🚨🚨 Korkunç bir olay! Yeni nesil, gelecekte her şeyi yanlış öğrenebilir!
Belli ki yakında ortalık çok karışacak!
Hollanda, Almanya ve İsviçre başta olmak üzere birçok ülkede yaşanan şok dalgası, siber dünyanın en karanlık fütüristik senaryolarından birini gerçeğe dönüştürdü.
Milyar dolarlık yapay zeka devlerinin telif yasalarını arkadan dolaşmak ve botlarını kimsenin bilmediği bilgilerle eğitmek için başlattığı endüstriyel bir kültürel tasfiye operasyonu ifşa mı oldu?
Sahaflardan gelen ihbarlar ve ABD’deki dava dosyaları, siber dünyanın bu yeni gizli operasyonunun tüm teknik anatomisini, gerçek amacını ve geleceği nasıl tehdit ettiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.
⚠️ Hollanda ve Avrupa’da neler yaşandı?
Olay, Avrupa'daki sahafların sistemlerine sabaha karşı (03.00 - 05.00 saatleri arasında) insan elinden çıkması imkansız olan, saniyeler içinde yağan binlerce kitap siparişiyle deşifre oldu. Hollanda radyosu BNR'nin raporlarına göre, Haarlem'deki De Vries & De Vries kitabevi gibi birçok noktaya Singapur merkezli 2077AI veya Kanada merkezli Zoom Books gibi paravan yapay zeka iştiraklerinden listeler gönderildi.
Sipariş edilen kitaplar piyasa değeri olan, koleksiyonluk popüler eserler değildi. Tam aksine; İrlanda folkloruna dair niş akademik tezler, 19. yüzyıldan kalma jeomekanik incelemeleri, yerel tarih kayıtları ve dijital dünyada taraması, PDF'i bulunmayan gölgede kalan nadir basımlardı.
Yapay zeka devi Anthropic'in (Claude) gizli iç yazışmalarından sızan ve siber davalara konu olan Project Panama (Panama Projesi), bu sürecin vahşetini gözler önüne serdi. Şirketler, sahaflardan ve kütüphanelerden milyonlarca dolar harcayarak topladıkları bu fiziksel kitapları devasa depolara yığıyorlar.
Ardından kitaplar "hidrolik endüstriyel kesim makinelerine" sokuluyor ve ciltleri dümdüz kesilerek sayfalar birbirinden tamamen bağımsız yapraklar haline getiriliyor. Cildinden koparılan sayfalar, dakikada yüzlerce sayfa tarayabilen endüstriyel, yüksek hızlı optik tarayıcılara gönderiliyor.
Taraması biten, dijital verisi alınan milyonlarca sayfalık o orijinal fiziksel kitaplar, geri dönüşüm makinelerinde yakılıyor veya kağıt hamuruna dönüştürülerek yok ediliyor.
⁉️ Peki asıl amaç ne? Gelecek nesillere yanlış tarih aktarmak mı?
Bu bir hakikat tekelleştirmesi ve tarihi yeniden yazma operasyonu olabilir. Amaç ilk aşamada kasıtlı olarak "yalan tarih üretmek" olmasa da, sonuç tam olarak buraya çıkıyor. Fiziksel kitaplar yok edildiğinde ve o niş bilgilere sahip tek kaynak OpenAI, Google veya Anthropic'in yapay zeka modelleri olduğunda ne olur? Tarihsel gerçeklik özelleştirilmiş olur. Gelecek nesiller ilerleyen yıllarda belki de 1900'lerin başındaki bir toplumsal olayı araştırmak istediğinde sahaf raflarına bakamayacak ve sadece yapay zekaya sorabilecekler.
