***Pazartesi'den Pazartesi'ye***
•••BİZE GELENLER, BİZİM GÖRDÜKLERİMİZ!•••
Okullar açıldı, PISA 2025 başarısı ile güzel bir başlangıç da yaptık. Nasıl başlarsa öyle gider diye umutlanmıştık ancak bir hafta boyunca bize gelenler ile bizim gördüklerimiz, bazı konuları yeniden değerlendirmeye ihtiyaç olduğunu gösteriyor.
Öncelikle bakanlığın “merkezden yönetim” tercihini, bu tercihin uzun vadede ne getirip ne götüreceğini tartışmalıyız. Biriken devasa problemlerin üzerine kısa sürede sert önlemlerle gidilmesi, sendikalarla karşı karşıya gelinmesi de yeni gündem başlığımız olacak gibi duruyor.
Öne çıkan tartışmalara baktığımızda, yetkililer ve tartışmaların tarafları olarak hepimizin, bazı gerçeklerle yüzleşme zamanının geldiğini gösteriyor.
Biz kabul etmeliyiz ki önlük tartışmalarının temelinde özensiz giyimler var. Yine görmeliyiz ki MEB İMES uygulaması, koordinatörlük görevlerindeki aksaklıklar, yaşanan iş kazaları ve can kayıpları üzerine geliştirilmiş.
Yetkililer kabul etmeli ki mazerete dayalı yer değişikliği taleplerinin karşılanamaması, yüksek puanla çakılı kalanlar ve atama bekleyen yüzbinler, uzun yılların ihmali, sistemsizliğin sonucudur.
Yine her yıl işlemeyen bir sistemin sonucu olarak, illerde yapılan görevlendirmelerin merkeze alınması, ilk hafta birçok aksaklığa sebep olmuş, bir tarafta görev bekleyen öğretmen, diğer tarafta öğretmen bekleyen sınıflar görüntüsüne sebep olmuştur.
Yine yetkililer kabul etmeli ki kayıt parası ve bağış tartışmaları, işi abartan az sayıda okul idaresi probleminin ötesinde, bütçe oluşturulamayan okullar gerçeğinin yansımasıdır. Çözümü ise her fırsatta faturanın okul müdürlerine kesilmesi, spor salonlarının merkezden kiraya verilmesi, sınıfların ve öğretmenlerin merkezden belirlenmesi değil, okullara yeteri kadar bütçe ayrılmasıdır.
Örnekleri çoğaltabiliriz, ancak işleri kör döğüşüne dönüştürmeden, soğukkanlı kalıp, uygulanabilir en doğru sistemi kurmak gerekiyor. Bize gelen talep ve sitemlerin temelinde, yaşanan belirsizlik ve il emri gibi her yıl uygulanan anlık tedbirlerin olduğunu gösteriyor.
“Her yıl il emri veriliyordu, biz de buna güvenerek bütün planımızı yaptık, evimizi taşıdık, şimdi ne yapacağız?” sorusu tam da bu gerçeği ifade ediyor.
Eğer hep beraber çalışırsak, gözyaşları içinde yarım kalan telefon görüşmelerinin, "doğacak ikiz bebeklerime burada nasıl bakacağım?" sorusunun, çok önceden verilmiş cevaplarını mutlaka bulabiliriz.
Bu arada ayrıcalıklı sınıf olarak görülen hakim, savcı ve asker eşlerinin istisna tutulan atamalarına son verecek yöntem mutlaka bulunmalıdır. Bu tartışma çalışma barışını bozacak şekilde gündene oturmuş durumdadır.
Okul güvenliği bitmeyen gündem maddesi olarak önümüzde duracaktır. Bütün dünya alem biliyor ki Maraş’ta üzücü olayın yaşadığı okuldaki idareci ve öğretmenleri cezalandırmanın, problemin çözümüne zerre kadar katkısı olmayacaktır.
