Erkeklerin her suçunun böyle basit sebeplere indirgenmesi ve normalleştirilmesi midemi bulandırıyor. Mini etek gördü diye tecavüz etsin, iki silahlı oyun oynadı diye okul tarasın, karısına tepesi attı diye cinnet geçirip öldürsün. Hadi ya. Sorun tam olarak erkeklik anlayışınızda.
Aynı oyunları, aynı dizileri kız çocukları da görüyor kadınlar da görüyor ama nasılsa hep erkekleri etkiliyor. Hem duygusal açıdan zayıf olanın kadın olduğunu söylüyorlar hem de en ufak bi görselden etkilenip cinayet işleyecek kadar iradesiz bi erkeklikten bahsediyorlar.
Ags çalışırken bu yaşananları izlemek çok kanıma dokunuyor. Ne için uğraşıyoruz ki demeden edemiyorum. Türkiye'de kırsalda yaşayan birçok kadının umudu öğretmen olup ayaklarının üstünde durmaktı. Kurtuluş yolumuz buydu. Yaşananlar onu da çalacak gibi duruyor.
diyelim ki uyandım ve hesabımda elli milyon LİRA deği, elli milyon DOLAR varmış. o zaman modadan bir tane ev bakırköy’den de 1 tane ev alırdım. bebekten de 1 tane iş yeri alırdım. sonra normal yaşamaya devam ederdim. işe de giderdim. canımı sıkarlarsa işten çıkardım
Bu ülkede eğitim politikası yapılmıyor.
Bu ülkede rastgele karar alınıyor.
Geçen yıl AGS adı altında Eğitim Bilimleri’ni sildiniz. ÖABT’de alan eğitimini yok saydınız. Tek bir bilimsel rapor yoktu, tek bir pilot uygulama yoktu, tek bir akademik kurul kararı yoktu. Sadece bir imza, bir duyuru, bir “böyle uygun gördük”.
Sonra ne oldu?
Bir yıl sonra, üstelik sınava 6 ay kala, “geri getirdik” dediniz.
Bu ne tutarsızlık?
Bu ne plansızlık?
Bu ne ciddiyetsizlik?
Dün gereksiz dediğinizi bugün zorunlu ilan ediyorsanız, ortada akılcı bir sistem değil, kontrolsüz bir yönetim refleksi vardır. Eğitim Bilimleri bir hata değilse neden kaldırıldı? Hataysa neden geri getirildi? Bu soruların hiçbirine cevap yok.
Çünkü cevap yok. Çünkü düşünülmedi. Çünkü hesap yapılmadı.
Bu yaklaşımın adı reform değil, kaostur.
Bu yaklaşımın adı dönüşüm değil, savurganlıktır.
Bu yaklaşımın adı yönetim değil, sorumsuzluktur.
Binlerce öğretmen adayı, sizin bu kararsızlığınız yüzünden planlarını yaktı, kaynaklarını çöpe attı, aylarca yanlış yönlendirildi. Kim özür diledi? Kim sorumluluk aldı? Kim bedel ödedi?
Hiç kimse.
Çünkü bu sistemde bedel ödeyenler karar verenler değil, susmak zorunda bırakılan adaylar.
Eğitim gibi hayati bir alanda, “olmadı geri alırız” diyebilecek bir rahatlık varsa, burada devlet ciddiyetinden söz edilemez. İnsanların yılları, emeği, psikolojisi bu kadar ucuz olamaz.
Bu bir sınav krizi değil.
Bu bir yönetim krizi değil.
Bu zihniyet krizidir.
Ve bu kriz, her yıl başka bir ad altında öğretmen adaylarının hayatına çarpmaya devam ediyor.
#YusufTekinİSTİFA
gündemde iki tane hashtag var biri ögretmenlerin digeri dis hekimi ve eczacıların herkes bi sekilde atanmaya calısıyor su ana kadar basarılı olabilen tek meslek grubu tıbbi sekreterler… sitcom gibi ülke