Dünyanın çöpünü bu topraklara doldurup adına hammadde diyorlar. Küresel atık tüccarları ceplerini doldururken zehiri bu ülkenin kılcal damarlarına yayılıyor. Gece yakılan çöpler havayı, denetimsiz tesisler denizleri ve mikroplastikler soframızı kuşattı. Yangınlar ve kaçak deşarjlar yaşam alanlarımızı tek tek yutuyor. Temiz bir çevre ve zehirsiz gıda hakkı ticari çıkarların daima üstündedir. Bu topraklar rant kapısı olmaktan çıkarılmalı ve atık ticareti derhal durdurulmalıdır Toprak ve sağlığımız kimsenin rant kapısı değildir.
Antalya Döşemealtı Kuyu Tipi Hapishanesinde tutsak edilirken Kuyu tipi hapishanelerin kapatılması talebiyle 267 gündür süresiz açlık grevinde olan ve 3 aydır Antalya Şehir Hastanesi yoğun bakımında tedavi altında bulunan Gürkan Türkoğlu için ailesi hastane tarafından arandı.
Aileye, Türkoğlu’nun sağlık durumunun ağırlaştığı ve kendisini son kez görmeleri gerektiği bildirildi.
#KuyuTipiHapishanelerKapatılsın
Karşı Devrim’e Direneceğiz!
Cumhuriyet Halk Partisi hakkında verilen mutlak butlan kararını tanımıyoruz. Parti Meclisimiz konuyu detaylıca değerlendirmek üzere bu akşam olağanüstü toplanacaktır.
1, 2, 3 değil bu şirkete 2 bin 364 ruhsat verilmiş. Aslında yıllardır söylediğimiz, maden ruhsatlarının dağıtım mevzusu ifşa oldu. 2 bin 364 ruhsat sonrası bir daha vermem demek için bir hayli geç değil mi?
MESEM denilen çocukları denetimsiz ve korumasız şekilde sermayenin ucuz işgücüne dönüştüren ve katleden sistemi protesto etmek isteyen 16 TİP'li öğrenci için hazırlanan iddianamede savcılık, yoldaşlarımızın ellerindeki boyaların “silah sayılması gereken boyalar” olduğunu öne sürdü.
Boya silah değildir.
Silinince geçer!
Ama iş cinayetlerinde katledilen 88 çocuğun adı silinmez.
Gerçeği boyayla örtemezsiniz!
Tutuklu yoldaşlarımızı serbest bırakın!
Bazı canlılar için “ev”, yıkılsa bile terk edilemeyen bir hatıradır: Konti’nin kısa hikâyesi…
Burası Hatay’ın Antakya ilçesinde, iki hafta öncesine kadar onlarca ailenin yaşadığı bir konteyner kentti. Depremin ardından geçici barınma alanı olarak kurulan bu bölge son günlerde hızla boşaltıldı; konteynerler söküldü, hurdalar kamyonlara yüklenerek kaldırıldı. İnsanlar başka konteyner kentlere, kiralık evlere ya da hak sahipliğiyle verilen konutlara taşındı. Ancak bu değişime uyum sağlayamayan bazı canlılar geride kaldı. Onlardan biri de yaşlı bir köpek: Konti.
Konti, yıllardır bölgede tanınan; depremden sonra bir aile tarafından sahiplenmiş, aile taşındıktan sonra yeniden sahipsiz kalmış bir hayvan. Konteynerler kaldırıldıktan sonra bile günlerdir eski yuvasının bulunduğu noktayı terk etmiyor. Önce beklediği, bir zamanlar yuvası olan konteyner duruyordu; ardından o da yıkıldı. Fakat Konti yine kımıldamadı.
Bugün konteyner kentten geriye dümdüz bir arazi kaldı. Ama Konti hâlâ aynı yerde, geceyi yine orada geçirecek. Yarın ne olacağı ise belirsiz.
Konti’nin hikâyesi, Antakya’da sessizce yok olan bir yaşam alanının ardından geriye kalan direngen bir bekleyiş aslında. İnsanlar dağıldı, konteynerler söküldü; fakat o hâlâ eski evinin yerini bırakmıyor.
Çünkü bazı canlılar için “ev”, yıkılsa bile terk edilemeyen bir hatıradır.
10 Aralık 2025, Antakya/Hatay
SORUŞTURMAYA GİZLİLİK KARARI GETİRİLDİ
Muhammed Kendirci’nin babası, “Hayatımda ilk kez emniyet gördüm. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Hala olayın şokundayız. Dün gizlilik kararı elimize ulaştı. Biz talep etmedik.
Bu basıncın ne kadar etkili olduğunu biliyordu. Bu bir cinayettir. Çocuğumuz çok saygılıydı sessiz bir çocuktu. Oğlum çok efendiydi. MESEM öğrencisiydi, zorunlu olarak oradaydı.”
Şişli halkındır, belediye halkındır, meclis halkındır.
