VİCDAN BUTLANA KARŞI!
BUTLANCILARA KARŞI YURTTAŞ BOYKOTU!
Butlancılara karşı her yurttaş karınca kararınca bir şeyler yapabilir, insani ve demokratik tepkisini gösterebilir.
Butlancılar insani, kişisel, edebi, sanatsal ve bilimsel her alanda TECRİT ve BOYKOT edilmeli!
İnsan içine çıkamaz hale getirilmeli.
Herkesin kendi çapında butlancılara karşı yapabileceği bir şeyler var!
➡️ Butlancıları ve destekçilerini sosyal medyada takip etmemek veya takipten çıkmak
➡️ Etkileşime girmemek, engellemek
➡️ Varsa selamı sabahı kesmek
➡️ Edebi-sanatsal-görsel eserlerinizi kullanmalarına izin vermemek (pek çok sanatçı bunu yapıyor)
➡️ Bilimsel çalışmalarınızı, açıklamalarınızı, araştırmalarınızı kullanmalarına izin vermemek.
➡️ İmza toplamak, açıklama yapmak! VİCDAN BUTLANA KARŞI!
Herkes sussun. Sadece bu işkence konuşulsun.
Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
"Polis altımı indirip çamaşırımı da indirmemi söyledi.
“Cinsel organını aç, arkanı dön ve eğil” dendi bana.
İnsanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyor.
Yapan utansın, ben utanmıyorum!
Ahlaksız, edepsiz, iftiracı!
Gazetecileri tenhada ‘sarı zarf’ almakla itham edip, kameralara bakamıyor bile. Genel Merkez’de uzun mesai saatleri boyunca emek veren, kamuoyunu doğru bilgilendirmek için görevini yapan gazeteciler, yalnızca mesleklerinin gereğini yerine getiriyor.
İftiralarınızda boğulun!
Çok ağır, çok haksız, çok hukuksuz 15 ay yaşadık. Sevdiklerimizden, ailelerimizden ve sizlerden uzak.
15 ay sonunda inşallah konuşacağız. Anlatacak çok şeyimiz var.
Ak Parti tarafından “Butlan” atanan mazbatasızlar CHP’de Genel Başkanlık yapamazlar…
Erdoğan iktidarının devamı için görevlendirilen butlan yönetimi, 9 milletvekilimizi hukuksuz bir şekilde disipline sevk etmek istemektedir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin onurlu ve mücadeleci tarihinde, demokrasiye ve örgüt iradesine sahip çıkanlar gururla anılacaktır. İradeyi gasp edenler, korkuyla ve baskıyla yol yürüyenler ise utançla hatırlanacaktır.
Bizler, baba ocağını teslim almaya çalışanlara karşı örgütün sesini, üyelerimizin iradesini savunmaya devam edeceğiz. CHP, Saraydan icazet alan, Saraya payanda olanların değil; bedel ödeyerek mücadele edenlerin partisidir.
Milletvekillerimizi, millet seçti ancak millet görevden alır. Atanmışlar bu partide paralel CHP oluşturamazlar.
Bu darbe püskürtülecek ve CHP’yi atanmışlar değil seçilmişler yönetecektir.
İzmir’de şu an gözaltındaki 40 kız öğrenciye çıplak arama yapıldığını öğreniyoruz.
Çıplak arama işkencedir, meşrulaştırılamaz.
İnşa ettiğiniz rejimin işkencelerini daha ne kadar örtbas edeceksiniz?
Masum insanların onuru ve hayatları üzerinde daha ne kadar tepineceksiniz?
Özgür Özel’in eski şoförü ve danışmanlığını yapan Cemil Yüzer ve Anıl Demir gözaltına alındı.
Habere gizlilik kararı getirildi.
Cemil ve Anıl Manisa’da kime sorsan güzel gösterilen, anılan insanlar. Neyin zulmü bu?
📍AKP’li Cem Küçük’ten sonra eski bir AKP’li vekil de Kemal Kılıçdaroğlu’nun foyasını ortaya döktü. Önce bir dinleyelim:
"— CHP, gayrimilli unsurlardan arınacak ve milli bir CHP geride kalacak.
