Tüm şarkılar aşk için yazılmadı bence …
Bazen sevdiğimiz eş dost, aile efraddan ayrılmakta bizi çok incitir …
Zamanında yapılmamış şeyler de bizi çok üzer …
Ne demiş güftekâr ;
Lakin şu günden sonra gönlümde yer bulamazsın.
Gözüm görmesin ama …
tırnağın da kırılmasın.
Tam 22 gecedir o horlama sesine şükür ediyorum.
Bizi bırakmadığın için teşekkür ederim bir tanem. Bu kadar güçlü bir baba olduğun için teşekkür ederim.
Seni seviyorum.
Hayat öyle garip ki, bazen dünyadaki en güzel müziğin; sevdiğiniz o melodi, şarkı, ritim değil de sevdiğiniz insanın horlaması olduğunu anlarsınız.
Çünkü bilirsiniz ki onca ameliyattan sonra o hastane odasındaki horlama sesi size yeniden bahşedilen hayattır.
Şükür edersiniz.
Hayatın pamuk ipliğine bağlı olduğunu bize tam anlamıyla anlatan olaylar yaşarız. İçindeyken hiçbir şey fark etmeyiz. Kendimizle baş başa kaldığımızda yaşanan şeylerin ağırlığını düşünürüz. Aslında hiçbir şey o kadar da önemli değildir; kırgınlıklar, hayal kırıkları, öfke …
Bir sürü şeyi tek başıma yaşadığım bir dönem geçti.
Bir “arkadaşım” arıyor örneğin, bana sadece kendi hayatıyla ilgili bir şey soruyor, akıl danışıyor, stres ögesini anlatıyor, yardım istiyor.
Be öküzler “sen nasılsın?” demek zor değil.
Ama konu o DEĞİL.
Aile, iş, arkadaşlık hepsinde insanların ağzına tükürüyorsanız kıymetlisiniz. Herkes sizden çekindiğinde hayat çok daha kolay. Kibar, anlayışlı ve verici olduğunuzda insanlar size tam tersi geliyor. Bu yazılmamış bir kuraldır. Büyüklerimiz boşuna deveye diken, insana … dememiş.
Arkadaşlar 28 yaşımdan sesleniyorum. Nişan-Kına-Düğün süreçleri çok sancılı geçiyor ama bireyselde hayatınızla ilgili inanılmaz şeyleri fark etmenizi sağlıyor. Misal aileden sizi kim seviyor, kim samimi ve iyiliğinizi istiyor ?
Hangi arkadaşınız sizin gerçekten mutluluğunuzu istiyor, kim bahanelere sığınıyor ? Kim hasetleniyor, kim her şeye çıkar gözüyle bakıyor, kim kısasa kısas yapıyor ? Herkese bir kere evlenmesini tavsiye ederim. Tablo çıplak kalınca şoka giriyorsunuz.
Kimi zaman birini kaybetmezsin, ama artık onunla hiçbir yeni anı üretemediğin için, o geçmişin içindeki eski sen de orada kalır.
Ve işte o kapı…
O aslında başka bir yere değil, senin içindeki en kırılgan yere açılır.