Babaannem ılık bir ikindi üzeri vefat etti. Babam, emin olmak için ağzının önüne ayna tuttu ve sonra hafif bir ses tonuyla, “Vefat etti annem” dedi. “Allah rahmet eylesin.” Çocuk aklımla babamın yaşadığı sükunete bir anlam veremedim. Sonra annemden öğrendim. O gece yorganın altında hıçkıra hıçkıra ağlamış babam.
Tevekkülü, isyan etmemeyi o gün öğrendim.
***
Anneannemin iyice ağırlaştığı geceydi. Zor nefes aldığı için oksijen tüpüne bağlıydı. Eve doktor geldi. Bakışlarıyla bize yapacak pek bir şey olmadığını ima etti. Doktor tam evden çıkacakken anneannem ağzına bağlı olan maskeyi çıkarıp zorlukla, “Nezih Beye börek, çay getirin,” dedi. Bir saat sonra da vefat etti.
Misafirperverliğin ne olduğunu o gece öğrendim.
***
Hollanda’da tarihi bir şatoyu ziyaret edecektim. Şatonun önüne geldiğimde henüz açılmadığını gördüm. Bilet gişesinin önünde benim gibi erken gelmiş, 30 yaşlarında bir Japon vardı. Tanışıp, ayaküstü biraz sohbet ettik. Kapıların açılmasına daha 20 dakika vardı. Yeni tanıştığım arkadaşa, “Ben biraz dolaşıp fotoğraf çekeceğim. 20 dakika sonra burada buluşup birlikte gireriz,” dedim.
Dolaşırken sağanak yağmur başladı. Ben de bir kafeye sığınıp yağmurun dinmesini bekledim. Yaklaşık bir buçuk saat sonra şatonun kapısına geldiğimde Japon’u beni beklerken buldum. Sığınacak bir yer olmadığı için paçalarından su akıyordu. “Niye girmedin?” diye sordum. “Sözleştik ya,” dedi.
Sözünde durmayı, ismini bile hatırlamadığım ıslak bir Japon’dan öğrendim.
***
Rahmetli dedemin vefatından birkaç gün önce bir bayram sabahıydı. Amansız bir hastalığın pençesinde zor nefes alıp veriyordu. Kesilen kurbandan tatsın diye ağzına nohut kadar bir et parçası koyduk. Bir gayretle yutmaya çalıştı ama vücut kabul etmedi. Ağzından eti geri almak için eğilen kızının yanaklarına inmiş iki damla yaşı fark edince zoraki gülümsedi.
“80 yıl doya doya et yedik kızım,” dedi usulca, “bir kere yiyemedik diye üzülmek olur mu?”
Bir nefese yüzlerce kişisel semineri sığdırılabileceğini de o bayram sabahı öğrendim.
***
Theodore Zeldin, İnsanlığın Mahrem Tarihi isimli kitabında diyor ki; “Zihniyetler buyrukla değiştirilemez. Çünkü yok edilmesi neredeyse imkânsız olan bir şeye, hatıralara dayanırlar.”
Öyleyse çocuklarına kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için çırpınan anne babalar şunu asla unutmamalı; Yaşanan veya yaşatılan bir yanlış, kitaplar yoluyla öğrenilen bin doğruya bedel olabilir.
Doğru bir hayat yaşamayan kişi ne kadar çok şey bilirse bilsin, taşımaktan öteye gidemez. Yanlış bir hayat doğru yaşanamaz yani.
Önemli olan hakikate götüren bilgiyi bulabilmek veya bilgiyi kullanarak hakikate ulaşabilmektir.
MESAİSİ RAHAT, TATİLİ BOL MESLEK; ÖĞRETMENLİK
Ayşenur öğretmen ders ziliyle birlikte sınav kâğıtlarını toplayıp sınıftan fırladı. Çantasını öğretmenler odasına bırakıp bahçe nöbeti için koşar adım merdivenlere yöneldi.
Basamak başına en az üç tane düşen “Sınavı ne zaman okursunuz hocam?” sorularını cevaplamaya çalışarak iki kat inmeyi başardı.
Birinci kata geldiğinde tek eli hafif havada, ağzı “O” şeklini almış müdür yardımcısını gördü. Ve daha köşeyi dönemeden, namlusundan kurtulan cümle yapılacaklar listesinin son satırına yerleşti.
“Hocam, yarın veli toplantı raporunu teslim etmeyi unutmuyoruz!”
Ayşenur öğretmen, zihninde çalmaya başlayan “Unutmak kolay olsa, çoktaan unutuurdum” melodisi eşliğinde, servise koşturan öğrencilerin arasından geçerek lobiye ulaştı. Tam bahçeye çıkacakken sağdan bir veli yanaştı.
“Hocam biraz konuşabilir miyiz? Dün akşam Pelin çok ağladı da...”
“A ah! Ne oldu ki?
“Derste drama yaptırmışsınız. Pelin’in grubu da çok iyi hazırlanmış. Ama onları kaldırmamışsınız.”
“Evet. Süre yetmedi. Ama yarın sıra onlarda.”
“Keşke süreyi iyi ayarlasaydınız hocam. Büyük hayal kırıklığı olmuş yani! Gece de sayıkladı hep!”