— Tıpkı MHP'nin içinden Zafer Partisi'nin çıkıp MHP'nin arınması gibi, CHP de arınacak.
— CHP muhalefet olacak ama milli bir muhalefet olacak!..”
Yani Kayyum Kemal’in ne yapacağı artık kesin ve net:
Erdoğan’a karşı kazanmayacak. Kazanmak bile istemeyecek. Hatta ve hatta önümüzdeki seçim AKP’nin kazanması için elinden geleni yapacak. Belki de Cumhur İttifakı’na katılacak.
Sana verdiğimiz emekler, oylar haram zıkkım olsun!
KULİS: Ankara Başsavcısı görevden alındı, yerine Akın Gürlek’in yardımcısının atanacağı iddia ediliyor
Gözler Özgür Özel ve Ankara’daki belediye dosyalarında
https://t.co/JRDgIchxgp
Fatma artık çok hasta bir mahpus. Çıplak arama ve diğer ihlaller nedeniyle hastaneye bile sevk istemiyor. Kamuoyunun dikkatini çeker mi bilmiyorum. Çünkü yıllardır anlatmaya çalışıyoruz.
#İBBDavası'nda 48.gün
🔴 Sayıştay ve teftiş kurulunun incelemesi sonucunda herhangi bir usulsüzlük bulunmayan eylemlerden 15 aydır tutuklu..
🔴 Üstelik bir eylem kendisi işe başlamadan verilen ihale..
altında önceki dönemin yetkilisinin imzası var.
"Ben ve ekip arkadaşlarım tüm işlerimizi kanuna, hukuka, nizama ve şirket prosedürlerine uygun şekilde yaptık.
Yaptığımız tüm işlemler Sayıştay tarafından denetlenmiş ve tamamının mevzuata uygun olduğu tespit edilmiştir.
Buna rağmen hem benim yetkilerim hem de ihale ve satın alma süreçleri savcılık makamı tarafından tam olarak bilinmediğinden olsa gerek, yapmadığım işlerden sorumlu tutulup önce gözaltına alındım ve ardından 15 aydır tutuklu bulunuyorum.
15 aydır 11 yaşındaki kızımdan uzağım.
(Halit Burak Atalan burada hıçkırarak ağladı...)
(Kızım dedi ağladı
Eşinin yükünü anlatırken ağladı..)
Kızım her gün endişeleniyor. Geceleri korkular yaşıyor.
15 aydır hayat arkadaşım, eşimden uzağım..bütün yükü tek başına omuzlamak zorunda kaldı. Üzerimizden sağlık sorunları geçti, ekonomik zorluklar geçti.
Ailem her hafta beni görebilmek için büyük zorluklar yaşıyor.
15 aydır kapalı kapılar ardında, sanki sesimiz duvarların arkasında kalıyormuş gibi, sesimizi duyurmaya çalışıyoruz.
Ama sesimizi kimse duymuyor.
Depremde enkaz altında kalmış gibi hissediyorum.
Çığlık atıyoruz.. sesimizi duyan var mı?"
15 yıl CHP genel başkanlığı yapan Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu’nun söylediklerinin yüzde 1’ini bile söyleyemedi:
“— Milletin partisine çöküyorsunuz. Ondan sonra vatandaşa 'Sokağa niye çıktın' diyorsunuz!
— Seçtiği belediyesine çöküyorsunuz, 'Niye protesto ettin' diyorsunuz!
— İşçinin maaşını vermiyorsunuz, 'Niye grev yaptın' diyorsunuz!..”
Helal olsun Müsavat Dervişoğlu! Aldığın maaşın her kuruşu helal olsun!
Fatoş Pınar Türker’in savunmasının son bölümü salonda bulunan herkesi ağlattı. Mahkeme heyeti de etkilendi ki ara verdiler…Narin, iyi yetişmiş, istese yurtdışında yaşayabilecek,İstediği makamlarda olabilecek bir kariyere sahipken yaşadıkları dram film sahneleri gibi…her cümlesi okunmalı. Bölümler halinde eksiksiz paylaşacağım. Hem ibretlik hem tarihe not düşmelik…
Medya Aş Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
Geçen sene benim kızım lise sondaydı Başkanım.Yurt dışında okuyacak, Koç Lisesi'ni bitirmişti. UCL diye Londra'daki dünyanın en iyi okullarından bir tanesinden bir yani kabul almıştı. Fakat şartlı kabul. Dediler ki 13 Mart 14 Mart'ta görüşmeye çağırdılar Londra'da. Biz de 13 Mart'ta ben, büyük kızım Nehir, küçük kızım ‘ben de geleceğim’ dedi. Onunla birlikte Perşembe Londra'ya gideceğiz, pazar günü döneceğiz. 14'ünde de Nehir'in görüşmesi var. Pasaport kontrolünde biz sabah güle oynaya gittik. Bana şey dediler, "Zay kaydı" var pasaportunuzda. Dolayısıyla biz gidemedik. Pasaportuma el konuldu. Ekte uçak biletlerimi görebilirsiniz. Ondan sonra da hemen ben savcılığa, yani anladık ki bir şey var, dilekçe vererek, aynı gün ifade vermek istediğimi belirttim. 14 Mart'ta bir kere daha cevap alamadık. 14 Mart'ta bir daha ve 18 Mart'ta bir daha dilekçe verdik. Ama 3 dilekçemize rağmen 1 gün sonra hayat durdu. Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Tam polisler gelmeden yani onlar kapıyı çaldılar.Allah'tan avukatımı arayabilmiştim, çünkü girince polisler hemen telefonumu aldılar. "Hiçbir şeye dokunmayın" dediler.
İşte çocuklarım ağlıyor, diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. Dedi ki "Kaşe var mı". Dedim. "Ne kaşesi". "Şirket kaşesi" dedi. "Yok" dedim ben şirketin genel müdürüyüm kaşeyi ne yapayım? "Arayın evi" dedim, neyse evi arıyorlar filan. "Kimse yerinden kımıldamasın" filan dedi bize. Biz de böyle salonun ortasında pijamalarla duruyoruz. Kızlarım da haliyle ağlıyorlar ve ben yani bana sarılmak istiyorlar. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedi; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi.
Tiyatro mu ya da kabus mu gibi desem o gerçekten polislerin gözlerindeki o şeyi hiç unutmayacağım, ama çok insani polis memuru daha vardı. O hatta sonra beni sağlık kontrolüne götürdüğünde başına bir şey gelmeyecekse, annemi aradı iki kere, benim konuşmama izin verdi, "kızınız iyi" dedi, sonra tekrar aradı. Allah razı olsun kendisinden. Ben o şekilde çıktım evden. Küçük kızım da son kez okuluna uğramış oldum. O döneceğimi düşündü tabi akşam. 15 ay geçti üstünden. Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm.Zaten sonra gerisi yağmur gibi yağdı, işte Fatoş geldi, Ceyda geldi. Tanımadığım bir sürü insan geldi. Sonra artık orada tabi hiç görmemişsinizdir muhtemelen görmeyin de inşallah nezarethaneyi ama zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz, çünkü Bodrum katı olduğu için hiç cam, pencere yok. Müthiş bir pislik var her tarafta. Artık kaçıncı gün bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Sırayla götürüyorlar bizi. Geriye getiriyorlar. Ben de gittim. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. "Soyun" dedi. "Nasıl yani" dedim. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. "Üstünü giyebilirsin."…
Devamı 👇
🔴 İBB Davası’nda savunma yapan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
📌 Savcıya ifade vermek için avukatımla görüşeceğimi söyledim. 'Hâlâ avukat diyorsun bana. Sen bu kafayla bir daha çocuklarını asla göremeyeceksin' dedi.
📌 'Sen bekârsın, değil mi?' diye sordu. 'Evet' dedim. 'Velayetleri de sende?' diye sordu. Yeniden 'Evet' dedim. Senin çocukların reşit de değildi, değil mi?' dedi. 'Değil' dedim. 'Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını' dedi.
📌 Bir anneye böyle denir mi? Çocuklarımla tehdit ettiler. Mesela birisinin birisiyle husumeti olur. Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki?
https://t.co/bitsGUgC2l