Bir baba düşünün; evladı katledilmiş, eşi, kardeşi ve oğlu ise aynı cinayetle suçlanarak cezalandırılmış. Yetmemiş; eşinin namusuna, öz kardeşiyle ilişkilendirilecek kadar ağır ve mesnetsiz iftiralar atılmış. Yetmemiş; tüm aile, akıl almaz ithamlarla vahşi, gizemli ve suç ortağı bir yapı gibi kamuoyuna sunulmuş. Jandarma, basın ve yargı eliyle deliller karartılmış, gerekli incelemeler askıya alınmış ve aile mahkûm edilerek dosya alelacele kapatılmış.
Peki, bu aile ne istiyor?
Sadece delillerin yeniden ve tarafsızca incelenmesini; karartılan gerçeklerin gün yüzüne çıkarılmasını ve yargılamanın hakkaniyetle yeniden yapılmasını bekliyorlar. Seslerinin duyulmasını, herkesin elini vicdanına koyup kendisini bu ailenin yerine koymasını istiyorlar.
Çok mu şey istiyorlar? Hayır. İnsanlık adına; bir baba, bir evlat, bir kardeş olarak herkesin bu mağduriyet karşısında sessiz kalmamasını, ailenin haykırışına ortak olmasını bekliyorlar.
Özellikle adaleti ayakta tutmakla mükellef olanların, mazlumun kimliğine bakmaksızın ona sahip çıkmayı şiar edinen İslami camianın ve vicdan sahibi her kesimin bu sese ses katması gerekiyor.
Bu ailenin yaşadığı süreci ve maruz kaldığı adaletsizliği anlamak için lütfen bu belgeseli izleyin:
https://t.co/TSCgrGzjnZ
Bu iş gerçekten kabak tadı vermeye başladı. Böyle giderse İslami camiadan kimse kimseye para göndermeyecek; bu sefer de "elden para verip gizlilik yapıyorsunuz, demek ki bir iṣler çeviriyorsunuz" diye milleti içeri alacaklar.
Yani mesele şu: Ne yaparsanız yapın, bir bahane bulup içeri alıyorlar. Üç beş ay sonra da "pardon, geçmiş olsun" deyip bırakıyorlar. Ancak pardon deyince geçmiyor. Bu operasyonlar birçok insanın ailesini dağıtıyor, işini bitiriyor, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuruyor.
Bir hanımın; tesettür ürünleri alması, İslami kitaplar temin etmesi ve eşine para transferi yapması gibi son derece doğal ve meşru işlemler üzerinden hedef alınması, artık meselenin hukukî olmaktan çok bir baskıya dönüştüğünü gösteriyor.
Aile içi para transferlerinin, kitap alışverişlerinin, çarşaf ve peçe gibi tesettür ürünlerinin “terörün finansmanı” gibi ağır ithamlarla ilişkilendirilmesi ne hukukla ne de vicdanla bağdaşır.
SMA Tip 1 ile mücadele eden Efrayim bebek, hayata tutunmak için zamana karşı yarışıyor. Bir çocuğun yaşam hakkı hepimizin ortak sorumluluğudur. Gelin sesini daha fazla insana ulaştıralım, umuduna ortak olalım.
#SonSaatler
Umutla bekleyen SMA hastası bir bebek…
Yolun sonunda...
Büyümek, hayata karışmak, yarınlara ulaşmak istiyor.
Onun en büyük hayali, sağlıklı bir geleceğe kavuşabilmek.
Ve bu hayal, bugün vereceğimiz destekle gerçeğe dönüşebilir.
#SonSaatler
Sıkıntıyı çeken kadar çevresi de imtihandan geçmektedir ve ne yazık ki ekseriyet bu imtihanı kaybetmektedir. Bugün bir kardeşimizin evladı hayatta kalma mücadelesi veriyor. İmkanı olan malıyla, olmayan bu sesi daha gür duyurarak bu duruma omuz vermekle yükümlüdür.
#SonSaatler
SMA hastası Efrayim bebek, hayati önem taşıyan ve yüksek maliyetli tedavi sürecine ulaşmak için desteğe ihtiyaç duyuyor.
Ailesinin imkânlarını aşan bu süreçte yapılacak her katkı, Efrayim’in yaşama tutunmasına vesile olacak bir umut kapısıdır.