Gelin hep beraber çalışalım. Bütün sistemi gözden geçirelim. 1999 model norm, 1982 model kıyafet yönetmeliğini güncelleyelim.
Seçmeli derslerin bütün norm sistemini nasıl bozduğunu, toplum nezdinde çözülen başörtüsü probleminin kıyafet düzenlemelerini nasıl zaafa uğrattığını görelim. Artık bu yasağı, değil mevzuattan zihinlerden kazıyıp yok etme zamanı gelmedi mi?
Gelin yılların ihmalinin, popülist uygulamalarının, plansızlığın, öngörüsüzlüğün yükünü, meslek hayatının başındaki genç öğretmenlerin, annelerin, bebeklerin sırtına yüklemeyelim.
Talat YAVUZ
Eğitim Bir Sen Genel Sekreteri
[email protected]
@ErcanSeki@tgrthabertv Sayın @ErcanSeki, 1 milyon yorumla Sayın Cumhurbaşkanımıza sesimizi duyurduk. Şimdi ailelerinden ayrı kalan öğretmenlerimizin sesi olmanızı istiyoruz. Mazereti kabul edildiği hâlde kontenjan nedeniyle atanamayan öğretmenler için İL EMRİ bekliyoruz. 🙏🇹🇷
Aile ve Nüfus On Yılı Genelgemiz, Cumhurbaşkanımız Sn. @RTErdogan’ın imzasıyla Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Aile yapımızı koruyan, gençlerimizi destekleyen ve nüfus politikalarımızı uzun vadeli bir vizyonla ele alan güçlü bir yol haritası ortaya koyuyoruz.
Güçlü aile, güçlü toplum hedefimize yön veren bu önemli adım için Sayın Cumhurbaşkanımıza milletimiz adına şükranlarımı sunuyorum.
Aile ve Nüfus On Yılı’nda, büyük Türkiye ailemizin her bir ferdinin yanında olmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Hayırlı, uğurlu olsun.
@ErcanSeki@tgrthabertv Sayın @ErcanSeki , mazeret tayini gerçekleşmeyen binlerce öğretmen olarak aile bütünlüğümüz için Cumhurbaşkanımıza sesimizi duyurmak istiyoruz! 1 milyon tweet attığımız bu haklı talebimizi ve İl Emri beklentimizi lütfen kendisine iletir misiniz?
Bir tarafta -yetkili sendika dahil- tüm sendikaların #ilemri talebi var, diğer tarafta bu insani talepleri duymazlıktan gelen @tcmeb var.
O zaman sendikaların #ilemri talepli RESMİ YAZILARINA #meb tarafından olumsuz cevap vermesini bekliyoruz.
@leventkuruoglu@HurEgitimSen
İl emri uygulamasının verilmeyecek olması çok üzücü. Oysa daha iyi kurgulanmış bir atama takviminde herkesin adil bir şekilde ataması yapılabilir; mazereti bulunan öğretmenler de talep ettikleri yerlere yerleşebilir. Aile birliği çok değerli. Bunun sağlanması elzemdir.
Aile birliği lütuf değil, toplumun mayasıdır
Bekar bir öğretmenin emeği küçümsenmez. Ama toplumun sürekliliği tek kişinin varlığıyla değil, evin ayakta durmasıyla ölçülür. Bir öğretmenin tek başına yaşaması ile bir ailenin aynı çatı altında nefes alması aynı şey değildir.
Biri bireysel hayattır. Diğeri çocuk, eş, okul, mahalle ve yarındır.
Bu yıl “Aile Yılı” diye konuşuluyor. Aile yılı sloganla bitmez. Aile yılı, çocuğun babasını hafta sonu değil her akşam görmesi; annenin eşin ne zaman gelecek? diye sormaması; öğretmenin pazartesi sabahı yorgunlukla değil evinden güç alarak sınıfa girmesidir. Aileyi övüp aileyi fiilen ayırmak, sözü boş bırakmaktır.
