📢 Anayasa Mahkemesi’nin Nafaka Kararı Kadınlara Yönelik Ekonomik Şiddeti Artıracak
▶️🔗 https://t.co/g1sxhnilvK
🟣AYM’nin Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasına ilişkin “süresiz olarak” ibaresini oy çokluğu ile iptal ettiğini öğrenmiş bulunuyoruz. AYM’nin nafaka kararı, başta ekonomik şiddet olmak üzere kadınlara ve çocuklara yönelik her türlü şiddeti artıracak.
🟣AYM’nin iptal kararı, gerekçeli karar Resmî Gazete’de yayınlandıktan 9 ay sonra yürürlüğe girecek. Gerekçeli kararın ne zaman yayınlanacağı ise belirsiz.
‼️Buna rağmen Adalet Bakanı, kararın açıklanmasının hemen ardından yoksulluk nafakasının 12. Yargı Paketi kapsamında Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda yeniden düzenleneceğini açıkladı. Bu aceleciliği ve karara bu denli hızlı sahip çıkılmasını dikkatle not ediyoruz. Çünkü aynı yaklaşımı başka Anayasa Mahkemesi kararlarında göremiyoruz.
🟣Anayasa Mahkemesi’nin evli kadının soyadı ile ilgili iptal hükmü, yürürlüğe girdiği 28 Ocak 2024 tarihinden bu yana uygulanmıyor. Kadınlara halen kocalarının soyadı dayatılıyor.
▶️Kararın kendisi kadar zamanlaması ve yarattığı sonuçlar da kamuoyu ve gelişmeleri yakından takip eden kadın örgütleri açısından ciddi soru işaretleri taşımaktadır.
🟣Kamuoyu yıllardır, gerçeklerle hiçbir ilgisi olmayan “ömür boyu nafaka mağduriyeti” söylemleriyle sistematik biçimde yönlendirildi, kadınların boşanma sonrasında karşı karşıya kaldıkları yoksulluk görünmez kılınmaya çalışıldı.
⁉️Soruyoruz
❓Anayasa Mahkemesi bu kararı hangi sosyo-hukuki araştırmalara, bilimsel verilere dayanarak vermiştir?Hukuk, toplumsal gerçeklikten ve bilimsel araştırmalardan kopuk biçimde yorumlanabilir mi?
❓Yaklaşık on yıl önce Anayasa’ya aykırı bulunmayan bir hüküm bugün neden aykırı bulunmuştur?
❓Bu on yıllık süreçte Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği mi sağlanmıştır?
❓Kadınların işgücüne katılımı erkeklerle eşit düzeye mi ulaşmıştır?
❓Kadın yoksulluğu sona mı ermiştir?
❓Kadınlar boşanma sonrasında ekonomik güvenceye mi kavuşmuştur?
❓Yoksa bugün hâlâ kadınların önemli bir bölümü düşük ücretli, güvencesiz ve kayıt dışı çalışırken; çocukların velayetleri boşanma sonrası çoğunlukla anneye bırakılırken; bakım yükü büyük ölçüde kadınların omuzlarındayken; nafaka miktarları birdenbire yükselmiş ve erkekler açısından katlanılamaz bir yük mü yaratmıştır?
‼️Gerçekler bunun tam tersini göstermektedir. Kadın Dayanışma Vakfı’nın 2019 ve 2024 yılında yayımladığı Yoksulluk Nafakası Araştırma Raporu’na göre; Türkiye’de nafaka alan kadınların önemli bir bölümü çok düşük miktarlardaki nafakaları dahi tahsil edememektedir.
🔴Mesele hiçbir zaman nafakanın miktarı olmadı. Mesele, boşanma sonrasında kadınların ekonomik olarak bağımsızlaşabilmesi için hukuk düzeninin sağladığı sınırlı güvencelerin ortadan kaldırılmasıdır.
▶️Kararın zamanlaması çok önemlidir
🟣TBMM gündemine alınması beklenen 12. Yargı Paketi kapsamında yoksulluk nafakasına yönelik kapsamlı değişiklikler hazırlandığı ifade edilmektedir. Nafakanın süreye bağlanması, çeşitli kriterlerle sınırlandırılması ve fiilen erişilemez hale getirilmesi yönünde düzenlemeler yapılacağı uzun süredir konuşulmaktadır.
