Kediye tecavüz edip dövüp bacaklarını kırıp yakan bu katili herkes yaysin bugün 8. Gün oldu yakalama kararı var ama kimse bulamıyor .ihbarciya bir milyon ödül var yine bulunmuyor herkes yaymalı
Herkes cimere şikayet etsin etmeli.!
#YavruKediİçinAdalet
Minik kedinin katili de Gülistan Doku olayına dönüyor gibi. Birileri mi koruyor, saklıyor? Sosyal medyanın bıkmasını belki bekliyorlar. Bıkarsak artık hiçbir olayda sözümüz geçmeyecek, bunu bilelim. Bugüne kadar olaylar normalleştirildi gibi, ama yeter
O süt kokan ağzını k@nla🩸 doldurdular, minik meleğim… 🪽
Sana bunu yapan caninin peşini bırakmak yok!
Susarsak, unutturursak, vazgeçersek bize de, insanlığımıza da yazıklar olsun!
Bu vahşeti gündemden düşürmeyelim. Her gün bu videodaki yiğit gibi paylaşalım, yayalım, sesimizi büyütelim.
Katil bulunana kadar susmayalım!
#HayvanKatliamınaDurDe
#HayvanaŞiddetSuçtur
hiçbir zaman gözleri görmeyecekmiş. çünkü gözü yokmuş😪
buna rağmen o kadar sevgi dolu ki
adeta bir kelebek gibi
istanbul’da taliplerini bekliyor
4 aylık bir bebiş
Deniz Zeyrek, bir üniversite öğrencisinin yaşadığı perişanlığı anlattı:
*Para harcamamak için gün boyu uyuyorum
*Her ay ailemin gönderdiği 6 bin lirayla geçinmeye çalışıyorum.
*Hem okuyorum hem çalışıyorum ama kiramı ve temel ihtiyaçlarımı karşılayamıyorum.
*Okula gidip gelmek bile 500 lira.
*Eve çıkmak için 70 bin lira biriktirdim. Şimdi kiramı ödeyebilmek için hamallık yapacağım.
*Ne kadar acı bir durum. Geleceğin gazetecileri bunlar.
*Yurtta yer yok, cepte de para yok
84 YAŞINDAKİ ABLAM İÇİN ADALET İSTİYORUZ
Yüzlerce, binlerce örnekten biliyoruz: Magandalar savunmasız kadınları öldürüyor ya da öldürme kastıyla vahşice dövüp sakat bırakıyorlar.
Eğer mağdur kadın muhalif bir aileden ise, yargı magandayı ödüllendirircesine sokağa salıyor.
İşte bizim yaşadığımız tam da budur.
Gençliğini Avustralya’da birçok erkeğin bile kolay kolay kaldıramayacğı ağır işlerde çalışarak heba eden 84 yaşındaki ablam Dilber Alınak, her yaz geldiği Digor’da sabah yürüyüşü yaparken üç yıl önce (81 yaşındaydı) bir magandanın azgın saldırısına uğradı.
O maganda, ablamın hastanede çekilmiş ekteki fotoğrafından da görüldüğü gibi, onu boğarak öldürdüğünden emin olduktan sonra, jandarma üst arama tutanağında yazılı olan takma dişlerini söktü; cep telefonu, gözlük, para, altın, banka kartları ve diğer ziynet eşyaları ile birlikte gasp etti.
Gasp ettiği eşyalar üst aramasında ele geçirildi.
Ablam hastanede günlerce komada kaldı. Ölümle pençeleşti. Doktorlar ümitlerini kesmişti. Günlerimiz hastane kapısında geçti.
Mucizevi bir şekilde hayata döndü.
Ne var ki Yargıtay 6. Ceza Dairesi, boğma girişimini öldürmeye teşebbüs değil, yaralama olarak karara bağladı. Şahsın üstünde ele geçirilen takma diş ve diğer eşyalar için de, “Gasp/yağma yok,” dedi.
Biz, muhalif olarak bilinen bir aileyiz. Şuna tüm kalbimle inanıyorum ki, dosyaya siyasi kimliğimiz üzerinden siyasi bir müdahale oldu. Yoksa suçluyu apaçık koruyan böyle vahim bir karar hukukla açıklanamaz. Hukukla hiçbir ilgisi olmayan sokaktaki herhangi bir insan bile bu karara isyan eder.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, görevi kötüye kullanma ve delilleri karartma suçu işledi. Haklarında hukuki ve cezai yollara başvurulacak ve mesele uluslararası mercilere kadar taşınacaktır.
