bir insanın hayattaki en büyük şanslarından biri annesinin keyifli biri olması sanırım. annen keyifliyse hayatı keyifli yaşama ihtimalin artıyor ama keyifsiz kaygılı memnuniyetsizse keyifli yaşamayı öğrenmen gerekiyor. öğrenirsen ne ala
çok garip, sonunun bizi kırıp dökeceğini bile bile bazı şeylerin peşinden gitmekten kendimizi alamıyoruz. mantık dur derken, adımlarımız çoktan yola çıkmış oluyor. insanın bile isteye kendine yenilmesi ne derin bir çaresizlik.
Günaydın kendi rüzgarıyla savrulup gidenler, günaydın ruhunda yara izleri nam salanlar.
Günaydın bir toprağa ait olamayanlar, günaydın ıvır zıvır şeylere her gün bir fasıl ağlayanlar, günaydın yaka süsü gibi sevilenler. Günaydın fark edilmemiş gökyüzü.
zorlamadan, gürültü yapmadan ve kimsenin çenesini tutup yüzüne çevirmeden sadece içinden gelen azıcık ışıkla fark edilmenin o çocuksu neşesi. rengi turuncu, akşamüstü turuncusu.
yürümenin felsefesi kitabını ilk okuduğumda yürümekle ilgili kafamda yekpare kristal bir top gibi bir düşünce belirmişti; yürümek aslında bir yere ulaşmak için değil, bir süreliğine hiçbir yere ulaşmak zorunda olmamak için yapılıyordu, evet, o gün bugündür yürüyorum
çok düşündüm ama hiçbir cevap bulamadım. sevdiğim bütün insanları sevmeye nereden başladığımı sorguladım. sevmek, galiba biraz da bir nehir gibi muhatabına doğru temayül ederek akıp gitme işi. akılla ve bilinçle alınan bir karar değil; nasıl ve nereden sevmeye başladığını bilemeden kendini kaptırma işi. kalbin o insanda bir şey seziyor; belki bir aydınlık, belki bir uçurum, belki uzun zamandır aradığın o dinginlik, belki tanıdık bir yara, belki ruhuna şifa, belki mahvına sebep olacak bir şey... sonra ona doğru meylediyor. görünmez ağlar usulca etrafınızı sarıyor ve ne zaman başladığınızı hiç bilmediğiniz o akıntıya çoktan kapılmış oluyorsunuz.
zamanla anlayacaksın ki hayatında karşılaşacağın en büyük sınav devam edebilmektir.iyilik yapmaya devam edebilmek,sevmeye devam edebilmek
kalbini temiz tutmaya devam edebilmektir..
sevme biçiminiz parmak izinizdir diye bir cümle okumuştum.insan,en çok sevme kudretiyle övünmeli. yanılgılar,yenilgiler. başkalarının hayatımızda bıraktığı izlerdir ama sevmek o büsbütün bizim işimizdir.lekesiz bir sevdayı büyütmek,
işte bütün meselimiz budur.
hüzün bir duraktır; uğranır ve devam edilir. eğer kalbine "üzülme mühleti" tanımazsan, o hüzün bir süre sonra ikamete dönüşür. kalbi eğip büken her mesele için bir bitiş çizgisi şart. "bu kadar üzüleceğim, yeter" diyebilmeli insan. zira sınırı çizilmeyen her acı, sahibini yutar.