#SonSaatler
Cübbeli Ahmet yıllardır uydurma hadisler rivayet ederek Allah Resulü’ne iftira ediyor, insanlara iftira atıp bel altı vuruyor. Din dilini bir YouTuber diline çevirerek İslam’a zarar veriyor ve ahlak sınırlarını zorlayan işler yapıyor.
Başta kendi camiası olmak üzere tasavvuf meşrepli hocalar ise bunca zaman suspustu; hatta onunla yan yana gelmekten imtina etmiyorlardı. Ne zaman ki Mahmut Ustaosmanoğlu'na ve kendilerine zarar vermeye başladı, işte o zaman hep beraber Cübbeli’ye saldırdılar.
Şimdi bunlara sormak lazım: Allah Resulü’ne iftira atılırken onun kanallarına çıkıp onu meşrulaştıranlar, neden konu Mahmut Ustaosmanoğlu olunca ayaklandınız?
Kendisine muhalif olan herkese 'FETÖ' iftirası atarken onu yere göğe sığdıramayanlar; şimdi size aynı yafta yapıştırılınca mı hakikate geldiniz?
Siz ve lideriniz, İslam'dan ve Allah’ın Peygamberi'nden daha mı değerlisiniz? Allah ve Resulü için bu adama buğzetmezken, konu kendiniz olunca ne de güzel 'İbrahimi bir duruş' sergilediniz!
Demek ki mesele Allah Resulü’ne atılan iftiralar, insanlara vurulan yaftalar ve dinin itibarı değilmiş. Çünkü bunlar yaşanırken susanlar, Kemalist Deccal Vaizi meşrulaştırmaya devam ediyordu.
Ne zaman ki oklar kendi cemaatlerine ve liderlerine yöneldi, işte o zaman hakikat ve "İbrahimi duruş" akıllara geldi.
Böylece Allah ve Resulü için öfkelenmeyip, sıra kendilerine gelince ayağa kalkanlar; dertlerinin ilke değil menfaat olduğunu bizzat göstermiş oldu.
Cubbelî Ahmed bi salan e ku hedîsên mewzû/lêanîn vedibêje û bi vê awayê li ser Rasûlullah (ass) bêbextî dike.
Her wiha li ser mirovan jî bêbextî dike û bi gotinên ku rûmeta kesan dişikîne êrîşê wan dike.
Zimanê olî veguherandîye zimanê youtuberan.
Bi vê awayê zerarê dide Îslamê û karên ku sînorên exlaqê derbas dikin pêk tîne.
Di ser de cemaeta wî û mamosteyên ku xwe bi meşreba tesewufê girtine heta niha bêdeng bûn.
Hetanî wisan ku ji rûniştina ligel wî dûr nediketin.
Lê gava dest bi zerardayîna Mahmûd Ustaosmanoğlu û wan bi xwe kir, hingê hemû bi hev re dest bi êrîşkarîya Cubbelî kirin.
Niha divê ji wan bê pirsîn:
Gava ku li ser Rasûlullah (ass) bêbextî dihat kirin, hûn çima derdiketin qenalên wî û bi vê awayê we ew meşrû nîşan dida?
Çima dema ku mijar bû Mahmûd Ustaosmanoğlu, hûn rabûn ser piyan?
Dema li hemû kesên ku dijberê wî bûn bi iftiraya “FETÖ” dihatin deximandin, ew ên wî radikirin esmanan, gava hûn bi heman etîketê hatin deximandin hêj nû hûn gihîştin rastîyê?
Ma hûn û pêşewayê xwe ji Îslamê û ji Pêxemberê Allah hêjatir in?
We ji bo Allah û Resûlê wî ji vî kesayetîyê bûxz nedikir, lê dema mijar bû hûn bixwe, we çiqas “rawestineke Îbrahîmî” ya xweşik nîşan da!
Beşeri sistemlerin adaleti, kendi mizanına göre hükmeder; hakkı batıl, batılı hak göstermeye çalışır.
Yusuf Ziya Gümüşel Hoca’ya reva görülen bu muamele, İslami kimliğe ve kurumlara yönelik bir algı operasyonunun neticesidir.
#YusufZiyaHocayaAdalet
İstanbul Libya Konsolosluğu önündeyiz!
Sumud Kara Konvoyu’ndaki 10 aktivist, 20 gündür Hafter güçlerince hukuksuz şekilde gözaltında tutulmakta ve kendilerinden haber alınamamaktadır.
Bu gayriinsani duruma tepkimizi göstermek için konsolosluk önündeki bekleyişimizi sürdürüyoruz.