Selam yeniden! 😂
Aradan yaklaşık 9 ay geçmiş. Bu süre boyunca Twitter/X’ten tamamen uzak durdum. Buranın toksik havasından ve yapay zekâyla üretilmiş içerikten bıktığım için hesabımı kalıcı olarak silmiştim. Girip birkaç dakika dolaşmanın bile insanı demoralize etmeye yettiğini fark etmiştim.
Fakat bu süreçte bazı şeyleri kaçırdığımı hissettim. Buradaki “bazı şeyleri kaçırmak” derken geride kalmak değil, aslında hayatımda var olan ama burada dışında pek karşılaşmadığım insanları kastediyorum. Onların hatrına buraya yavaş yavaş geri dönmeye karar verdim.
Bu sefer daha bilinçli bir başlangıç yapıyorum. Takip ettiğim kişileri yeniden düzenlerken bolca “muted word” ve “blocked account” kullanarak algoritmayla savaşmayı ve kendime daha sağlıklı, konforlu bir alan kurmayı planlıyorum.
Öncelikle çok özlediğim @arifgpt’yi tekrar takipteyim. @fkadev’i zaten takip ediyorum ama muhtemelen "mute"larım. @marifdev’in paylaşımlarını kesinlikle kaçırmak istemiyorum. @ahmetcigsar'ın fikirlerini ve tecrübelerini de her zaman çok önemsiyorum.
Bu süreçte hayatımızdaki en büyük değişiklik İstanbul'u terketmekti, 2026 checklist'in en önemli ve en öncelikli planıydı, çok şükür hallettik. İstanbul çok güzel bir Hindistan şehri, ama ben son 2 senedir orada yaşamaktan mutlu değildim. Şimdi de istanbula çok uzak değiliz ama doğayla iç içe, havası temiz, her işimizi yürüyerek halledebildiğimiz bir yerde yaşıyoruz.
Paylaşım tarzıma gelince… Son 2 senedir sosyal medyada özel hayatımızı neredeyse hiç paylaşmıyoruz. Bunun pek çok sebebi var ve burada hepsini anlatmayacağım.
Kısaca özetlersem: Sosyal medyada kendini ve hayatını fazla paylaşmanın genellikle iyilikten çok kötülük getirdiğine inanıyorum. İyi bir şey paylaştığında bile, dolaylı yoldan bazı insanların huzurunu kaçırabildiğini görüyorum.
Bu yüzden bu kez buraya biraz daha profesyonel ve dengeli bakmak istiyorum. Ne komünite kurmak ne de eğitim satmak gibi bir amacım var. Ama hayatımda ilk defa sosyal medyada “etkileşim” istiyorum. Özel hayata çok girmeden, hayatımızdaki bazı gelişmeleri burada microblogging tarzında paylaşmayı düşünüyorum.
Amacım hasetlik uyandırmak değil; motive etmek, özendirmek ve güzel hissettirmek.
Bu dengeyi tutturup, biraz da “politik” davranarak burada gerçek etkileşim alıp alamayacağımı bilmiyorum ama denemeye değer diye düşünüyorum :)
Onun dışında micro-saas, indie hacking ile çok samimiyim bu aralar, bu konularda da bol bol paylaşım yapmak istiyorum ve bu alanlara ilgi duyan kişiler için yol gösterici tavsiyeler verebileceğimi düşünüyorum.
Neyse, bir anda her düşündüğümü yazmayayım ama burayı daha disiplinli ve profesyonel kullanacağım kesin.
kariyerim boyunca 10'dan fazla sirkette tam zamanli/sozlesmeli/proje bazli bulundum.
simdiye kadar sadece 1 sirkette, onlarca urununden sadece 1 tanesi icin "bu projede bu standartlardan taviz vermeyip global capta bir urun cikaracagiz, butce sorunumuz yok" diyerek calisilmaya calisildi, o projeye ozel ekip kuruldu. olmadi, proje bitmedi, zaman asimindan iptal edildi xd
bazi seylerin gercek hayatta karsiligi pek yok, ancak cok niche bir urunle satis derdi olmadan tekel gibi takiliyorsaniz bunu yapabilirsiniz, onun disinda imkansiz. AI'dan sonra da bunlarin onemi hem daha cok hem de daha az.
