Ara ara Sputnik’te @AliCaatay ‘ı dinliyordum. Ama son bir aydır geceleri sabaha kadar ekim-dikim yapıyoruz.
Bu nedenle müdavimi oldum.
Onun programı başladığında çadıra gidiyordum. Dinlerken uyuya kalıyordum.
Son programında Tevfik Fikret’den bahsetmişti.
70 yaşında adamı ters kelepçe ile içeri attılar.
Türkiye çölleşiyor.
Attila İlhan, aydınlarımız için şöyle der:
"Bizim aydınlarımızın önemli bir kesimi kesinlikle cahildir. Benim bu konuda ne düşündüğümü bilirsiniz. Dünyada ne oluyor bitiyor, kesinlikle okumazlar, izlemezler. İkincisi muhakemeden yoksundurlar. Olay gözüne giriyor, onu doğru değerlendirip doğru sonuç çıkartamıyorlar. Aydınlarımızın büyük bir kısmı, inanışlarından önce menfaat peşindedirler. İşin püf noktası bu." (1995).
-Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri aydın sorunudur...
Önünü aydınlatamayana “münevver” dedik.
“Yetmez ama Evetçi”, İkinci Cumhuriyetçi, Kemalizm’e burun kıvıran, NUTUK’u bile okumadan filozof olan “çeyrek eğitimli”ler türedi.
Ve biz, bunlara “aydın” dedik.
"Eskiden işçiler yeni haklar, daha iyi ücretler için grev yapardı. Bugün geldiğimiz noktada zaten açlık sınırının altında olan maaşlarını, tazminatlarını alabilmek için grev yapıyor"
Özgür Özel, konuşmasının sonunda sürpriz bir çıkış yaparak Anıtkabir yürüyüşünü başlattı.
Oysa, yürüyüşü 19 Mart’ta Saraçhane’yi dolduran gençlerle o gün başlatması gerekiyordu. O gün yürüseydi, gençlere “siz evinize dönün, bu işi bize emanet edin” demeseydi, Türkiye’yi dönüştürebilirdi. Artık, çok geç!
Ba’de harâbi’l-Basra
DÜNÜN GÜNEŞİ İLE BUGÜNÜN ÇAMAŞIRI KURUTULAMAZ.
selçuk kozağaçlı soma katliamı ile ilgili açıklamasına olay günü şöyle başlıyordu: "bir kere kaza demiyoruz. bunu politik bir nedenle söylemiyorum. kazanın bilimsel tanımına da uygun değil. kazanın bilimse tanımı şu: öngörülemez olacak. bu yüzden kaza demiyoruz."
Türk Halkını çalışmak ve üretmek kurtarır. Tarım ve gıdada üretmek ve çalışmak kooperatifçilik olmadan olmaz.
Türkiye'de kooperatifçilik için yeni ve eşitlikçi bir model geliştirilmelidir.
Ama bunun için önce bir ''ortak akıl'' geliştirilmelidir.
17 Nisan 1940 🗓️
Köy Enstitüleri, 17 Nisan 1940 tarihinde 3803 sayılı kanunla kurulan, ilkokul mezunu köy çocuklarının bu okullarda yetiştirilerek tekrar köylere öğretmen olarak gönderilmesini hedefleyen özgün bir eğitim modelidir.