“Cennette bu gün gülleri açmış görürüz de
Hâlâ o kızıl hâtıra gitmez gözümüzde
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik”
-Yahya Kemal Beyatlı
30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun
"Tam 104 yıl önce bugün Yunan ordusu, 23 Ağustos 1921 salı günü, sabah sa'ât 08:30-09:00 sularında taârrûza geçti ve böylece, Türk ve dünyâ târihinin en önemli meydan savaşlarından biri olan Sakarya Melhâme-i Kübrâsı başladı.
13 Eylül 1921'de Türk ordusunun muhteşem zaferiyle sonuçlanan ve Gâzî Mustafâ Kem��l Paşa'nın "Hattı müdafaâ yoktur, sathı müdafaâ vardır" diyerek yepyeni bir savaş taktiği yarattığı Sakarya Meydân Savaşı, Türk milletine kutlu olsun..."
Bazı yanlışlar vardır; fark edildiğinde, etkileri mümkün olduğunca giderilebilir. Söz konusu ihanet belgesi “kanunlaştığı” takdirde, telafisi imkânsız olumsuzlukları yaşamamız kaçınılmaz olur!
⚪️ Güvenpark’taki eylem hakkında siyasi milletvekillerine konuşan Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Başkanı:
“Ben emir verilipte ölüme gönderilen, o sıvasız evlerden çıkan insanlardan biriyim.”
“Siz bugün bu masalarda, bu koltuklarda rahat içinde oturuyorsanız, o dışarıdaki arkadaşların sayesinde oturuyorsunuz.”
“Devleti devlet yapan ana unsur, şehit aileleri ve gazilerdir.“
Adana, Mersin, Antalya; Akdeniz pert ve ben hepimizin bu geri dönüşsüz katliam karşısında cinnet getirip üst baş paralamalı sokaklara dökülmeyişimize, bundan başka bir şey konuşabilmemize hatta, inanamıyorum.
Antalya'da Çıralı Sahilinden Konyaaltı Sahiline Kadar
Bu video 02.07.2026 tarihinde Antalya Kemer Tekirovada çekildi.
Çıralı sahilinden Konyaaltı sahiline kadar deniz plastik atıklarla kirlenmiş durumda.
Phaselis, Çamyuva, Sarısu, Alacasu.. Hepsi aynı halde.
Bu sularda yüzülmez.
Mikroplastiklerin hastalık taşıyıcı mikroorganizmalar taşımaları kuvvetle muhtemel. Bu plajlarda kesinlikli yüzülmesi sağlıklı ve güvenli değildir.
Mikroplastiklerin yutulması veya ağıza temas etmeleri hâlinde özellikle çocuklar, yaşlılar ve yüzme bilmeyen kişiler için risk oluşturuyor.
Galasaray Hukuk mezunu bir hukukçu:
"Amacınız para kazanmaksa, Galatasaray Hukuk yazılır.
Benim İstanbul'da 5 yıllık çalışan arkadaşlarım 180-300 bin TL arası kazanıyorlar. Yurt dışına gidenler de aylık 10-14 bin dolar kazanır."
"Türkiye'nin ünlü Likya Yolu üzerindeki Antalya'nın Çıralı yakınlarındaki bir plajda bir turist tarafından çekildi.
Videoda görünen sahillerdeki ve deniz yüzeyindeki beyaz parçacıklar #mikroplastiklerdir.
Yaklaşık 1500 kilometre uzunluğundaki Türkiye'nin Akdeniz kıyı şeridi boyunca benzer gözlemlerin rapor edildiğini belirtmekte fayda var.
Dahası, bu sorun tek örnek değil, yaklaşık beş aydır devam ediyor ve kaynağı Adana ve Mersin'de bulunan ağırlıklı Avrupa menşeili ithal plastik atık plastik geri dönüşüm tesislerine dayanıyor.
Bu tesislerin önemli bir kısmı #plastik #atık ithal ediyor.
Sonuç olarak, bu kirliliğin temel nedeni, AB ülkeleri de dahil olmak üzere ihracatçı ülkelere atfedilebilir."