Nüfusun azaldığı bir ülkede en pahalı şey, kurulmuş yuvayı dağıtmaktır. Evlenmek, çocuk yapmak, ikinci çocuğu düşünmek artık cesaret işi. Üstüne bir de sen öğretmensin, eşin başka ilde kalsın, sen burada dur derseniz, o cesareti kendi elinizle kırarsınız. İnsan evlenirken acaba kaç yıl ayrı kalacağız? diye hesap yapmaya başlarsa, evlilik istatistikleri değil, umut azalır. Nüfus da oradan düşer. Çünkü çocuk, güvenilen evde dünyaya gelir; belirsiz bekleyişte değil.
İl emri bu yüzden evlilere ayrıcalık değildir. İl emri, kurulmuş aileyi parçalamama kararıdır.
Kontenjan yok diye eşleri ayırmak, kısa vadede kadro cetvelini rahatlatır gibi görünür.
Uzun vadede öğretmeni yorar, yuvayı soğutur, çocuğu iki şehir arasında büyütür, okuldaki verimi düşürür.
Yorgun ve bölünmüş öğretmenle kalabalık sınıfta verim alınmaz. Kırsalda öğrenci azalırken merkezde sınıf şişiyorsa mesele öğretmen otursun değildir. Mesele, doğru yerde, bütün bir hayatla görev yapacak öğretmeni planlayamamaktır.
Bizde öğretmenler norm fazlası olsun, bankamatik memuru olsun demiyoruz. Öğretmen derse girsin. Ama derse girmeden önce evine girebilsin. Aynı ilin içinde kalabalık sınıflar, destekleme kursları, özel eğitim, geçici görevlendirme vardır.
Aile birliği ile boş oturma aynı kapı değildir. Biri hakkı korur, öteki plansızlıktır. Plansızlığa karşı çıkalım; aileye karşı çıkmayalım.
Bekar meslektaşlarımız da bir gün evlenebilir, çocuk sahibi olabilir, hasta anne-babasına bakmak zorunda kalabilir. O gün aynı kapı onun için de açık kalsın diye bugün bu kuralın devamlı olmasını avunuyoruz. Hak, bugün evli olana yağmur, yarına bekara kuraklık olmasın.
Nüfus azalırken, aile yılı konuşulurken, öğretmenin yuvasını ikinci plana atamayız. Bir toplum önce evini korur. Ev korunursa sınıf da korunur. İl emri bu yüzden gereklidir: İnsanı kadro kaleminden önce aile olarak görmek için.
@ErcanSeki@tgrthabertv@ErcanSeki Sayın Ercan Seki, Cumhurbaşkanımızla bir aradayken il emri bekleyen mazeret grubu öğretmenlerinin #ilemri talebi için attığı 1 milyon tweeti kendisine iletmenizi rica ediyoruz. Sesimizi Cumhurbaşkanımıza duyurmanıza ihtiyacımız var. 🙏🤲🤲
@ErcanSeki@tgrthabertv@ErcanSeki
Sayın Ercan Seki, Cumhurbaşkanımızla bir aradayken 2023 Eylül öğretmenlerinin #ilemri talebi için attığı 1 milyon tweeti kendisine iletmenizi rica ediyoruz. Sesimizi Cumhurbaşkanımıza duyurmanıza ihtiyacımız var. 🙏 1
Asıl cehalet şurada: Tıkanıklığın sebebi il emri değil. Normlar kilitli, emeklilik şartı kadroyu boşaltmıyor, atama sayısı ihtiyacı karşılamıyor, Bekar gebersin diye dip seviye çıkarımda bulunan sensin...
Yıllardır süren basit bir sorun ama parçalanan aileler ve ülke ekonomisi için felaket
Karı-koca memur veya çalışan bir aileyi aynı ilçe veya yakın yerlerde çalıştırmak bu kadar mı zor?