Bu yüzden ne olursa olsun yapay zeka şirketlerinin devletlerin ve küresel sermayenin baskısıyla çalışan, "politik doğruculuk" filtrelerine sahip yapılar olduğunu unutmamak gerekiyor. Fiziksel orijinalleri imha edilmiş bir tarihi, yapay zeka kendi filtresinden geçirerek gelecek nesillere aktaracaktır. Şirket algoritması canı isterse tarihi bir gerçeği "hassas içerik" diyerek sansürleyebilir, canı isterse veriyi manipüle ederek geçmişi tamamen kendi ideolojisine göre yeniden yazabilir. Fiziksel bir kitabı ortadan kaldırdığınızda, dijital veriyi manipüle etmek resmen birkaç dakika gibi bir şey. Tıpkı George Orwell'ın 1984 romanındaki "Hafıza Deliği" gibi; geçmişe ait tüm rahatsız edici belgeler yakılır ve bakanlığın yapay zekası tarihi her gün yeniden, sıfırdan kurgular.
🤬🤬 Korkunç!
Ne buldum ...
Sene 1922. İngiliz The Illustrated London News gazetesi, Vahdettin'in kaçışını manşete taşımış
"Sultan İngiliz himayesinde"
"İngiliz Malaya savaş gemisiyle İstanbul'dan kaçışı sonrası..."
Memur maaşları başkalarının ödediği vergilerle karşılanmadığı gibi emekli maaşları da prim gelirleri Ile karşılanmaz. Emekli maaşlarının düşük tutulmasının temel nedeni dediğiniz gibi tercih meselesinden başka bir şey değil.
Kurtuluş Savaşı’na Milli Mücadele denilemez. Çünkü, kurucu kadro 1926’da “İstiklal Savaşı” olarak adlandırdı. “İstiklal Savaşı” adı verilmesine ilişkin belge bu. Kahramanların ve bu vatanı kanlarıyla işgalden kurtaranların ruhunu incitmeyelim. Mazlum ulusların kurtuluşu için meşale olan savaşa saygı duyalım.
-Son 25 yılda Yeniden Değerleme Oranı kuruşu kuruşuna uygulansaydı Gelir Vergisinin ilk dilimi bugün 190.000₺ değil 521.210₺ olacaktı.
-O dönem brüt asgari ücretin 21 katı olan ilk dilim bugün 5,8 katı.
-100 bin lira brüt maaşlı bir çalışan bu durumdan dolayı bu yıl 60.000₺ daha fazla gelir vergisi ödeyecek.
-Aynı maaşlı çalışanın Ocak ayında eline net 75.953 lira geçerken, Haziran ayında eline net 65.753 lira geçmektedir.
-Milyonlarca bordrolu bu vergi tarifesi nedeniyle ve sair uygulamalarla daha fazla yoksullaşmaktadır.
Turgut Özakman'ın bizi birbirimize düşürmeye çalışanlara verdiği tokat gibi cevap!!!!
Düşünsene.
Köydesin.
Tarlada uğraşıyorsun.
Gazeteden okuyorsun: Yunanlılar Ege'yi geçmiş. Uzakta, diyorsun. Bize kadar gelmezler. Ordu durdurur.
İki gün sonra bakıyorsun: Komşu şehirdeler.
Birkaç gün sonra gazete çıkmıyor.
Çevre köylerden haberler geliyor. Baskın. Yangın.
Bekliyorsun.
Sabah.
Akşam.
Tekrar sabah.
Belki bizim köye gelmezler.
Sonra köyden silah sesleri başlıyor.
Eşini, kızını, oğlunu kilere saklıyorsun. Kapının mandalını çekiyorsun. Bu sesi en son sen duydun. Silahını alıp pencereye geçiyorsun.
Evin önünde 30 kişi.
Basıyorsun tetiğe.
Bir düşman iniyor.
Bir daha.
Bir daha.
Mermin bitiyor.
Dalıyorlar içeri.
Dipçikle suratını eğip büküyorlar. Yerde yatıyorsun. Tek dileğin şu: Beni vurup gitsinler. Ailemi bulmasınlar.
Buluyorlar.
Üç asker gülüşerek eşini sürüklüyor ahıra.
Diğer üçü kızını bahçeye çıkarıyor.
Biri oğluna işaret ediyor: "Büyüdüğünde intikam alır. Öldürün."
Ellerin bağlı.
Bir şey yapamıyorsun.
Tam o anda köyde yeniden silah sesleri.