⁉️Soruyoruz
❓Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla ortaya çıkan yasal boşluk, tam da bugünlerde hazırlanmakta olan yeni nafaka düzenlemeleriyle mi doldurulacaktır? Kararın zamanlaması tesadüf müdür? Anayasa Mahkemesi neden bu dosyaya dair şimdi ve hiç olmadığı kadar hızlı karar vermiştir? Neden önceki içtihadından ayrılmış, yerleşik yaklaşımını değiştirmiştir?
❓Anayasa Mahkemesi kararını verirken yalnızca anayasal ilkeleri ve hukuku mu esas almıştır, yoksa yıllardır belirli çevreler tarafından yürütülen siyasi kampanyaların ve baskının etkisi altında mı kalmıştır?
🔴Bu sorular yalnızca kadın hareketinin değil, hukuk devleti ilkesine inanan herkesin sorması gereken sorulardır. Çünkü Medeni Kanun herhangi bir yasa değildir. Medeni Kanun, Cumhuriyet’in kadınlara eşit yurttaşlık statüsü kazandıran temel hukuk metnidir.
🔴Son yıllarda nafaka hakkından velayete, mal rejiminden aile hukukuna kadar pek çok konuda Medeni Kanun’un eşitlikçi hükümlerinin tartışmaya açıldığını görüyoruz. Kadınların kazanılmış haklarını aşındırmaya yönelik her girişim, yalnızca kadınları değil, laik hukuk devletini de hedef almaktadır.
🔴Yoksulluk nafakası bir lütuf değildir. Evlilik süresince karşılıksız bırakılan bakım emeğinin, çalışma yaşamındaki yapısal eşitsizliklerin ve boşanmanın kadınlar üzerinde yarattığı ekonomik sonuçların kısmen telafi edilmesini sağlayan bir haktır.
🔴Toplumsal cinsiyet eşitsizliği devam ederken, kadınların bakım yükü kamusal olarak paylaşılmazken, kreşler yaygınlaştırılmazken, eşit işe eşit ücret sağlanmazken ve kadın yoksulluğu giderek derinleşirken nafaka hakkının hedef alınması eşitsizliği daha da büyütecektir.
🔴Kadınların ekonomik güvencesini zayıflatacak hiçbir düzenleme toplumsal adalet üretmez.
🔴Medeni Kanun’u parça parça yok etme girişimlerine karşı çıkmaya, kadınların ekonomik ve sosyal haklarını savunmaya, eşit yurttaşlık mücadelesini sürdürmeye devam edeceğiz.
Hayatlarımızdan, haklarımızdan, hayallerimizden vazgeçmiyoruz❗️
#YasalaraDokunmaUygula
#NafakaHakkı
#MedeniYasayaDokunma
İl il #1Mayıs
📍Edremit, Burhaniye, Ayvalık
Edremit, Burhaniye ve Ayvalık'ta coşkulu mitingler yapıldı
Maden şirketlerinin kıskacındaki bölgede ekoloji mücadeleleri ve platformlarının yanı sıra kadın plantformları/inisiyatifleri de dikkat çekiciydi
https://t.co/AXquk26dtN
Bizi evde ücretsiz işçi, piyasada ucuz işgücü olarak çalıştıran, her gün daha da yoksulluğa, güvencesizliğe, şiddete mahkum eden bu düzene karşı;
Emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz, haklarımız, hayatlarımız için #1Mayıs’ta alanlardayız…
AYVALIK KADIN İNİSİYATİFİ
#1M26#Ayvalık
🔴 #MESEM kapsamında bir işyerine gönderilen 15 yaşındaki bir çocuk, 9 ay boyunca iş yeri sahibinin cinsel istismarına maruz bırakıldı.
⚠️ Bu olay münferit değil çocukların işgücü olarak piyasaya sürüldüğü denetimsiz bırakıldığı ve korunmadığı bir sistemin sonucudur.
📌 Fail hakkında yakalama kararı olmasına rağmen hala yakalanmaması cezasızlık politikasının göstergesidir. Daha vahimi tüm bu süreç yaşanırken MEB’in söz konusu işyerine çocuk göndermeye devam etmesi çocukların devlet eliyle risk altına bırakıldığını göstermektedir.
📍 #Kahramanaraş ve #Siverek'te yaşanan ve çocukların da hayatını kaybettiği saldırılar, çocukların yaşam hakkının nasıl korunamadığını bir kez daha gösterdi.
