Selimiye Gerçeği(?) merhaba,
İki cenahı da dikkatle takip eden ve tarafgirlikten hoşlanmayan biriyim. Yazdıklarınız üzerinden çok uzun şeyler tartışılabilir ancak burası yeri değil, o sebepten sadece temas ettiklerinize değineyim.
Öncelikle hiç hat meselesine değinmeyip meseleye yalnız tezyinat nokta-ı nazarından yaklaşmanız dikkatimi çekti. Halbuki en başta yazılar üzerine de verip veriştiriyordunuz. Sanıyorum ki restorasyon çıktıları hakkında bilgi sahibi oldukça bu fikrinizi değiştirdiniz. Elbette bu güzel bir gelişme. Sabit fikirli olmadığınızı gösterir.
Öte yandan Barok yakıştırmasında da vazgeçtiğinizi gözlemiyorum. Bunda toplum nezdindeki tepkiler kadar ana kubbe yüzeyindeki kalemişi tezyinatının apaçık Barok olmadığı gerçeğini idrak etmiş olmanıza hamlediyorum.
Yazdıklarınıza iki temel itirazım var:
1a-Kaynak gösterdiğiniz şeylerin bir kısmı yeteri kadar açık değil (keşf-i evvel ve keşf-i sani arşiv belgeleri gibi). Bu sebeple ''boşlukları doldurmak için'' manipülatif bir şekilde kullanıldığı izlenimini veriyor.
1b-Kaynak gösterdiğiniz şeyler Selimiye ile ''analojik'' olarak değerlendirmeye imkan tanıyan şeyler mi; bu konuda tereddütlerim var. Texier'in kesiti Süleymaniye'nin kubbesi hakkında yeteri kadar veri sağlıyor mu: sanmıyorum. Sağladığını farz edelim... Bu Selimiye hakkında vereceğimiz kararda ne kadar belirleyici olabilir: bundan hiç mi hiç emin değilim.
*Unutmadan; Doğan Kuban hocanın ismini de geçiriyorsunuz ancak ondan kopyayla Selimiye'nin tezyinatını Abdülmecid'le ilişkilendirme hususunda düştüğünüz büyük yanılgıdan zamanla vazgeçtiğinizi de yaptığınız videolar ve çıkan yazılardan takip edebiliyoruz.
2-Daha esaslı eleştirim ise Sinan'ın mimarlığını tek-boyutlu, yeknesak ve birbirini tekrarlayan bir veçheden ele almanız. Oysa Sinan hakkında hemen tüm mimarlık tarihçileri bunun tam aksini dile getirir.
Sinan, Şehzade Camii'nin minarelerinde taş kakma tekniğiyle tasarladığı kandil tasvirli ve tüm gövdeye egemen olan hilalle taçlanan kabartmalı süslüme unsurlarını başka nerede kullanmıştır? Bunu da bahsini ettiğiniz ''görsel tevhid anlayışı''na aykırı olarak kabul edebilir miyiz?
Örnekler çoğaltılabilir, geçelim.
Dolayısıyla Selimiye'de de pekala başka camilerde olmadığı kadar yoğun bir kalemişi program tercih etmiş olabilir. Bunun için de bütün spekülasyonların ötesinde caminin bulunduğu yer bize en büyük veriyi sağlıyor. Sinan'ın Üç Şerefeli ile minare ve taç kapı mukarnasları düzeyinde yaptığı nazirenin bir benzerini kubbede yapmış olması hiç ama hiç göz ardı edilmemesi gereken bir nokta.
Nitekim Sinan'ın Beşiktaş'taki Sinan Paşa Camii'nde Üç Şerefeli'nin boyut ve oran haricinde mimarisini tekrarladığı bilinen bir şeydir.
Ayrıca Tezkiretü'l-Bünyan'da, Selimiye kubbe ölçeğinde Ayasofya ile mukayese edilirken, minaresinin büyüklüğü cihetinden Üç Şerefeli'ye adını veren minareyle kıyaslanması çok ama çok dikkat çekicidir.
Tüm bunlar düşünüldüğünde Sinan hemen yanı başındaki camisinde neden bu yapıyla ilişki/diyalog kurmuş olmasın?