Eskiden konferanslarda o kadar çok SOLID, TDD, clean code, cart curt anlattık ki sanki kendimiz de yapıyormuşuz gibi; kendi yalanlarımıza inandık ve kodu hep böyle yazdığımızı sandık.
İddia ediyorum, piyasada böyle kod yazdığını zannedip “zaman verilmiyor ki abi” diye yazdığı kod bu pattern’leri içermeyen yazılımcı oranı %95 falandır. İspat edemem ama 25 yıldır sektörde binlerce yazılımcıyla çalışmışımdır.
Hep böyle olan disiplinli kimse yok mu? Var elbette. Çok az. Hatta onlar bile yeterince baskı karşısında istemeye istemeye “tamam madem böyle çıkalım, sonra refactor ederiz” demiştir.
AI artık bu sorunları yok ediyor. Koda 100% hakim olmanızı gerektirecek hiçbir şey yok. Zaten eskiden de hakim olamıyordu kimse. Bu tatlı yalanla ya da bahaneyle yaşamaya gerek yok. Susun ve kendinizi AI’ın tokenlarına bırakın.
Artık devir değişti, e tabi Çelik de değişti.
ben de yillardir bu kafada oldugum icin cevrem tarafindan zorbalaniyorum :D neden bu kadar risk aliniyor, paran baskasinin keyfine emanet edilebiliyor anlamiyorum. bir vurgun ile, bir anlik hype ile milyarder olacagini saniyor herkes. basaran bir tane ornegini gormedim. haberlere cikan ve boyle sans eseri basarili olmus kisi sayisi, yolda yururken para dolu canta bulan insan sayisindan azdir muhtemelen.
gercekten cok parasi olanin, koyacak yer bulamayanin bunlara odaklanmasini birazcik anlayabilirim, ama onda da parani birilerinin keyfine veya gunun yarisini ekranlara bakarak gecirmek degil de isi bu olan ekonomistlere emanet edersin ciddi uzun vadede iyi isler yapabilirler mesela yatirim portfoy sirketleri gibi. onun disinda sen ben icin otur calis uret ve sat, fazla satar ihtiyacindan cok kazanirsan (ki kac kisi var boyle bilmiyorum) mal edin. dongu bu olmali. mental olarak rahat ve garanti bir yontem.
Para kazanmak için hayatta tek yöntem biliyorum: Üretmek. Ürettiğim zaman kazanıyorum, üretmediğim zaman kazanamıyorum. Dünyanın en ilkel para kazanma fikri. “Para <> Çokomel” kısacası. Borsa fon mon cart curt kumar iddia falan hiç bulaştığım işler değil, aklımın da aldığı şeyler değil.
💥 Acun Ilıcalı:
Bir oyuncuyu ikna etmem gerektiğinde, oyuncu bana 'Şampiyonlar Ligi'ne gitmek istiyorum' diyor.
Ben de 'Dostum, hangi Şampiyonlar Ligi? Biz zaten Şampiyonlar Ligi'ndeyiz' diyorum. Her hafta Şampiyonlar Ligi'nden daha iyi takımlarla oynuyoruz. Şampiyonlar Ligi'ndeki takımlara bakın, bir de Premier Lig'e bakın. Premier Lig, özellikle grup aşamasındaki Şampiyonlar Ligi'nden 10 kat daha zor maçlara sahip.
Bu yüzden dünyadaki en büyük ligde hayalimi yaşadığımı söyleyebilirim. Müthiş bir eğlence.