👉 Bu olaylar "istisna" değil; çocukların sistematik olarak korumasız bırakıldığını ortaya koyan ağır bir tabloyu işaret ediyor.
Çocukların çalıştırıldığı, denetlenmediği, şiddete açık bırakıldığı faillerin korunabildiği bir düzende “koruma”dan söz edilemez.
📢 EŞİK olarak bir kez daha vurguluyoruz ki; çocukları korumak devletin görevidir. Devletin yükümlülüğü çocukları çalıştırmak değil, her türlü şiddet ve istismardan korumaktır.
https://t.co/eraszyB4BM
🌳Doğayı, suyu ve toprağı savunanlar susturulamaz!
Muğla Milas’ta, #İkizköy ’ün de aralarında bulunduğu 6 köy için acele kamulaştırma süreci işletilirken; köylülerin, zeytinliklerin, ormanın ve yaşam alanlarının yanında duran #EsraIşık gece yarısı evinden gözaltına alındı ve tutuklandı.
⚠️ Suç olan, yaşamı savunmak değil; bir avuç şirketin çıkarı uğruna ormanları, zeytinlikleri, suyu ve toprağı yok etmektir.
♀️ #Akbelen ’de yıllardır süren mücadele bize bir kez daha gösterdi: Ekolojik yıkım ile kadınların yaşamına yönelik tahakküm aynı politikanın parçalarıdır. Çünkü doğa talanı en çok kadınların yaşamını etkiler; suya, toprağa, üretime, bakım emeğine ve yaşamın sürekliliğine yönelik saldırı, kadınların hayatına yönelmiş bir saldırıdır. Bu nedenle ekoloji mücadelesi aynı zamanda bir kadın mücadelesidir.
❗ Kadınların doğayı, köyünü, zeytinliğini, suyunu ve yaşam alanlarını savunması kriminalize edilemez. Esra Işık’ın tutuklanması yalnızca bir kişiye yönelik değildir; yaşamı savunan kadınlara, ekoloji mücadelesine ve anayasal haklara yönelik bir gözdağıdır.
⚖️ Anayasa’nın 56. maddesi açıktır: Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi korumak ve geliştirmek devletin ve yurttaşların görevidir. Esra Işık’ın yaptığı da tam olarak budur.
Tutuklanan yalnızca Esra Işık değil, hepimizin yaşam hakkıdır.
Yaşamı savunan kadınları susturamazsınız.
#EsraIşıkSerbestBırakılsın
#8Mart'ta
Yoksulluğa, şiddete ve savaşa karşı,
Eşitlik ve Özgürlük Mücadelesini Büyütüyoruz!
Haklarımızdan, hayatlarımızdan ve birbirimizden vazgeçmiyoruz.
Birlikte güçlüyüz! Haydi sen de gel!
Yaşasın 8 Mart! Yaşasın Mücadelemiz!
🗓️ 8 Mart Pazar
🕒 14.00
📍 Öğretmenevi Önü
🔴 Bir kadın daha, “AF” politikalarının bedelini canıyla ödedi.
Diyarbakır’da daha önce ‘uyuşturucu ticareti’ suçundan tutuklanıp cezaevine giren ve 3 gün önce 11. Yargı Paketi affıyla tahliye edilen Okay Gür (37) isimli erkek, dini nikahla birlikte yaşadığı Rojda Yakışıklı'yı (28) boğarak öldürdü.
⚠️ Bu cinayet “tesadüf” değil.
#EŞİK defalarca uyardı:
👉 11. Yargı Paketi ile getirilen salıverme / af uygulamaları, şiddet faillerini yeniden topluma “kontrolsüzce” salıyor.
👉 “Cezasızlık” politikası kadın katillerini cesaretlendiriyor.
Peki suçlu kim❓Sadece fail mi❓
Yoksa kadınların yaşam hakkını yok sayan, 6284’ü budayan, İstanbul Sözleşmesi’ni hedef alan, failleri yeniden sokağa salmanın riskini bile bile kapıları açan siyasi irade mi❓
Cevabı çok açık olduğu halde: Rojda Yakışıklı' nın ölümden kim sorumlu?
Kadına şiddeti görmezden gelerek, faillerini her fırsatta cesaretlendirerek şiddeti meşrulaştıramayacaksınız.
