Forgive those who have wronged you
Reconcile with those who have cut you off
Show excellence to those who have shown you evil
Speak the truth even if it be against yourself. (inscription on the sword of prophet Muhammad ﷺ, narr. by Ali ibn Abu Talib رض)
Şimdi aileler küçüldü, çocuklar dahi yalnız...
Nerede o eski Bayramlar değil, nerede o bayramı bayram yapan sünnetler!
Vekâlet kaldı elimizde, hatta veganlık, soyut bir kısafilm izler gibi bakan nesiller...
Biz nasıl da heba ettik kendimizi!
Dönüş yolu açık, bilinç yolları değil.
Seküler bir çocukluğun Arefe Günü ve Bugün
Arefe bayram önü alışverişlerin ve mutfak hazırlığının tüm günü kapladığı bir şeydi bizim için.
Kurban vekâletleriyle artık elimiz ete değmez olalı, bu artık tam alışveriş günü olmuştu.
Gerçeğin böyle olmadığını öğrenmeye devam ediyorum+
Çocukluğumdan 2 yılı anımsarım. Akrabalar bir arada, bahçeler, kasap gelir..
"İsteyen yoksulu da, istemeyen yoksulu da doyurun."
Birlikte iş görmek, omuz omuza, kim ihtiyaçlıdır bilinir..
"Onların etleri ve kanları Allah'a asla ulaşmaz, ancak takvânız ulaşır." Hacc 36-37
📌YENİ YAZI
ANNELERİN SOSYALLEŞMESİ VE ÇOCUK SORUNSALI
Yakın çevrenin daralması ve çekirdek ailenin yalnızlaşması, karı-kocanın sosyal hayatında “çocuklar” konusunu da önemli sorunlarımızdan biri haline getirmiştir. Genellikle erkeklerin rahatlıkla sosyalleşebildiği ancak evde çocuklara bakmalarından dolayı kadınların bu anlamda mağduriyet yaşadığı ön plana çıkıyor. Bu konuda geliştirilen çözüm ise çocuklara sıra sıra bakmak. Yani koca zaman zaman çocuklara bakacak ve kadın arkadaşlarıyla buluşacak, çeşitli etkinlikler yapacak. Kısacası sosyalleşecek.
Ben, çocukların sürekli yetişkin sosyal hayatından ayrıştırılmasını doğru bulmadığım için bu yaklaşıma şerh düşmek istiyorum. Çünkü çocuk dediğimiz varlıkları bir yerlerde oyalanması gereken canlılar olarak görmüyorum. Belli bir yaşa kadar evet, ama bir noktadan sonra bu yaklaşım devam etmemelidir. Çocuk, cinsiyetine göre anne ya da babasıyla birlikte hayata katılmaya başlamalıdır. İstisnai durumlar elbette olabilir ama genel olarak anneler kızlarıyla, babalar oğullarıyla birlikte sosyalleşmelidir. Oturmayı kalkmayı, yemeyi içmeyi, konuşmayı, başkalarıyla iletişim kurmayı, toplum içinde hareket etmeyi bizzat tecrübe ederek ve ebeveynini gözlemleyerek öğrenmelidir.
İslâm hukukunda çocuk bakımı “hidâne” başlığıyla işlenir. Erkek çocuklar yeme, içme ve tuvalet gibi ihtiyaçlarını kendi başına görünceye kadar —ki bu 7 yaş/temyiz olarak kabul edilir—, kız çocukları ise bulûğ çağına erişinceye kadar bakım hakkı anneye aittir. Bazı âlimler bunu kadın için bir —zorunluluk değil— hak olarak telakki ederken kimisi zorunluluk olarak görmüştür. Genel kabul; bakacak kimse yoksa annenin çocuklarının bakımıyla ilgilenmesinin zorunlu olduğudur. Şayet bakımıyla ilgilenecek babaanne, hala gibi mahrem bir kimse varsa bu durumda hukuken zorlanamayacağıdır. Dini ve ahlaki açıdan toplumların örfü belirleyicidir.
