TİP Milletvekili Sera Kadıgil
@serakadigil :
143 suçtan yargılanan, 500-400 küsur sanıkla birlikte yargılanan bir insana diyorlar ki: "Sen savunmanı ya 5-6 saatte yaparsın ya ben seni savunma yapmadı sayacağım."
#SavunmaHakkıEngellenemez
Ekrem İmamoğlu ''susma hakkını'' kullanmadı.
Konuşmak istedi.
Savunmasını yapmak istedi.
Hakkındaki iddialara tek tek cevap vermek istedi.
Ama susturuldu.
Savunma hakkının engellendiği yerde adaletten söz edilemez.
#SavunmaHakkıEngellenemez
The court’s decision to accelerate the debate in @ekrem_imamoglu’s trial, while even preventing him from being present in the courtroom, exposes the truth: @RTErdogan wants this political shame trial closed while all eyes are on the @NATO summit. He is wrong. Military alliances matter. But they can never become an excuse to ignore a mortal wound to democracy. Europe’s spotlight stays on İmamoğlu and on Turkey’s democrats.
Heyet geldi sözde duruşma tekrar başladı.
Kürsüdeki kişi İmamoğlu’nun susma hakkını kullandığı “tespit ettiğini” söyledi.
İmamoğlu’na “ya savunmanı benim istediğim sürede yani yarım günde yaparsın ya susma hakkını kullanmış sayarım” tehdidini geçirdiği zaptı okuyor.
Sıkıyönetim mahkemelerinde bile görülmemiş bir rezalet yaşanıyor şu an Silivri’de.
Özgür Özel: "Allah şahittir ki, basın şahittir ki mahkeme başkanı Ekrem İmamoğlu'na savunma yaptırmamak için, ona mümkün olduğu kadar az söz vermek için elinden ne geliyorsa onu yaptı.
'Ekrem Bey zaten savunma sıranız gelince bunlara istediğiniz kadar geniş geniş uzun uzun yanıt vereceksiniz, şimdi bu konuşulan bir kişi ve onun bu eylemi hakkında söz alıp açıklama yapmanıza gerek yok, sıranız gelince nasılsa bu eylemlerin her birisine yanıt vereceksiniz' dedi, duydunuz, şahitsiniz, Allah şahittir."
Bugün hukuk tarihimizde, adalet için en utanç verici günlerden birini yaşıyoruz.
Göz göre göre, Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun savunma hakkı gasp edildi.
Ekrem Başkanımız kendini savunmak istediğinde, salondan çıkarıldı, konuşması tamamen engellendi.
9 Mart 2026 tarihinde kendini savunmak istediğinde izin verilmemişti.
4 aydır kendini savunacağı günü bekleyen İmamoğlu’nun bir buçuk gün gibi kısa bir sürede kendini savunması isteniyor.
Kendini tüm detaylarıyla savunmak isteyen İmamoğlu’na konuşma hakkı verilmiyor. Kendisinin tam tersi beyanına rağmen “susma hakkını kullandı” denilerek savunma hakkı gasp ediliyor.
Altını çiziyoruz: Ekrem Başkanımız susma hakkını değil, en doğal vatandaşlık hakkı olan savunma hakkını kullanmak istiyor.
Okunması bile günler süren 4 bin sayfalık iddianameye, bir buçuk günde cevap verilemez.
Tutuklu geçen 476 günün ardından, kimsenin sesi böyle kısılamaz.
Cumhurbaşkanı adayımız İmamoğlu, tarihimizde düşmana bile uygulanmamış adaletsizliklere maruz bırakılıyor.
Biz tüm bu adaletsizliklere ve zulme boyun eğmedik, eğmeyeceğiz.
Yaşatılan hukuksuzlukları her yerde anlatmaya devam edeceğiz.
Pes etmeyeceğiz, yılmayacağız, mutlaka kazanacağız!
İmamoğlu’nu yargıladığını sanan mahkeme “yargılamanın bir usulü var, savunma süreniz şu kadar saat, ben böyle uygun gördüm, benimle pazarlık yapmayın” diyor.
Siz uzattınız diye avukatları azarlıyor.
Evet yargılamanın bir usulü var.
Özünde de savunma hakkının kutsallığı var.
Mahkemenin açıkça diyemediğini ben diyeyim “en az isnadı olanı bile günlerce dinledim ki sana sana süre kalmasın”. Sen konuşama.
Bu yapılan artık yargılama faaliyeti yapıyormuş gibi bile yapmadıklarının resmidir!
Hakim İmamoğlu’nu dışarı çıkarıyor!!
Bu çağrı ve bu yürüyüş sadece bir partinin değil, bütün muhalefetin bu büyük riske karşı bir ve bütün olma zorunda olduğu bu sürecin yürüyüşüdür.
Bu yol halkın tertemiz yoludur.