Yıllardır aynı saçma sorun sürüp gidiyor
Öğretmen, sağlıkçı, memur eşleri aynı ilçede, yakın lokasyonda çalıştırmak, aileleri birleştirmek, aile içi huzuru sağlamak aile güvenliği değil mi?
"Ailem Güvende" söylemi ile ortalık birbirine girerken, parçalanmış aileleri birleştirmek, bu insanların aile huzurunu sağlamak aile güvenliği değil mi?
#eğitim #meb @mebpgm #öğretmen #aile #AileBirliği
#AilemGüvende #AileBirliğiMEB
Eş durumu mazeretine rağmen ataması gerçekleşmeyen binlerce öğretmenimiz, eşinden ve çocuklarından ayrı kalmak zorunda bırakılıyor. Norm kadro gerekçesi, aile bütünlüğünün önünde aşılmaz bir engel haline gelmemelidir.
Öğretmenlerimiz görevden kaçmıyor; ihtiyaç duyulan her yerde görev yapmaya hazır olduklarını söylüyor. Tek talepleri, mesleklerini sürdürürken aileleriyle aynı şehirde yaşayabilmek.
İl emri uygulaması hayata geçirilmeli, öğretmenlerimizin mağduriyeti giderilmeli ve aileler daha fazla ayrı bırakılmamalıdır.
Öğretmenlerimizin bu haklı talebini destekliyor, konunun takipçisi olacağımı ifade ediyorum.
Anayasa’yı yok diye yutturmaya çalışmak, tartışmayı kaybetmenin en kısa yoludur.. Ezilmek ne demek bu satırları okurken yaşayacaksın..
Madde 41 var. Başlığı da net: Ailenin korunması ve çocuk hakları.
Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması … için gerekli tedbirleri alır.
Yani aile birliğine ilişkin madde yok iddiası düz yalan hemde kuyruklu. Anayasa’yı açıp bakmadan sendikacıya Anayasa’ya bak demek, kendini tek cümlede çürütmektir ve bile bile ezdirmektir.
Madde 10’daki hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz ifadesi, belirli bir aileye, zümreye feodal ayrıcalık verilmesini yasaklar.
Aileyi toplumun temeli sayıp devlete koruma görevi veren 41. maddeyi iptal etmez.
Eşitlik maddesi, sosyal devletin aileyi korumasını imtiyaz diye yaftalamak için yazılmadı.
657 sayılı Kanun’un 72. maddesi de aynı doğrultuda: yer değiştirmede aile birimini muhafaza etmek için kurumlar arası koordinasyon zorunlu der.
Mahkemeler de norm kadro bahanesiyle eşi-çocuğu parçalayan resen atamaları ölçülülük ve aile birliği gerekçesiyle durduruyor. Bu kadar ezilmek yeter mi yoksa ezmeye devam edeyim mi..!!!
Mazereti var, tayini yok; ailesi var, kavuşamıyor.
Mazeret tayinlerinde yaşanan sorunlar nedeniyle binlerce öğretmenimiz eşinden, çocuğundan ve ailesinden ayrı görev yapmak zorunda kalıyor. Öğretmenlerimizin haklı mazeretlerinin karşılıksız kalması, artık yalnızca bir yer değiştirme sorunu değil; ciddi bir aile birliği ve mağduriyet meselesidir.
Eğitim Gücü Sen olarak öğretmenlerimizin yer değiştirme sisteminde yaşadığı sorunları ve çözüm önerilerimizi Millî Eğitim Bakanlığı nezdinde ısrarla gündeme getiriyor; Bakanlık yöneticileriyle görüşmelerimizi sürdürüyoruz.
Öğretmen ailesine kavuşmalı, yıllardır zorunlu olarak bulunduğu yerde görev yapan eğitim çalışanlarının önündeki engeller kaldırılmalıdır.
Mazeret tayini gerçekleşmeyen üyelerimizin hukuki süreçlerinde de yanlarında olacağız.
Mazeret varsa, çözüm de olmalı.
Öğretmen ailesinden ayrı bırakılmamalı.