Burada öne çıkarmak istediğim husus, mümeyyiz erkek çocukların bakımını yaklaşık 7 yaşından itibaren babanın üstlenmesi konusudur. “Çocuk büyütme” safhasından “çocuk yetiştirme” safhasına geçmemizin zorunlu oluşudur. Çünkü çocuk, 7 yaşına kadar büyür, 7 yaşından itibaren yetiştirilir. Baba; halı sahaya, camiye, balığa ya da arabasını yıkamaya giderken oğlunu/oğullarını birlikte götürmelidir. Onlara rol model olmaya çalışmalı, güçleri nispetinde bazı işlere ortak etmeli, hayata dair küçük nasihat ve dersleri o faaliyetin içine serpiştirmelidir. Etrafı, olayları, insanları incelemesine imkân vermelidir. İnsan ne alıyorsa o zaman alıyor.
Aynı şekilde annelerin de kızlarıyla böyle bir ilişkisi olmalıdır. Onları hayata bu şekilde hazırlamalıdırlar. Mesela baba oğluyla halı sahaya, balığa vs. gidiyorsa anne de kızıyla arkadaşına vs. gitmelidir. Çocuklar ve yetişkinler ayrıştırılmamalıdır. Bir tohumu serada büyütür, fide haline getirir, götürüp uygun bir toprağa dikersiniz; uyum sağlayıp meyve verir. Ama insan tohumu olan çocuğu sera mesabesinde kreşlerde büyütüp hayatın içine bırakarak kendi kendine yaşamasını, yaşama uyum sağlamasını bekleyemezsiniz.
Özetleyecek olursak; çocuklar annenin himayesinde büyümelidir. Bunun böyle olması gerektiğinde örfî olarak da fıtrî olarak da mutabakat vardır. Ancak temyiz çağı itibarıyla erkek çocuklar yoğunlukla babalarının himayesine, eksenine, çekim alanına girmelidir. Baba, oğluna rol model olmalı; tecrübesiyle, duruşuyla, yetenekleriyle oğlunu etkilemelidir. Bunu daha önce de ifade etmiştim; baba bu boşluğu doldurmazsa oğul ergenlikle birlikte başka güç merkezlerinin etki alanına girer. Bu merkezler de genellikle marjinallikleriyle öne çıkan tekinsiz gruplar olur.
Modern kadın tasavvuru işte bu denklemde tıkanıyor. Bu düğümü çözmek için “çocuk da yaparım, kariyer de” sloganını sorgulayarak işe başlamak gerekiyor. Elbette üstün gayretleriyle hem birden fazla çocuğu yetiştirip hem de akademide veya iş hayatında başarılar elde eden istisnai örnekler mevcuttur. Ancak istisnai başarılar, toplumun geneli için uygulanabilir ve sürdürülebilir bir standart oluşturmaz. Bizler bu meseleyi tartışırken, olağanüstü emek harcayan fertlerden ziyade, hayatın olağan akışında ayakta kalmaya çalışan toplumsal çoğunluğu merkeze almalıyız. Kadınlar, her iki cephede de sorumlu olma gibi fıtratı zorlayan, tüketici bir yükün altına girmek zorunda bırakılmamalıdır. Gerek Batı’nın bu konudaki krizleri ve deneyimleri gerekse kendi kültürel tecrübelerimiz, fıtrata uygun bir iş bölümünün en sağlıklı çözüm olduğunu gösteriyor. Bu sorunu çözmek için geleneksel anne baba rollerini hedef almanın geleceğimize yeni yeni kör düğümler attığını hepimiz gördük. Ve artık bugün aile yapımız ve geleceğimiz adına ciddi bir yol ayrımındayız; hesabımızı iyi yapmamız gerekmektedir.
