Bu kez operasyonun ne kadar sert olduğunu anlamak için önemli:
-Açık hükme rağmen Grup Başkanvekilliğine AKP'li meclis başkanı aracılığıyla çökmeye hazırlanıyorlar
-Özgür Özel'in İzmir mitingini Valilik engellemeye çalışıyor
- Özgür Özel'i ve muhalif belediye başkanlarını tasfiye edeceklerini açıklıyorlar
AKP butlan adımını attıktan sonra mutlak ezmeye hazırlanıyor. Kılıçdar'a kızılıyor ama o, bu sürecin basit bir maşası.
İbrahim Kaboğlu: 'Mutlak butlan' adı altında verilmiş olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kendisi, anayasal düzenimiz çerçevesinde hukuken yok hükmündedir.
Tek adamdan demokrasi bekleyenler,mutlu musunuz?Adamın görevi de niyeti de belli.Ah vah deyip daha kötü günleri beklemeye devam mı?Toplumsal bir direniş gösteremezsek neler olacağını herkes biliyor olmalı artık.
N'OLMUŞ?
IKE WILLIS - Zappa’nın Emaneti Sustu
Ike Willis aramızdan ayrıldı. Zappa onu soyunma odasına götürüp, eline gitarı tutuşturup “çal bakalım bir şeyler” demişti. Ike'ın Zappa macerası böylece başladı.
ROCK'LA KAL. YUVARLAN AMA PARÇALANMA!
https://t.co/Lliy52eOEy
#zappa
YSK üyeleri yargılanacaklar Dediğim için yargılandım.
Mahkemeye gelmediler.
3 belge istedim.
RTE diploması
Mühürsüz oylar kararı
Aynı zarftan çıkan 3 oydan 1 inin geçersiz oluşu kararını.
Göndermediler.
Sonuç; BERAAT!
@eczozgurozel
BASINA VE KAMUOYUNA
TÜRKİYE BİR HUKUK DEVLETİDİR!
Anayasamıza göre hiçbir kurum ve kişi kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz. Yine anayasamız ve yasalarımız siyasi parti kongreleri dahil seçimlerin YSK denetim ve gözetiminde il ve ilçe seçim kurullarınca yürütüleceğini, itiraz sürelerini, son karar merciinin YSK ve YSK kararlarının da kesin olduğunu hükme bağlamıştır.
Hal bu iken Ankara Adliye (İstinaf) Mahkemesi; anayasayı, siyasi partiler yasasını, seçim hukukunu ve YSK'yı umursamadan CHP 38. kurultayına ilişkin "mutlak butlan" kararı vererek 3 yıl önce yapılmış, sonuçları YSK tarafından kesinleştirilip mazbataları verilmiş kurultayı geçersiz saymıştır.
Öte yandan mahkeme bir adım daha atmış -bu konuda da yetkisi olmamasına karşın- Yargıtay sürecini beklemeden icra heyeti görevlendirerek kararın uygulanmasını istemiştir.
Siyaset ve hukuk tarihimizde benzeri görülmemiş bu karar; ülkemize, milletimize, demokrasimize ve siyaset kurumumuza telafisi olanaksız zararlar verebilecek çok vahim bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.
Sorunun sadece CHP'yi değil, doğrudan anayasal düzeni, demokratik rejimi ve seçim güvenliğini ilgilendiren çok ciddi bir durum olduğu açıktır.
Bu kararın uygulanması, bundan böyle bütün seçim ve referandum sonuçlarının yıllar sonra verilecek bir dilekçe ile bir mahkeme tarafından değiştirilebileceği, böylelikle seçimlerin anlamını yitirebileceği, hatta mahkeme kararları ile Türkiye'nin anayasasız, meclissiz ve hükümetsiz bırakılabileceği gibi düşünülmesi dahi korkunç bir durum ortaya çıkarır, ki herhalde temenni de, kabul de edilemez.
Bu ağır durumdan en az zararla çıkışın ilk yolu; YSK'nın varlığını ve anayasadan aldığı yetkilerini savunarak mahkemenin yetkisiz, kararının yok hükmünde ve kendi kararlarının geçerli ve yürürlükte olduğunu açıklaması olarak görülmektedir.
Söylenmelidir; milyonlarca CHP üyesinin iradesini yok sayan, somut delil ve kanıttan yoksun, hangi delegelerin iradesinin seçimin hangi turunda ve ne şekilde sakatlandığını da belirtmeyen bir mahkeme kararıyla bir siyasi partinin genel başkanının, il başkanının ve yönetim organlarının belirlenmesinin hukukla açıklanması herhalde mümkün değildir.