Bugün 84 yaşında olan ablam, ağır beyin hasarıyla Avustralya’da hâlâ tedavi altındadır. Yarı ölü bir halde hayata tutunmaya çalışıyor.
O maganda ise ağzı kulaklarında sokakta fink atıyor.
Ablam, iyilikseverliğiyle Digor halkının gönlünde yer edinmiş bir insandı. Herkesin ablası, çocukların sevgili ninesiydi. Digor’a geldiğinde çocuklar bayram ederdi. Evinin önündeki bahçede hep neşeyle şakıyan bir çocuk kalabalığı olurdu. Kadınlar, çayların içildiği hoş sohbetlerde günün yorgunluğunu o bahçede atarlardı.
Ablam yaşlılık günlerini huzur içinde geçirirken, işte o magandanın vahşi saldırısına uğradı, hayatı felç oldu.
Duruşma, 17 Eylül’de Kars Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
Bizim, vicdanlı insanlardan başka gidecek bir yerimiz, çalacak başka bir kapımız yok.
Duyarlı kamuoyunu ablam Dilber’e sahip çıkmaya, adalet çağrımıza ses vermeye çağırıyoruz.
Mesele yalnızca Dilber’in meselesi değil, tüm kadınların ve tüm mağdurların meselesidir.
Suçlular cezalarını çekmeli ki başkalarına zarar vermesinler.
Tecavüz ettiler serbest kaldılar
Canlı yaktılar serbest kaldılar
Kezzapla,tekmeyle öldürdüler serbest kaldılar
Kurşunladılar serbest kaldılar
Zehir saçtılar serbest kaldılar
Barınaklarda öldürdüler serbest kaldılar
İnsanlığı uyutun dedik mi ?
#SessizCanlarınSesiOl
Üç kuruş kazancımızla sokaktaki hayvanlar için ortalama yüz kilo civarı kedi köpek maması alıyor ve dağıtıyoruz. Gelirlerini tahmin bile edemediğim, hayvan sever olduğunu gördüğüm bazı ünlü isimlerin her ay tonla bağış yapması lazım derneklere ya da besleme gruplarına. Yapanlar mutlaka vardır ama hepsi yapıyor olsa besleme yapan insanlar bas bas bağırıyor olmazdı mamamız kalmadı diye.
Bağışlarınızı gizli de yapmayın bırakın insanlara örnek olsun herkes görsün hepimiz alkışlayalım sizi. Bu canlıların dili yok siz biz olmazsak hiçbir şansları yok.
Bir ülkede #otizmli bireylerin ve ailelerinin yaşadığı çaresizliği anlamak için bazen uzun uzun anlatmaya gerek yok.
Sadece yaşananlara bakın…!
Bir anne, otizmli evladını ağır kriz dönemlerinde 2-3 günde bir polis ve jandarma eşliğinde, elleri kelepçeli şekilde acile götürmek zorunda kalıyor.
Bir iğne yapılıyor ve yeniden eve gönderiliyor.
Çünkü koca ülkede bu evladımıza uygun bir yatak, bir kontenjan BULUNAMADI!
Anne birkaç gün sonra yaşanacak yeni krizi bekliyor…
---
Metin Abi…
60 yaşın üzerinde, kalp hastası.
Otizmli oğluyla toplu taşımaya binemediği için kilometrelerce yürümek zorunda kalıyor.
Oysa hayatlarını biraz olsun kolaylaştırmak mümkün:
Bir araçla…
Ama maddi çıkmazın içerisindeki bir aile için o araç bile ulaşılmaz.
---
Başka bir baba…
Otizmli oğlu ağır krizler geçiriyor, evi kırıp döküyor.
Baba çaresizliğiyle haber oluyor.
Bir hayırsever çıkıyor ve oğlunun 5 ay boyunca bir hareket merkezinde yoğun aktivite desteği almasını üstleniyor.
Çok kısa bir süre sonra baba, oğlundaki büyük gelişmeyi anlatıyor.
İşte insanın canını en çok yakan yer burası:
DEMEK Kİ MÜMKÜN!
Doğru destekle mümkün.
Yoğun eğitimle mümkün.
Hareketle, aktiviteyle, bireye uygun programla mümkün.
Tabii paran varsa!
Peki paran yoksa?
Ve daha önemlisi:
O 5 ay bittiğinde ne olacak?
