İnsan nisyan ile maluldür derler.
Biz unutmayalım. 15 Temmuz’u, bu millete yaşatılan ihaneti ve vatansız hainlere karşı hafızamızı da kinimizi de diri tutalım 🇹🇷
Beni en şaşırtan iki şey:
- Hiçbir boykot ürün yoktu ve tüm ikramlar yerli malıydı: Kahve&çikolata Kahve Dünyası, lokumlar Divan’dandı.
Su gibi Coca Cola içen dünyaya sarıyer kola içirildi 2 gün, müthişti bence
- Resepsiyonda alkol servisi yoktu
Böyle olaylarda bireysel internet kullanıcıları olarak yapabileceğimiz fazla bir şey yok gibi görünüyor ama yine de yapabileceğimiz, yapmamız gereken çok şey var;
-Suçlunun adını yazmamak
-Suçlunun fotoğrafını paylaşmamak
-Suçluya, suça dair videoları paylaşmamak
-Suçlunun biyografi analizlerini yapmamak, paylaşmamak
-Suç yöntemlerinin veya olay akışının detayları hakkında konuşmamak
-Manifesto ya da bir son mesaj yazdılarsa, asla yaymamak
Zaten böyle olaylar, bu mesajlar yayılsın diye yapılıyor. Yapan kişi de görünür olmak istiyor genellikle.
Fark etmeden başka birine cesaret verebiliyor olabilirsiniz yani.
Konuyu da, suçluyu da mümkün olduğunca anonimleştirerek konuşmak en iyisi.
Bir süredir benim de dikkatimi çekiyor bu durum. Sosyal medyada aile, din ve temel toplumsal değer düşmanı paylaşımlar yapan radikal ve şiddet yanlısı tiplerin profillerinde genellikle garip bir İngilizce kullanımı, aşırı anime sevgisi, lgbt sempatisi ve pornografi oluyor.
Kainat boşluk kaldırmadığı gibi insan da boşluk kaldırmaz. Denklem hayli basit. Boşluktan şiddet girer, bağımlılık girer, 5. kol faaliyeti yürütenler girer. Sizin doldurmadığınız boşluğu başkaları doldurur.
Evladını kurslara gönderenler bu yüzden gönderiyorlar işte. Boş insanı şeytan doldurur. Büz de farkındayız futbol kursuna gönderdiğimiz çocuğumuzun lionel messi olmadığını, kızı resim kursuna yazdırırken picasso olmayacağının farkındayız.
Gençleri korumak için aileye, okula ve topluma düşen ortak bir görev var:
Aidiyet kuran, sınır koyan, değer üreten ve yalnız bırakmayan bir çevre inşa etmek.
Okul saldırıları tek bir nedene bağlanmaya, anlık çözümler sunulmaya çalışılıyor ama gerçek şu ki genç şiddeti çok faktörlü bir süreçtir. Literatür bu tür saldırıların genellikle uzun bir birikimin sonucu olduğunu söylüyor.
Aidiyet hissi olmayan gençler en büyük riski taşır. Okul saldırıları bir anda ortaya çıkmaz. Çoğu saldırgan sinyaller verir: tehditler, şiddet içerikleri, izolasyon, yoğun öfke. Bu sinyalleri ciddiye almak, erken müdahale etmek hayati önemdedir.
Farklı ülkelerden gelen ödül sahipleriyle sohbet etmek, hikâyelerini birinci ağızdan dinlemek ve ilişki kurmak… Bu temasların kıymeti “ilham” kelimesinden daha büyük.
Bazı geceler sosyal medyaya, iş hayatına, CV’ye değil; karaktere satır ekliyor. Bugün onlardan biriydi.
Ibtihal Abou El Saad. Harvard mezunu yazılım mühendisi. Microsoft’ta 3,5 yıl çalışmış. Herkesin sustuğu yerde konuşmuş; bedel ödemiş. Protesto etmiş, istifa etmiş, çalışma arkadaşlarına yazdığı mesajla “bu sadece benim meselem değil” diyerek alanı büyütmüş.
TRT World Citizen Awards, İsraillilerin şehit ettiği Ayşenur Ezgi Eygi’nin “Olumlu bir etki yaratma tutkusuyla hareket ediyorum, sürekli olarak öğrenmek, büyümek, anlamlı projelere katkıda bulunma fırsatları arıyorum.” düşüncesini hatırlatan, yaşatma isteği uyandıran bir geceydi.
Zamanında hem sınırımızı koruduk hem de mazlumun yanında durduk. Gün geldi o mazlumlar, zalimleri yendi. Bizim düşmanımızı bertaraf etti. Gün gelecek Gazze de kazanacak, Filistin de kazanacak. Mescid-i Aksa da özgür olacak.
Dumansız hava ayrıcalık değil, hakkımız.
Sigara içilmesi yasak alanlarda sigara içildiği takdirde #yeşildedektör ile ihbarda bulunabilirsiniz.
https://t.co/V7j6w6Co5a
Sigara içilen mekânlara bir daha gitmeyeceğim ve buradan ifşa edeceğim.
Talebim çok basit: Sigara içmeyene saygı gösteren işletme.
Yoksa kimin kendisine ne kadar zehirlediğiyle zerre kadar ilgilenmiyorum. Onlara da bir yer verilsin.
Bu tivitin altında toplayacağım.
📝 Kafkas Kültür, Eğitim ve Sosyal Yardım Vakfı tarafından düzenlenen "Kafkasyalı Alimler Sempozyumu", 6 Aralık'ta İslam Araştırmaları Merkezi'nde gerçekleştirilecek
Artık o abluka kırıldı. 100 gemiyle 1.000 gemiyle gideceğiz ve sahilde çocuklarla kucaklaşacağız bir dahakine. Ve döneceğiz bu leş düzenlerini başlarına geçireceğiz satılmış köpeklerin. Yaşasın özgür dünya yaşasın devrim yaşasın özgür Filistin.