CHP Lideri Özgür Özel: Göreceksiniz, bir gün, hem de çok geçmeden bir gün, nasıl geçmişin bütün darbe rejimleri mahkum olduysa ya da darbeye kalkışanların buradaki yargılamaları mahkum olduysa, burada yapılanlar da bir gün mahkum olacaklar.
"Fidel Castro 1953'te diktatör Batista'ya karşı son söz olarak, onun yargıladığı mahkemede, 'Tarih beni beraat ettirecektir, Batista yargılanacak' dedi.
Ne oldu sonra? Bugün söylenen sözü öyle hafife bir söz ya da ucuz bir tehdit gibi görmesin kimse. Tarihe şerh düşüyoruz tarihe!
Nelson Mandela 1964'te son söz olarak, Rivonia Davası'nda 'Ölmeye hazırım, ölümü de göze aldım' diyerek bitirdi savunmasını. Bunları duyun, ondan sonra yatın uyuyun.
Biz bu gece başımızı koyduğumuzda; arkadaşlarımızın masumiyetinden emin, tarihin doğru tarafında durduğumuzdan emin, tarihin en büyük alçaklığına muhatap olduğumuzdan, en büyük iftirasına muhatap olduğumuzdan emin bir şekilde başımızı koyunca uyuyacağız. Mandela da uyumuştu, Castro da uyumuştu. Ama onları yargılayanlar o gece rahat uyuyamadılar, eninde sonunda da bunların hesabını halkın önünde, milletin vicdanında verdiler.
Mandela kazandı, Castro kazandı, DİSK'in namuslu sendikacıları kazandı, darbelerde zulüm görenler kazandı, Ekrem İmamoğlu kazanacak, bu davada yargılanan herkes kazanacak, bu saray rejimi kaybedecek arkadaşlar. Bunun daha ötesi yoktur. Bütün mesele savunmayı susturmaya kalkmak; bu savunmanın, gerçek anlamda millete bir sesleniş olduğunu bildiklerindendir.
Biz millete sesleniyoruz, millete! Yoksa 12 Eylül darbecilerinin esirgemediği savunma hakkını bizden esirgeyenlere, FETÖ'cülerin Danıştay katilinden esirgemediği savunma hakkını bizden esirgeyenlere şaşırıyoruz mu sanıyorsunuz? Tüm zamanların en büyük kötülüğüyle karşı karşıyayız. Tüm zamanların en büyük kararlılığıyla, en büyük cesaretiyle, en büyük özgüveniyle buradayız. Alnımız açık.
İşbirlikçiler ne diyor derse desin, yalakalar ne diyorsa desin, tarihin yanlış tarafında duranlar ne diyorsa desin; cesareti olan gelsin buradaki hukuk katliamını görsün, sonra da Ekrem Başkan ve arkadaşlara bir kelime daha söylesin.
Göreceksiniz, bir gün, hem de çok geçmeden bir gün, nasıl geçmişin bütün darbe rejimleri mahkum olduysa ya da darbeye kalkışanların buradaki yargılamaları mahkum olduysa, burada yapılanlar da bir gün mahkum olacaklar. Biz arkadaşlarımıza güveniyoruz, ailelerine sımsıkı sarılıyoruz. Hakikatten aldığımız güçle, suçsuzluktan aldığımız güçle ve haklı olmanın verdiği cesaret ve enerjiyle dimdik ayaktayız. Bizi yıkamayacaklar, biz kazanacağız. Teşekkür ediyorum arkadaşlar."
“Kafama hiçbir şey takmamayı öğrendim. Eskiden böyle değildi. Şimdi, her güne sıfır kilometre başlıyorum. Yoksa bu medya lincine maruz kalan biri, çoktan hunisi kafasında volta atıyor olurdu.”
Bu sözler Murat Ongun’a ait. İBB davasında hakkında 1000 yıl hapis cezası istenen, Medya AŞ Yönetim Kurulu başkanına... Ongun aylar sonra ilk kez geçen hafta kendisini savunabilmiş ve “eşi tutuklanmasın” diye yapılan ahlaksız teklifi anlatmıştı. Yazdım; savunma boyunca Ongun ne zaman evlatlarından ve eşinden bahsetse sesi titriyor ve yutkunuyordu.
Davaları, dosyaları, isimleri buz gibi anlatıyor; her anlamda içeride yaşanan insana dair noktaları atlıyoruz. Bu vesileyle ben de avukatları aracılığıyla Murat Ongun’a sorularımı gönderdim, o da yanıtladı. Biraz içi konuşmak için...
