Öcalan: PKK örgütünü NATO kurdu, ben geç anladım
Türkmen kökenli Öcalan “operasyonel bir eleman” olduğu için bizzat kendisinin lideri olduğu PKK örgütünü de kendisinin değil ama NATO’nun kurduğunu iddia edecek kadar saçmalıyor.
20 Temmuz 2026 tarihli DEM Parti İmralı heyeti ile yaptığı görüşme notlarında bu konu var.
Öcalan: “Ben PKK’nin Batı modernitesinin Ortadoğu’ya müdahalesinin bir sonucu olduğunu netleştirdim. Reel sosyalizm dünyanın üçte biriydi. Onu aşmamız mümkün değildi, biz onların emrini yerinegetirmedik ama onlara tabiiymişiz gibi görünüyorduk. Cumhuriyetin kurucu kadroları ve işte o NATO kadroları da böyledir. Onlar Batının, NATO’nun dediklerini yaptılar.”
İran konusuna da değinen Öcalan hem PJAK’ı Türkiye lehine dönüştürmekten hem de YNK lideri Bafil Talabani ve Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ile ittifak ederek İran’a karşı bir şeyler yapmayı öneriyor. Yani ABD işin içinde olmadan Türkiye, PJAK, Bafil Talabani ve Neçirvan Barzani ittifak yapsınlar diyor.
Öcalan: “İran böyle bırakılamaz. Suriye nasıl son dönemini yaşıyorduysa bu Şia iktidarı da son dönemini yaşıyor. Neçirvan ve Bafil’ın da içinde olacağı ve PJAK’ı da dönüştürecek bir hamle başlatmak gerekir. Türkiye pozitif rol oynamalı. Amerika-İngilize gerek kalmadan tarihi bir kardeşlik hamlesi geliştirelim. Bu, kardeşçe bir yardımlaşmadır, destektir. Birlikte PJAK’ı da dönüştürerek, uygun bir çizgiye getirerek. Yoksa binlerce kişi idam edilecek, kan deryası olacak. Bunu ABD aşamaz. Şia rejimi de kilitlenmiş, çözemez.”
Kürtlerin hiçbir şekilde federal bir devlete ya da siyasi bir statüye sahip olmasını istemeyen Öcalan hala ABD’nin Türkiye’ye karşı Kürtleri destekleyebileceğini söylüyor:
Öcalan: “Kürt meselesi de öyledir, çözülmezse isyan yine gelir. Bu bir tehdit değil. 500 bin kişi çıkar, Amerika arkasına geçer, başa bela olur. Bunun yolu Türkiye Cumhuriyeti’ni iki sütuna dayandırmaktır. Ayrı bir Kürt hukuku demiyorum. Ben neden Türk ulusunun devlet hakimiyetini tartışmadım? 27 Şubat Bildirgesinde devletin biçimini tartışmadım. Buna hakkım yok. Hakkım olsa gücüm yok. Bıraktım, onu Türkler tartışsın.”
Bu kadar saçmalayan bir adamı başka yerde bulamazsınız. Bizzat kendisi DEM Parti’nin oylarıyla “çerçeve yasa” ile kendi örgütünü “terör örgütü” olarak kanunlaştırdı.
Şimdi de çıkmış diyor ki kendisi PKK örgütünü kurmadı, NATO kurdu ve o da daha sonra bunu anlamış oldu.
Öcalan bir hiçtir. Duruma göre sürekli fikir ve tavır değiştiren bir aparattır.
Altan Tan'ın 5.50'de söylediğine katılıyorum:
"Ben Türkiye Cumhuriyeti devletinin 40 yıldır bu işi kontrollü kaos şeklinde sürdürdüğü kanaatindeyim. Bitirmek istemedi. Dünyadaki dengeler, Ortadoğu'daki dengeler, Türkiye'deki dengeler değişince düğmeye basıldı ve bitirildi."
Benim okumama göre de PKK, Türkiye'nin dışarda yayılması, içerde otoriterleşmesi, silah sanayi için gereken devasa fonların meşrulaştırılması için gerekli olan "iç/dış düşman" ihtiyacını karşıladığı için yıllarca dirsek mesafesinde tutuldu. Yoksa taraflar arasında Türkiye lehine büyük bir güç asimetrisi vardı ve bunun sonucu Öcalan defalarca Türkiye'ye teslim bayrağını çekmişti. Ama o bayrak görmezden gelindi. Çünkü henüz misyonu bitmemişti. Kendisi de bu "sefer-görev emri"nin bu kadar uzun süreceğini öngörmemiştir. "Ayıyla dansa kalktığında ne zaman dansın biteceğine ayı karar verir" dersini unutmuş olmalı.