Sedat Gündoğdu
AB plastik atıklarının Türkiye'ye ihraç edilmesi, Türkiye'de geri dönüştürülmesi ve ardından yasadışı olarak birincil mikroplastik olarak Akdeniz'e atılması anlamına geliyor.
Kısmi dava. yeni şekli ile belirsiz alacak davasının yerini tutabilir mi?
Soruyorlar: Yeni yasa değişikliğiyle kısmi davada dava değeri, ıslaha başvurmadan “bir kez” artırılabileceğine ve davalı zamanaşımı definde bulunamayacağına göre, belirsiz alacak davasının kaldırılmasına neden karşı
çıkıyorsunuz, diyorlar.
Hayır, kısmi dava yeni şekliyle de belirsiz alacak davasının yerini tutamaz.
Çünkü:
1) Başlangıçta belirlenemeyen (ölüm ve bedensel zararlar gibi) alacaklar “kısmi istek” konusu olamaz. Ya davalının kusursuz olduğu tespit edilirse, ya davacının destek tazminatı isteyemeyecek biri olduğu (yetişkin evlat, evli kişi gibi) anlaşılırsa, ya yaralanan kişinin beden gücü kaybı sıfır çıkarsa, ya dava öncesi ödenen tazminatın yeterli olduğu tespit olunursa, bütün bu durumlarda ne olacak ? Dava reddedilirken davalı vekiline yüklü bir avukatlık ücreti takdiri haksızlık olmayacak mıdır. ?
2) Yeni kısmi davada, dava değeri, ıslaha başvurmadan “bir kez” artırılabilecektir. Ya sonra durumlar değişmişse? Örneğin rapora itiraz üzerine alınan yeni hesap raporunda davacı yararına daha yüksek bir tazminat miktarı belirlenmişse ? Yeni kısmi davada dava değeri ancak “bir kez” artırılabileceğine göre,
bu artan miktar için “ıslah” yoluna başvurulacak; dava çok uzamışsa, (ki çoğu kez öyle oluyor) davalı vekili ıslaha karşı zamanaşımını ileri sürecektir.
3) Yeni kısmi davada dava değeri, ıslah yoluna başvurmadan, bir kez artırıldıktan sonra, hüküm verilmesi gecikmiş, bu arada asgari ücretler artmışsa, Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre ve kamu düzeni gereği, taraflar bir istekte bulunmasalar bile,
hakim doğrudan en son asgari ücretler üzerinden yeniden hesap raporu almak zorunda olup, davacı aradaki farkı “ıslah” yoluyla artırmak isterse, HMK 176.maddesi 2.fıkrasındaki “Aynı davada ancak bir kez ıslah yapılabilir” engeliyle karşılaşacaktır.
4) Davacının kusur ve hesap raporuna itirazları ilk derece mahkemesinde kabul olunmayıp, İstinaf aşamasında yeni bir rapor alınmış ve davacı yararına
çok yüksek bir tazminat miktarı çıkmışsa, HMK 357/1.maddesine göre istinaf aşamasında ıslah yapılamayacağı için dava çıkmaza girecektir.
Oysa, belirsiz alacak davasında dava değerinin artırılması “ıslah” olmadığı için, İstinaf aşamasında dava değeri artırılabilecek, böylece dava çözümsüz kalmayacaktır.
5) Yargıtay’ca davacı yararına bozma kararı verilmiş olup, bozma doğrultusunda yeni bir hesap raporu alınmış, daha yüksek bir tazminat miktarı çıkmışsa, gene
HMK 176.maddesi 2.fıkrasındaki aynı davada ıslah bir kez yapılabileceği hükmüne göre, ilk derece mahkemesinde yapılan ıslah nedeniyle, bozmadan sonra dava değeri ıslah yoluyla artırılamayacak mıdır ?