Cumhuriyet’te, Arka Bahçe’de yazdım 👇🏼
https://t.co/yMgjmrxajo
Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda 170 bin dolarlık "fotoğraf dolandırıcılığı"
Barış Pehlivan: "İhsan Şener kim? 2016-2023 arası, 7 yıl boyunca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başdanışmanlığını, iki dönem AKP Ordu Milletvekilliği yapmış birisi.
Saraya girmek isteyenlerden alınan 170 bin doların o zamanın parasıyla yaklaşık 2,5 milyon liranın İhsan Şener'e verilmesi konusunda anlaşılıyor.
İhsan Şener'in çakarlı aracı, Ankara'daki bir pastaneden dolandırıcı ile dolandırılacak olanı alıyor; Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na giriyor. İddianamede yazıyor, ben uydurmuyorum..."
📌Barış Pehlivan AKP'lilere soruyor:
•Yılın ilk gününde haklı olarak Filistin'e destek mitingi yapıyorsun.
•Sonra gidip Filistin'deki katliamın silah verenini, Ankara'da ağırlayıp koluna giriyorsun.
•Burada büyük bir çelişki yok mu?
@barispehlivan@baristerkoglu
1- Hiç kimseyi taciz etmedim ve takip etmedim.
2- Sizin savcılarınız bile hakkımda takipsizlik kararı verdi. Haklılığım tescillendi. Gerçekler bu kadar.
3- Bu yalanı dile getiren herkes aşağılık, şerefsiz ve alçaktır.
4- Ben tetikçilerle değil onların iplerini tutanlarla uğraşırım.
5- Bir süredir ne tür işlerin peşinde olduğunu deşifre ettiğim Adalet Bakanı’nın gayrıresmi Basın Müşaviri Furkan Torlak… Daha önce grup seks ve uyuşturucu dosyasına adı karıştığı için Cumhurbaşkanlığı’ndaki görevinden istifa eden Furkan Torlak… Şimdi de elindeki yetkiyi defalarca yaptığı belaltı operasyonlar için kullanan Furkan Torlak…
Şimdi de tetikçileriyle beni susturabileceğini, korkutabileceğini, sindirebileceğini sanıyor.
Sizin ağababalarınıza teslim olmadım. Size hiç olmam. Cesaretiniz varsa kendiniz karşıma çıkın!
Erzurum'da 90'lı yıllarda pek çok köyde toplu mezar alanı bulundu.
Ermeniler "işte Ermeni soykırımının ispatı, Türklerin topluca katlettiği Ermenilere ait toplu mezarlar" diye "sevinçle" yaygara kopardı.
Bilimsel kazı çalışmaları başlatıldı.
İstisnasız TÜM toplu mezarların, Ermenilere değil, Ermeniler tarafından katledilen Müslüman Türklere ait olduğu ortaya çıktı.
İncelemeye gelen Ermeni heyeti olayın üzerini örtüp gitmişti.
Ermeni soykırımı koca bir yalandır.
Türkiye, tüm kazıları ve Ermenilere ait olduğu iddia edilen toplu mezar alanlarını tamamen şeffaf bir şekilde yabancı bilim insanlarına, uluslararası gözlemcilere, Amerikalı, Avrupalı tarihçilere ve dünya basınına (BBC, Reuters vb.) sonuna kadar açtı.
Ermeni soykırımı diye bir şey yok. Hepsi propaganda. Asıl soykırım ve ihanet Türklere yapıldı. Tanrı bu yalanın ortağı olanları affetmeyecek.
Oktay Sinanoğlu, 1935 yılında doğdu. Henüz 28 yaşındayken Yale Üniversitesi'nde tam profesör olarak dünya tarihinin en genç profesörlerinden biri unvanını aldı. Kimya, moleküler biyoloji ve matematik alanında geliştirdiği teorilerle Batı bilim dünyasında "Türk Einstein" olarak anılıyordu.
Amerika'da el üstünde tutulurken, milyarlarca dolarlık bütçeleri ve konforu arkasında bırakarak ülkesine döndü. Çünkü onun kalbinde sadece bilim değil, muazzam bir vatan ve Türkçe sevdası vardı. "Bir milletin hafızası dilidir, dilini kaybeden bağımsızlığını kaybeder" diyerek Anadolu’yu karış karış gezdi, konferanslar verdi ve gençliği batı hayranlığına karşı uyardı.