Ayşenur öğretmen birkaç sitemkâr cümleyi daha nazikçe savuşturup bahçeye adımını attığında okul müdürüyle göz göze geldi.
Okul müdürü uzaktan “Nöbete geç kaldınız hocam!” diye bağıramayacağı için önce saatine, sonra tekrar Ayşenur öğretmenin yüzüne baktı.
Ayşenur öğretmen de uzaktan “Eğer paraşüt imkânı sağlarsanız üçüncü kattan doğrudan bahçeye atlayabilirim hocam!” diye bağıramayacağı için, bahçenin uzak köşesinden gelen bu nazik uyarıyı başını hafifçe öne eğerek karşıladı ve işine baktı.
Nöbet bitince de koşarak ana sınıfına çıktı. Oğlu Doruk kapının dibinde bekliyordu.
“Anne, projeyi unutmadın değil mi!”
Melodi kaldığı yerden devam ederken, Ayşenur öğretmen ertesi gün ana sınıfında geri dönüşüm defilesi olduğunu hatırladı. Bu gece bir kıyafet tasarlamaları gerekiyordu. Okuldan çıkıp arabaya bindiler. Tam otoparktan çıkarlarken telefon çaldı. Arayan eşiydi.
“Hayatım, akşam annem gelecek. Demin aradı. Var mı alınacak bir şey falan?”
“Yemeğimiz var dünden. Ama çayın yanına bir şeyler alabilirsin.”
Eve girer girmez ana-oğul biriktirdikleri mavi kapakları salonun ortasına yığıp düşünmeye başladılar. “Takım elbise yapalım” diye ısrar eden Doruk, en son kravata zor ikna oldu. Hemen iki tane pipeti birbirine bağladılar ve mavi kapakları kravat şeklinde pipete yapıştırmaya başladılar.
Bu arada Doruk’un pantolonuna yapıştırıcı bulaştı. Okul pantolonunun diğer eşi de çamaşır sepetinde olduğu için defile hazırlığına kısa bir çamaşır molası verildi.
Doruk’un lekeli pantolonu, evin sağından solundan toplanmış koyu renkli çamaşırlarla birlikte makinenin içinde dönerken, Ayşenur öğretmen de salona döndü. Son kapağı yapıştırdıklarında zil çaldı. Gelen kayınvalidesiydi.
”Hoş bulduk kızım. Ercan gelmedi mi daha?”
“Yok anne, yediden önce pek çıkamıyor o.”
“Ah yavrum! Perişan oluyor akşama kadar. Sen iyi ki akıllılık edip öğretmen olmuşsun kızım. Bak erkenden gelmişsin eve.”
Yedi buçuk gibi eşi de geldi. Yemekte Ercan Bey gün boyu bankada uğraştığı müşterileri anlattı. Annesi de bir yandan torunuyla ilgilendi, bir yandan da oğlunu teselli etti.
Sofrada öğretmenlik-bankacılık kıyaslaması içeren birkaç cümle daha kuruldu. Ama Ayşenur öğretmen o sırada WhatsApp grubundan ödevi anlamayan üç veliye açıklama yaptığı için tam duyamadı.
Yemekten sonra çayı koyup salona geçtiler. Salonda bir yandan sohbete katıldı, bir yandan da hafta sonu yapılan veli toplantısının raporunu tamamlamaya çalıştı Ayşenur öğretmen.
Çay bardakları üçüncü turu tamamlarken, Doruk herkesi öpüp yattı. Beşinci turda kanepenin üzerine uzanmış Ercan Bey uyuklamaya başlayınca kayınvalidesi de toparlanıp çıktı.
Saat on ikiyi geçiyordu.
Eşi kanepede hafifçe horlarken ve mahalledeki evlerin ışıkları bir bir sönerken, mesaisi rahat, tatili bol Ayşenur öğretmen toplantı raporunu bitirmiş, sabah yapacağı dersin planına göz atıyordu...
Salih Uyan
#oeğretmenler #öğretmen #öğretmenlik #eğitim #oeğretmenataması
Newton's first law visualised
Also known as the law of inertia, states that an object at rest will stay at rest, (or if in motion will continue moving at a constant velocity)
unless acted upon by an external force.
📹How Ridiculous
1. Merhaba, #LGS2022 sonuçları açıklandı, veli ve öğrenciler okul arayışındalar. Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri hakkında doğru bilinen yanlışlar ve bolca şehir efsaneleri var. Mesleki ve Teknik eğitimde paradigma değişikliğinden bahsediliyor. Nedir bu paradigma değişikliği?
Yenişarbademli/ Melikler Yaylası'nda yaptığımız gözlem etkinliğimizden, Dünya'nın hareketini gözlemleyebileceğimiz bir timelapse.
En son ne zaman Samanyolu'nu gözlemlediniz?
🎥 Murat Yılmaz
@kadiralpargu42 @nurkyhnn @esmaaeroglu@MetinOK83379292@klkurdu@Trakya_Balkan Kardeşim amacın çözüm üretmekse twitter'a girdiğin telefonundan derslerini ve birçok şeyi takip edebilirsin. Hatta dünyanın birçok üniversitesinin derslerinide. Ben öyle yapıyorum mesela.