Gerçi HMK’nun 22.07.2020 tarih 7251 sayılı Yasa ile değişen 177.maddesine göre, Yargıtay bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra “ıslah” yapılabilmekte ise de, HMK’nun 176/2.maddesi ile 177.maddesi çelişmeyecek midir ? Geçmişte Yargıtay BGK. 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında "Bir Mahkeme kararının temyizce bozulması sonunda mahkemenin bozma kararına uyması ile dava yeniden duruşma safhasına girmiş olacatır" denilmiş; bozmadan sonra, öncekinden bağımsız, yeni bir yargılama süreci başlayacağı kabul olunmuş ise de, bunlar enine boyuna tartışılacak konulardır. Bu nedenle, belirsiz alacak davası yerine, kısmi dava karmaşasına girmek çıkmaz yol olacaktır.
6) Manevi tazminat yönünden sorunlar:
a) Manevi tazminat kısmi dava olarak açılamaz. Açılırsa, maddi tazminat yönünden kısmi dava, manevi tazminat yönünden eda davası olur,
b) Bugüne kadar ortak bir ölçüsü bulunamayan manevi tazminatın az çok (makul) bir miktarda istenebilmesi için, kusur ve sorumluluk derecelerinin ve zararın kapsamının belirlenmiş olması bugün için tek çözüm yoludur.
c) Danıştay, İYUK 16.maddesine bir fıkra eklenip “belirsiz tam yargı davası” uygulanmaya başlandıktan sonra, hemen manevi tazminatın belirsiz tam yargı davası biçiminde açılmasını kabul etmiş iken, Yargıtay bunu bir türlü kabul etmek istememiş: belirsiz alacak davasındaki harca esas değerleri “kısmi istek” olarak niteleyip “manevi tazminatın bölünmezliğ” kuralını ileri sürmüştür.
d) Yargıtay manevi tazminatın belirsiz alacak davası biçiminde açılmasını kabul etmediği için, ölçüsüzce ve yüksek miktarda istenen manevi tazminatın reddedilen kısımları üzerinden, davalı vekiline, hükmedilen manevi tazminatın çok üzerinde avukatlık ücreti takdir edildiği için, bu kararlar AİHM ve Anayasa bireysel başvuru kararlarında defalarca eleştirilmiş, hak ve adalet ilkelerine aykırı bulunmuştur.
e) Bu haksızlıkların bir türlü önüne geçilememesi üzerine, bir mahkemenin iiraz yoluyla açtığı dava sonucu, Anayasa Mahkemesi 25.12.2024 gün 29-226 sayılı kararıyla, HMK, 326. maddesi 2.fıkrasındaki “Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır” hükmünü “MANEVİ TAZMİNAT” yönünden iptal etmiş; iptal kararının gerekçesinde, istemlerdeki belirsizlik ve ölçüsüzlük nedeniyle manevi tazminatın “belirsiz alacak davası” biçiminde açılabileceği sonucuna varılmıştır.
f) Tam böyle kararlar verilirken ve sistem iyice oturmuş iken, belirsiz alacak davasını kaldırmak tam bir aymazlık ve akıl tutulması veya bir takım çıkar çevrelerinin isteğiyle hukuk düzeninin alt üst edilmesi değil midir ?
Sonuç: Manevi tazminatın yenilenen kısmi dava ile istenemeyeceği, belirsiz alacak davasının en uygun dava türü olduğu kabul edilmelidir
ANTALYADA ÇEVRE KATLİAMI VAR !
Bu video 02.07.2026 tarihinde Antalya Kemer Tekirovada çekildi. İlgili kurumlara şikayet ettik, sonradan gördüğümüz kadarıyla Çıralı sahilinden Konyaaltı sahiline kadar bu halde deniz. Phaselis, Çamyuva, Sarısu, Alacasu.. hepsi aynı halde.
Asgari ücretle nöbet tuttan adam sabaha karşı evine geldi, uyumadan sizi izledi.
Üniversite sınavına girecek çocuk 2 saat erken uyandı, sizi izledi.
Milyonlar erkenden kalktı, sizi izledi, size dua etti.
“Tweet atıyorlar, korkuyoruz” diye naz yaptığınız, trip attığınız milyonlar, sizin 1 golünüz için saç baş yoldu.
Gönlünüz eğlensin diye ananız, babanız, halanız, teyzeniz, yakın arkadaşınız kampa getirildi, yemekler yenildi.
Keyfiniz iyi olsun diye TFF başkanı dahil herkes millete racon kesti, sizi savundu.
