Değerli arkadaşlar ben Özgür Turhan. Güzel ülkemizde komedyenlik yapıyorum. Yarın Cübbeli Ahmet Hoca ile ilgili hakaret davasında ifade vereceğim. Cumartesi günü ise, Galatasaray tarafından şahsıma dava açıldığı için karakola imza vermeye gideceğim, yaklaşık 9 aydır gidiyorum. Yaşadıklarımla beraber, almış olduğum tehditler, yapmış olduğum işi engellemeler ise şu an burada bahsi geçirilmeyecek kadar hafif geliyor.
Eti atmış olduğum tweetten dolayı, yayınlanmayan reklamlarında oynadığım için zarara uğradıklarını söyleyerek sözleşmeyi tek taraflı feshetti. Tarafıma reklamdaki zararlarını karşılamak için tazminat davası açtılar. Reklam setinde içtikleri kahvelerden, beyran çorbalarına kadar benden talep ettikleri tutar, bütün masraflar yaklaşık olarak 5 Milyon TL. Dava anlayamadığım bir şekilde aleyhimde sonuçlandı.
Pazar günü yapacağımız gösteri çekimimizden önce ne suç ne değil diye söylediğimiz bütün kelimeleri gözden geçirdik. Yasalarımıza göre herhangi bir suç işlemediğime kesinlikle emin olduğum gösterimde, eşim dostum ne zaman içeri gireceğim diye gün sayıyor.
Arkadaşlarım, tanıdıklarım yalnızca espri yaptığı için tutuklular, davaları var.
Ben komedyenim, bu ülkede yalnızca esprilerimi sizlerle paylaştığım için başıma bunlar geliyor.
Artık çok yoruldum. Ülkemizin geldiği duruma üzülüyorum, çocuklarımızın geleceğine üzülüyorum, kendime üzülüyorum. Ne yapacağımı ne diyeceğimi bilmediğim garip bir durumdayım.
Yöneticilerinin nüfus kimlikleri kopyalanırken, kamu çalışanlarının e-imzaları klonlanırken, kamu kurumlarının elektronik verileri ele geçirilirken fark etmeyen BTK, Fatih Altaylı’nın Youtube kanalını kapatırken şahine dönüşmüş.
Gerçekten fıkra gibi…
Bugün hayatım boyunca unutamayacağım, çok üzüldüğüm, çok utandığım bir gece yaşadım. Belki hepimiz, kendimizi biraz olsa sorgularız diye paylaşmak istiyorum.
Akşam bir dostum ile buluştum. Gece 23.00 gibi ise eve döndüm. Arabamı evimizin arka sokağında boş bulduğum bir yere park ettim. Eve doğru ilerlerken sokağın başındaki bir teyze bana doğru seslendi: Güzel kızım bakar mısın?
Biraz korktum. Ne de olsa karanlıklar içinde bir yaşlı kadın. Malum son süreçlerde iyice de paranoyak olmuş vaziyetteyiz. Çekine çekine yanaştım teyzeye. “Yavrum komşum Neziha telefonumda kayıtlı. Okuma yazmam yok. Onu arar mısın?” dedi.
Telefonu elime aldım. Komşuyu aradım. Teyze komşusuna başının çok ağırdığını, tansiyonunun yükselmiş olabileceğini söyledi. Ancak komşu, “Ben gelip ölçemem. Al tansiyon aletini bize gel” diye yanıt verdi. Teyze çok üzgün şekilde kapattı telefonu.
Tam evine doğru dönecekken, “Teyze ben ölçeyim tansiyonunu” dedim. Binanın içerisinde tansiyonunu ölçtüm. İnanamadım. Büyük tansiyon 25…
“Teyze çok yüksek tansiyonun” dedim. “Limon sıksam geçer mi?” diye sordu. “Limonun var mı, varsa müsade et ben girip sıkayım?” dedim. Beni içeri almaya çekinse de aldı. Kombisi olmayan buz gibi bir ev… Yerlerde ince bir çul. Teyze 4 gözlü bir elektrik sobasıyla ısınmaya çalışıyor. Teyzenin tansiyonuna mı, o derin yoksulluğa mı yanayım derken sıktığım limonu içirdim.
Öte yandan da teyzeye ambulans çağırmayı öneriyorum. Ancak korkuyor. Beni hiç tanımıyor, güvenmiyor haklı olarak. Kartal’da oturan oğlunu aramak istedi. Aradım. Oğlu, “ben Kartal’dayım gelemem” dedi. Teyzenin ısrarlı tüm aramalarına rağmen oğlu gelmedi. Bir şekilde teyzeyi ikna edip ambulansı çağırdım.
Gelen sağlık çalışanlarının ölçümünde de tansiyon 19 çıkınca hastaneye kaldırdık teyzeyi. Hastanede sürekli oğlunu sordu. En son, “Teyzecim oğlun kaç kez aradı. Seni çok merak etmiş” dedim. “Ama ben konuştuğunu görmedim” dedi. “Lavaboya gittiğimde aradı” deyince ise pek bir mutlu oldu. Halbuki ne arayan vardı ne de soran.
4 saatlik bir hastane serüveninden sonra tansiyonumuz 14’ü gördü ve eve dönmemize izin verildi. Teyzemi ilaçlarıyla evine bıraktım.
“Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” öğretisiyle büyüyen insanlarız bizler. Ancak bu şehrin koşulları her şeye yabancılaşmamıza neden olmuş vaziyette. Yanı başımızda yalnız, yoksulluk çeken komşumuzdan dahi habersiziz. Belki de şapkayı önümüze koyup düşünmenin zamanı gelmiştir.
Haydi Bakalım Twitter:)) Göster Gücünü :))) Stand Up TURNE VAR !!! Antalya ve Muğla ile başlıyoruz.. Retweet eden fav’layan bizdendir.. Ellere sağlık şimdiden .. Biletler https://t.co/iQDcqGjebh
Stadımıza gelmişken içinde tek bir haram kupanın olmadığı ve duvarlarını şampiyonluklarımızda pay sahibi olan futbolcularımızın (Sizin gibi silmek zorunda kalmadığımız) posterlerinin süslediği müzemizi de ziyaret etseydiniz.
M.A.M 15. Bölüm Uzun Tanıtım. Konuk Türkiye 13. Cumhurbaşkanı Adayı Sn. Kemal Kılıçdaroğlu. Programın tamamı yarın akşam 21.30'da BabalaTV'de #babalatv#mevzularaçıkmikrofon