Maduro’yu evinden alan ABD’nin özel askerî gücü Delta Force’u, yarışma ve tatbikatlarda üç kez üst üste geçerek yarışmaların iptal edilmesine neden olan Türk Özel Kuvvetleri.
ABD’nin NATO’dan çıkması ve Türkiye’ye saldırısında İsrail’e yardım etmesi konusu günlerdir tartışılıyor.
Bu durum bana 1919 Paris Konferansı’nda İngiltere’nin ve ABD’nin Yunan’ı Türk’ün üzerine salmasını hatırlatıyor.
Birinci Dünya Savaşı öncesi, 1914’e gelindiğinde İngiltere ağır borç yükü altındaydı ve yükselen Almanya’yı ortadan kaldırmak için Büyük Savaş planlandı. Fransa batıdan, Rusya doğudan saldıracak ve Almanya yok edilecekti. İngiltere Savaşı kazandı ama bu bir Pirus zaferiydi. Sonuçta imparatorluk yıprandı, maliye iflas etti ve uzun bir çözülme sürecine girdi. Böylece ortaya çıkan boşluğu yükselen hegemon ABD doldurdu.
Buna rağmen Londra 1919’da Yunanistan’ı vekil olarak kullanıp Anadolu’ya sürdü. Ancak Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde Türk milleti bu oyunu bozdu. Önce Sakarya, sonra Dumlupınar ile sahadaki zafer Mudanya Ateşkes Antlaşması ve ardından Lozan ile siyasi sonuca dönüştü ve Yunan ile İngiltere Anadolu’dan sökülüp atıldı.
Bugün de 107 yıl sonra aynı tarihsel çizginin benzer bir safhasındayız. Borç yükü altında ezilen ABD, Çin’in yükselişini durduramıyor ve İsrail’in vekili gibi hareket ediyor. Bu ikili İran karşısında 40 günü aşan süreçte siyasi hedeflerinin hiçbirini gerçekleştiremedi. Hürmüz ve Bab El Mendeb’in kontrolünü dahi kaybetti .
Sahada gördüğümüz tablo son skandal kurtarma harekâtından sonra daha da dibe vurdu. ABD ve İsrail’in elinde esas olarak sadece havadan kullanılan ateş gücü var, fakat bu güç tek başına ne askeri ne siyasi sonuçlar üretmeye yetmiyor. Sürekli siviller ölüyor.
İşte bugün de benzer bir senaryo tartışılıyor. İsrail’in yeni hedefi Türkiye ve ABD’nin İsrail’e yardım etmek için NATO’dan çıkacağı tartışması sürüyor.
ABD’nin İsrail-Türkiye çatışmasında NATO Antlaşması’nın 5. maddesini uygulamamak ve İsrail’in yanında Türkiye’ye saldırmak için NATO’dan çıkmasına ihtiyacı yok ki. ABD bunu istediği şekilde zaten yapabilir zaten yapıyor da. Hele Trump döneminde bunu yapmak çok daha kolay. Diplomatik Görüşmeler devam ederken görüştüğü ülkeye saldıran bir ülke NATO Antlaşması’na uyar mı?
Türkiye’de pek çok kurum ve kişi NATO ve ABD gerçeğini görmezden gelmeye devam ediyor. ABD ve İsrail Türkiye’de ancak şunları yapabilir: Ekonomik dengemizi bozabilir,
Siyasete müdahale edebilir, kumpas kurabilir ve son tahlilde savaşta havadan ateş gücü yağdırabilir.
Ancak sonuçta elde edecekleri kayıplar çok ama çok büyük olur. Böyle bir süreçten sonra Türkiye yeni kurulan dünyada jeopolitik perspektifte yerini çok daha sağlam alır.
Kısacası 100 yıl önce çöken imparatorluk İngiltere, Yunanistan’ı kullanarak Anadolu’da sonuç almaya çalıştı ve başarısız oldu. Bugün ABD İsrail üzerinden benzer bir strateji izliyor. Bu iki tablo birçok açıdan örtüşüyor ve en çok da sonuçları itibarıyla örtüşecek. O dönemde İngiltere geriledi, yerini ABD aldı. Bugün ise ABD geriliyor, Çin yükselmeye devam ediyor, Rusya ve İran direnç gösteriyor. ABD ve İsrail ise sahada sonuç alamayan, büyük ölçüde havadan vuran bir çizgiye sıkışmış durumda, sadece çöküşlerini hızlandırıyorlar.