Altın jenerasyon, en iyi kadro diye şişirilen balonlar. Sizin topunuz, 2002 Dünya Kupası’na tarih yazanların kramponlarının ayakkabı bağcığı olamaz!
Milyon dolarlık reziller.
Evine ekmek götürmek için 15 saat çalışan emekçinin, 3 kuruş zam için hak arayan emeklinin, ucuz peynir için market market gezen vatandaşın hakkı, parası, pulu, vergisi sizlere zehir zıkkım olsun!
olacak olan olur. allah'a dayanmak,bol bol infak etmek, ibadetleri aksatmamak lazım. ve bir de en önemlisi iyi yapabildiğimize inandığımız ne varsa daha yapma gayretini bırakmamak. burası dünya buradan herkes ölerek çıkacak. bizim çabamız anlatılmaya değer bir hikaye sahibi olmak
AYM’nin mevcut iş yükü ve karar temposu dikkate alındığında, bugün yapılan bir bireysel başvurunun 2032’den önce sonuçlanması yapısal olarak imkânsız görünüyor.
(Kabul edilebilirlik incelemesini geçtiği varsayımında)
Nitekim dün (2/3/2026 tarihli) Resmî Gazete'de yayımlanan 4 bireysel başvuru kararı da bu iddiamızı doğruluyor. (kararların 3 tanesi 2021, 1 tanesi ise 2022 başvurusu)
📊 Anayasa Mahkemesi 2025 yılı bireysel başvuru istatistiklerini yayınladı. Gelin birlikte inceleyelim:
🔹 AYM, kabul edilebilirlik incelemesini geçtikten sonra yılda yaklaşık 5000 bölüm/genel kurul kararı vermektedir (bkz. foto-1)
🔹 2023 ve öncesinden devreden yaklaşık 22.000 başvuru bulunuyor. (bkz foto-2)
🔹 Karar–yayım arasındaki süre de çoğu dosyada 6 aya kadar uzayabiliyor.
Bunların önemli bir kısmının repetitive (benzer konularda) başvuru olduğu varsayımında dahi 2025 başvuruları ancak AYM'nin 2030 yılındaki gündeminde kendine yer bulabilecektir.
Bir hak arama yolu, hakkın fiilen korunmasını makul sürede sağlayamıyorsa, o yolun varlığı tek başına yeterli değildir.
Bu tablo, bireysel başvurunun insan hakları bakımından dönüştürücü bir mekanizma olmaktan uzaklaştığını gösteriyor.
Şunu da açıkça ifade edelim: bu tablodan ve vardığımız sonuçtan tek başına AYM'yi sorumlu tutmak haksızlık olur. AYM gerçekten çok yüksek bir tempoyla çalışıyor fakat kararlarının hukuk alemindeki sınırlı etkisi benzer başvurularla sürekli mücadele etmesi neticesini doğuruyor.
Gelinen noktada bireysel başvurunun insan haklarına katkısını, normatif çerçevesi kadar etki kapasitesi üzerinden de yeniden tartışmamız gerekiyor.
Avukatlık mesleğinin muhatabı hukuki sorunlar yaşayan, çoğunlukla psikolojisi bozulmuş, stresli, kaygılı insanlardır.
Müvekkilinin ciddi bir hukuki sorununu çözdüğünde, mesleki bir başarı kazandığında kısa bir rahatlama ve mutluluk yaşasan da hemen aklına henüz sorunları çözülmemiş diğer müvekkillerin, dosyaların gelir. Gelmese de hatırlatılması uzun sürmez.
Diğer yandan çözülmesi gereken hukuki sorunlar yoksa işin de yok demektir. O zaman da maddi sorunlar yaşarsın. Ki iş yoğunluğundan yakınmak yeğdir.
Özetle avukat için huzurlu bir ömür, hatta çoğu kez huzurlu bir gün dahi mümkün olmaz. Olsa olsa keyifli saatler olabilir.
İşin sorun çözmekse, sorunsuz, huzurlu bir hayat isteği mantıksızdır ve mutsuz eder.
Bunu kabullenmek ve anı yaşamayı bilmek gerekir.