Velhasıl... Bu süreçte herkes gibi siz de çok şey öğrendiniz. Öğrenmeniz gereken son şey de sanırım artık bu tığ ve rumi ''fetişizminden'' vazgeçip burayı görmüş olan Sai Çelebi'nin beyitlerinde ifade ettiği gibi (https://t.co/3mo5HPobH5) buradaki halihazırdaki tezyinatın muhtelif tarihi serencamın ardından ilk yapıldığındaki benzer şekilde ''Hatâyî, İslîmî, Irâkî'' ile de kaplı olduğunu kabul etmeniz olacaktır.
Selimiye
Bir süredir Selimiye Camii kubbe tezyinatı ile ilgili hararetli bir tartışma yapılıyor. Konu içeriğinden bağımsız olarak, onca avam ve gereksiz şey içerisinde ülkede böyle şeylerin tartışılır olmasını bile özlemiş halde olduğumuzu belirtmek isterim. Burada iki zıt görüş birbiriyle çatışıyor. Bir görüş 16.yüzyılda inşa edilen bir yapının zaman içerisinde geçmişten izleri de içinde barındırarak barok bir üslupta günümüze erişen halini korumayı esas alıyor.
Diğer taraf ise batı kaynaklı barok tezyinatın caminin inşa edildiği dönemin geleneksel tezyinatından uzaklaştırdığını ve yapının ruhunu adeta Hristiyanlaştırdığını, bu nedenle Sinan dönemi tezyinata geri dönülmesi gerektiği düşüncesini savunuyor.
İlk görüşü savunanlar Selimiye’nin mevcut tezyinatının geçmişten gelen ve tarihi belgelere dayanarak aslına uygun olarak yeni restore edilmiş halini bırakmak istiyor. İkinci görüşte olanlar ise kubbe içini beyaz kireçle kapatıp, günümüz sanatçılarının Sinan dönemi tezyinat çıkarımlarına dayalı hazırladıkları tasarımın yeniden uygulanmasını öneriyor.
Bu işin içinden nasıl çıkılır? Restorasyon süreçleri ile ilgili hemen tüm uluslararası tüzükler, teamüller, alınan kararlar ilk görüşü savunanları destekler nitelikte.
Benim kişisel görüşüm de geçmişten izler taşıyarak tam barok da olmayan ama yine de kendine özgü bir barok üslup içerisinde bugüne ulaşan tezyinatın korunması yönünde. Bunun aksini icra etmek, yani kireçle boyayıp Sinan dönemine atfedilen bir tasarımı 2025 yılında yapıya uygulamak “yeni” bir iş ihdas etmek olacak. Gönül bunu ne kadar istese, ne kadar keşke Sinan dönemi yapıldığı hali ile olsa dese de bunu kuvvetli bilimsel kanıtlar olmadan yapmak ne kadar doğru olacak?
Bu yapılar bir mabet olmakla beraber, döneminde yaşadığı müdahalelerle de zamanın ruhunu yansıtan birer kültür mirası. Dolayısıyla tasarımının uygulanması onay alan ikinci görüşün tekrar değerlendirilmesinde, mümkünse tarafların -maksat üzüm yemek, hayırlı bir iş yapmak olduğu üzere- bir araya gelip durumu / süreci yeniden gözden geçirmelerinde fayda olduğunu düşünüyorum.
Fossati’ye yol veren Sultan Abdülmecid’in tasarrufuna müdahale etmek mi lazım yoksa bundan alınması gereken ibretler varsa almak ve zihinsel olarak üç asırdır yaşamakta olduğumuz aşınma ve tağşişi bir nebze olsun farketmek ve buna göre adımlar atmak mı daha faydalı ve kalıcı olacak?
V’esselam
23 yıllık hayatımda gördüğüm en güzel Musennâ (aynalı) hattı buldum 🫠
📍Murad paşa camii, Fatih.
Fâtih Sultan Mehmed’in vezirlerinden Has Murad Paşa tarafından 1472’de yaptırılmış.
@dunyayorgunuu@esiribursevi Diyanet işlerine bağlı, imam yetiştiriliyor içerde. Ama evet külliyenin imareti, daruşşifası ve sıbyan mektebi bunun için kullanılıyor ve giriş yok 🥲