Keza, Adalet Bakanı'nın bu kararı, duyulduktan sadece birkaç dakika sonra, henüz muhataplarına tebliğ bile edilmemişken kameralar karşısına geçerek savunma gereği duyması da olağan bir uygulana olarak görülemez.
Bu kararın yargı organlarınca ivedilikle düzeltilerek ülkemizin bu açmazdan kurtarılması dileğimizdir.
Demokrasiler kurumlar ve kurallarla yönetilen, hukukun üstünlüğünün, anayasanın ve yasaların kayıtsız koşulsuz uygulandığı rejimlerdir. Bundan vazgeçilemez.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!
Saygılarımızla.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ GENEL MERKEZİ
🔔Ülkemizdeki tüm Çevre Örgütlerine sesleniyorum. Denizi doğayı seven tüm insanlara sesleniyorum.
Bir tehlike geliyor
📢
İstanbul Boğazının dip yapısı Endüstriyel Balık Avlama Gemileri tarafından darp ediliyor.
Şimdide onlardan korunan adalar bölgesindeki "gırgır avcılığı yasağının" kaldırılmasını istiyorlar.
Gelin "Adalar Bölgesine" sahip çıkalım. Bu alanı kurtaramazsak İstanbulda canlı alan kalmayacak.
Küçük Ölçekli Balıkçı Kenan kardeşim gelen tehlike hakkında hepimizi uyarıyor. Okuyun.
Hep birlikte adalar bölgesine sahip çıkalım.
SİYASAL HAYATA SİYASALLAŞMIŞ YARGI MÜDAHALESİ KABUL EDİLEMEZ.
Cumhuriyet Halk Partisi hakkında bugün verilen “mutlak butlan” kararı, Türkiye’de siyasi partilere ve demokratik siyasal yaşama yönelik son derece ağır ve tehlikeli bir darbedir. Hukukun, adaletin ve yargı kurumlarının siyasal alanı dizayn etmenin aracı haline getirilmesi; bir siyasi partinin kurultay iradesine mahkeme eliyle müdahale edilmesi, yalnızca bir siyasi partiye ilişkin hukuki bir tasarruf olarak değerlendirilemez. Bu durum, doğrudan demokratik anayasal düzene yönelen açık bir müdahaledir.
Anayasa’nın 67, 68 ve 79. maddeleri; seçme ve seçilme hakkını, çoğulcu demokratik siyasal yaşamı ve seçimlerin yönetim ve denetiminin münhasıran Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisinde olduğunu güvence altına almaktadır. Siyasi partilerin kongre ve kurultay süreçleri de seçim hukuku rejiminin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle seçim kurullarının gözetim ve denetiminden geçerek oluşmuş siyasal iradenin, sonradan “mutlak butlan” kavramı genişletilmek suretiyle hükümsüz sayılması; hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı gibi seçme ve seçilme hakkının özüne yönelik açık bir müdahale niteliği taşımaktadır.
Bir siyasi partinin kurultayının yok hükmünde sayılması; milyonlarca yurttaşın siyasal tercihinin, temsil iradesinin ve demokratik katılım hakkının tartışmalı hale getirilmesi anlamına gelir. Bu yönüyle verilen karar, yalnızca bir siyasi partinin iç meselesi değil; Türkiye’de çok partili siyasal yaşamın, hukuk güvenliği ilkesinin ve anayasal demokrasinin geleceği bakımından son derece ağır sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyan bir gelişmedir.
Demokratik toplumlarda siyasal meşruiyetin temel kaynağı halk iradesidir. Yargının görevi siyasal alanı yeniden şekillendirmek değil; hukuku, temel hak ve özgürlükleri ve demokratik anayasal düzeni korumaktır. Aksi ülkemizde gerçekleşen gerek siyasi partilerin iç yönetim seçimleri ve gerekse Türkiye’de yapılmış tüm seçimlerin her zaman yıllar sonra yargının konusu yapılabilmesinin önünü açabilecek bir karar olduğu görülmektedir.