İmamoğlu: Beldiye başkanlığım döneminde hiç belediyenin makam arabasını kullanmadım. Kendi arabamı kullandım. Ben kendime eşime, çocuklarıma araba tahsis ettirmedim. Ama hakkımda makam arabası davası açıldı. Yetmedi, ailemin firmasının mühendisini tutukladılar. Ne kaçak kat var ne büyük kurulmuş bina var. Yandaş medya 2,2 milyarlık rant diye başlık attı. 6 gariban memur hapiste. Dördünün üniversite sınavına çocuğu girecek. Çatı ölçüsü 3,90’mış 4,40’a çıkarılmış, binanın cephesinde gölgelik yapılmış. Kendi raporunda fahiş bir ceza kesmiş Beylikdüzü belediyesine. Firmam bunları da düzeltmiş. 4 sene biten işler. Bunda n 12 insan tutuklu. Ne bir kat fazla ne bir metre büyük bina var. 7-8 memur tutuklu. Rezalet, bunları yaşıyoruz. Bu davanın konusu da rezalet. Bu tam bir rezalet.
OLMAZ DİYE TUTTURANLAR ERDOĞAN ARADIKTAN SONRA NASIL OLUR DİYE ANLATTILAR
Ekrem İmamoğlu:
Bu beyefendi, Hüseyin Gün, devlet adına çalıştı, senin verdiğin imzalı kağıtla 1 seneye yakın çalıştı. Bu insandan casus çıkar mu, çıkmaz mı? Ya mert adam çıkar, konuşur kardeşim. Burada yargılama yapıyormuş, hadi oradan, ne yargılaması...
Niye konuşmuyorlar biliyor musunuz? Ben bunları tanıyorum. Bir kişi Ankara'dan "böyle et" demediği zaman ağzını bile açamazlar. Ben yaşadım, bakanlarla oturdum, yaşadım. Adalar'ın fayton sorununu çözüyoruz, Adalar'ın. Ankara'ya gittik. İçişleri Bakanı karşımızda. Hani ahmak davası var ya, bana ahmak dedi, ben de onu iade ettim. Ben yargılanıyorum, ona bir şey yok. Yargıtay'da. Ahmak... "Ahmak"tan siyaset yasağı alacak Ekrem İmamoğlu. Yapma ya. Bana söyleyene sözünü iade ettim. Bu kişiyle faytonu kaldırdık, elektrikli araba getireceğiz. Elektrikli arabada üretim sorunu var, çözmeye çalışıyoruz. Adalar tertemiz oldu, pırıl pırıl oldu. Çok da güzel bir iş oldu, hiç kimseyi de mağdur etmedik. Yüz milyonlarca da lira harcadık. Hiçbir faytonun altını temizleyen adama bile iş bulduk. Her faytoncuya para ödedik, her şeyi çözdük. Vali biliyor, herkes biliyor. Ona gidiyoruz, ona söylüyor, ona gidiyoruz... Vali ise "Aman bakanla konuş.", bakanla konuş "Aman şimdi bak." Gittik Ankara'ye, oturduk. Ben, bir genel sekreter yardımcımız profesör, bir daire başkanımız var, bakan var, iki tane üç tane genel müdür var, oturduk.
Toplantı yapıyoruz. 4,5-5 saat "niçin olmaz"... Elektrikli bir araç almışız, bu sisteme uygun değil, halbuki orada trafik yok, uygun olduğunu iddia ediyoruz araç trafiği olmadığı için. İlla "şu tip araç olmalı", "niçin olmaz"ı bana anlattı bütün yetkililer. Öyle dinledik, dinledik, dinledik. Telefonla Cumhurbaşkanı toplantıya katıldı. Dedi ki: "E biz seçimde biz de vaat etmiştik" dedi, "olmalı" dedi. İş neye döndü biliyor musunuz? 10 dakikada nasıl "olmalı"yı anlatmaya döndü. Bunu ben yaşadım ha. Böyle bir mülk çoğalabilir mi yani? 4 saat niçin olmaz, 5 dakika nasıl olur'u anlatmak... Hemen o genel müdür, bakan, nasıl olur'u anlatmaya başladılar. Bunu ben yaşadım.
CHP’nin gölge tarım bakanının
çiftliğine sertifika darbesi!
Bakanlık denetiminde bir ineğin ezilerek öldürüldüğünü açıklayan CHP’nin Gölge Tarım Bakanı Sencer Solakoğlu’nun da aralarında bulunduğu 19 işletmenin sertifikası iptal edildi.
Solakoğlu, kararı “eleştirilerimi susturma girişimi” olarak nitelendirdi.
Solakoğlu olayı şöyle anlattı: “Bakanlık personeli işletmemde bir ineği ezerek ölümüne neden oldu. 20 yıllık çiftçiyim, böyle bir olay yaşanmadı. İki günde 14 personelle çiftliğime baskın yapıldı, amaçlarının beni eleştirilerimden vazgeçirmek olduğunu düşünüyorum. İlk seçimde o bakanlığa gelip Türkiye’nin gıda egemenliğini yeniden sağlayacağım.”