---
Bir tarafta bulunamayan bir yatak…
Bir tarafta alınamayan bir araç…
Bir tarafta işe yaradığı görüldüğü hâlde maddi imkansızlık nedeniyle sürdürülemeyen bir destek…
Ve sonra dönüp Urla’da yaşanan o korkunç olaya bakıyoruz.
60 yaşındaki Nurten Kandemir ve zihinsel engelli, aynı zamanda lösemi tedavisi gören 19 yaşındaki evladı Ahmet Barış Kandemir…
İki can artık yok.
Bir anne evladının, ardından kendi yaşamına son verdi.
Bu olayın bütün nedenlerini bilmiyoruz ve hiçbir koşul bir evladın yaşamının elinden alınmasını haklı gösteremez.
Ama bu acı olay bize çok büyük bir soruyu yeniden sordurmalı:
#Engelli bireylere ve onların bakımını yıllarca omuzlarında taşıyan ailelere yeterli desteği sağlıyor muyuz?
Bir aile daha tükenmeden…
Bir anne daha çaresizliğin içinde kaybolmadan…
Bir baba daha "Ben artık ne yapacağımı bilmiyorum" demeden…
NE BEKLİYORUZ?
Biz mucize istemiyoruz.
Kriz anında ulaşabileceğimiz bir sistem istiyoruz.
Yatak istiyoruz.
Nitelikli ve sürdürülebilir eğitim istiyoruz.
Gündüz yaşam merkezleri istiyoruz.
Ailelerin nefes alabileceği destek mekanizmaları istiyoruz.
Ve yıllardır sorduğumuz o soruya artık gerçek bir cevap istiyoruz:
"BENDEN SONRA EVLADIMA NE OLACAK?"
Urla’daki iki canı yalnızca birkaç günlük bir haber olarak okuyup geçmeyelim.
Çünkü mesele yalnızca bir ailenin hikayesi değil.
Bir aile tamamen tükenmeden önce onu tutacak bir sistem kurmak zorundayız.
Çözüm mümkün.
Yeter ki aileler, çaresizlikleriyle baş başa bırakılmasın.
#EngelliHaklarıİçinBirlikte
#Otizm365GünBizimle
Babam depremden beri Hatay'da durumu kötü olan hanelerde okuyan kız çocukları varsa benim numaramı veriyor kızım sana burs bağlasın diye. Bu sabah yine biri aradı "annemin ineği var ben de yardım ediyorum süt satıp geçiniyoruz, babam engelli çalışamıyor" dedi. 3,5 yıl geçti babamın yönlendirdiği her öğrenci için buradan paylaşım yaptım sayenizde yüzlerce öğrenciye burs bağladık. Mezun olan öğrencilerden işe başlayıp başka öğrencilere burs verenler bile oldu. Bir dönem bu platformaki toksiklik beni bunalıma sokmuştu, bir de durmadan ifadeye çağrılıyordum twitlerim yüzünden, X hesabımı kapatmayı çok düşündüm sadece bu nedenden vazgeçtim. İyi ki vazgeçmişim. Zeyno'ya burs vermek isterseniz bana yazın lütfen. Ve iyi ki varsınız.💓
Ps:Sayenizde köye heykelimi dikecekler😀
‼️ Ben Özge Bora‼️
20 yaşında #otizmli bir evladın ve 7 yaşında bir kız çocuğunun annesiyim.
Oğluma 6 aylık hamileyken babası tarafından terk edildim. Babası oğlunu bugüne kadar bir kez dahi görmedi. 20 yıldır oğlumun bakımını, eğitimini, krizlerini, ihtiyaçlarını ve geleceğine dair bütün kaygıları tek başıma taşıyorum.
Oğlum 18 yaşına geldiğinde mücadelemiz daha da ağırlaştı. Engelli sağlık kurulu raporunda "kısmi bağımlı" değerlendirmesi yapıldığı için aldığımız evde bakım yardımı kesildi.
Oysa oğlumun vasi tayini için düzenlenen sağlık kurulu raporunda, Türk Medeni Kanunu'nun 405. maddesi kapsamında "işlerini gerektiği gibi göremeyeceği, korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gerektiği" açıkça belirtilerek vasi tayininin uygun olduğuna karar verildi.
Aynı çocuk…aynı otizm, aynı engel oranı %80, aynı hastane, aynı doktor, daha fazla bakım ihtiyacı…
Bir raporda "kısmi bağımlı", diğer raporda korunması ve bakımı için "sürekli yardım gerektiği" belirtiliyor.