Son olarak beylere şu hususu hatırlatmak isterim: Kadınların kendi aralarında sosyalleşmeye ve iletişim kurmaya fıtri bir ihtiyaçları vardır ve buna mutlaka imkan sağlanmalıdır. Kadınların birbiriyle bir araya gelmeleri, psikolojik ve fizyolojik bir gereksinimdir. Nesiller ana dilini ve konuşmayı annelerinden öğrendikleri için kadının yaratılışında iletişime ve kelimelere meyil çok daha güçlüdür. Kadınların bu doğal enerjilerini zaman zaman kendi sosyal çevrelerinde, kendi hemcinsleriyle paylaşmalarına alan açılmazsa, bu yoğun enerji ister istemez hane içine yansıyacak ve evliliği yoracaktır. Sosyal medya bağımlılığını artıracaktır. Kadının fıtratındaki bu iletişim ihtiyacını görmek ve konuşmasına, deşarj olmasına uygun zemin hazırlamak son derece önemlidir.
Basically every Israel-Palestine debate goes like this:
"Israel did X."
"Yeah, because the Palestinians did Y."
"Yeah, because Israel did Z."
"Yeah but only because the Arabs did A."
But if you bring the debate back far enough in time, eventually you get to the part where the western world forcibly dropped a brand new ethnostate on top of a pre-existing civilization without the permission of — and to the extreme detriment of — the people who were already living there.
Sure you can go further back and say "Oh yeah well the Jews lived there thousands of years ago," but that's just silly. There's no valid reason to believe some Jewish guy in New York City even has any meaningful lineage connecting him to that land more strongly than any random Muslim in Turkey or wherever, and even if there was, it would still be absurd to cite ancient history as the basis for a territorial claim. I'm only a few generations removed from my ancestry in Ireland and Scotland, but it would be ridiculous for me to show up demanding the home of someone who lives there.
So the original source for the grievance is clearly the artificial creation of an ethnonationalist state in the mid-20th century, and the push by Zionists and western imperialists to make it happen.
And how has that decision worked out? You see the results before you. Generations of nonstop violence and abuse, culminating in the slaughter and chaos throughout the middle east today.
This means that creating Israel was a mistake. A mistake that needs to be corrected.
Zionists will collapse into a shrieking pile of vitriol and hyperbole when you say this, claiming you're calling for the extermination of Jews, but this is false. Certainly ending a national order premised on putting the interests of Jews before Palestinians and righting the wrongs of the past would inconvenience a lot of the Jewish people who've been living there, but there's no basis for the claim that it would entail their deaths. Apartheid South Africa was dismantled without the extermination of millions of white people, and there's no reason to believe the dismantling of apartheid Israel would entail the extermination of Jews.
The Israel experiment has been tried, and it has failed. It is time to try something else.
@omerdumgiriz Kendi seçki notlarımızın üzerine pek güzel olacak, elinize emeğinize sağlık zihninize kuvvet, elinize bereket niyetinize ecrini versin Üstad
Yıllar içinde aşama aşama nasip olan ilerlemenin şükrüne kelimeler yetmiyor. Yazıp yazıp siliyorum. Kerâmet benden değil. 'Hakettik de verildi' değil. Zerre kadar haketmedik.
"İşte bu Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir." Hadîd 21
@gokceekatuun Görmeyeli maaşlı Kamalist hesaplar artmış, bir foto koy 1-2 satır sloganist yem at, "bugün de maaşımızı hak ettik"
Ha bu arada "sizindir" dediği ülkeyi nasıl yedi düvele pazarlamış buyursunlar
https://t.co/RR2FPoCoMg
Mustafa Kemal'in Mandacı Dönemi (Temmuz-Aralık 1919)
Harbord, Mustafa Kemal'in amacının, "İmparatorluğun, çıkar sahibi olmayan tek bir gücün, tercihen Amerika'nın mandası altında korunması" olduğunu söylediğini ve "tarafsız bir yabancı ülkenin yardımını" istediğini aktarmıştır. Daha sonra, Mustafa Kemal Sivas'ta M. George Picot ile görüşmüş ve aktarıldığına göre, ona Fransa'nın Kilikya'yı geri vermesi durumunda, Türkiye üzerinde iktisadi bir Fransız "mandası" önermiştir.