İstanbul Barosu olarak; hukukun üstünlüğünü, demokratik siyasal yaşamı, seçme ve seçilme hakkını ve anayasal düzeni savunmaya devam edeceğimizi; yargının siyasal alanı dizayn etme aracına dönüştürülmesine karşı hukuk çerçevesinde mücadelemizi sürdüreceğimizi ve sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz.
https://t.co/Nz48rDhUTv
Mutlak butlanı da iktidar icazetiyle CHP koltuğuna geçecek kişiyi de siyaseten tanımayacağız. Kararlılık büyürse karanlık dağılacak, içinizi ferah tutun. Memleketimiz için direneceğiz!
Cumhuriyet tarihi açısından kara bir gün. Mahkemeler eliyle ana muhalefet partisinin yönetimi, hukuk geleneğimizde örneği olmayan bir biçimde değiştirilmek isteniyor.
Dün paylaştığı video ile Kılıçdaroğlu’nun bu karardan haberdar olduğu ve bu kararın çıkması için uğraştığı da tescillenmiş oldu. @kilicdarogluk artık asla kurtulamayacağı bir şaibeyle hatırlanacak.
Kılıçdaroğlu sen nasıl bir şeysin?Vatan hainleri kol kola,tek parti çok yaşa devri hayırlı olsun! İstenmiyorsun,seçilmedin,azcık onurun varsa sahneden in.
Türkan Saylan’ı sadece anmak yetmez!
O’nun cesaretini, kararlılığını,
vazgeçmeyen uğraşısını anlamak gerekir.
Cumhuriyete adanmış bir ömrü,
bilimin ışığıyla yürüyen bir iradeyi, eşitlik ve
aydınlık için verilen o büyük uğraşıyı
anlamak gerekir! Çünkü fikir ve eylem insanlarını
salt anmak yetmez, onu anlamak,
gelecek kuşaklara anlatmak ve
yaşatmak gerekir.
Efsane Genel Başkanımız Türkan Saylan’ın
bedenen aramızdan ayrılışının
17. Yıl dönümünde O’nu yalnızca anmıyor,
O’nun izinde, anlayarak ve anlatarak
ilerlemeye devam ediyoruz!
#TürkanSaylan
#GelecekGüvencesi
#ÇağdaşYaşamıDesteklemeDerneği
Burası Somali değil…
Burası Türkiye Cumhuriyeti.
Görüntüler ise Adana Karataş’taki Şanlıurfalı mevsimlik tarım işçilerinin yaşam alanı…
Çocuklar çamurun,
pisliğin,
sineğin,
kanalizasyon atıklarının içinde yaşamaya çalışıyor.
Temiz içme suyu yok.
Sağlıklı tuvalet yok.
Banyo yok.
İnsan onuruna uygun barınma yok.
En acısı da ne biliyor musunuz?
Yan tarafta okul var…
Ama bu çocuklar okulda değil!
Okullar açık olmasına rağmen bu çocuklara gezici eğitim neden verilmiyor?
Neden misafir öğrenci olarak okullara kaydedilmiyorlar?
Anayasa’ya göre eğitim her çocuğun hakkıdır.
Bir çocuğun yoksul olması,
mevsimlik tarım işçisinin evladı olması,
onu eğitim hakkından mahrum bırakamaz.
2024/5 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi açıkça;
mevsimlik tarım işçilerinin barınma,
sağlık,
eğitim,
temiz su
ve çocukların korunması konusunda valiliklere ve kaymakamlıklara görev veriyor.
Peki soruyorum:
Valiler nerede?
Kaymakamlar nerede?
Sosyal devlet nerede?
Somali’ye yardım gönderenler,
önce Şanlıurfalı mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarını görsün!
Bu çocuklar sahipsiz değildir!
Bu çığlık duyulana kadar susmayacağım!
İSYAN EDİYORUM!
@ankahabera@halktvcomtr@tele2haber@szctelevizyonu@BirGun_TV@bizimtvcomtr@TvCumhuriyet
Herkes Fetö dönemi hakim ve savcılarını hiç unutmamalıdır... ama insanoğlu kısa aklıyla hareket ediyor. Bir şey olmaz.. kaçarım.
Hep kalırım.. asla hesap vermem... aptallığıyla hareket ediyor... bu bir tür kaderciliktir... aklını kullanmaması. Başa gelen çekilir
Deniz Zeyrek: “Enerji Bakanı en ucuz elektrik anlaşmasını yaptık dedi
Meclise gelince iş değişti. Süre 5 yıl uzatıldı, fiyat 3 katına çıktı.
Türkiye’ye ek maliyeti 900 milyon $, bu para kimin cebine gidiyor, bu operasyon kimin için bilmiyoruz
İktidardan tek bir açıklama yok”