Bir hatırlatma yapalım.
Tarihte Anglosakson hegemonyaya tokat atabilen en büyük ulus Türkler olmuştur.
Çanakkale’den Kut ül Amare’ye Kurtuluş Savaşından Lozan’a yokluklar içinde bile olsak onları yendik.
Yeter ki biz içeride adam olalım, birlik olalım ve Mustafa Kemal’in rotasını takip edelim.
Tanrı kimseyi Türklerle savaştırmasın.
Yaşamı boyunca her insan, her kurum, ve her devlet üç durumla, sayısız kere yüz yüze gelir:
1.Haber az ‘durum belirsiz’. (Fırsat Kararı: cesaret gerektirir.)
2.Haber var ‘durum yarı belli.’ (Kriz kararı: sezgi gerektirir.)
3.Haber tam ‘durum net.’ (Mütemmim, tam karar: güven gerektirir.)
Her üçü için de hayati olan; süratli, çok süratli, azami süratli davranmayı gerekir.
ABD Donanması için durum gerçekten vahim.
En güvendiği, en yeni uçak gemisinde (USS Gerald Ford) çıkan ve 30 saat sürdüğü sonradan ortaya çıkan yangın kamuoyundan gizlendi. Yangının çıkış nedeni hâlâ tartışmalı. Savaşa destek için bölgeye gönderilen yaklaşık 13 milyar dolarlık bu platform, sahaya hiçbir somut katkı sağlayamadan Girit’e çekildi.
O zaman neden gönderdiniz?
Başta basit bir “lojistik aksaklık” gibi sunulan sorunların ötesinde, şimdi gemide çıkan yangının soruşturması için ABD’den gelen heyet Girit’te inceleme yapacak, aynı zamanda geminin 600 denizcinin güverte üstünde yatmaya mecbur kaldığı yatakhane alanlarında acil bakım ve onarıma alınacağı konuşuluyor.
Bu tablo ABD Donanması açısından ciddi bir prestij kaybıdır. Eğer Washington bu gemiyi gerçekten savaşta tam kapasite kullanmak isteseydi, tüm riskleri göze alır, bu haliyle Kızıldeniz’den Basra Körfezi’ne sürerdi. Ancak görünen o ki Amerikan amiralleri, Hegseth ve Trump gibi tecrübesiz siyasilerin kararlarının maceracı yönlendirmelerine bu gemiyi feda etmek istemiyor.
NATO cephesinde ise Hürmüz tablosu Trump için çok karanlık.
Washington konuşuyor, Avrupa dinliyor ama sahaya inmiyor. Trump son günlerde yaptığı açıklamalarda müttefiklerinden Hürmüz için savaş gemisi istedi. Ve hatta NATO’nun yardım etmemesini “çok büyük ve aptalca (Foolish) bir hata” olarak nitelendirdi. Ancak aynı süreçte “yardıma ihtiyacımız yok” diyerek kendi söylemiyle çelişti.
Avrupa tarafı ise çok daha net ve soğuk. Alman Şansölye Merz başta olmak üzere birçok ülke bu savaşın NATO’nun savaşı olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Berlin’den yükselen yaklaşım çok çarpıcı. ABD Donanması’nın baş edemediği bir tabloyu Avrupa’nın sınırlı deniz gücüyle değiştirmesi mümkün değil. Bu sadece siyasi bir ret değil, aynı zamanda askeri gerçekliğin kabulüdür.
NATO’nun kolektif refleksi adeta kilitlenmiş durumda. En üst düzey askeri isimler dahi medyada Avrupa’nın neden daha fazla katkı sunmadığını tartışırken, sahaya somut bir güç yansımıyor.