📙Roderic H. Davison, Osmanlı-Türk Tarihi 1774-1923 Batı Etkisi, 2016, s. 297-298
@gulhatunxmedya "Bütün cihan bizi mandacı olarak bilir ama siz bunu bilmemeye devam edin"
(İngiliz ve Rus işbirliği linklerini koymadım)
https://t.co/RR2FPoCoMg
Mustafa Kemal'in Mandacı Dönemi (Temmuz-Aralık 1919)
Harbord, Mustafa Kemal'in amacının, "İmparatorluğun, çıkar sahibi olmayan tek bir gücün, tercihen Amerika'nın mandası altında korunması" olduğunu söylediğini ve "tarafsız bir yabancı ülkenin yardımını" istediğini aktarmıştır. Daha sonra, Mustafa Kemal Sivas'ta M. George Picot ile görüşmüş ve aktarıldığına göre, ona Fransa'nın Kilikya'yı geri vermesi durumunda, Türkiye üzerinde iktisadi bir Fransız "mandası" önermiştir.
📙Roderic H. Davison, Osmanlı-Türk Tarihi 1774-1923 Batı Etkisi, 2016, s. 297-298
Mustafa Kemal'in Mandacı Dönemi (Temmuz-Aralık 1919)
Harbord, Mustafa Kemal'in amacının, "İmparatorluğun, çıkar sahibi olmayan tek bir gücün, tercihen Amerika'nın mandası altında korunması" olduğunu söylediğini ve "tarafsız bir yabancı ülkenin yardımını" istediğini aktarmıştır. Daha sonra, Mustafa Kemal Sivas'ta M. George Picot ile görüşmüş ve aktarıldığına göre, ona Fransa'nın Kilikya'yı geri vermesi durumunda, Türkiye üzerinde iktisadi bir Fransız "mandası" önermiştir.
📙Roderic H. Davison, Osmanlı-Türk Tarihi 1774-1923 Batı Etkisi, 2016, s. 297-298
Mustafa Kemal'in Mandacı Dönemi (Temmuz-Aralık 1919)
Harbord, Mustafa Kemal'in amacının, "İmparatorluğun, çıkar sahibi olmayan tek bir gücün, tercihen Amerika'nın mandası altında korunması" olduğunu söylediğini ve "tarafsız bir yabancı ülkenin yardımını" istediğini aktarmıştır. Daha sonra, Mustafa Kemal Sivas'ta M. George Picot ile görüşmüş ve aktarıldığına göre, ona Fransa'nın Kilikya'yı geri vermesi durumunda, Türkiye üzerinde iktisadi bir Fransız "mandası" önermiştir.
📙Roderic H. Davison, Osmanlı-Türk Tarihi 1774-1923 Batı Etkisi, 2016, s. 297-298
M. Kemal Paşa, Erzurum Kongresi akşamı, "Paşam, nutkunuzu müftü efendinin duası gibi bitirdiniz" diyen Mazhar Müfit (Kansu)'ya cevab verir:
❝Maksadını anlıyorum, anlıyorum amma, şimdi vazifemiz halkı, vatanı ve esir Padişahı kurtarmaya, inandırmaktan ibarettir.❞
📕Kansu, 1997
M. Kemal Paşa, Erzurum Kongresi akşamı, "Paşam, nutkunuzu müftü efendinin duası gibi bitirdiniz" diyen Mazhar Müfit (Kansu)'ya cevab verir:
❝Maksadını anlıyorum, anlıyorum amma, şimdi vazifemiz halkı, vatanı ve esir Padişahı kurtarmaya, inandırmaktan ibarettir.❞
📕Kansu, 1997
@Musayanik_ Allah Kur'an'da insanlardan adaleti dimdik ayakta tutmalarını ister. Toplumlara Allah'ın kanunlarıyla hüküm vermelerini emreder. İkincisi mevcut değilken ilk madde kolay değildir ama bu biz yan gelip yatalım Allah sürekli müdahale etsincilik, nerede kaldı o zaman sizin halifelik?
📅Eylül 1919
📨İngiliz câsus Albay T. E. Lawrence'den İngiliz Dışişleri Bakanlığı sorumlusu Cecil Harmsworth'a muhtıra:
❝Mustafa Kemal, ..bu sırada İngiliz yanlısıdır, çünkü (Montagu, Amery ve Aubrey Herbert'ten oluşan) Türk yandaşlarımıza güveniyor.❞
📕Sonyel, 1987, s. 245