(Sport Agents)
aktif olarak kas gelistirmek isteyenler icin bunu soyluyorlar. boyle bir derdiniz yoksa buna bu kadar odaklanmayin. kaldi ki, protein yememek protein sentezlemeye engel degil. yani isin ticari boyutu mutlaka var. mideniz almiyorsa yiyemiyorsaniz yemeyin, hayati degil.
Ben Anlamadım ??
Vücutağırlığınızın 1.5 katı gram kadar protein almalısınız diyorlar?
80 kiloysam günde 120 gram proteini nasıl alacağım ben ?
Günde 3 yumurta peynir, biraz yoğurt, 4-5 köfte yiyorum. Daha da fazla midem almıyor. Nasıl takviyesiz o proteini alabilirim ki ?
Mali Müşavir olarak bir Startup kuruyorsunuz. Mali Müşavirlerin dertlerini bitireceğim diye bir yola çıkıyorsunuz.
Sonuç:
Adana da onlarca meslektaş “sizi sosyal medyada gördüm, sizi YouTube da gördüm, bize de @aposkal ‘ı bir anlat” diyor.
Bundan daha mutluluk verici ne olabilir?
@aricifurkan liderliğinde, @mmetgungoren kontrolünde doludizgin devam ediyoruz.
APOSKAL: İşletme ön muhasebesini tutar, müşavir genel muhasebesini yapar
AYNI SİSTEMDE
"hayvan sömürüsü belgeselleri" ve veganlığı öven bilimsel çalışmaların çoğu sponsorlular, tamamen ticari bir propaganda. Kaldı ki aynı markaların ham maddesi daha ucuz olan vegan ürünleri hayvansal gıdadan daha pahalı satması da bir şeyleri anlatıyor aslında.
Bunu bir kenara bırakırsak, hayvansal gıda tüketmeden vücudunuza asla alamadığınız bir çok aminoasit ve vitamin var. Veganlık saçma olduğu kadar uzun vadede yanlış da bir şey, "et sevmiyorum" veya "yumurta kokuyor" diyene saygım var ama hayvan sömürüsü zart zurt diyen beyninin sayısal bölümünü çöpe atmıştır.
Bunu da bir kenara bırakırsak, Amerikanın kırsalında yaşayan bir insanın bunu kafaya takmasını yine bir nebze anlayabilirim, çünkü taze gıdaya ve temiz hayvansal ürüne ulaşım oldukça zor ve maliyetli olabilir. Ama Türkiyede hayvansal gıdaların üretimi son derece kaliteli ve kontrollü, hepsi çok iyi diyemem ama iyiye ulaşım çok kolay. Marketteki 2 üründen biri kötüyse diğeri iyi mesela. Türkiyede vegan beslenmenin "zevk" dışında elle tutulur hiçbir sebebi olamaz.
Son olarak, beslenmenizde geçici olarak radikal değişiklikler yapmak herkes için iyidir. Bir ay boyunca vegan beslenin mesela, başka 1 ay boyunca glutensiz beslenin, başka 1 ay boyunca ketojenik beslenin, başka 1-2 gün su orucu yapın. Kendinizi iyi hisseder ve dinç olursunuz, elektroşok gibi bir şeydir bu çünkü. Ama bunların hiçbirisi çok iyi olduğu için değil, vücudunuzu konfor alanından çıkarttığınız ve her değişiklikte başka bir yerinizi dinlendirdiğiniz için iyidir. Uzun vadede kültürünüze uygun ve midenizi tamamen doldurmadığınız beslenme şeklinden daha faydalı hiçbir şey yoktur. Sevgiler.
"hayvan sömürüsü belgeselleri" ve veganlığı öven bilimsel çalışmaların çoğu sponsorlular, tamamen ticari bir propaganda. Kaldı ki aynı markaların ham maddesi daha ucuz olan vegan ürünleri hayvansal gıdadan daha pahalı satması da bir şeyleri anlatıyor aslında.
