiflis Esir Kampları, Bakü/Nargin Adası Esir Kampları, Moskova Esir Kampları ve Sibirya Esir Kamplarına gönderiliyordu.)
Esir Türk Askerlerinin büyük çoğunluğu bu esir kamplarında planlı şekilde imha edilmiş ve malaria (sıtma), diarrhoea (ishal), trohom, yaralanma, zehirlenme başta olmak üzere, zihinsel ve sinirsel(dikenli tel hastalığı) rahatsızlıklar gibi çeşitli hastlalıklar da vesile kılınarak katliama maruz kalmıştır. Hayatta kalabilen çok az sayıdaki Türk Askerleri ancak 1924 yılından sonra Anadolu’ya dönebilmişlerdir.
Bunların arasında, en acımasız ve en insafsız zulüm, işkence ve vahşetler Mısır Esir Kamplarında yaşanmıştır. Bu kampta, esir Türk Askerlerine zorunlu yemek olarak ölmüş ve kokmuş beygir ve katır etleri yedirilmiştir. Türk Askerlerinin çoğunluğu bu sebeple dizanteriye ve "pellagra" denilen uyuzdan daha beter illet bir hastalığa tutulmuş ve acılar içinde şehit düşmüşlerdir.
Güneş altında perişan olan, kavurucu kumlardan kan çanağına dönen Esir Türk Askerlerinin gözleri, hususi götürüldükleri Abbassiah hastanesinde, bu sefer cellat doktorlar tarafından (Arap ve Ermeni oldukları belirtiliyor) bağırta bağırta oyulmuşlardır. Yıkanma bahanesiyle asitli havuzlara süngü ve dipçik zoruyla sokulan Türk Askerleri kör edilmiştir. Kamplarda ve hastanelerde kör edilmiş Türk Askerleri, ancak birbirlerinin ceketlerinden tutunup sürüne sürüne tuvaletlere gidebilmiş ve normal ihtiyaçlarını giderebilmişlerdir. Mısır Kamplarından çok azı hayatta kalabilen esir Türk Askerleri Anadolu’ya gözleri kör ve yardıma muhtaç olarak geri gelebilmiştir😪
1 ay önce uyarmıştık, parkta inşaat başladı. Yeşil alanımız talan ediliyor.
Ümraniye Belediyesi rant uğruna parkımıza ticari alan statüsü getirdi.
Çekin elinizi parkımızdan...
Furkan Büllükbaşı canlı yayın açtığı sırada Google arama geçmişi ifşa oldu:
Türbanlı Simge Sakso Part2
"Kim namus ve ahlak şövalyeliği yapıyorsa, bilin ki en namussuzu odur."
-Nietzsche