Sonuç ne?
20 yıldır bakımını tek başıma üstlendiğim otizmli oğlum için bugün ne evde bakım yardımı ne de engelli aylığı alabiliyorum. Raporlardaki ifadeler ve gelir kriterleri nedeniyle oğlumun gerçek hayattaki bakım ihtiyacı görmezden geliniyor.
Oğlumun lise eğitimi bitti. Örgün eğitim sona erdiği anda hayatındaki en büyük desteklerden biri de sona erdi. Şimdi haftada yalnızca 2 saat özel eğitim dışında hiçbir düzenli eğitim ve gelişim desteği yok.
Peki geri kalan 166 saat ?
Otizm 18 yaşında bitmiyor. Lise diplomasıyla ortadan kalkmıyor. Bu çocukların eğitime, sosyalleşmeye, rehabilitasyona ve yaşam becerilerini geliştirecek desteğe ihtiyaçları yetişkin olduklarında da devam ediyor.
Bir otizmli bireyi haftada 2 saatlik eğitimle desteklediğinizi söyleyip kalan bütün hayatını ailesinin, çoğu zaman da tek başına annesinin omuzlarına bırakamazsınız.
Bir de 7 yaşındaki kızım var.
Kızımın öz babası tarafından uğradığı istismarın ardından yıllardır adalet mücadelesi veriyorum. Yaşadıklarının yaralarını sarabilmek, terapilerle yeniden hayata tutunmasını sağlayabilmek için mücadele ediyorum.
Bir tarafta kızım için adalet mücadelesi, diğer tarafta otizmli oğlumun en temel hakları…
Mahkeme koridorları, hastaneler, sağlık kurulları, sosyal hizmetler, nafaka davaları…
Bitmek bilmeyen dilekçeler, raporlar, itirazlar, kurum kapıları…
Çocuklarımın hakkı için sürekli birilerine bir şeyleri anlatmak, ispatlamak, mücadele etmek…
Yorgunluk, çaresizlik, gelecek kaygısı ve hepsinden ağır olan yalnızlık…
Bir anne olarak çocuklarımı yaşatmaya, korumaya, iyileştirmeye çalışırken, bir yandan da sistemin içinde onların haklarını kaybetmemek için savaşmak zorundayım.
Ben kimseden lütuf istemiyorum.
İstismara uğrayan kızım için #adalet , #otizmli oğlum için ömür boyu güvence, yıllardır görünmeyen bakım emeğim için sosyal devletin yanımda olmasını istiyorum.
Bir annenin ne kadar dayanabileceğini değil, bir sosyal devletin vatandaşını ne kadar koruyabildiğini konuşmamız gerekiyor.
Benim hikayem yalnızca benim değil;
"Benden sonra çocuğuma ne olacak?" korkusuyla yaşayan binlerce annenin, binlerce ailenin gerçeği.
#Engelli evladının yarınından korkan, gelir kriterlerine ve raporlardaki birkaç kelimeye takılarak en temel haklarından mahrum bırakılan, eğitim ve sosyal destek için mücadele eden, çocuğu için #adalet ararken çoğu zaman yalnız bırakılan ailelerin ortak gerçeği.
Biz ayrıcalık değil, lütuf değil;
Çocuklarımız için insanca bir yaşam, güvenli bir gelecek ve anayasal haklarımızı istiyoruz.
Çünkü hiçbir anne, hiçbir aile hayatını şu soruyla geçirmek zorunda kalmamalı:
"Ben ölürsem çocuğuma kim bakacak?"
#EngelliHaklarıİçinBirlikte
Manifest’in menajeri kadar ilginizi çekmedi belki ama 14 yaşındaki Suriyeli çocuk işçi Ali Şihap, çalıştığı hurdacıda ırkçı saldırıya uğradı; tartıştığı çocuğun babası tarafından katledildi.
Suriye’de tüm ailesini çatışmada kaybeden Ali, geçen ay çalışmak için Adanaya gelmişti.