Sahadaki gerçeklik ise daha acımasız. Hürmüz Boğazı’nda risk tırmanmış, küresel enerji akışı ciddi şekilde baskı altına girmiş durumda. Petrol fiyatları yükseliyor, sigorta ve lojistik zinciri zorlanıyor. Buna rağmen ABD Donanması hâlâ bu dar geçitte tam bir deniz kontrolü sağlayabilmiş değil.
İsrail’in İran’ın üst düzey isimlerinden Larijani’ye yönelik suikastı ise çatışmayı daha da tırmandırdı, ancak Batı ittifakının büyük kısmı buna karşı da dikkat çekici bir sessizlik içinde kaldı.
Ortaya çıkan tablo askeri tarihte nadir görülen bir çelişki yaratıyor:
Planlama ABD, inisiyatif ABD, ateş gücü ABD ancak sonuçta ne deniz kontrolü sağlanabiliyor ne de ittifak dayanışma sağlayabiliyor.
Dünya Savaş tarihinde bu dönem plansızlık, öngörüsüzlük ve acemiliğin en keskin örneği olarak yerini koruyacaktır.
Bugün Hürmüz sadece bir boğaz değil.
Bir güç testine dönüştü .
Ve bu testte ilk kez şu soru yüksek sesle soruluyor:
ABD gerçekten hâlâ küresel deniz hegemonyası kurabilen bir güç mü?
Hürmüz krizi bu haliyle sadece bir savaşın değil, bir dönemin sembolü olmaya aday.
Trump’ın durumu 111 yıl önceki güneşin batmadığı Britanya imparatorluğu‘nda Başbakan Asquith’den daha kötü.
İran–ABD–İsrail savaşı ikinci haftasını tamamlarken sahada ve diplomaside dengeler hızla değişiyor.
Savaşın haftalık değelendirmesini yaptığım yeni programda Türkiye’ye düşen füze ve sahte bayrak ihtimalleri, ABD yönetimindeki neocon etkisi ve irrasyonel kararlar, Hürmüz Boğazı krizi ile bunun petrol ve küresel ticarete etkileri, İran’ın asimetrik savaş stratejisi ve deniz jeopolitiği, ABD donanmasının bölgedeki operasyonel zorlukları, Körfez ülkelerinin güvenlik ve enerji kırılganlığı, Yunanistan’ın fırsatçı hamleleri ve Ege’de değişen askeri tablo ile Türkiye’nin Kıbrıs, Ege ve Doğu Akdeniz’de atabileceği stratejik adımları ele aldık.
Ayrıca programda çarpıcı bir tarihsel paralel kuruyoruz: 111 yıl ara ile Çanakkale Boğazı ile Hürmüz Boğazı arasındaki stratejik benzerlikler.
Mayın ve namlu kardeşliğinin yerini bugün SİHA ve füze kardeşliği alıyor.
İyi seyirler.👇👇👇
https://t.co/3uWe8djCWg
“Abi nasıl para kazanacağız?” diyordunuz…
PDF hazır.
Sıfırdan başlayıp 3 ay içinde aylık 50–60K gelir üretebileceğiniz sistemin tamamını yazdım.
Boş motivasyon yok. Net model var.
📌 Ne satacağını
📌 Nasıl konumlanacağını
📌 İlk müşteriyi nasıl bulacağını
📌 30-60-90 günlük aksiyon planını
📌 Ölçekleme stratejisini
Hepsi tek PDF içinde.
Bu bir “gaz verme” rehberi değil.
Bu, uygulayana sonuç aldıracak yol haritası.
Şartlar basit 👇
RT + Takip + Beğeni
Yorumlara: Gelir Rehberi #gatify
Yazan ve şartları karşılayanlara PDF ücretsiz.
Bu sefer “denedim olmadı” bahanesi yok.
Prompt engineers make $120k-$300k yearly.
That's why I built "1000+ GPT-4 Prompts":
• 1000+ Prompts
• 5000+ AI Tools
• Tips, Tricks, Techniques & more.
And for 24 hours, it's 100% FREE!
To get it, just:
1. Like & Repost
2. Reply "Prompt"
3. Follow me (so that I can DM)