#KadınCinayetleriPolitiktir
Haber linki 👇
https://t.co/AWfBbZvccS
#25Kasım’a Giderken
Haklarımızdan, Hayatlarımızdan ve Hayallerimizden Vazgeçmiyor, Av. Saadet Kayaalp ile toplumsal cinsiyet eşitliğini, 6284 sayılı Kanunu ve kadına yönelik şiddete karşı mücadeleyi konuşuyoruz.
#KadınaSiddetleMucadeleGunu#6284üUygula#Ayvalık@urkadurla
🚨 SON DAKİKA 🚨
🔴 #EŞİK'in, baroların çocuk hakları merkezlerinin, çocuk örgütlerinin ve ceza hukukçularının uyarıcı çalışmaları sonuç verdi.
🔴 11. Yargı Paketi içerisinde yer alan çocuk yaşını tartışmaya açan; ancak çocuk hakları bakımından bütüncül bir bakış ve stratejiden uzak, ceza adalet sistemini alt üst eden, buna karşılık çocukları suçtan korumak için de etkisiz kalan düzenleme önerileri taslaktan çıkarıldı.
🔴 Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulması ve komisyonun çocukların eğitimden sağlığa tüm sorunlarını ele alacak bir çalışma yürütmesi planlanıyor.
▶️ #EŞİK olarak, konu hakkındaki mevcut bilgi notlarımızı iletmek ve yeni bilgi notları hazırlamak dahil, komisyonun çalışmalarına her türlü katkıyı sunacağız.
🔴 Öte yandan çocuklara değil çocukları kullanan çetelere verilen ceza artırılacak.
🔴 Çocukların başta yaşam hakları olmak üzere tüm temel haklarının hayata geçirilmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz.
Bir yandan çocuklara geleceksizlik, yoksulluk, yoksunluk ve seçeneksizlikle hiçbir yol bırakılmazken bir yandan da Türkiye, organize suç örgütlerinin ve çetelerin yuvasına dönüştürülüyor. Suçun sahipleri, sorumlular değil çocuklar cezalandırılıyor.++++
11. Yargı paketiyle getirilmek istenen nefret yasasına karşı ortak açıklamamızdır.
Bizler, kadınlar, feministler ve LGBTİ+’lar, insan onurunu yok sayan ve doğrudan hayatlarımıza yönelen nefret ve şiddetin “yasa” adı altında hukukileştirilme girişimlerine karşı +
🟣 Tüm baroların kadın hakları merkezleri ve komisyonlarından kadın avukatlar, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Kadın Hukuku Komisyonu (TÜBAKKOM) 16. Dönem 2. Genel Üye Toplantısı’nda bir araya geldi.
Siyasal iktidar tarafından getirilmesi planlanan “aile arabuluculuğu” konusundaki toplantıda söz alan TÜBAKKOM Koordinatörü Av. Bahar Gültekin Candemir, öncelikle aile hukukunda arabuluculuk müessesesine ihtiyaç olup olmadığının belirlenmesi gerektiğine dikkat çekerek;
💬 “Türk Medeni Kanunu madde 166/3 zaten eşlerin boşanmanın hukuki sonuçlarında anlaşmaları halinde hakim onayı ile yargılama yapılmaksızın boşanmalarına imkân sağlamakta; çocuk ve tarafların yararı için hakime re’sen değişiklik yapma yetkisi tanımaktadır” dedi.
💬 “Çocuğun velayeti konusunda, sosyal inceleme raporu, çocuğun beyanı ve diğer delilleri değerlendirerek en iyi kararı vermesi gereken hakimlerdir” diyen Candemir, hakimin nafaka konusunda da taraflar arasında bir anlaşma olması halinde, bu anlaşma uyarınca karar vermesinin mümkün olduğunu söyledi.
Ülke çapında barolardan gelen tüm kadınların ortak sözü ise net:
“Aile hukukunda arabuluculuk istemiyoruz. Medeni Kanun’un boşanma ile ilgili hükümleri her şeyi karşılamaktadır.”
#AileArabuluculuğunaHayır ‼️
#MedeniYasa kırmızı çizgimiz ‼️
#YasalaraDokunmaUygula ‼️
Kaynak: https://t.co/H2WMOoZlS6
@tubakkom@tbarolarbirligi