Merhaba, size 25 yaşındaki kuzenim Murat Can Pekeroğlu'nun adalet bekleyen dosyasını duyurmak ve mümkünse paylaşmanızı rica etmek için yazıyorum. Murat Can, üniversite mezunuydu ve iş bulamadığı için Trendyol'da motokurye olarak çalışıyordu. Çalıştığı sırada kendi şeridinde ilerlerken, karşı şeritten gelen bir aracın ani dönüş yapması sonucu ağır şekilde yaralandı ve hastaneden yaklaşık 1 saat yaşam mücadelesi verdikten sonra hayatını kaybetti. Murat Can'a çarpan sürücü devlet hastanesi'nin acil bölümünde çalışan bir doktordu. Görgü tanığı olay sonrası bu şahsın Murat Can'a müdahale etmediğini söyledi. Ki elimizde 9 saniyelik çekilmiş bir video var ve o videoda da müdahale etmediği açıkça görülüyor. İlk çıkan bilirkişi raporunda bu şahıs %100 kusurlu bulunurken keşiften sonra çıkan raporda bu kişi için asli kusurlu dediler. 9/9 kusurun 8'ini faile, 1'ini Murat Can'a verdiler. 1 oranındaki kusur da Murat Can'ın hız ihlali yapmış olması diyorlar. Ancak Murat Can'ın hız ihlali yapması mümkün değil. Çünkü gelmiş olduğu şeritte kasis var ve hava yağmurlu. Kasisten çok kısa bir mesafe sonrası kaza gerçekleşiyor zaten. Ayrıca her iki taraf için de hız tespiti yapılmadı. Afaki bir c��mleyle hız ihlali denmektedir. Başka bir tanık ifadesinde Murat Can'a çarpan sürücünün hızlı olduğunu, Murat Can'ın hızlı olmadığını söylüyor. Kamera görüntüleri mevcut. Ancak tüm bunlara rağmen sürücü sadece 12 saat gözaltında kaldı. 9 aydır hiçbir tutuklama olmadı. Ve hala devlet hastanesi'nde çalışmaya devam ediyor. İlk mahkemede Murat Can'ın kaskının olmadığını iddia etmişlerdi. Ancak kaskın olduğu keşif sonrası çıkan bilirkişi raporunda netleşti. Davanın bir sonraki duruşması 22 Eylül'de görülecek. Tanıklar dinlenecek. Ancak bizim en önemli tanığımız mahkemeye katılmayacağını söyleyerek bizi bıraktı. Çalışmış olduğu işyerinden ve Denizli'den apar topar ayrıldı. Şu an yeni tanıklara ihtiyacımız var. Özellikle 9 saniyelik videoda Murat Can'a müdahale eden olay anında orada olan kişiyi bulmamız gerekiyor. Ancak 9 aydır o kişiye ulaşamıyoruz. O yüzden sesimizin duyulmasına ihtiyacımız var. Lütfen dosyamızı inceleyip paylaşabilir misiniz?
Fotoğraftaki kız çocuğundan 21 Ağustos'tan beridir haber alınamıyormuş. En ufak bir şey bilen biri polise bildirsin. Kimliğiniz gizli kalır. Hiç kimse size zarar veremez. En ufak bir şey biliyorsanız lütfen yetkililer ile paylaşın. Ailesi perişan halde..
Babasını ziyaret etmek için Mersin'den Adana'ya gelen 15 yaşındaki Selin Uçak, kaybolmuştur. Kız çocuğunu görenler polise veya jandarmaya bildirsin. RT yapalım, siz de kendi hesabınızda paylaşın ve daha fazla duyulsun. #SelinUçak
Ağzının içinde pisi pisi otları, çürük dişleri, kafasında dev gibi apse ile iyiki karşıma çıktın.
Tedavi ve ameliyat ücreti 17.000 lira için destek rica ediyorum.
Toprak altından canları pahasına can kurtaran madencileri alkışlamak tamam ama onlar hakkını ararken sus pus olmaz,sıra bizde..Sofrasına koyacağı hakkı olan ekmeğin peşinde aileler..Hepimiz bu taşın altına elimizi koymalıyız.Madencinin yanındayım.
#MadenciMutlakaKazanacacak
Afyonkarahisar’da bir tarım firması, domates serasında yoğun tarım zehri kullanılmasından dolayı onlarca çalışan zehirlendi. Kim bilir dünyada kaç kişi sebebi belli ama faili meçhul tarım zehirinden hayatını kaybediyor, bu işi hala şaka sananlar var.
Tecavüzcü pedofil Ayhan Şengüler’i unuttuk sanmayın. Mescitte tecavüz ettiği kızla evlendi, kız çocuğu oldu, ona da tecavüz etti Karısı 2023ten beri adalet aradı, ama bulamadı. Şimdi anne ve kızı öldü. Ve bu tecavüzcü pedofil 13 Ekim mahkeme gününü evinde bekliyor. Türkiye, hukuk