Hala da "dans" bitmedi ancak Türkiye'nin artık MEVCUT haliyle PKK'ye ihtiyacı yok. PKK ile mücadele adı altında ayrılan devasa bütçelerle Türkiye silah satışında önemli bir merkez oldu. 30 km derinliğinde 900 km uzunluğunda bir alanda Suriye ve Irak'a yerleşti. 130'u aşkın askeri nokta kurdu. Bazı bölgelerde idari ve kültürel açıdan Türk-Arap-İslam sentezi çoktan kökleşti.
Türkiye'de hem kimlik politikaları hem vatandaşlık politikaları açısından Orwell'in 1984'ü benzeri bir rejim inşa edildi.
27 Şubat 2025'ten sonra yaşananlar ise hepimizin gözü önünde oldu. Suriye'de Rojava sönümlendirildi, SDG/YPG yakında lağvedilecek. Suriye Kürtlüğü Arap denizinde boğulmamak için sürekli tavizler vermek zorunda kalacak. Ama her taviz yeni bir tavizi gerektirecek.
PJAK İran'da zaten ciddi bir tehlike değildi, hatta Türkiye-Irak-İran üçgeninde bir tampon olarak ilerde işe de yarayabilir. Bazı raporlara göre PKK'lilerin bir kısmı PJAK'a iltihak etmeye başlamış bile. Türkiye'nin bunu farketmemiş olması ihtimali yok.
Irak'ta ise operasyon biraz daha karmaşık yürüyor. Çünkü ortada uluslararası camiada tanınan IKBY var. Talabani partisinin Kerkük'e Türkmen vali ataması ile ivme kazanan ABD-Türkiye önderliğindeki çevreleme harekatı yakında Barzani partisinin de nefes borusunu kesecektir. Irak Federal Mahkemesi, özellikle 2023 ve 2024 yıllarında aldığı bir dizi yapısal kararla IKBY'nin anayasal statüsünün sınırlarını sert bir biçimde çizdi. Yazıyı uzatmamak için ayrıntıya girmiyorum ama Barzani'siyle Talabani'siyle IKBY'nin idari, hukuki ve ekonomik varlığı adım adım tırpanlanıyor ve bunun tersine çevrilmesi zor görünüyor.
Türkiye'de PKK-DEM, eğer lider tapıncından kurtulamazsa, Altan Tan'ın öngördüğü gibi iktidar bloğuna raptedilecektir. Artık anayasa değişikliği mi olur, seçim ittifakı mı olur, iktidarın ihtiyaçları doğrultusunda kendisine yeni bir "sefer-görev emri" takdim edilecektir.
PKK'li 50 yılın sonunda Türkiye dünya enerji ve ticaret hatlarının güvence altına alınması stratejisinin, jandarması, denetçisi, maslahatgüzarı, yer yer mimarıdır artık. Bundan sonrasında da "Kozmos Kerim!"
Devletlilerimiz Apocu Hareket'e bu stratejinin başarıyla yürütülmesi ve sonuçlanmasındaki hizmetlerinden dolayı ne kadar teşekkür etse azdır.
“Fenerbahçe’nin yeni Florentino Pérez’i Sayın Mehmet Ali Aydınlar olacaktır. Kulübü içinde bulunduğu zorlu süreçten çıkararak yeniden yapılanmayı sağlayacak ve Fenerbahçe’ye sürdürülebilir başarılar ile seri şampiyonluklar kazandıracaktır.”
Bu hocayla hiçbir şey olmaz! Tedesco ile bu işin yürümeyeceğini aylar öncesinden söyledik ama nafile... Bu sezon bitiminde hocayla derhal yolların ayrılması gerekiyor.
Skoru almışsın, son dakikalara önde girmişsin ama takımda hâlâ savunma zafiyeti ve kaos futbolu hâkim. Aradan aylar geçmesine rağmen sistemin oturtulamamış olması kesinlikle kabul edilemez! ❌
Hocanın bu etkisiz yönetimiyle rakibimizle aradaki puan farkını kapatmamız imkansız. Kendi evimizde 2 puanı resmen altın tepside sunduk. 2-1 öne geçmişken maçı verip şampiyonluk yolunda bu laubaliliği sergilemek bu takıma hiç yakışmadı. Yazık! 🤦♂️🟡🔵 #Fenerbahçe #FBvRS