Ama bu sefer çığlıklar düşman askerlerinden geliyor.
Türk askeri girmiş köye.
Beş Mehmetçik evin arkasına koşuyor — oğlanı kurtarıyorlar.
Dördü ahıra dalıyor — son anda yetişiyorlar.
Diğerleri bahçeye — kıza da bir şey olmuyor.
O asker senin canını kurtardı.
Namusunu kurtardı.
O çocuğu kurtardı.
Şimdi sor bakalım o askere:
Oruç tutuyor musun?
Namaz kılıyor musun?
Hangi partilisin?
Mezhebin nedir?
O noktadan sonra bunların senin için önemi var mı?
Bizi birleştiren din değildi, mezhep değildi, parti değildi.
Bizi birleştiren şey şuydu:
Aynı toprak.
Aynı tehlike.
Aynı çığlık.
Birbirinize sahip çıkın.
Sizin köyünüze sıra gelmeden.
Anadolu'yu vatan yapan,
"Yurtta Barış, Dünyada Barış" diyen,
bu toprakları bize bırakan
önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ü ve
kahraman silah arkadaşlarını
saygıyla, minnetle anıyorum.
Allah rahmet eylesin.
Turgut Özakman
⚔️🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷⚔️
-Trump'ın çok istediği İbrahim Anlaşmaları, Arap ülkelerinin İsrail'i resmen tanıması ve her alanda ilişki kurmasını hedefliyor.
-Anlaşma, Eylül 2020'de Beyaz Saray'da İsrail ile BAE ve Bahreyn arasında imzalandı. Ardından, Fas ve Sudan da katıldı. Fakat Sudan anlaşmayı henüz onaylamadı.
-Trump şimdi de, İran'la savaşı sona erdirmenin koşulu olarak; S.Arabistan, Mısır, Katar, Ürdün, Pakistan ve Türkiye'nin de İsrail'le İbrahim Anlaşması imzalamasını istiyor.
-Bakalım hangi ülke kabul edecek?
Özgür Özel Economist’e yazdığı yazıda ‘Hükümet ile PKK arasındaki barış sürecini desteklediklerini bunun demokrasinin gereği olduğunu’ yazdı… Küresel çeteye mesaj iletilmiştir. https://t.co/yUQmAojbgh
Tarsus'ta yaşanan olay korkunç. Piskopat/sosyopat adam önce karısını öldürüyor, sonra arabasını alıp yola düşüyor, kafasına göre mekanlara dalıp hiç tanımadığı masum insanları tek tek avlıyor, öldürülen altı kişi arasında 15 yaşında genç var, rızkının peşinde olan tır şoförü var...Ve işin en korkunç yanı hala yakalanamamış..Allah'ım nasıl bir kötü zamana denk geldik, bizleri iyilere rast getir...
Dağlarımızı, ormanlarımızı, su kaynaklarımızı maden projeleriyle feda ediyoruz; peki karşılığında ne alıyoruz?
Veriler ortada: Madenciliğin GSYH içindeki payı %0,79
Üç kuruş için yaşam alanlarımızı mahvediyoruz.
Bir kaç şirket patronu zengin olsun diye hem de...
1953'te uydurulup dünyaya yayılan ve 2005'ten bugüne onlarca makale, kitap, televizyon yayınında belgelerle çürüttüğüm 'Anzak Yalanı' her 25 Nisan'da gerçekmiş gibi yineleniyor diye pes edecek değiliz; yalan yineleniyorsa, gerçek de yinelenecek. https://t.co/BcGN3EgYKf
Perşembe Yaylası’nda maden aramasına hayır.
Herkes Norveç’e gitmek ister ama hiç kimse kendi Norveç’ine sahip çıkma derdinde değil, vatandaştan başka. Şu olağanüstü güzellikler maden tehdidi altında. Milyonlarca insanın her yaz gelip huzur bulduğu, buz gibi suyundan içip çayını demlediği, göğe bakıp rehabilite olduğu, şehitlere ev sahipliği yapan Ordu, Perşembe Yaylası yok olmasın.