İş yerinde, okulda ya da sosyal çevrede hiçbir zararınız olmayan insanlar sizinle uğraşıyorsa ya sizin yerinizde olmak istiyorlardır, ya da güçlü yönünüz onların bir zayıflığına dokunuyordur. Carl Jung’un dediği gibi “gölgeleri tetikleniyor”dur. Bu da sizin sorununuz değildir.
Kendi değerini ispatlamak için kurduğun her uzun cümle, zorbaya teslim edilen yeni bir cephedir.
Gerçek güç, kendini açıklama ihtiyacından uyanmak ve kendi özgün sınırlarını sessizce çizmektir.
Ne kadar az onay beklersen, o kadar fethedilemez bir kale olursun.
İyi niyetli ve dürüst insanların en büyük yanılgısı, dünyayı kendi vicdanlarının aynası sanmalarıdır. Oysa hayat, sizin ilkelerinize göre oynamayanlarla doludur. Sınırlarını çizmeyi bilmeyen bir iyilik, erdem değil, açık bir davettir.
Manipüle edilmeyen insan karizması diye bir şey var. Gerçeğin farkında, kendi değerinden emin; dedikodu, kaos ve sahte kalabalık görüntülerinden etkilenmeyen; korkuyla yönlendirilmeyen, utançla yönetilemeyen insan gücü. Kitaplarda yazmaz ama sahibine çok büyük bir iktidar verir.
Doğru yerde durduğunuzda, hayatınız bir süzgeç gibi çalışmaya başlar. Yalnızlaşmak gibi görünen bu süreç, aslında kalabalık bir esaretten, nitelikli bir huzura geçiştir.
İstiyorsun ama almıyorsun.
İstedikçe isteğin büyüyor,
büyüdükçe sen küçülüyorsun.
Ve sonra bunu “kader”, “sınav”, “bekleyiş” diye adlandırıyorsun.
Değil.
Bu, ertelemeyi kutsallaştırmak.