Halkın iradesiyle seçilmiş bir belediye başkanı olarak, aylarca süren hukuksuz bir tutukluluğun ardından tek bir şeye daha da inandım: Şişli halkının vicdanı, bu karanlığı mutlaka yenecek!
Belediye meclisini feshedebilirler, ama halkın meclisini susturamazlar. Meclis üyelerimiz “İrade Millette, Meclis Mahallede” diyerek sokak sokak, mahalle mahalle halkla buluşuyor. Gerçekleri anlatıyor, haksızlığa karşı susmuyor.
Bu mücadele, bir makamın değil;
bir mahallenin, bir kentin, bir halkın hakkını koruma mücadelesidir.
Gelin, hep birlikte güçlenelim.
Çünkü eninde sonunda adalet gelecek!
Irkçılığın propaganda stratejisi tiksinti uyandırmak üzerine kuruludur. Normalde insanların beyninde bir meseleyi neden-sonuç ya da fayda-maliyet ilişkisi üzerinden değerlendirdiği bölge ön frontal korteks’dir. Ancak ırkçılık, doğrudan beynin fiziksel tiksinti uyandıran limbik bölgelerine saldırır. Fiziksel tiksinti, hızlı bir şekilde tiksinti duyulanın insanilikten çıkartılması ve her türlü muameleye reva görülmesine yol açar. Otobüste yanınızda ter kokan ve sizi tiksindiren birisinden hızlı bir şekikde nefret etmeniz ve onun bir an evvel yok olmasını arzulamanız da aynı mekanizmanın sonucudur.
Irkçılık insanları bu şekilde travmatize ederek hızlı bir şekilde seferber edilecek linç sürülerine dönüştürmeyi amaçlar. Irkçılık, her türlü rasyonel süreci askıya aldığı için bariz bir medeniyet kaybıdır. İnsanları olabildiğince dürtüsel hale getirir ve onları barbarlaştırır.
Bir milliyetçi, cumhuriyetçi veya vatansever Çözüm sürecine karşı bu sürecin nedenlerine ve sonuçlarını tartışarak olumsuz yaklaşabilir. Bu rasyonel bir süreçtir ve beynin en geç evrimleşen bölgesi olan ön frontal kortekse hitap eder. Bir ırkçı ise, aşağıda görüldüğü üzere, insan beyninin en ilkel ve içgüdüsel bölgesini tiksintiyi tetikleyerek harekete geçirip sürü örgütlemeye, muhatabını yok etmeye ve bunun üzerine iktidar kurmaya çalışır.
Haydarpaşa ve Sirkeci Garları tarihin öksüz çocukları gibi sessizce tahliye ediliyor.
Bir haftalık tebligatlarla demiryolcular yerinden çıkarılıyor, kentin hafızası yok ediliyor.
Bu acele ne için? Kentin kalbini kim adına yerinden söküyorsunuz?
Haydarpaşa gardır, gar kalacak!
Sirkeci halkındır, öyle kalacak!
#HaydarpaşaGarKalsın #SirkeciGarKalsın
İstanbul’da düzenlenen parti etkinliğimizin ardından hukuksuzca polis ablukasına ve gözaltına alınan PM Üyemiz İrfan Değirmenci ve beraberindeki yoldaşlarımız derhal serbest bırakılsın!
İçinde bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının da bulunduğu 12 kişiyi taşıyan Madleen gemisi, Filistin halkına insani yardım götürmek üzere çıktığı yolda bu sabaha karşı işgalci İsrail kuvvetleri tarafından alıkonuldu. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ise yazılı bir açıklamayla olayı kınadığını açıkladı. Aynı gün içerisinde Mersin Limanı’na ise İsrail’e askeri yük taşıyan VELA isimli gemi yanaşacak.
AKP ticaret ortaklarının suçları karşısında sessiz ama Türkiye sessiz kalmayacak: İnsani yardım taşıyan bir gemiye el konulamaz, Filistin halkı açlığa terk edilemez!
İKTİDARIN GİZLİ PLANINI AÇIKLIYORUM
LGBTİ+ BİREYLERİNE SUÇ VE CEZAEVİ KISKACI İLE AHLAK POLİSİ UYGULAMASI GELİYOR
#ÖZELHABER
TBMM AKP Grup Başkanlığı’nda halen çalışmaları süren 10’uncu Yargı Paketi’nden LGBTİ+ bireylerin her hareketini “suç” haline getiren, Türkiye’yi Suudi Arabistan/İran’a çevirebilecek, sokakta “ahlak polisi” uygulamalarına neden olabilecek düzenlemeler çıktı.
Eğer paket, bu şekilde TBMM Başkanlığı’na sunulursa LGBTİ bireylerinin cinsiyet değiştirmesi zorlaştırılacak, izinsiz cinsiyet değiştirene ağır hapis cezası verilecek, kendi aralarında evlilik töreni yapması suç haline getirilecek, “ahlaka aykırı davranış” iddiasıyla LGBTİ+'ların cezaevine atılmasının önü açılacak... İŞTE O GİZLİ ÇALIŞMANIN DETAYLARI (1)