Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.
Tüm dünya çocukları arasındaki sevgi, kardeşlik ve dostluğun, sonsuz minnet ve coşkuyla kutlandığı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'mız kutlu olsun! 🍭
Smokinle inekleri inceleyen Cumhurbaşkanı.
Daha bu ne ki...?!
Savaş kahramanı olmuşsun. Gazisin. Ve Cumhurbaşkanı olmuşsun. Otur makamında; artık biraz dinlen, biraz tadını çıkar ama yok.
Gitmiş Amasya'ya, Tokat'a; farelerin tahrip ettiği ekinlerle uğraşıyor. Çekirgelerle, sığır vebasıyla mücadele edilmesi için talimat veriyor.
Neymiş; Hatay'da portakal ağaçları hastaymış da bunun için bilimsel çalışmalar yapılmalıymış.
Koskoca Cumhurbaşkanısın, bırak çiftçi düşünsün. Ama yok!
Neymiş; tütüncüler fabrika istiyormuş, hububat piyasası sallantıdaymış, çiftçilerin yeterli arazisi yokmuş da acil tedbirler alınmalıdır diye talimat veriyor.
Yahu Amerika'ya aç telefonu, tütün yarın yolda. Yunanistan dibinde, emret pirinç yollasın? Bosna'dan getir sığır etini. Ayakta alkışlanırsın...
Ama yok! İlla Türk çiftçisi üretecekmiş!
Bununla kalsa yine iyi...
Vergide adaletsizlik olduğu izlenimi veren uygulamalar bitmeliymiş. Neymiş vatandaştan mali gücünün üzerinde vergi alınmamalıymış.
Çık de ki "fakirlikle sınanıyoruz, sabredin." Ama yok. İlla düşük vergi!
Osmanlı ailesi 12 çeşit vergi alırdı. Cumhurbaşkanı olunca, o vergileri kaldırdığı yetmezmiş gibi bir de neymiş; hayvan vergilerinin de yarısı alınmamalıymış. Hoppala!
Bunlar yetmezmiş gibi bir de zırt pırt açtığı millî fabrikaları incelemeye gidiyor. Dokuma fabrikasının birinden talimat veriyor; neymiş, yeni makineler alınmalıymış, aksi halde yabancı mallarla rekabet edilemezmiş.
Edilemezse ithal et? Ama yok! İlla halk üretecek!
Koskoca Cumhurbaşkanı, takmış kafaya köylüleri. İlla traktörüne yeterli gaz sağlanmalıymış da, köylülerin yiyecek içecek masrafı olmamalıymış.
İyi ya, bedava mı yaşasın köylüler? Hayır da kendi bahçesinden doyabilmeliymiş, aman koyunu keçisi korunmalıymış, yeterli tohumu olmalıymış, ağaçları aşılayanlardan tapu harcı alınmamalıymış, aman bankalar 20 sene köylülerin arkasında durmalıymış... Başka?
Aman işçilerin hakları, aman balıkçılara düşük kredi, aman şeker fabrikaları koruyup kuvvetlendirilsin, aman madenler işletilsin..
Anlayacağınız smokinle inekleri incelemek ne ki?
Anlayacağınız insan asilse, ne karga kovalamakla ne de saraylarda yaşamakla asaleti eksiliyor.
Ertürk Özel
Okuyup beğendiyseniz, lütfen paylaşıp, takip etmeyi unutmayalım.
@huly_eylul@ilk_57 Sistem buna izin vermiyor, muhalefet liderlerinden beklenti sonuç vermiyor en etkilisi geniş tabanlı toplumsal muhalefet, geçmişte örnekleri var.
@Birsenayk1@ilk_57 Yazının kime ait olduğunun önemi yok. Sizin de dediğiniz gibi içerik önemli ama maalesef hiç bir içerik toplumu uyandırmaya, harekete geçirmeye yetmiyor maalesef.
Gülse Birsel kalemine Sağlık
HADİ LAN!!
Karacıların komutanı tatbikat sırasında bir asker çağırmış. Asker:
-"Emret komutanım" diyerek yanına gitmiş.
Komutanı yere yatmasını istemiş. Daha sonra da bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir vermiş. Asker kılını bile kıpırdatmadan yattığı yerde beklemiş ve malumunuz ezilmiş. Komutan diğerlerine dönerek:
-"İşte cesaret" demiş.
Havacıların komutanı bir asker çağırmış. Asker:
-"Emret komutanım" diyerek komutanının yanına gitmiş.
Komutanı helikoptere binmesini emretmiş. Asker helikoptere binmiş ve havalanmış. Daha sonra komutanı askere aşağıya paraşütsüz atlamasını emretmiş, asker de emre itaat etmiş ve atlamış. Yere çakılmış ve can vermiş. Komutan da diğerlerine dönerek:
-"İşte cesaret" demiş.
Sıra gelmiş denizci komutana. Denizci komutan askerini çağırmış. Asker çakı gibi hazırola geçmiş ve;
-"Emret komutanım" demiş. Komutan;
-"Derhal denize atla ve 10 dakika yüzeye çıkma" demiş.
Asker;
-"Hadi lan" demiş. Komutan diğer komutanlara dönerek:
-"İşte asıl cesaret bu" demiş.
....
Asıl cesaret ülkede yaşananlara, zulümlere, zamlara, yolsuzluklara, haksızlıklara katlanarak yavaş yavaş ölüp yok olmak değil, halkın düzenini bozup, kendi düzenini sağlayanlara "HADİ LAN" diyebilmektir.
Gülse Birsel
Okuyup beğendiyseniz lütfen paylaşıp takip etmeyi unutmayalım.🙏