Küresel sömürge sistemine karşı milli kimliği bayrak gibi dalgalandıran bu dahi adam, gerçek bir vatanseverliğin nasıl olması gerektiğini tüm dünyaya kanıtladı.
70 km’de 3 radar ile trafik cezası kesilen ülkemizde Fransız başbakanı koşabilsin diye sokakları kapatmak, NATO’ya halkın yiyemediğini yedirmek, gecekondular,boyasız evler görünmesin diye perdeleme yapmak bizi büyütür mü?
Ne yüzyılıydı?
Ben ailemin ve Bolu halkının başını eğdirecek hiçbir şey yapmadım!
Vicdanım rahat, alnım açık.
Bugüne kadar hiçbir kararımda kendime, aileme ya da bir yakınıma menfaat sağlamadım. Veremeyeceğim hiçbir hesabım da yok.
Doğrular er ya da geç ortaya çıkar.
📌 Mozart, 1783 yılında bestelediği marşın adını "Türk Marşı" demiş.
📌 O tarihte devletin ismi Osmanlı ama Mozart marşının adını “Türk Marşı” koyuyor.
📌 Şimdi ise Türk’e düşman birileri milli marşın adını kalkmışlar Türkiye Milli Marşı diye anons ediyorlar.
📌 Onun da adı Türk Milli Marşı.
📌 Anlaştık değil mi?
İktidar NATO zirvesinde yeni görevler üstlenirken, Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’de buna paralel olarak “Kurtuluş Savaşı” kavramının müfredattan çıkarılmasının peşinde…
Çünkü Kurtuluş Savaşı 30 yıl sonra NATO’yu kuracak emperyalistlerin işgalinden kurtulma savaşıydı…
ANAYASA'NIN İLK DÖRT MADDESİ YÜRÜRLÜKTE Mİ...
KİM DAHA NE DUYMAK İSTİYOR!
Trump, konuşmasında Rahip Andrew Brunson'ın serbest bırakılması sürecini hatırlatarak,
"Bir Rahip Brunson olayı vardı, çok büyük bir vakaydı ve çok da travmatik bir olaydı. Uzun dönemli bir hapis cezasına çarptırılmıştı, ben masum olduğuna inanıyordum. Bazı temaslar kurulmuş, bir noktaya ulaşılamamıştı. Ama ben aradığımda Cumhurbaşkanı onu hemen serbest bıraktı" dedi.
@BirGun_Gazetesi
https://t.co/86HtLpxmJb
“Sera Kadıgil: "Sen hakim değilsin, AKP'lisin”
İBB Davası'nda 64. gün…
- Avukat Fikret İlkiz: "Müvekkilimiz Ekrem İmamoğlu, 'Susma hakkını mı kullanıyorsunuz?' sorusuna 'hayır' yanıtını verdi. Ekrem İmamoğlu hiçbir savunmadan kaçmıyor"
- Mahkeme Başkanı: "Söz hakkı verdik, savunmasını yapsaydı"
- TİP Milletvekili Sera Kadıgil: "Sen hakim değilsin, AKP'lisin. Hiçbir sanığa '6 saat savunma yapabilirsin' diyemezsin"
- Mahkeme Başkanı: "O söz hakkı vermeden konuşan kim? Milletvekiliyse milletvekili, dışarı çıkartın"
Özgür Özel'den müthiş kapak
"Biz seçimde Akp'yi ilk kez yenen kadrolarız, Erdoğan beni hiç yenemedi
‘13 kere yarıştık hep ben yendim’ diyen birisine
'Ne konuşuyorsun kardeşim, sen onu git Kemal'e söyle, biz seninle bir kez yarıştık onda da ben seni yendim’ diyecek durumdayız
Rahmetli Dedesi Hakim olan bir hukukçu olarak, bugün Yüce Türk Yargısı adına kahroldum.
2 bin küsur yılla yargılanan bir insana -Ekrem İmamoğlu- 1 gün süre verildi savunması için!
Sn. İmamoğlu itiraz edince de salondan çıkarıldı.
SAVUNMA HAKLARININ AĞIR İHLALİ YAŞANIYOR!
İhmaller zinciri nedeniyle göz göre göre gelen Çorlu tren katliamında yitirdiğimiz 25 canımızı rahmet ve özlemle anıyorum.
Adalet mücadelelerinde acılı ailelerimizin daima yanındayız.
Bu katliamın asıl sorumluları olan üst düzey yetkililer, karar alıcılar yargı önünde hesap verene, adalet yerini bulana dek bu davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz.