...''Rumların ve Yunan hükümetinin para yardımıyla,pek büyük bir sermayesi vardır. Görevi,Osmanlı illeri dahilinde çeteler oluşturmak ve yönetmek,mitingler ve propaganda yapmaktır. Yunan Kızılhaç'ı da bu Mavri Mira kuruluna bağlıdır.
Terör propagandası yapmak suç olmaktan çıktı mı acaba?
Terör örgütleriyle iltisaklı ya da farklı grupların dışında,protesto yapan Türk gençlerine yapılan muamele ile bu teröristlere gösterilen müsamaha hiçbir şekilde kabul edilemez. Yazıklar olsun,yazıklar olsun...
Şu anda Güney Azerbaycan’ın Urmiye şehrinde,
Güney Azerbaycan Türkleri,
Batı ve İran rejimi destekli Türk düşmanlarına, terör örgütlerine ve yandaşlarına gereken cevabı meydanlara inerek vermiştir.
Azerbaycan var olsun, istemeyen kör olsun!
Bu toprak bölünmez!
Haray haray, ben Türk’üm
Masada anlaşıldı(!) diye,sahada gördüklerimiz/iltimas geçtiğimiz konular insanı hayrete düşürüyor. En sakin insanı bile çıldırtırsınız yahu. Bu barış çağrısı,terör örgütü PKK'nın tabanında motivasyonu yükseltti mi ne oldu böyle sevinç gösterilerinin ardı arkası kesilmiyor.
Yapay zekanın geldiği noktada insan hakları,mahremiyet,ulusal güvenlik konularının öneminin daha belirgin hale geldiğini görüyoruz. Her geçen gün hibrit tehditlerin çeşitliliği artmakta ve karşı karşıya kaldığımız durum endişe verici boyuta ulaşmaya başlamaktadır. https://t.co/9qV7Me6qWC
Bence dijital okur-yazarlık,yapay zeka,siber güvenlik gibi konuların ilkokuldan itibaren çocuklarımıza öğretilmesi gerekiyor. Yapay zeka çağında bilinçli bir neslin yetişmesi,nesil güvenliğimiz için önemli bir konudur.
Değerli gençlere bir uyarı ve hatırlatma..
Mahkeme kayıtlarından öğrendiğimize göre, Gezi hadiselerini kontrolden çıkaran FETÖcü polis şeflerinin, Gezi parkındaki çadırları yakma emriydi. Bu aleni provokasyonu tetikleyen karanlık elin, Devlet içinde devlet kurmuş hain mankurtlar olduğu 15/7'da FETÖ'nün kadroları (kısmen de olsa) ifşa olunca anlaşıldı.Hatırlarsanız, sonrasında Türkiye'nin siyasa rejimi radikal bir şekilde dönüştü.
İmamoğlu'nun adaylığı, sonra diploma meselesi, ardından yolsuzluk ve usulsuzluk soruşturmaları, İmamoğlu'nun mağduriyet resmi üzerinden genel bir öfke patlamasını tetikleyip bu kitlesel tepkileri sokağa yansıtmak istemeleri, ikinci bir çadır yakma operasyonuna plato görevi görmek anlamına gelebilir.
O nedenle, gençlere çağrım..
Demokratik ve barışçıl olmayan hiç bir mevzunun içinde olmamaları,
bir provokasyonda kullanılmalarına müsade etmemeleri ve nihayet uyanık olup, içeriden ya da dışarıdan kaynaklanabilecek her türlü asimetrik psiko-harp girişimlerini boşa çıkartmaktır.
Daha da iyisi, asıl haklarını korumanız gerekenin belediye başkanları değil, Ulus-Devletimizin egemenliği olduğunda birleşmenizdir.
Bu da, aziz ve kadim Türk milletinin varoluşunun teminatı olan 1924 Kurucu Anayasamız olduğunda birleşip, varlığımız için müdahale zamanı geldiğinde Anayasamızın arkasında sıradağlar gibi durabilmenizdir.
İngiliz Bakan: “Kıbrıs’ta gerçekçi tek çözüm iki devlet…”
İngiltere eski Dışişleri Bakanı Jack Straw, Kıbrıs sorununun Avrupa Birliği için bir tümör olduğunu belirterek, “Ada için ileriye doğru tek gerçekçi yol iki devletli bir çözümdür” dedi.
Straw, independent’teki yazısında @ErsinrTatar için KKTC Cumhurbaşkanı ifadesini kullandı.
İngiliz Bakan şöyle devam etti: “KKTC ve Türkiye tarafından paylaşılan bir görüş. Kıbrıslı Rumlar uzun süredir başarısız olan federal teklife inatla bağlı kalmaya devam ediyor. Bu tümörü Avrupa vücudundan çıkarmak için taze düşünme gereklidir…”
The Cyprus issue has gone on too long – and yet, the solution is simple https://t.co/5bb8jOPrRW
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir dizi soruşturma kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkililerinin ve diğer şüphelilerin gözaltına alınması kararı sonrası, başta anamuhalefet partisi yöneticileri olmak üzere birtakım mahfillerin siyasi ve ideolojik saiklerle soruşturmaların selametine halel getirme çabası içerisinde olduğunu görmekteyiz.
Başlatılan soruşturmanın içeriğine ve detaylarına hakim olmaksızın yapılan siyasi ve ideolojik değerlendirmeler arasında Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik akla ziyan iftiralar atıldığına da şahit olmaktayız.
Yetkisini Türk Milleti adına kullanan yargı organlarımızın bağımsızlığına yönelik yıpratma amacı taşıdığı gibi Sayın Cumhurbaşkanımızı da töhmet altında bırakmayı amaçlayan bu tip çabaların karşısında dimdik durmayı ve bu ideolojik iftira kampanyalarına karşı Cumhurbaşkanımızın hukukunu korumayı sürdüreceğiz.
Bağımsız yargının vereceği her türlü kararın tüm kesimlerce saygıyla karşılanması gerektiği düşüncemizi yineliyor, bu süreçte İletişim Başkanlığı olarak dezenformasyonla mücadelemizi sürdüreceğimizi hatırlatmak istiyoruz.
Vatandaşlarımızın da teyit edilmemiş ve şüpheli içeriklere dikkatle yaklaşarak bu mücadeleye destek olmalarını, her zaman olduğu gibi resmi kurum ve yetkililerin açıklamalarına itibar etmelerini önemle rica ediyoruz.
Ne olur,ne biter bilemiyoruz. Ama devletimize zeval gelmesin. Provokasyonlara gelmeyelim. Ve umarım bu 'yolsuzluk,rüşvet' iddiaları yalnızca bir parti odağında kalmaz,herkesin eteğinde ki taşların dökülmesine vesile olur.
Devletimizin yükü,gerçekten çok ağır. Bazı konuları eleştiririz,kızarız,tavır alırız ama günün sonunda tırnağına zarar gelsin istemeyiz. Son zamanlarda yaşananlar ise artık birlik olmamızı gerekli kılmaktadır.
hem de A,B partisi demeden herkes için 'zorunlu olarak'. Sosyal medyada oluşan bu bilgi kirliliğini önlemek,dezenformasyonla mücadele etmek ve yalnızca sosyal medya kullancısına değil;tüm halka bunu ulaştırmak gerekiyor.