Bunu bir kenara bırakırsak, hayvansal gıda tüketmeden vücudunuza asla alamadığınız bir çok aminoasit ve vitamin var. Veganlık saçma olduğu kadar uzun vadede yanlış da bir şey, "et sevmiyorum" veya "yumurta kokuyor" diyene saygım var ama hayvan sömürüsü zart zurt diyen beyninin sayısal bölümünü çöpe atmıştır.
Bunu da bir kenara bırakırsak, Amerikanın kırsalında yaşayan bir insanın bunu kafaya takmasını yine bir nebze anlayabilirim, çünkü taze gıdaya ve temiz hayvansal ürüne ulaşım oldukça zor ve maliyetli olabilir. Ama Türkiyede hayvansal gıdaların üretimi son derece kaliteli ve kontrollü, hepsi çok iyi diyemem ama iyiye ulaşım çok kolay. Marketteki 2 üründen biri kötüyse diğeri iyi mesela. Türkiyede vegan beslenmenin "zevk" dışında elle tutulur hiçbir sebebi olamaz.
Son olarak, beslenmenizde geçici olarak radikal değişiklikler yapmak herkes için iyidir. Bir ay boyunca vegan beslenin mesela, başka 1 ay boyunca glutensiz beslenin, başka 1 ay boyunca ketojenik beslenin, başka 1-2 gün su orucu yapın. Kendinizi iyi hisseder ve dinç olursunuz, elektroşok gibi bir şeydir bu çünkü. Ama bunların hiçbirisi çok iyi olduğu için değil, vücudunuzu konfor alanından çıkarttığınız ve her değişiklikte başka bir yerinizi dinlendirdiğiniz için iyidir. Uzun vadede kültürünüze uygun ve midenizi tamamen doldurmadığınız beslenme şeklinden daha faydalı hiçbir şey yoktur. Sevgiler.
update: neredeyse 2 ay olmus ve tarti -5kg. 112'leri gordum.
5in katlari olan kilolarda zorlandigimi farkettim, 125ten asagi inmek asiri zordu mesela, 120'den, 115'ten. hepsi biraz direniyorlar, sonra o direnci kirinca bir sonraki dirence kadar hizli gidiyor. kan sekerinizi bir duzene sokunca ki bu bence birkac ay suruyor, artik "hicbir sey yapmadan kilo veriyorum" gibi hissetmeye basliyorsunuz. normal yasiyorum, yemek yiyorum doyunca kalkiyorum. neden kilo veriyorum diye dusunmeye basliyorsunuz ama aslinda ac kalmayi cok normallestirdiginiz ve cogu durumda hissetmediginiz icin aslinda kalori aciginda oldugunuzu farketmiyorsunuz. saniyorum 1 seneye kalmaz cok asiri ideal kilolari gorebilirim, acele etmiyorum ve artik gidisatin hiziyla cok ilgilenmiyorum. hareket edebilecek kadar kilo verdigimi dusunuyorum, bundan sonrasi kilo degil performans problemi ✊✊
update: bu postun ustunden tam 1 ay gecmis ve 118 civari takiliyorum, 117.5-119 arasi.
kalori aciginda kalmaya dikkat edip sekeri (karpuz disinda) agzima surmemeye calisiyorum ama "protein agirlikli beslenme" isi yazin cok zor. bir atilim yapmam gerekiyor yoksa bu yaz boyle gececek.
@ardabalkandev kendimi aciklama ihtiyaci: bisiklet bakiyorum bu aralar, artik bisiklet kullanabilecek kilolara indigim icin baslamak istiyorum, 10-20k arasi urunlere bakarken bu biraz agir geldi
2018 yilinda yatirimci pesinde kostugum, bir suru kresle gorustugum projem. Cocuklarin gunluk gelisim raporlarini pedagoglarla beraber analiz edip kariyer planlamalari vs ne vizyonlar ne vizyonlar. Oyle olmuyor iste...
Bunca AI, bunca vibecoding ve dünya işle uğraşanlar olarak, hala bu illete bir alternatif üretemeyişimiz evlat sahibi bütün yazılımcılar olarak ortak utancımızdır.